Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama: Emek üretimiyle başlayan insanlaşma serüveni,ne yazık ki kadın cinsinin sömürülmesi ve baskı altına alınmasına dünüştü
Kategori: Toplum-Yaşam
Eklenme Tarihi: 27 Haziran 2015
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 15:31
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=21544
BIZ KADINLAR NEDEN
ÖRGÜTLENMELIYIZ?
Tarih öncesi
atalarimizin emek üretimiyle baslayan insanlasma serüveni,ne yazik ki kadin
cinsinin sömürülmesi ve baski altina alinmasina dünüstü.
Tarihte kadin emegine
ve bedenine el koyarak ataerkil sistemi gelistiren bir avuç erkek, hala bu
düzlemi koruyarak varligina devam ettiriyor.
Kadinlarla birlikte
erkeklerin çogunlugunu ve çocuklari da sömüren Köleci, Feodal-Asyatik ve son
olarak Kapitalst sistem, sömürülen erkeklerin de sömüreni olarak, kadinlari
sürekli en alt düzlem de tutuyor.
Engels’in , Aylenin,
Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni adli kitabinda; “ 1846’ da Marx ve benim
tarafimdan meydana getirilmis, yayinlanmamis eski bir elyazmasinda su satirlari
buluyorum: ‘ Ilk is bölümü erkek- kadin arasinda döl verme bakimindan yapilan
is bölümüdür.’ Ve simdi ekleyebilirim: Tarihte kendini gösteren ilk sinif
çatismasi, erkek ile kadin arasindaki uzlasmaz karsitligin, kari- koca evliligi
içindeki gelismesiyle ve ilk sinif baskisida disi cinsin erkek cins tarafindan
baski altina alinmasiyla düsümdestir.”
Engels’in yaptigi
tespitin dogrulugunu, tarihten günümüze baktigimizda da görebiliyoruz. Bugün
dünyanin bir çok bölgesinde, tarihteki ilk biçimiyle bu sömürü ve baski devam
ediyor.
Bu makalede,
Türkiye’yi ve Türkiye içinde de Dogu Karadeniz bölgesini öne çikartacagiz.
Bunun üç nedeni var:
1- Türkiye’deki
Sosyalist ve Feminist kadin örgütlenmesi ve yazili literatür, Dogu Karadeniz ve
Kürt bölgesini içermiyor.
2- Kürt kadin örgütlenmesi ve yazili literatürü
de kendini ele aliyor.
3- Ben, bu parçali
durumdan ve yazili literaturun eksikliginden hareketle, 2005 yilinda “Marksizim
Cins Körümü-Marksist Aile Kurami” adli kitabi yazdim. Kitap da Türkiye’deki tüm
bölgeleri, Dünya ve Türkiye isçi sinifi
ailesi içinde kadinin ekonomik durumunu ve buna bagli olarak kamusal
alandaki sosyo-ekonomik, siyasal ve
hukuksal konumunu inceledim.
Dogu Karadeniz
kadinlari hem yazinsal literatürde, hem de örgütleme konusunda sifir düzlemde
yer aliyor. Bu yüzden makaleyi daraltiyorum.
Yine de kisa genel
giris yaparsak: Dünya da bütün kadinlar ayni sorunlari yasamiyor.Uluslarin
esitsiz ve bilesik gelismesi, dünya isçi sinifinda oldugu gibi, dünya
kadinlarinin da uluslarin sosyo-ekonomik ve siyasal gelismislik düzeyine göre
sorunlari farklilik tasiyor. Hatta her ülke, kendi içinde, bölgelere görede
sosyo-ekonomik farkliliklar tasiyor. Bu durum bölgelerin yer alti ve yer üstü
zenginlik kaynaklarina bagli olmasinin yani sira, siyasi erkin politik tutumuna
da baglidir.
Türkiye’de de her bölgede
ve her siniftan kadinlara yönelik farkli sömürü ve baski biçimleri
var.Türkiye’deki bölgeler ve siniflar arasi sosyo-ekonomik farklilik, siyasi
erkin sömürgeci ve sömürüye dayali politik tutumundan kaynakli. Ermeni ve Rum
sermayesine el koyarak kendini gelistiren
Türkiye’de kapitalist sistem, basindan itibaren bu ikili sömürü düzlemde
devam ediyor. Bu baglamda, Dogu Karadeniz ve Kürt bölgesinde sosyo-ekonomik
yatirim yapilmadi ve yer alti-yer üstü kaynaklar Bati bölgesindeki sanai
yatirimlarinda kullanildi. Bu durum, bu iki bölgenin üretim iliskilerini, pire
kapitalis düzlemde kalmasini saglarken, kadinlarin da köle sitatusunde
yasamasina neden oluyor. TC kanunlari kadina miras hakki tanimasina ragmen bu
iki bölgede erkekler, kadinlarin miras hakkini fiili olarak gasp ediyor.
Kürt kadinlari örgütlü
mucadeleleri sonucunda, bölgedeki ataerkil sistemi parçaladilar. Ve parçalari
ortadan kaldirmak için mucadelelerine devam ediyorlar. Ama henuz miras hakkini
elde edemediler.
Sosyalist ve feminist
kadinlar ise dar gurupsal duruslariyla varliklarini devam ettiriyor. Bu
guruplar örgütlenme düzlemini genisletmedigi için, eylem yöntemleri de protesto
düzeyindedir.
Dogu Karadeniz
Kadinlari
Mülkiyet hakkindan
yoksun kadinlar evde, tarlada çalisiyor.
Dogu Karadeniz de kapitalist üretim, genel olarak tarima dayaniyor. Tarim ürünü
çay ve findik dir. Ve bu ürünlerin islenmesi için fabrikalar, sehir
merkezlerinde de küçük sanai imalati var. En gelismis biçimi Trabzon’da dir.
Kadinlar, tarim
alaninin üretici gücüdür ama toprak fiili olarak erkege ayit oldugu için, tarim geliri erkegin elindedir. Bu gelirin
bir kismiyla ailenin ihtiyaçlari karsilaniyor. Geri kalanini erkek kendine
harciyor. Bazi erkekler ailenin ihtiyaçlarini dahi karsilamiyor. Kadinin emegi
kumar, içki ve fuus da harcaniyor. Bu aileler de kadinlar, baska ailelerin
tarlalarinda ekstira isçilik yaparak, kisin el isi yapip satarak geçimlerini
sagliyorlar.
Kadinlar, aile içinde
ki bu duruma bireysel olarak karsi çikiyor. Bu karsi çikis, kadina siddet
olarak geri dönüyor. Kadinlar tüm yasadiklarina karsin bosanma cesaretinde
bulunamiyorlar. (istisnalar disinda) Çünkü bosandiklari zaman hiç bir maddi
olanaga sahip degiller. Mülkiyet hakki sadece erkek kardeslere ayit oldugu
için, bu siddeti yasamak zorunda kaliyorlar. Erkekler, kadinlarin bu
çaresizliginden dolayidir ki pervasizca davranabiliyor.
Sosyalist parti ve
örgütlerin bölgedeki il, ilçe merkezlerine üye erkekler de duruma karsi
çikmiyor, tam tersine kiz kardeslerin miras hakkini gasp ediyorlar. Sonra da
sokaga çikip; “ Kahrolsun fasizim. Kahrolsun emperyalizim” diye bagiriyorlar.
Parti ve örgüt merkezleri bu durumla hiçbir zaman ilgilenmedi ve ilgilenmiyor.
Bugüne kadar ilgilendikleri tek sey, üye erkekler araciligiyla bölge halklarini
asimile etmek oldu. Halklarin kendi kimliklerini ifade etmesi, bu yapilar içi
milliyetçilik oluyor.
Örgütlenmeliyiz
Bu durumu ortadan
kaldirabilmemizin tek kosulu, bölgede yasayan tüm etnik ( Gürcü, Hamsen, Laz,
Rum, Çerkez) guruplarin kadinlari olarak, siyaset ayrimi yapmadan;
1- Miras hakki
2- Siddete karsi
3- Anadilde egitim hakki için örgütlenmeliyiz.
Erkek devlet,
erkeklerin yaninda. Devlet, erkekler kadinlarin mülkünü ellerinden alirken
sesini çikarmiyor. Kiz kardesler, yillardir, babalarin mirasini erkek
kardeslere devrederken sessizce imzalarini atiyorlar. Yirimi yil öncesine kadar
kadinlar, bunun böyle olmasi gerektigini saniyorlardi. Çünkü ataerkil kültür,
böyle düsünmelerini sagliyordu. Günümüzde ise korkularindan karsi çikamiyorlar.
Bir çok konuda oldugu gibi, yasalar toplumun önünde. Devlet yasalar
çerçevesinde duruma müdahale etmesi gerekirken, tersine hak gaspinin devam
etmesini sagliyor. Böylece devlet, kadin emeginin sömürüsü üzerinden bölgedeki
erkekleri kendine bagliyor.
Sonuç olarak; Türkiye
yedi bölgeden olusuyor. Bölgelerde yasayan kadinlarin bölgelere özgü, Isçi
kadinlarin kendilerine özgü sorunlari var. Bütün kadinlarin ise ortak
yasadiklari siddet, taciz, tecavuz ve ölüm tehtidi-ölüm dür.
Erkekler fiziki,
piskolojik ve cinsel siddetle yetinmiyorlar. Binlerce yildir babalar, erkek
kardesler ve kocalar kadinlari katlediyor. Bugün Türkiye’de, hergün kadinlar
öldürülüyor. Devlet, kadinlarin hayatini alan katillerin cezasini “iyi hal” ve
tahrik indirimi” adi altinda azaltiyor.
Kürt kadinlari disinda kalan kadinlar örgütsüz. Her bölge ve sinif kadinlari kendi sorunlarindan dogru örgütlenmeli ve bir üst yapi olusturarak, birligi saglamaliyiz. Bu bize ayni anda hareket olanagini sagliyacak.
CINAYETLERI, TACIZI ve TECAVUZU BÖYLE DURDURDBILIRIZ. VE HAKLARIMIZI BÖYLE KAZANABILIRIZ.

Haber : Huriye Sahin huriyesahin@hotmail.com