Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Görele'de imamdan şok eden sözler!


Açıklama: Görele'de Cuma vaazında imamdan şok eden sözler!
Kategori: Görele
Eklenme Tarihi: 17 Ekim 2015
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 04:00
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=22106


Görele'de Imamdan sok eden sözler!

Bu imamlara ne oluyor?

Görele’de Cuma vaazinda imamdan sok eden sözler!

Cuma namazina giden cemaat,Cuma hutbesindeki sözleri nedeniyle cami imamina tepki gösterdiler.

Cuma hutbesi sirasinda,muhalif gazeteleri okumayin,tvleri izlemeyin diye vaaz veren imama cemaatten tepki geldigi belirtiliyor.

Görele cami imami Cuma hutbesinde verdigi vaazda,AKP hükümetinin çalismalarindan övgüyle sözederek;

“Hükümet uzaya araç gönderiyor,uçak yapiyor,yol yapiyor ancak bazi basin yayin organlari bunlari olmamis gibi gösteriyor,böylesi basin-yayin organlarina inanmayin,hükümet çalismalarina destek olun.Kutsal kitabimiz böyle emrediyor”dedigi belirtiliyor.

Cemaat içinden bazi kisilerin ise,imama tepki göstererek,”Hoca sen namazini kildir,kendi isini yap”dedigi belirtiliyor.

Görele’de bir imamin Cuma hutbesinde “Solcular kafirdir” vaazindan sonra,baska bir imamin AKP iktidari lehine vaaaz vermesi saskinlikla karsilandi.

Bunlar din adami mi yoksa AKP’nin militani mi?

Peki, gerçek dindar nasil olur? Örnek ve vasifli bir Müslüman hangi özellikleri tasir?

Akla ve Ilme Dayali Bir Iman Sahibidir

Vasifli dindarin ilk özelligi, akil, mantik ve bilgi temeline oturan saglam bir imandir. Seksiz süphesiz bir inancin sahibidir. Gerçekten dindar olan kisi, neye, nasil inandigini bilir. Bu bilgisi sebebiyle, aykiri fikir ve inanislara karsi söyleyecek sözü vardir.

Inanci konusundaki her seyi bilmese de, her sorunun cevabi bulundugunu bilmenin rahatligi içindedir. En azindan bu cevaplara nasil ulasacagini ögrenmistir.

Aksi halde, son dönem yeniçerilerine benzer. Hani onlardan biri çoktandir kizdigi bir Yahudi'yi, "Niçin bana çarptin?" bahanesiyle atmis yere ve baslamis bagirmaya:

- Tez Müslüman ol!.. Yoksa sen bilirsin!..

Yerde sirtüstü yatan Yahudi, basinin Üstünde parildayan kilici görünce, isin vahametini anlamis ve hemen,

- Peki, demis, Ne diyeyim de Müslüman olayim kuzum? Yeniçeri baslamis düsünmeye... Ama ne denilip de Müslüman olunacagini bir türlü çikaramamis:

- Onu ben de bilmiyorum! demek zorunda kalmis?

Bu Yeniçeri ilk bakista dindar bir insan gibi görünebilir mi? Her ne kadar din gayretiyle harekete geçiyorsa da yaptiklari ve yaptirmak istedikleri itibariyle asla iyi bir Müslüman sayilmamasi gerekir.

Zira iyi bir Müslüman, inancin zorla, baskiyla, dayatmayla benimsetilemeyecegini, hatta böyle metotlarin daima ters teptigini gayet iyi bilir.

Birakiniz baskasini ve yabanciyi, kendi öz çocugunu bile zorlayarak, tahakküm ederek, dayatarak imana ve ibadete getiremeyeceginin bilincindedir. Akilli ve medenî insanlar ancak ikna ile imani benimseyebilirler. Ya da imanin güzelliklerini bir Müslüman'da görerek sevip inanirlar. Çünkü gerçek iman, tamamen candan, gönülden ve içtenlikle kabul edilendir. Maddî ya da manevî baskilar, korkular, çikarlar söz konusu olursa, hakikî imana ulasilmaz.

Imanin güzelligine ulasmis olan, o güzelligi güzelce paylasmak ister.

Kendisini Din Polisi Gibi Göremez

Bir baska mesele de gerçek dindar, kendisini din polisi gibi göremez. O. kalplerin derinliklerinde gizli olani arastirmakla görevli degildir. Bu sebeple zahire göre hükmeder. Hz. Peygamber (sav) sirf görünüste Müslüman olan, aslinda imana gelmemis münafiklari mescidinden dahi uzaklastirmamistir. Zaten onlari herkese ilân da etmemistir. Onlar inançsizliklarini disari yansitip zarar vermedikleri sürece Müslümanlarin arasinda, hatta mescidinde kendilerine daima yer bulmuslardir.

Bir savasta, sahabe-i kiramdan biri, zorlu bir mücadeleye girmis ve sonunda güç halle rakibini yere düsürüp kilicini onun boynuna indirmek için kaldirmisti. Iste tam bu sirada, yerde yatan adam, 'lâilâhe illallah' (Allah'tan baska ilah yoktur) deyivermisti. Ancak bu iman belirtisi, kilicin boynuna inmesini önleyemedi. Zira son anda ölüm korkusundan söylendigi açikti.

Ne var ki bu olayi duyan Allah Resulü (sav) fevkalâde üzüldü ve çok nadir kizginliklarindan birini gösterdi. Sahabi defalarca dedi ki:

- Ey Allah'in Resulü, adam benimle sonuna kadar mücadele etti. Eger becerebilseydi beni öldürecekti. Son anda söyledigi tevhid kelimesi ölüm korkusundandi...

Efendimiz'in (sav) üç kere tekrarladigi cevap ne kadar ibretli, ne kadar hassas ölçülü ve ne derece düsündürücüdür:

- Kalbini yarip baktin mi? Kalbini yarip baktin mi? Kalbini yarip baktin mi? (Bkz. Ibn Mace, "Fiten," 1; I. Kesir, Tefsîru Kur'ani'l-Azîm, 1:539;

Evet, kimse kimsenin samimiyetini ölçmekle vazifeli degildir. Imanda samimiyet ölçmek yetkisi hiç bir insana verilmemistir.

Herkes kendi samimiyetini ölçmeli ve derecesini artirmaya çalismalidir. Zira ancak bundan sorumludur.

Baskasiyla Degil Nefsiyle Ugrasir

Vasifli bir dindar, baskasinin imaniyla, ibadetiyle ve ihlâsiyla ugrasmaz. Çünkü onun ilk ve en önemli düsmani, daima kötülükleri emreden nefsidir. Dolayisiyla asil savasi, seytanla isbirligi yapmis olan nefsine karsi verir.

Baskalarina hüsn-i zan besler. Ötekileri daima kendinden yüksek bilir. Ve hiçbir zaman yükseklik iddiasinda bulunmaz. Bilir ki, "Ben yüksegim, yüceyim!" diyen, alçaktir. Çünkü Islâm ahlâkinda iman, ibadet ve ahlakiyla övünmek düsüklük ve hastaliktir.

Gösteristen Uzaktir

Hayir hasenati bile sevabi kaçmasin diye gizli yapan Müslüman "sag elinin verdigini sol elinden" (Buhari, Ezan 36) gizlemeye çalisir. Verdiginin karsiligini sadece Allah'tan bekledigi için, mümkün mertebe gösteristen, hayrini açiklamaktan kaçinir.

Dindarligi Rant Olarak Kullanmaz

Ideal dindar, dindarligini bir rant olarak kullanmaktan Allah'a siginir. Eger sirf dindarligi sebebiyle, ya da onu âlet ederek bir menfaat sagliyorsa, dinini dünyaya satmis olacagini bilir. Fanî dünyanin basit ve kiymetsiz cam parçalarini âhiretin paha biçilmez elmaslarina tercih etmek, gerçekten dindar olanin isi degildir.

Daima Ölümle Irtibatlidir

Vasifli dindar, daima ölümle irtibatlidir. Bu sebeple genis görüslü, engin ve derin bakislidir. Âhiret boyutlu düsünür. Dünyada kendisini emanetçi bilir. Asil yatirimini daimî, bakî ve kalici olana yapar.

Bu sebeple "Ne dünya umurundan (islerinden) kazandigina memnun, ne de kaybettigine mahzun olur."

Her isinde, "Rabbim razi olsun, yeter!" diye düsünür, "O razi olsa bütün dünya küsse ehemmiyeti yok!" der. Zaten Rabbini razi eden, baskalarini da memnun ve mutlu eder.

Kul Hakkindan Titrer!

Kul hakki yeme korkusu, vasifli dindari titretir. Daima üç kurus az kazanmaya razidir. Gönül kirmaktan hep uzak durmaya çalisir. Bagislanmasi çok zor olan kul hakkini yemektense, az kazanca ve kendisi kirilmaya gönüllüdür.

Günümüzden 55 yil önce, gazete haberi olmus böyle bir güzellik yasanmis Istanbul'da?

Artvinli Hasan Efendi Kocamustafapasa'da, ihale ile bir bina satin alir. Satis gerçeklesir, binanin tapusu da artik elindedir. Fakat bina ihale ile ve avukati araciligi ile satin alindigi için içi rahat etmez. Uzman bir mühendisi, binaya fiyat biçmesi için görevlendirir.

Görevli mühendisin binaya biçtigi fiyat, kendisinin ödedigi miktardan bin lira daha fazladir. O zamana göre çok önemli bir paradir. Fakat Hasan Efendi'nin vicdan rahati, bu 1000 liradan daha önemlidir.

Binanin hissedarlarini bulur, hepsine bu bin lirayi paylastirir:

- Kanunen binayi 1500 liraya aldim ama vicdanen 1000 lira daha ödemek mecburiyetindeyim! der.

Iste bu Artvinli Hasan Aga, Tema Vakfi'ndan tanidigimiz muhterem Nihat Gökyigit Beyefendi'nin babalaridir.

Artvinli tüccar Hasan Efendi neden böyle bir fazileti gösterebiliyor? Çünkü bu inanç ve onun disariya ahlâk güzelligi olarak yansimasi babasindan bir mirastir.

Babasi Artvin'de dürüstlügü ile taninan bir tüccardi. Ermeni tehciri sirasinda o da benzeri bir güzelligi bizlere hatira olarak birakmisti?

Varlikli bir Ermeni, göç emrini alinca bu zata gelir ve der ki:

- Bildiginiz üzere, biz bütün malimizi mülkümüzü birakip gitmek zorunda kaliyoruz. Ben mevcut gayr-i menkullerimi 30.000 altin karsiligi sana birakayim. Senden baska kimsenin de gücü yetmez. Sen almazsan öylece birakip gitmek zorunda kalacagim.

- Peki! Parayi hazirlayip getirecegim! Der bizim tüccar...

Dedigi gibi de yapar. Ermeni çok sevinir. Dualar eder, helâllesip ayrilirlar. Fakat bu muhteremin içi bir türlü rahat degildir. Hesap eder kitap eder, Ermeni'nin sikisarak bu fiyata sattigi mallarinin, en az 10 bin alim fazlasini edecegine hükmeder.

Ve bu parayi da hazirlayip Artvin'i terk etmesine ramak kala Ermeni'ye verir. O zaman bu hakperestlige o Ermeni Osmanli vatandasi hayret etmistir ama simdi neredeyse, bizler de inanilmaz buluyoruz.

Iste vasifli dindar bu idi... Hâlâ da budur...

Vasifli dindar, düsmanina bile dosdogru davranan adamdir. Çünkü o, "Emrolundugun gibi dosdogru ol!" (Hud, 112) emrini Rabbinden alinca, '"Bu sûre beni ihtiyarlatti!" ( Tirmizi, Tefsir, sure 56) buyuran Yüce Resûl'ün baglisidir.

Vasifli dindar, en önemli uyariyi bile incitmeden yapabilen bir nezâketin temsilcisidir. Nezaketi bir üslûp inceligi olarak yansir muhatabina...

70 yil önce, küçük ve yemyesil bir Anadolu sehrine genç bir hakim tayin edilir. Sehrin esrafindan bir ticaret adami, bu genç hakimi evine yemeye çagirir. Güzel bir gündür. Evlerin genis bahçelerini dolduran meyve agaçlarinin dallari sokaga kadar sarkmaktadir. Bu güzel meyvelerden birine uzanan hakim, bu gün görmüs vasifli Müslüman'dan su çok nezih ikazi alir:

- Hakim Bey bu bahçe bize ait degildir. Bizimkisi iki bahçe sonradir...

Hakim Bey elini çekiverir. Yüzü hafifçe kizarir ama bu uyari üslûbuna da hayran kalir. Yarim asir sonra der ki:

- Meslek hayatimin ilk gerçek ve uygulamali hukuk dersini bu Zat'tan aldim ve asla bir daha unutmadim...

