Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Cuma Namazı Tatili: "Özgürlük Adına Özgürlüğü Katletmek"


Açıklama: Laik Cumhuriyete bir kurşun daha sıkıldı.
Kategori: Haber
Eklenme Tarihi: 13 Ocak 2016
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 21:59
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=22511


Cuma Namazi Tatili: “Özgürlük Adina Özgürlügü Katletmek”

Laik Cumhuriyete bir kursun daha sikildi.

8 Ocak 2016 tarihli Resmi Gazetede yayinlanan 2016/1 sayili Basbakanlik genelgesine göre Cuma günleri çalisma saatleri Cuma Namazi saatlerine göre düzenlendi.

Basbakan dahil tüm milletvekillerinin uyacaklarina dair “namus ve serefleri üzerine yemin etikleri Anayasanin 14. Maddesi kesin sekilde “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlügünü bozmayi ve insan haklarina dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldirmayi amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanilamaz” demektedir. Yine 24. Madde “Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kismen de olsa, din kurallarina dayandirma veya siyasî veya kisisel çikar yahut nüfuz saglama amaciyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularini yahut dince kutsal sayilan seyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz” dedigi halde; kamu görevlilerinin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzeni din kurallarina dayandirilarak belirlenmistir.

Demokrasi ve laiklik düsmanlarinca 26 yil önce katledilen, Atatürkçü Düsünce Derneginin Kurucu Baskani Prof. Dr. Muammer Aksoy “din ve vicdan özgürlügü” adina yapilan bu tür düzenlemeleri “tersine çevrilmis bir özgürlük anlayisi” olarak degerlendirmekte ve “özgürlük adina özgürlüklerin katledilmesi” demektedir. Muammer Aksoy oy hesaplari ugruna bu tür laiklik ihlallerine göz yummayi da “özgürlükler adina özgürlüklerin intihari” olarak nitelendirmektedir.

Kurucumuz ve demokrasi sehidi Muammer Aksoy, Türban Dilekçesi olarak bilinen ünlü tezlerinde laiklik anlayisinin belli-basli üç büyük asamadan geçtigini belirtirken üçüncü asamanin altini özellikle çizerek “DEVLET HUKUKUNUN VE KAMU HIZMETLERINI DÜZENLEYEN KURALLARIN DINSEL YA DA DINLE ILGILI KURALLAR OLMAKTAN ÇIKMASI” olgusuna dikkat çekmektedir.

Laik bir cumhuriyette, devleti yönetme iddiasindakilerin yurttaslari arasinda her inançtan insanin oldugu ya da olabilecegi olgusunu görmezden gelerek, sadece bir inanca mensup insanlara, ve üstelik Islam Dininde kadinlar için Cuma Namazi olmadigi kuralini görmezden gelerek, bir kisim erkek için çalisma düzenini ve hukukunu dini kurallara göre düzenlemesi açik bir Anayasa suçu olusturmaktadir.

Namaz ibadetinin Dünyanin Günes etrafindaki hareketi ile hesaplanmasi ve ülkenin en Dogusu ile en Batisi arasindaki zaman farki dikkate alindiginda çagdaslik iddiasindaki bir ülkede çalisma düzeninin ne kadar aksayacagi ise ayri bir konudur. 1 saat 16 dakikalik zaman farkina yaklasik 1 saatlik namaz süresi de eklendiginde ülkenin iki ucu arasindaki çalisma kopuklugu laiklik anlayisinin ekonomik faaliyetleri de ne kadar mükemmel düzenledigi ortaya konmaktadir.

AKP iktidari isbasina geldiginden bu yana, kamu çalisanlari zaten Cuma günleri çalisma düzenini Cuma Namazi saatlerine uydurmakta ve hiçbir “babayigit” bu duruma ses çikaramamakta idi. Simdi fiili durum bir Anayasa suçu ile “yasal” kilifa uydurulmustur.

AKP iktidarinin Anayasa Mahkemesince de onaylanmis “laiklik karsiti eylemlerin odagi” olma konumu laik Cumhuriyetin Diyanet islerini de bir “fetva” kurumuna ve giderek Hilafet makaminin Seyhülislamligina dönüstürmekte ve insan haklarini, kadin ve çocuk haklarini yok sayan igrenç beyanlarin odagi haline dönüstürmektedir.

Türkiye Cumhuriyetinin yeni “Gazali’leri”, yeni “Ebussuud Efendileri” olmayacaktir.

Bu ve benzeri bütün Anayasa ihlallerinin hesabi mutlaka sorulacaktir.

Tüm Cumhuriyet Savcilarini göreve davet ediyoruz.

Atatürkçü Düsünce Dernegi Genel Merkezi


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster