Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Zeytinime dokunma


Açıklama: Zeytinin şanlı hikayesi de dışa hibe edildi
Kategori: Haber
Eklenme Tarihi: 30 Haziran 2015
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 06:27
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=21590


ZEYTINIME DOKUNMA

Zeytinin sanli hikayesi de disa hibe edildi.

Yani, öylesine ciddiye alacaksin ki yasamayi,

yetmisinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

hem de öyle çocuklara falan kalir diye degil,

ölmekten korktugun halde ölüme inanmadigin için,

yasamak yani agir bastigindan.

(Nazim Hikmet)

Bursa cografi konumu dolayisiyla dogal ve tarihsel kaynaklari oldukça zengin bir kent. Bunu son yillarda kent kozmopolit bir yapi kazandikça daha iyi idrak edebiliyorum. Ancak bir çok kentte varsil olmamanin sonucu olarak insanimiz bilhassa yoksul insanlarimiz farkina varmiyor varamiyor. Nasil varsin ki ülkede 10-12 yildir egemen olan zihniyet insanlarin bilhassa mütedeyyin insanlarin alisilmis araçlarla dikkatini celbetmeyi ya da baska yerlere çekmeyi dagitmayi çok iyi beceriyordu. Zaten okumayan tek tipliligi yadsimayan bir toplumda farkli bir netice de beklemek abesle istigaldi. Sundan variyorum bu sonuca Bursada yasayip da Yesil Türbede gömülü osmanli padisahinin kim oldugunu bilmeyen yaridan çok fazla insan var Uludag i görmeyen o kadar çok insan.. Tipki Istanbul da dizi dibindeki bogazi görmeyen Insanlari var olmasi gibi. Bunu uydurmuyorum bunlar yakin tarihte yapilan anket arastirmalarinda çikan sonuçlardir. Isterseniz deneyiniz, daha zor bir sual olacak belki ama hergün binlerce insanin geçtigi Timurtas pasa türbesi önünde yapin bu testi: Kaç kisi sehrin kesinlikle en canli bu muhitinde yatan zatin adini bile zikredemez. Adim gibi eminim.

Peki bu bir eksiklik mi elbette degil. Her mezarin basinda bir yazit var ve ordan bilgi edinebiliyorsunuz. Eksiklik olarak görülen ne olabilir peki. Elbette tarih yazimi konusundaki eksiklik. Ne diyordu Mehmet Akif “Kissadan Hisse” siirinde:

Geçmisten adam hisse kaparmis... Ne masal sey!

Bes bin senelik kissa yarim hisse mi verdi?

' Tarih ' i ' tekerrür ' diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alinsaydi, tekerrür mü ederdi?

Bursanin simgelerini içeren çok yerinde bir yazi kaleme almisti Ramis Dara. "Türkiye ve Dünya Ormaninda Bursa’nin Simgesi Nedir!" diye soruyordu. Yillar önceki bir yazi. Sanirim Bursa Defteri adli bir dergide yayinlandi. Sunlari siralamis. Uludag, teleferik, Prusuias-Osman Gazi-Orhan Gazi ve türbeleri, Erguvan, Çinar, Yesil Türbe, Ulucami, Karagöz, Cumalikizik Evleri, Hanlar, Iznik çinileri ve Kiliç kalkan.

Yazarin seçtiklerine katilmamam mümkün degil. Hele surlari dahil etmemesiyle ilgili yorumuna katilmamak hiç mümkün degil... Bugün kaybettigimiz bir çok deger var. Bunlardan hiç birisini hakli olarak adaylar arasina koymamis. Koyamamis. Çünkü yitip giden kaybolan degerler bunlar. Saydiklari hakkinda ise hemfikirim.

Geçtigiz yillarda bir anit-mezar bulunmustu Bursa’da 2 bin yil öncesine tarihlenen. Sonra o mezarin talan edildigi yazildi Anit mezarda ilk bilimsel arastirmaya girisen Uludag Üniversitesi Ögretim Üyesi. Prof. Dr. Mustafa Sahin hem de Belediyenin kendi bastirdigi dergide “arkeolojik park” olarak degerlendirilmesini salik vermesine ragmen dinleyen olmadi. Bu bölgede hiçbir ciddi çalisma yapmadilar. Çevresini tel örgüyle çevirip toprakla örtmekle yetinildi. Mezarda rastlanan bronz bir obol (sikke) den yola çikip hakkinda bilgiler net olmamasina karsin kral mezari deyip çiktilar. Velakin Bitinya krali kimin umrunda. Bu binlerce yillik buluntu üstü kapatilip unutuldu gitti. Yani Bursa’yi kuran ya da ünlü komutan Hannibal'a kurdurdugu rivayet edilen Prusia ve aniti hakkinda bir sey bilen var mi? Dogma büyüme bu kentteyim bu konu hakkinda yazip çizen bilmem.

Simgelerden biri de Karagözmüs. Hacivat ve Karagöz de Bursa denilince akla gelen isimlerden. Onlardan geriye kalan geleneksel bir sanata dönüsen “gölge oyunu” Günümüzde pek yer bulamasa da hala bayram ve ramazanin yegane eglencelerinden birisi. Onlarla da ilgili kesin bir bilgi yok elimizde. Güya Orhan ya da Yildirim zamaninda yasamislar ve cami yapim esnasinda çalisanlari nüktedanliklariyla oyalandiklari için ölümle cezalandirilmislar. Ezel Akay ile Levent Kazak bu konuya farkli yorum getirmislerdi. Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü filmiyle. Senaristlere göre öldürülmeleri o kadar basit nedenden degildi. Devlet yönetiminde bazi isimleri rahatsiz etmislerdi. Bunlardan birisi olan Vezir Pervane (Güven Kiraç) kolay kolay unutulmayacak bir söz etmisti, “ Mizah bir yumruktur kime vuracagi belli olmaz” diye…

"Bu, dünyaya örnektir. Bu ruhun isigidur. Bu da, ete kemige bürünmüslügün, ademin vücudun halidir. Bu ruh isigu artlarindan aydunlattikça cisimler ve vücutlar bu dünyada görünür olurlar. Isik sönünce vücut kaybolur gider, geriye bombos bir dünya kalir..." Filmde bahsi geçen bu sözler Hacivat ve Karagöz oyununun yaraticisi oldugu rivayet edilen Seyh Küsteri'ye ait oldugu iddia ediliyor. Seyh Küsteri, padisahin Hacivat ve Karagöz'ü canlandirmasini buyurdugu kisi olarak bilinir mezari kayiptir. Bir zamanlar Tayyare Kültür Merkezi'nin oralarda oldugu söylenirdi. Mezarin buradan kaldirilip anit mezara tasindigi söylenir.

Hacivat'in evi

Kösede ufaraktan

Bir tüfek atimi duraktan

Kapi pencere elekten

Dösemeler zemberekten

Dökülmekten

Sökülmekten

Incelmis süprülmekten

Turgut Uyar böyle diyor Hacivat'in Evi isimli siirinde. Edip Cansever’in en sevdigi on siir diye not almisim. Oyunun asli kökeni hakkinda çesitli iddialar ileri sürülse de Bugün Karagöz ve Hacivat adina 1982 yilinda yapilmis bir anit mezar bulunuyor Çekirge (Plai) olarak anlan semtte. Arkasinda Karagöz’ün mezari varmis. Gönül Akinci isimli seramik sanatçisi tarafindan yaratilan tasvirler de aniti süslüyor. Çekirge deyince meshur Bursa kaplicalarindan söz edilmemesi herhalde günümüzde tibbi ticari alana peskes çekilmesinden dolayisiyla olsa gerek.

Dara, surlarin ise orijinale uygun olarak restore edilemeyecegi için -ki öyledir birkaç Osmanli tarihçisinin yazdiklarindan ya da temel buluntularindan yola çikarak- önerilenler arasina sokulamayacagini belirtmektedir.

Bugün Bursa’da varolan surlarin hali pür i perisandir. Restorasyon tatbik edilip icra edilenlerin neticesi ise daha daha büyük felakettir. Ancak onlarin su an ortaya çiktigi sekilde yikilip dekor yani canlandirmaktan öte gitmemistir. Bey Sarayi hakkinda yazilanlar da rivayetten öte degildir Ya sarayin içine bile girmemis batili gezginler ya da Osmanli devlet ulemasinin (Asikpasazade, Lami Çelebi vs.) yazdiklari teferruattir.

Bugün Iznik çinileri mass production yani seri üretime yenik düsmüstür. Tek tük atölyelerde seramik sanatçilari Iznik çiniciligini yasatmaya çalisiyorlar. Çini tipki Bursa’nin nebatatlari gibi yokolup gitmis. Kestane, seftali hatta dut diye bir seyden söz etmek mümkün mü? Ipek böcegi de onla beraber uçup gitmis... Bursa’nin, padisah saraylarini süsleyen, atlas, seraser, çuha, diba, hatayi, kemha, çatma, kadife, canfes, sereng, gezi, zerbaft, kutnu, aba, sof, selimiye'si... Bu kumaslari üreten ipekhaneler kaybolup gitmis. Dokuma evlerinden de öyle pek eser kalmis sayilmaz. Bunda kuskusuz Halil Inalcik’a göre Osmanli'nin güttügü ticari politikayi da göz ardi edemeyiz.Ipek de dokuma endüstrisine feda edilmis olarak tabii vasfini kaybedip baska ellere teslim edilmis.

Erguvan ve Çinar adindan ne kadar söz edildiyse bence Zeytinden de o kadar söz edilmesi gerekti. Bunu bir eksiklik olarak mi görüyorum . Tabii ki evet. Yazar bildigim kadariyla bu sehrin nebatatina benim kadar düskün birisidir. Zeytinin aklina gelemeyecegini düsünmüyorum .Ama Bursa’da en az çinarlar ve erguvanlar kadar büyük bir simge de zeytin olmaliydi. Zeytin Akdenize (bilhassa Ege kiyilarina) özgü bir bitkidir. Maki denen bitki örtüsünün içinde erguvanlar kadar zeytin de sayilmalidir. Çinardan daha uzun ömürlüdür. Ne soguktan azzeder ne de fazla sicagi sever. Bilhassa önem bakimindan çok eski zamanlardan beri Iznik (Nikea) ve Gemlik (Cius) Bursa’dan çok çok ileride gelirler. Iznik bir devlet komuta üssü iken Bursa sönük bir tekfurluktur ve dogrudan Iznik’e baglidir. Ve bugün zeytin her iki ilçenin logosunu süslemektedir. Yazar deniz hinterlandina yani dar arkada kalan bölgesinde olmasini seçimlerini yaparken göz önünde bulundurmus da olabilir...

Bursa Senfoni orkestrasi Uludag Üniversitesi'nin önayak olmasiyla oda orkestrasi olarak kurulmus. Belediye destegiyle çalistiktan bir süre sonra ilk bölge senfoni orkestrasi olarak Kültür Bakanligi'na baglanmisti.

Ya Bursa türkülerinin hikayesi... Ben de Halil Bedii Yönetken - Mustafa Sarisözen tarafindan derlenmis, "Ben yemenimi al isterim” türküsünün yeri baska. Al ve yesili sevdigimden midir mi bilmem bu türküyü seviyorum... Ama zeytinden söz açilmisken “Zeytinyagli Yiyemem” türküsünün hakkinda son yillarda tekrar gündeme gelen rivayetlerden de bahsetmeden geçemem.Bu türküyü Yunanlilarin ünlü laiko sarkicisi Glykeria Kotsula ve bizden de Zara icra etmislerdi. Hatta popüler hale sokulan bu türküyü Candan Erçetin de repertuvarina almisti. Ilginç olan Bursa Güvende yani Bursa yöresine özgü halk oyunlarinda seslendirilen türkülerden biri olarak Bursa Büyüksehir Belediyesi'nin Orhan Salliel sefliginde Orkestra tarafindan icra edilen Bursa Köy Güvendeleri adiyla yayinladigi albümde de yeralmistir...

Bilhassa zeytine ve zeytin agacina nereden mi geldim. Zeytin agaçlarinin her geçen gün Bursa'nin varolan simgelerini bir bir kaybetmesi, kisa bir süre önce Manisa'nin Soma ilçesi, Yircali Mahallesi'nde termik santral yapilacak bölgedeki zeytin agaçlarinin kesilmesi ve köylülerin dövülmesi olayinin bana animsattiklarindan elbette. Bu türkünün hikayesi de bu ve benzer olaylarin kökenine isik tutuyordu. Her ne kadar iddia oldugu ileri sürülse de adindan dinsel kitaplarda ve efsanelerde de bolluk ve ölümsüzlük simgesi olarak söz edilmesi ve bu agacin tanrisallik ifade etmesi yaninda faydalarinin ise binlerce yildir bilinip de insan istifadesine sunulmasina ragmen nedense bu sözüedilen türküde gözden düsürülmeye çalisilmasi yani bir manada kötülenmesiydi.

Zeytin neden simge olmalidir. Animsadiklarimdan birisi de Türk-Yunan dostluk nisanesi olarak Karagöz Parkina zeytin fidani dikim töreni'dir. 17 Aralik 1999 diye not düsmüsüm. Büyük depremin acili günleri... Acimizi paylasan Yunan halki adina bu günlerde fidani Helsinki Zirvesinde Basbakan K.Simitis Ecevit'e armagan etmisti. Karagöz Parki'ndaki dikim töreninde Baskonsolos Fitsos Hidas da bulunmustu. Her seyden önemlisi barisin ve Ege'nin iki yakasindaki halklarinin kardesligine simge olan bu agaç Bursa'da Çekirge semtinde Karagöz parkina da dikilerek tarihi bir olayin da bas kahramani iken, büyüklerimin hatta anneannemden animsadigim kadar sik sik sifa niyetine içerek vücuduna da sürdügü ve faidesinden hiçbir zaman imtina etmedigi zeytinyagi hakkindaki bu iddialar neden kaynaklaniyordu. Kaz daglarinin altini üstünü oyan siyanürlü altincilar için ne demisti Ahmet Uysal,

siyanür bugusu üflendi

zeytinime pamuguma

gümüsle kör edildim

Aslinda o günlerden bugünler arasinda pek fark yok. Canli için adeta yasam iksiri yerine geçen usaresi ile ilgili dönen dolaplar bana Ortadogu'da dönen dolaplari akla getiriyor. Ortadogu petrolü için niye bunca kavga veriliyor. Çünkü buradaki petrol dünyanin en nitelikli maliyeti en düsük petrolü. Tipki Z.Yagi da öyle. Dünyanin en yararli bitkilerinden. Hatta belki de en iyisi. Yüzyillardir. Kaynaklara göre onbinlerce senedir. Antik kalitlarda bilhassa anforalarla tasinan yegane metanin yani ticaret malinin altin sivi, zeytinyagi olmasi bunu göstermiyor muydu? Kisaca özetleyecek olursak sen sisirme misiri kullan diye sana reva görülen misir yagi margarin in tipki petrolde oldugu gibi bazi çuslar kanaliyla (çok uluslu sirketler) el ogluna tasinmasindan ibarettir. Süttozuna razi edip Kore'ye itelendigimiz günlerin hikayesi… Bir Akdeniz agaci olan zeytinin yagindan mevcut bakimdan hallice olmayan ABD Misir yagini dolara dönüstürmek için ya kendi kullanacak ya da sana satacakti Ikincisini tercih etti. Bugün ABD tohumculuk ve tahil tekelleri NBS (Nisasta bazli seker) üretimi yaparak da petroldeki siyaseti tarima da bulastirmis görünüyorlar. En açik örnegi Ukrayna olaylaridir. Buradaki hadiselerin de bu ülkedeki hükümetin tahil üretimine koydugu kotadan kaynaklandigi sanilmaktadir.

Daha dün Yircali'da yasananlarin arkasinda yatan görüntü bana devrim arabalari hadisesini de çok yakindan animsatiyor. Hani su benzin yüzünden yolda kalan 4 arabanin hikayesi. O da bir yutturmacaydi. Elbette “Adi devrim olan bir arabanin sokaklarda dolasmasina zaten izin vermezlerdi”vermeyeceklerdi. Yoksa bugün memleketin müsrifliginin bir nolu dis masraf kaleminin otomobil ve yakiti olmamasi hiçten bile degildi….

Bir yazar zeytin için, "tarihin tanigidir, bir hikayedir, siirdir, agittir, acidir, hüzündür ve mutluluktur." demisti.

Tipki Roni Marguiles siirinde oldugu gibi:

Her geçtigimde yanindan bir zeytin agacinin

sormak gelir içimden: Anlatsana ihtiyar,

küçükken daha sen nasildi bu topraklar,

kimler geçer yanindan, kimler giderdi?

***

Fenikeliler getirmis diyorlar buralara seni.

Tuzlu muydu Akdeniz’in sulari o zaman da?

Yakici miydi böyle yine ögle günesi?

Neye benzer, neler düsünürdü Fenikeliler?

*** 

Uzun yasamak kolay. Ya hatirlamak her seyi?

Sallayip gövdeni zeytin toplayan insanlarin

degistigini görmek yaklasik otuz yilda bir,

babadan ogula, izledikçe nesiller birbirini?

*** 

Her geçtigimde yanindan bir zeytin agacinin,

düsünmeden edemem: yaslanip yasli gövdesine

kimler dinlenmis, kimler uyuklamistir acaba

ilik bir yel eserken yapraklarinin altinda?

*** 

Sorasim gelir her defasinda: Anlatsana ihtiyar,

neler gördün, neler kaldi yüzyillardan aklinda?

Nasil insanlardi Haçlilar? Eski Yunanlilar?

Korkunç muydu Aksak Timur denildigi kadar?

***

Evet, diye fisildar yemyesil yapraklar adeta:

“Koca koca ordulariyla geçtiler önümden hepsi,

gümüs kakmali kiliçlari, ipek takimli atlariyla.

Geçtiler… ve gittiler ama iste, yoklar artik hiçbiri.

Buradayim ben hâlâ

Ve tipki devrim arabalari aslinda unutulan devrim gibi zeytinin sanli hikayesi de disa hibe edildi…Zeytinler türküdeki gibi derdest edilirken Bursa'nin, Türkiye'nin hatta Dünya'nin en incancil en dostane duygusu olarak baris ve simgesi de çikarlara feda edildi…

Haber : Tamer Uysal


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster