Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 10 Haziran 2015
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 04:04
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=21415
Sermaye ne istedigini
biliyor.Ya biz? – E. Ahmet Tonak
Önce sermayenin ne
istedigi üzerinde duralim. Istenenin kod adi “istikrar”dir. Kastedilenin ne
oldugunu kavramak ise bu kelimenin arkasina geçmeyi gerektirir. O zaman ilkin
bir durum tespiti yapalim:
•Basta sermaye olmak
üzere, memleketin neredeyse yarisi uzunca bir süre AKP’den oldukça memnundu.
Ekonomik basari haberleri hergün gazeteleri dolduruyor, hatta AKP iktidarinda
3,5 kat büyüdügümüz palavrasi bile mansetlere tasiniyordu (Mehmet Simsek-Dani
Rodrik tartismasini hatirlayalim). Ekonomi aslinda 3.5 kat büyümemisti; borsaci
Simsek hisse senedi performansini ölçme ile ülke ekonomisinin reel büyümesini
hesaplamayi karistirmisti! 2002-2014 arasi Türkiye ekonomisi %75 büyümüstür.
Yani 2 kat bile degil, 1.75 kat büyümüstür. Abart abartabildigin kadar!
•Geçen hafta dostum
Mustafa Sönmez’in de hatirlattigi üzere ayni dönem boyunca özel sektörün dis
borçlanmasi da büyümüstür (http://bit.ly/1f0h84w). Asagidaki sekilden de
izleyebileceginiz üzere özel sektörün borçlanma performansi oldukça
“basarilidir”: 2002-2014 arasi yaklasik 6 kat büyümüstür! 2002’de 29 milyar
dolar olan borç 2015’in Mart ayi itibariyle 166 milyar dolara erismistir.
•Durum, maalesef “borç
yigidin kamçisidir”a uygun degil. Çünkü, bu arada AKP hükümetinin bir süre
kullanabildigi bir baska palavraya, o herkesin sevgilisi piyasalar “dur”
demistir: 2005 Subat’inda dolar 1.27 TL iken seçim sonrasinda 2.75 TL’ye
yerlesmistir. Borçlu sermayedar panik
içindedir. 2005’te 1 milyar dolar
borcunu ödemek için 1.27 milyar TL kazanmasi gerekirken, simdi 1 milyar dolar
borcunu ödemek için 2.75 milyar TL (yani 2005’e göre 2 misli daha fazla)
kazanmasi gerekmektedir. Nerede?
Türkiye’de, 12 yilda sadece 1.75 misli büyüyebilen bir ekonomide!
O zaman, durumu
düzeltmek gerekir. Seçim öncesinden baslayarak ideolojik hazirlik, iliskilere
tahkimat yapilmistir. Mikrofonu Güler Sabanci’ya uzatalim:
“2015 yilinin daha
sonraki seçimsiz bir dönemin geçis yili olacagi görülüyor. Bu baglamda,
düsük gitmesi beklenen petrol fiyatlari ve hedeflenen uzun vadeli reformlarin
hayata geçirilmesi yönünde atilacak adimlarla, bu geçis yili önümüze
firsatlar sunuyor. Hükümetin uzun vadeli bakis açisi ile açiklanan eylem
planlarinin önceliklendirilerek, en kisa zamanda uygulamaya geçilmesini ve 2015
yilinin yeni bir kalkinma hamlesinin ilk basamagi olmasini bekliyoruz.”
(http://bit.ly/1MkXkmV)
Sizi bilmem, ben buna
vizyon derim: “seçimsiz dönem”, “geçis yili” “firsatlar sunul(masi)”, “yeni bir
kalkinma hamlesi”, kisacasi yok yok.
Iste bu vizyonun seçim sonrasina
tercümesi coskulu bir biçimde “istikrar” talebidir. Istikrar ise ancak ve ancak
çibanbasi olacaklari pasifize etmekle saglanir.
Artik basliktaki “Ya biz?” sorusuna cevap verebiliriz:
Biz çibanbasi olmaya
devam ederek bu vizyonu bosa çikarmali, oyunu emekten yana bozmaliyiz.