Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama: Eğitimci,yazar Özcan Temel,Hastane önünde çöp kokusundan geçilmiyor! diyor.
Kategori: Görele
Eklenme Tarihi: 27 Eylül 2015
Geçerli Tarih: 24 Nisan 2026, 16:30
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=22052
Hastane önünde çöp kokusundan geçilmiyor!
Kanima dokunan önemli
bir çevre kirliligi hakkinda 2012 yilinda bir yazi kaleme almistim.
Yil 2015 hâlâ bu
sorun: Çöp.
Bu yazinin yeniden
yayinlanmasinda, çevre bilinci ve duyarliligi açisindan yarar oldugu düsüncesindeyim.
Çevreye duyarli bir
insanim. Dogal çevrenin hoyratça kirletilmesinden, bozulmasindan son derece
rahatsizlik duyuyorum. Bu yilin yaz aylarinda,Görele Devlet Hastanesi'ne girip
çikarken ya da üst ve alt yolda geçerken son derece rahatsiz edici keskin çöp
kokusunu yalnizca burnumuzda degil ta cigerlerimizde, yüregimizde, midemizde,
beynimizde duyduk.
Iki bin on iki yilinda
da böyle çöp kokusu sarmisti, Görele'nin girisini. Simdi de öyle! Önceki çöp yigini
Girezi'nin dogusundaydi; simdiki çöp yigini batisinda... Su mübarek bayram
gününde yine eksi, keskin, rahatsiz edici çöp kokusu...
Konuyu yeniden dile
getirmeyi büyüdügüm, egitim gördügüm, çalistigim, kutsal ve degerli bildigim,
gönülden sevdigim Görele'ye karsi bir vefâ borcu olarak görüyorum.
Eski yazimi yeniden
duyarli insanlara paylasmanin buruklugunu içindeyim.
GÖRELE MI
GÖR HELE MI?
Yazmayi severim. Hele ki dizelerle, siirlerle tatlandirilmis
yaziyi daha çok severim. Durup dururken is edindim, kendime. Yazmadan
edemiyorum. Konu/ lar ariyorum, yazmak
için dersem abartiya kaçar, dogrusu.
Yazilacak konu kimi zaman elime, ayagima dolasiyor; kimi zaman gözüme
giriyor…
Köyümden yürüyerek
Görele’ye geliyordum; Girezi burnunu
döner dönmez önce, eksi eksi çöp kokusu geldi burnuma sonra sayisiz
karakargalar, bir de ak kanatli, uzun gagali martilar; ilisti gözüme… Bir sürü
karakarga alçak uçuslarla bir çöpten digerine konuyor; az ilerde ak kanatli
martilar ayri bir çöp yiginina… Çevre kirliligi yaratan, rahatsiz edici kocaman
kocaman naylon çuvallara doldurulmus çöpler…
Birden aklima, rahmetli Ali Ekber Çiçek’in çalip söyledigi “Derdim
Çoktur” türküsü geliverdi. Basladim
mirildanmaya:
Derdim çoktur
hangisine yanayim
Yine tazelendi yürek
yarasi
Ben bu derde nerde
derman bulayim
Meger dost elinden ola
çaresi…
***
Efendim efendim benim
efendim
Benim bu derdime
derman efendim…
Dert mi, derman mi? Ne
dedin, efendim? Öyle görünüyor ki dert de çöp derman da… Isteseniz de istemeseniz de çöplükten eksi
eksi çöp kokusu geliyor, burnunuza. Hem o öyle bir koku ki ta burnunuzun
diregini sizlatiyor? Mumla arayip bulacaginiz bu acayip koku, ne kolonyada var,
ne esansta, ne gülde, çiçekte!… Hele bir benim gibi yürüyerek geçin Girezi
burnundan, o zaman anlarsiniz çöpün,
çöplügün eksi eksi kokusunu… Üzülmeyin hemen öyle, çöp kokluyorum diye.
Sikmayin caninizi, efendim; eger mideniz bulanmiyorsa, haksizlik etmeyin çöpe!
Kokuyor ama midenizi bulandirmiyor! Bu bile kocaman bir artisi çöpün. Iyi gözle
bakin iyi olsun. Kötü gözle bakmayin, lütfen… Biliyorum, kizacaksiniz bana,
ölecek hastaya, “iyisin” dedigim için. Tersini söylesem, ölecek hastaya “Kötüsün!” desem daha mi iyi
olur? Daha mi?.. Hem o bölgede de yasamiyorum ki! Yürüyorum yalnizca; on
dakika, bilemedin on bes dakika. Hepsi bu!
“Her seyin bir çaresi var!” diye söylenir.
Evet, her seyin bir çaresi var. Nasil mi? Suya atilip yavas yavas isitilan
kurbaga örnegi yavas yavas alisiriz çöp koklamaya. Bir zaman sonra, inanin ne
eksi eksi kokusunu duyariz çöpün ne de çirkin yüzünü görürüz çöplügün.
Hadi çirkin sesli
karakargalari biliriz; onlarin gagasi çöpten çikmaz… Ya su güzelim beyaz
martilarin ne isi var çöplükte? Birbiriyle yarisircasina niçin denizden çöplüge
dogru uçarlar? Çöplük öyle senin, benim, onun bildigi gibi pis kokular yayan
rahatsiz edici bir ortam degil, demek ki! Degil ki mavi denizin baliklarina
ilgi duymayip lime lime çöpleri gagalamak için çöplüge dogru uçuyor, beyaz
martilar… Ah martilar; safligin, temizligin, güzelligin timsali martilar…
Neyse ki tam kisin
ortasindaydik; hava oldukça soguktu; dogruyu söylemek gerekirse duymuyordum
yazinki kadar keskin çöp kokusunu… Kim bilir belki de alismistim, kokuya; suda
isitilan kurbaga gibi. Yazinki gibi öbek öbek çöp yiginlari da yoktu, andalda.
Hem yürüyor hem
düsünüyordum… Orhan Veli’nin “Anlatamiyorum” siirinin dizelerini degistirerek
yarenlik yapmak geliyordu, içimden… Hani “Bilmezdim sarkilarin bu kadar güzel…”
dizeleriyle sürüp giden siirini…
Bilmezdim çöplügün bu
kadar güzel
Ve çöp kokusunun bu
kadar hos oldugunu,
Girezi burnundan
geçmeden önce…
Her seyi söylemek
mümkün,
Akla gelen her seyi…
Söy-le-mi-yo-rum!
Çöplük disinda bir sey
daha vardi, beni rahatsiz eden. Yol boyu dikilen onlarca aydinlatma
direklerindeki lambalar kirilmisti! Insaf dedim içimden, insaf yahu. Insan
birini de kirmaz, birakir, yahu! Ölürken
bile “Isik, isik, biraz daha isik!” diye seslenen düsünür, sair, yazar Goete’ye
inat bizdeki “göte”ler isik veren lambalari patlatmislar; iyi mi? Neden, niçin
mi? Kurt dumanli havayi sever misali aydinliktan korktuklari, ürktükleri için.
Insan görünümlü bu akil yoksulu yaratiklara bu yakisir ancak!
Sagda çöpler, solda
lambasi kirik aydinlatma direkleri… Ileri bakmaya karar verdim. Daima ileri
bakarak yürüyorum. Bu kez de gözüme Çavuslu beldesi ilismez mi? Önce rahatlar
gibi oldum; sehri, karli daglari, dingin denizi görünce ta ötede… Çok sürmedi
bu saltanat; sonra o hinzir düsünce geldi takildi usuma. Karsimda gördügüm o
güzel belde de bizim andala benzeyecekti!
Çöp depolama ve isleme tesisi kuracaklar, Çavuslu’ya!.. Sonuçta, anladim ki parke döseli kaldirimda yürürken
rahat, huzur yok bana… Ne yapsam, ne etsem? Ben de mi “Çavuslu diye diye”
yollara düssem… Ben degil, biz, hepimiz
yollara düsmeliyiz. Hep bir agizdan haykira haykira:
Çavuslu diye diye
Düstüm yollara düstüm
Andir kalsin bu çöplük
Bak ne hallara düstüm.
***
Alasagi vur dizi
Çöplükten kurtar bizi…
Ona mi yansam buna mi
yansam bana mi yansam derken Nazim Hikmet’in “
Ben yanmasam/
Sen yanmasan / Biz
yanmasak / Nasil çikar karanliklar aydinliga…” dizeleri gelmez mi, dilime…
Ayikla pirincin tasini! Çok sevdigim bir
hafif müzik bestesi yetisti, imdadima. Hem yürüdüm hem mirildandim, duyulur
duyulmaz bir tonda. Düsündüm: Çöp ve
çöpçü olmasaydi bu güzel sarki yazilip bestelenebilir miydi? Bestelenip de ta
benim içime isleyip dilime takilabilir miydi? Ne yalan söyleyeyim. Çok severim
ben, bu sarkiyi. Hele Erkin Koray babadan dinledikçe içim içime sigmaz.
Asktan yana sansim yok
Agliyorum derdim çok
Askimi kaybetmisim
Sordum sordum bulan
yok
***
Dün gece çok aradim
Aradim bulamadim
Kör olasi çöpçüler
Askimi süpürmüsler
Ister dogudan, ister
batidan gir; girerken çöplükle karsilanacak, çikarken çöplükle ugurlanacaksin!
Bu senin, kendi elinle çizdigin yazgin olacak. Dillere destan Çavuslu ekmegi
oldu Trabzon ekmegi. Yurdun her yerinde satiliyor. Çavuslu firinlari bu ekmegi
çikarirken, Trabzonlular bile gelip Çavuslu’dan ekmek alirken ne oldu simdi
“ekmek bizden, marka Trabzon’dan” gayri? Ekmege sahip çikanlar, çöp tesisine de
sahip çikarlar mi? Güzelim Çavuslu vadisinden alip kendi vadilerine tasirlar
mi? Dogankent üzerinden sahile inecek rayli yola ne oldu? Nimete, hizmete kosanlar, külfetten
kaçiyorlar… Marka ekmek, rayli yol bize; çöplük tesisi size diyorlar…
Bir tek bizim
sahilimizden geçmedi, devlet ana yolu. Ünye’den, Fatsa’dan, Akçaabat’tan da
geçti. Geçti ama onlarin sahillerine yesillikler, güzellikler getirdi. Huzur
getirdi. Ya bizim sahilimiz? Sahilimizde yürürken bizim de içimize huzur
doluyor mu? Bizim de gözlerimiz yesillikler, düzenli parklar, çiçekler, güller
görüyor mu? Kaldirimin altindaki balikçi
barinaklari ayri bir çirkinlik abidesi, ayri bir dert; kaldirimin karsisindaki
tokalakli, yaban otlu, çöplü alanlar ayri… Ey güzel el, ne olursun, dokun su
Görele’mize; dokun, lütfen. Dokun ki gördüklerim kocaman bir yalan, baktiklarim
bir hayal, bir düs olsun!
Iste böyle dostlar…
Ayaklarim kirilsaydi da köyümden Görele’ye yürümeseydim. Yürümek spordur; spor
sagliga yararlidir düsüncesiyle çiktim yollara… Bakin basima gelen hallere…
Günde su kadar adam gelip geçiyor bu yoldan.
Kimsenin gözüne batmiyor andaldaki (Kurtagzi) çöp, havadaki agir koku
kimsenin burnunu sizlatmiyor da sana mi batiyor, seni mi sizlatiyor be adam!
Yürü, git isine Allah askina… Sana mi
kaldi, çöp, çöplük, çöp tesisi; koca koca adamlar varken!
Yok yok… Sair Nedim’in derdine düsmüsün, onun gibi hayal görmüssün ey Özcan! “Yok, bu sehre girerken senin anlattigin çöplük / Bir yesil belde görünmüs, ham hayal olmus sana.” Hepsi bu: Bakmak ve görmek! Derseniz ki “ Nereden bakmak, nereye bakmak, nasil bakmak?”. O da size düser; sevgili dostlar.Benden bu kadar.06.02.2012

Haber : Özcan Temel otemel28@hotmail.com