Vasifli dindar, yaratilani, Yaratan'dan ötürü hos gören ve seven bir anlayisin insanidir. O günaha kizar, günahin kötülüklerine düsmanlik eder ama günahkâri sever. Günaha düsman, ancak, günah isleyen kisiye dost olur. Bu dostlukla, günah ile günahkâri birbirinden uzaklastirmaya çalisir. Meselâ, içkiye düsmandir ama alkolik adama dosttur, sevgi gösterir. Çünkü o kötü aliskanligin esiri olan, ancak sevgi ve dostlukla kurtarilabilir.

Vasifli dindar, günahlari açan, ilân eden ve bundan zevk alan bir kisi olamaz. Tam tersine o, günahlari örter. Hatalari, kusurlari, günahlari eselemek ve teshir etmek istemez. Bu gibi olumsuzluklarin sahiplerine merhamet eder, acir. Kurtulmalarina duacidir, yardimcidir...

Zarar verene zarar vererek ayni derekeye düsmek istemez. Isirani isirma küçüklügüne tenezzül etmez. Bunaldigi zaman, "Ne yapayim. Allah yaratmis" der, olumsuzluklara karsi sabrini bereketlendirmeye çabalar.

Vasifli dindarda Allah'in güzel isimlerinin tecellisi görünür. Meselâ vericidir. Karsiligini Rabbinden bekleyerek verir. O bilir ki, "Veren el, alan elden üstündür."

Verdiklerini basa kakip da onlarin manevî getirisinden kendisini mahrum etmez. Çünkü vasifli dindar, yaptigi hayri, verdigi zekâti, sadakayi hemen unutan ama kendisine yapilan iyiligi unutmayan bir sahsiyettir.

Ölçüsü takvadir, insani ancak ahlâk, fazilet ve takva bagliliginin üstün kilacagini bilir. Bu sebeple insanlari degerlendirirken, makamlarini, paralarini ve etnik köklerini degil, maneviyatlarini dikkate alir. Asalet ahlâka baglilikta Cenab-i Hakk'a kullukta, Resulü'nün yasadigi gibi yasamaktadir.

Vasifli mü'min, mütevazîdir. Gül bitirmek için toprak olmaya razidir.

Hizmetle öne çikar,ücret zamani geride durur.

Mütefekkirdir. Kâinati bir kitap gibi okumayi bilir. Eserden müessire giden yolu gönül gözü ile de görür. Sürekli Rabbi ile olmanin iç huzurunu dolu dolu yasar. Bu sebeple baskalarini üzen ve korkutan birçok sey onun gözünde hiçtir.

Allah'a iman, kalbinin cenneti olur. Bu huzuru tattigi için, asla yalnizlik duygusu çekmez, ümitsiz olmaz. Çünkü Allah'la beraber olan asla yalniz degildir.

Diger mü'minlerle öncelikli ortak paydasi, ticaret, siyaset, irkî baglar degildir. Din kardesligi ile Tevhid inanci etrafinda sarsilmaz bir kenetlenmenin kopmaz halkasidir.

Bundan dolayi bütün mü'minleri bir vücudun azalari gibi görür, dertleriyle dertlenir, sevinçleriyle bayram eder.

Vasifli Müslüman, mütesebbistir, çaliskandir. Ama asla ihtiras sahibi degildir.

En iyi neticeyi almak için, bütün helâl ve mesru yollari dener. Ancak netice ne olursa olsun razidir.

Kanaatin bitip tükenmek bilmeyen bir hazine oldugunu bilir. Rizkin Allah'a ait oldugunun, ecelin sekil ve vakit olarak bir oldugunun idrâkindedir.

Vasifli dindar, herkesin iyiligini isteyen ve buna elinden geldigince çalisan bir yeryüzü melegidir.

Vasifli dindar gönül adamidir. Beklenen adamdir.

Gönüllerin daima özledigi ve bekledigi adamdir.

Teselli veren adamdir.

Gönlündeki iman zenginligi ile her daim mütebessim adamdir. Nese ve huzur veren adamdir.

Sevgiyi seven, düsmanliga düsmanlik eden adamdir.

Iki gününü esit etmemek için, sevgi yolunda her gün ileriye dogru giden adamdir.

Dünya maddeten ve manen yasanilabilir bir yer olarak kalacaksa, vasifli dindarlarin sayilarinin çogalmasi gerekiyor demektir.

sorularlaislamiyet.com


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster