Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama: Bölgemiz aç kurtlar gibi bekleşen şirketlerin iştahını kabartıyor
Kategori: Çevre
Eklenme Tarihi: 30 Haziran 2015
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 04:57
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=21586
Ölüm Yolu,Yesil Yol
Dogu Karadeniz Bölgesi
verdigi göçler nedeniyle yagmaya açik bir duruma geldi.
TÜIK rakamlarina göre
Ordu,Giresun,Trabzon,Gümüshane,Bayburt,Rize,Artvin'in nüfusu 2,6 milyon.
Nüfusun yüzde sekseninden fazlasi sahil bandindaki kent merkezlerinde yasiyor.
Ekonomik deger ifade
eden findik,çay disinda nüfusun geçimini saglamasi hatta ayakta kalmasi
olanaksiz.
Fiskobirlik’in tasfiye
edilmesinin ardindan çikartilan yeni yasalarla findik üreticisi saskina dönmüs
durumda.Çiftçinin findik üreterek geçimini saglamasi da artik hayal oldu.
Çay tarimi ise
iktidarin kota ve düsük alim politikalari dolayisiyla özel sektörün insafina
terk edilmis durumda.
7 ili içine alan bu
koca cografya issizlik ve yoksullukla yüz yüze. Bunu 750 bin nüfuslu Trabzon’da
90 binin üzerindeki yesil kartlinin varligindan çikartabiliyoruz. 8 ay boyunca kirsal
kesim, yani köyler bombos. 300 haneli köylerde 5-10 hane dolu ancak. Kirsalda
barinanlar ya yasli, ya da yoksul.
Bölge bu görüntüsü ile
aç kurtlar gibi beklesen sirketlerin istahini kabartiyor.
HES firmalarinin bazi
vadilere rahatça girebilmelerinin nedeni bu. Insansizlastirilan vadilerde
direnis de olmuyor. Ancak Karadeniz salt su üzerinden ekonomik deger üretmiyor.
Bölgeye ilk elden suyun ticarilestirilmesinin adimi olan HES'lerle girdiler.
Yetmiyormus gibi bir de buralarin madenini, merasini, ormanini ve yaylalari da
istiyorlar.
Ilkçagdan beri
biliniyor; bölgede altin, bakir, linyit, çinko, bentonit, demir ve mermer
madenleri var. Uranyum ise özellikle Rize bölgesinde mevcut. Ilk elden 20-30
yillik kisa bir zaman diliminde 100 milyar dolarlik kazanç yaratilmasi
hesaplaniyor.
Bu bilinen kazanç…
Dünya kapitalist
sisteminin girdigi küresel kriz, sirketlerin yeni arayislarini da
hizlandiriyor. Krizin faturasini emekçi kesimlere yüklemek krizden çikmanin
bilinen yoludur. Ama yeterli degil. Dünya kaynaklarini da piyasalastirmak
istiyorlar.
Emperyalizm doymuyor.
Dünya kaynaklarini bu hizla tüketmeye devam ederlerse 2050’de bize iki tane
dünya lazim olacak.
Belli ki 2015;
krizler, halk hareketleri ve savaslar yili olacak.
AKP iktidari sosyal ve
ekonomik alanda sikistigi kosullarda 2015' e giriyor.
AKP'nin önünde, uzun
sürecegi belli olan bu krizden çikis için fazla seçenek yok. Buradan bakilinca
dogal alanlarin yok pahasina elden çikarilmasi elzem olmaktadir.
Ancak yikim
projelerinin halka kabul ettirilmesi kolay degildir.
Sulari satarken enerji
ihtiyacina ve bölgeye yatirim yaparak issizligi önleyeceklerine vurgu yaptilar.
Bu propaganda kismen de olsa basarili oldu.
Madenler için ise
benzer bir yol izleniyor. Herkese hos görünen yesili kullanarak, dogal yesilligi
yok edecekler.
Samsun'dan baslayarak
2000 kottan devam edip Artvin’e baglanacak olan ‘yesil yol projesi’ dolarin
yesili ile ayni renkte olup gözü kör olanlarin ambalajidir aslinda. Aymazlikta
sinir tanimiyorlar. Yayla ve sahil turizmini öncelikli gösterip istihdam
yaratacaklarini iddia ederek yoksul halki zayif yerinden vuruyorlar.
AKP iktidari ve
isbirligi içinde olan sirketler, kendi olanaklarinin yeterli olmadigi yerde ise
yandaslari olan sivil toplum kuruluslarini devreye sokmaktadir. Yeter ki
amaçlarina ulasabilsinler ve halk kandirilabilsin. Helsinki Yurttaslar
Dernegi’nin yesil yolu bölge halki nezdinde sözde tartistirma çabasi tam da
buraya denk düsmektedir.
Dogal zenginlikler
açisindan dünyanin 200 bölgesinden biri olan Dogu Karadeniz Bölgesi AKP
iktidari eliyle yok edilmekle karsi karsiyadir.
Ormanlar kesilecek,
maden ocaklari kurularak dag tas harap edilecek ve insa edilen yesil yol ölüm
tasiyacaktir.
Binlerce yildir bu
topraklarda yasayan, ortak ve zengin bir kültür olusturan halk, tarihinden ve
kültüründen sökülüp koparilacaktir. Sirketlerin bünyesinde yok pahasina
çalismayi kabul edenler ata topraklarinda köle olacaktir. Köleligi kabul
etmeyen halk ise büyük kentlere göç ederek sisteme issizler ordusu ya da ucuz
isgücü olarak dâhil olacaktir.
Cebri kamulastirmalar
mülksüzlestirmenin hazirliklaridir.
Ancak bilinmelidir ki
Dogu Karadeniz’in onurlu halki bu oyunu bozacaktir. HES'lere karsi verilen
mücadele bunun göstergesidir.
Yesil yolun ne anlama
geldigini biliyoruz!
Ölüm yolunu kabul etmiyoruz…

Haber : Ihsan
Hacibektasoglu ihsanhacibektas@hotmail.com