Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Sivil darbe nedir? Nasıl yapılır?


Açıklama: Önemli olan asker ya da sivil tarafından yapılması değildir
Kategori: Güncel
Eklenme Tarihi: 19 A?ustos 2015
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 07:52
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=21873


Sivil darbe nedir? Nasil yapilir?

Üzerinde yasadigimiz topraklar,üç önemli dert nedeniyle nefes almakta zorluk çekiyordu.

Gelin bu üç derdin ne oldugunu hatirlamaya çalisalim:

•Bu ülke oldum olasi radikal Islam sorunuyla bogustu.

•Hep bir dogu sorunumuz, bir baska deyisle Kürt problemimiz oldu.

•Cumhuriyeti kuran ana unsurlardan biri olan “asker aydin zümre” ülkenin nasil yönetilmesi gerektigi konusunda kendisinin yegane karar verici oldugunu düsündü.

Simdi de isterseniz bu üç unsuru yakindan görmeye çalisalim.

***

Radikal Islam ile baslayalim:

Hepimiz biliyoruz ki bu sorun gökten zembille inmedi.

Osmanli’dan günümüze kadar süren bir problem.

Söyle geriye dönüp bir hatirlayin...

Osmanli ne zaman yüzünü batiya dönse, radikal Islam “Bok yeme otur!” narasiyla ayaga kalkti.

Ilk baski makinesinin kullanilmasindan, askeri düzeni iyilestirmeye, egitim sistemine çeki düzen vermekten, adaleti ehlilestirmeye kadar her konuda, radikal Islam ülkenin hep engelleyici gücü oldu.

Osmanli’nin ardindan, Cumhuriyet’in kurulmasiyla girisilen egitim reformlari esnasinda, çagdas medeniyetlerden ne kadar geri kaldigimizi gördük.

Bu açigi gidermemiz, mesela gelismis anlamda fizik, kimya, matematik, tip, mühendislik gibi konularda egitim saglayabilmemiz, Nazi rejiminden kaçan egitimciler sayesinde olabildi.

Ancak onlarla birlikte, modern anlamda üniversitelere kavusabildik.

Mustafa Necati ve Hasan Ali Yücel ikilisinin yaptigi egitim reformuyla, bati uygarliklarini neredeyse yakalamak üzereydik...

Ama olmadi!

Radikal Islam buna izin vermedi.

Isterseniz, radikal Islam problemini simdilik sadece egitim örnegiyle sinirli tutalim, yoksa yazi amacindan sapacak.

***

Dedim ya üç ana problem diye ve ikincisi olarak Kürt meselesinden söz ettim.

Gelin simdi de bu konuya göz atalim kisacak:

Dogu problemimiz de gökten zembille inmedi.

Osmanli da az bogusmamisti bu problemle.

Genç Türkiye Cumhuriyeti, devraldigi bu problemi eskinin metotlariyla çözmeye kalkinca olanlar oldu...

Dersim Isyani ile baslayan ve o günden bu yana süren, zaman zaman azalmis gibi görünse de alttan alta hep devam eden bu problem de ülkenin yakasini bir türlü birakmadi.

Nedeni malum:

Baslangiçta ülkeyi yöneten güçler ve egilimlerce “bir problem” olarak görülmedi.

Böyle olunca, çözümü için uygulanan metotlar dogal olarak sonuçsuz kaldi.

(Isterseniz gelin bu konuyu da burada birakalim. Az önce dedigim gibi, amacimiz bu meseleyi masaya yatirip enine boyuna tartismak degil. Sadece böyle bir problem oldugunu tespit etmek ve üçüncü en önemli konuya geçis saglamak.)

***

Evet, geldik üçüncü önemli probleme.

Demistik ya hani “asker aydin zümre, ülkenin nasil yönetilmesi gerektigi konusunda kendisinin yegane karar verici oldugunu düsündü” diye, iste bugünkü konumuz bu ve tabii devami da var.

Gerçek su: Bu ülke askeri diktatörlüklerden çok çekti!

Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi, bir anlamda Ihtilaller ve Darbeler Tarihi’dir.

Ama gün geldi, devran döndü ve ülkenin bu meselesi, bir an sanki ortadan kalkmis, kaldirilmis gibi göründü.

Sevindik!

Önceki ihtilallerden hesap soruldu.

“Emekli darbeciler” itibarsiz hale getirildi.

“Yapma ihtimali olanlar”a ahlaksiz bir savas açildi!

Türkiye’nin rütbeli tüm askerleri, ülke sathinda ve tüm toplum kesimlerinin gözden düsürülmeye çalisildi...

Eyvallah...

(Bu konuyu da uzun uzun tartismayacagim!)

***

Basta siraladim ya hani “ülkenin üç ana problemi vardi” diye.

Iste onlardan birinden “kurtulduk” diye sevinmemiz gerekmez mi?

Ne sevinmesi, zil takip oynamak lazim...

Öyle degil mi?

***

Degil.

Biz, ülke olarak, bir problemi çözerken ötekini, hatta ötekilerini üretme uzmaniyiz.

Geçmiste de böyleydi, simdi de böyle.

Üstelik simdi, daha da fazla böyle.

***

Peki, acaba kim ister bunu?

Eminim kimse istemez.

Peki, acaba neden böyle oluyor dersiniz?

Ayni dilden konusmuyoruz da onun için!

Siyasi parti, ordu, muhalefet, iktidar, serbest seçim, sosyal sinif, demokrasi, din, azinlik, anayasa, meclis, temsil, hasili kelam modern dünyanin her birine bir anlam yükleyip, konustuklari zaman “ayni sey”i anladigi bu kavramlar bizde her telaffuz edene farkli “sey” söylüyor.

(Bu konuyu da isterseniz çok uzatmayalim. Ama ileride mutlaka konusalim.)

***

Asker’in tahakkümünden kurtuldugumuza söyle doyasiya sevinemedik bile.

Hani bir kaç yil, bir kaç on yil filan...

Ülkenin en büyük üç probleminden üçüncüsü neredeyse ayni gün sekil degistiriverdi.

Ne mi oldu?

Bu kez de ülkede sivil bir darbe gerçeklesti.

“Yahu sivilin darbesi mi olur?” filan demeyin.

Bal gibi olur.

Eger bir toplum kesimi öteki ya da ötekiler üzerinde tahakküm kurmaya kalkarsa, asker ya da sivil tarafindan yapilmis olsun, buna darbe denir.

Tarih okuyanlar bilir, örnekleri çoktur.

***

Askeri ya da sivil güçlerle, bir trendi yakalar ve iktidari ele geçirirsiniz  ve “Oldu da bitti masallah!” dersiniz...

Bundan böyle artik herkesin sizin koydugunuz kurallara göre hareket etmesi gerektigini söyler, yasalari da buna göre düzenlersiniz...

Siz buna belki demokrasi adini verirsiniz ama gerçekte öyle degildir.

Buna, bal gibi diktatörlük denir.

***

Iste ispati:

Kenan Evren ve arkadaslari bir sabah iktidari ele geçirdiler ve artik her sey degisti deyip bir Anayasa yaptilar.

Ülke tam 34 yildir bu Anayasa ile yönetiliyor.

Oysa 12 Eylül darbesi sadece birkaç yil sürdü.

Kurallari ise, hala yürürlükte.

Sizce bu yönetim bir diktatörlük degil miydi?

***

Önemli olan asker ya da sivil tarafindan yapilmasi degildir.

Gerçeklesen darbe midir, degil midir ona bakilir.

Bir trendi yakalarsiniz, yetecek kadar oy alirsiniz, ülkenin yönetilis tarzinda önemli degisikliklere yol açarsiniz.

Gün olur devran döner ve insanlar yaptiklarinin yanlis oldugunu, daha önce oylariyla verdikleri bazi kararlarin kendilerinden yana degil kendilerine karsi oldugunu düsünürler.

Iste tam bu anda “Madem öyle, tamam o zaman sizin dediginiz olsun!” dediginiz zaman size demokrat derler.

Yoksa “Eeee, ne yapalim kabul etmeseydiniz. Bir kere ettiniz. Kurallar degisti. Simdi sittin sene bu kurallarla yönetileceksiniz” (mesela 34 yil) dediginiz an adiniz diktatöre çikar.

***

Su anda Türkiye’de olan tam da budur!

Bir trendi yakalayip halkin oyuyla seçilen Cumhurbaskani, ülkenin sistemini o trendde aldigi oylari gösterip sekillendirmeye çalismaktadir.

Oysa gün olmus, devran dönmüstür...

Eski çamlar  (hos artik bardaklar çamdan degil camdan yapiliyor ya) bardak olmustur...

***

Dedim ya “Türkiye’nin bir bati uygarligi olmasina –isteyen parmak kaldirsin- daha çok var” diye.

Ve hani, bir sürü kavram siralayarak bunlarin içini hepimiz farkli dolduruyoruz diye de ilave etmistim...

Iste bu sözlerime bir ince ayar yapmam lazim!

Yoksa yanlis anlasilmalara yol açabilir.

Aslinda bu durum (yani sözlerin içini farkli doldurma hali), sözlerin anlamlarini bilmemekten kaynaklanmiyor.

Biz dogulular, kelimeleri de bütün öteki konularda oldugu gibi isimize geldigi gibi egip bükmeyi seviyoruz.

Kabul edelim bunu!

Her firsatta nasil erdemlerimizle ögünüyorsak, kötü yanlarimizi telaffuz etmekten de kaçinmamaliyiz...

***

Neden mi söyledim bunu?

Sundan:

Sayin Cumhurbaskani da biliyor yaptiginin yanlis oldugunu.

Tipki Kenan Evren ve ötekiler gibi...

Diktatöre dünyanin her yerinde diktatör derler.

Asker de olsa sivil de olsa.

***

Hasili kelam Sevgili Bayanlar, Baylar ve Çocuklar,

Türkiye’nin üç büyük problemi vardi.

Üçüncüsü ve en önemlisi biri gidip öteki gelen “askeri diktatörlük”ler idi.

Simdi de üç büyük problemi var.

Ikincisi bildiginiz gibi... Bir baska deyisle, dogu cephesinde yeni bir sey yok!

Birincisi ve üçüncüsü ise sekil degistirdi.

Radikal Islam iktidar oldu... Egitimden, adalete her alanda görebilirsiniz bunu...

Üçüncü büyük probleme gelince:

Askeri diktatörlükler sona erdi. Yerini sivil olana birakti.

***

Umarim ve dilerim, bir gün askeri ve siviliyle herkesin “demokrasi”den ayni “sey”i anladigi noktaya geliriz.

Osman Balcigil osman.balcigil@haber3.com http://www.haber3.com


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster