Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle


Giresunlu Hemşerimiz Galatasaray Başkanı Seçildi


Açıklama: Galatasaray'ın genel kurulunda Giresun,Şebinkarahisar'lı hemşerimiz Dursun Özbek başkan seçildi
Kategori: Yöreden
Eklenme Tarihi: 26 Mayys 2015
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 08:14
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=21303


Giresunlu Hemserimiz Galatasaray Baskani Seçildi

Galatasaray'in genel kurulunda Giresun,Sebinkarahisar'li  hemserimiz Dursun Özbek baskan seçildi.

Galatasaray takiminda baskanlik seçimi son buldu ve Giresun,Sebinkarahisar'li  Dursun Aydin Özbek büyük oy farkiyla kulübün 36.baskani olmaya hak kazandi.  

Aslen Giresunlu olan Dursun Özbek, Galatasaray'in olagan genel kurulunda Galatasaray Baskani seçildi. Yapilan seçim sonucunda sandiklar tek tek açilirken, en yakin rakibi Turgay Kiran'a fark atan Özbek, bes sandigin henüz açilmamis olmasina ragmen seçimi garantiledi.

Dursun Aydin Özbek Kimdir?

Peki kimdir Dursun Özbek? Bu soruyu Özbek'in 2005 yilinda Sabah Gazetesi yazari Ilker Sarier'e verdigi röportaj yardimiyla cevaplayabiliriz.

Isadami Dursun Özbek, kaderin bir cilvesi anlaminda,büyük bir devalüasyon sonunda, yasam çizgisi belirlenmis bir insan olarak çikiyor karsimiza...Biraz daha geçmisinden alirsak,Dursun Özbek'in yasam hikayesi, modern bir simyacinin yasamini yansitiyor sanki.

Taksim'de, Talimhane turistik bölgesindeki Point Otel'de sohbet ediyoruz Dursun Bey ile... Simdi artik, ayni bölgedeki toplam 2000 yatakli turistik tesislerin yüzde 25'i, yani yaklasik 500 yatak kapasiteli Point Otel ile Nippon Otel, Dursun Özbek ile kardesi Mehmet Özbek tarafindan yaratilmis. Memleketten hisim akrabanin yatiya geldigi gecelerde, bir tek kisiye bir tek yatagin düsmedigi küçücük bir gecekondudan çikip, 1000 yatak kapasiteli bir oteller zinciri olusturmak...

Hikayenin can alici noktasinin altini bastan çizmek istiyorum. Bir zamanlar bir tek turistik tesisin bulunmadigi bu Talimhane bölgesi, esasen oto yedek parçacilarinin karargâhi sayiliyordu. Iste burada bir zamanlar 6 metrekarelik bir dükkanda yedek parçaciliga girisen iki kardes simdi bölgenin turistik yatak kapasitesinin yüzde 25'ini yaratmis bulunuyorlar.

Rahmetli babalari Hasan Bey, Giresun'un Sebinkarahisar'indan kalkip bir lokma ekmek için Istanbul kapilarina dayanmasaydi, böyle olur muydu bilinemez.

Is aleminde "Özbekler" olarak taninip, sevilen iki kardesin hikayesini Dursun Bey'den dinlerken, bir miktar zorlandigimi itiraf etmeliyim. Karsimda oturan adam, "sansasyona" hiç merakli görünmüyordu; "taninmaya YATIRIMLA BIR YERE GELMEKTEN GURURLU Dursun Özbek, sadece yatirimla bir noktaya gelmeyi basardiklari için gurur duyuyor ve bu gururu saklamiyor. Hevesli" de degildi hiç. Sadece, saglam bir kararlilik yansitiyordu.

"HEM KALITELI HEM MASRAFSIZ"

"Babam" diye basladi anlatmaya... Önce kendisi geldi Istanbul'a, sonra bizi aldirdi annem ve kardesimle birlikte... Beni Galatasaray Lisesi'ne kaydettirdi. Hem kaliteli hem de masrafsiz bir okul oldugu için..."

UNUTAMADIGI AN

"Hayatimin en kederli ani, orta son sinifta babami kaybettigim andir, diye devam etti... Dursun Özbek daha 13 yasinda, küçük kardesi ve annesiyle yalniz kalmistir. Anne, iki oglunu büyütmek için çirpinir. 69 senesinde, Galatasaray Lisesi bitmistir. Dursun Özbek, Isviçre Lozan'daki Ekol Politeknik'e basvurur. Orada okumasi için ayda 500 isviçre Frangi yetecektir, annesiyle de öyle anlasirlar. Fakat tam o sirada, Ankara'da büyük bir devalüasyon gerçeklesir, Türk lirasi yüzde 70 deger kaybeder. Bu devalüasyon Dursun Özbek için kader çizgisi olur. Avrupa hayali biter. Fransizcanin yaninda ingilizce de ögrenmek amaciyla ODTÜ'ye girer. Elde yok, avuçta yoktur. Ögrenci yurtlari isgal altinda oldugundan 1.5 ay boyunca, otellerde perisan olur ve sonunda Istanbul'a dönmeye karar verir. ITÜ'ye basvurup, makina mühendisligi okumaya baslar. Böylece evinde olacak ve masrafi asgariye indirecektir. Okulu bitirdigi gün, Talimhane'deki bir göz dükkanda yedek parça isi yapmaya çalisan kardesinin yanina gelip, hayatlarini birlikte kurmaya girisirler. "Kardesim" derken, bu kadar seviyle ve içten konusan insan bulmak zordur herhalde... Özbek kardeslerin birbirine bagliligi, bana hepinizin bildigi küçük bir darbimeseli hatirlatti. Hani doganin krali aslana sormuslar: Sen hangi güçten çekinirsin, diye... Sadece iki kardesin gücünden çekinirim, demis... O misal..."

"72'de küçücük bir dükkan... Iki kardesin omuz omuza yürüttügü yedek parça isleri... Yillarca tozu atilan Anadolu yollari... Sonra degisik bir sahada, ilk büyük yatirim... Gelecegin turizmde oldugu düsüncesiyle, 88 yilinda Nippon Otel, 90'da 150 yatak kapasitesi, daha sonra Point Otel, toplam 450 yatak kapasitesi... 2006'da ise üçüncü yatirim ile toplamda 1000 yatak hedefi."

"ASIRI HIRS VE YÜKSEK RISK"

Bu öyküde, okuyucunun ilgisini çekecek ne var, diye soruyorum Dursun Özbek'e... Tevazu ile söyle konusuyor:

Geride biraktigimiz 20 yil, Türk is dünyasinda basrolü, asiri hirsin ve yüksek risklerin oynadigi yillar oldu. Biz ise, tasiyamayacagimiz riske hiçbir zaman girmedik. Çilgin tekliflere "hayir" dedik. Büyüme ivmemizdeki istikrar, hikayemizin anahtaridir. Tefeciligin adeta moda oldugu yillarda gösterdigimiz sabir, bence büyük deger tasiyor.

Bugün, tesislerimizde 250 kisilik istihdam yaratmis durumdayiz. Sattigimiz her sey yüzde 100 Türk malidir. Bunun ülke ekonomisine olan katkisini da biliyoruz. Insan bundan baska ne ile gurur duyar? Babasinin verdigi yasam mücadelesine ve fedakarligina medyun-u sükran oldugu anlasilan Dursun Bey, bunu su sözlerle ifade ediyor:

"Babamin bugünümüzü görebilecegini bilseydim, her seyimi feda ederdim."

Hayatinizda dramatik bir hikaye yok mu, diye soruyorum. Dursun Bey sunlari söylüyor: "Yillarca elimde bir plasiyer çantasi ile, Kayseri, Elazig, Diyarbakir, Malatya ile neredeyse bütün orta ve güneydogu Anadolu'da dolastim. Otel masrafi olmasin diye otobüslerde gece yolculugu yapardim.

Böyle bir çalisma üslubunu, sanki herkes böyle yapiyormus gibi yillarca sürdürmekten daha dramatik ne olabilir?"

Dursun Özbek, Talimhane'nin bugünlere gelmesinde, hem bölgedeki diger turizmcilerin hem de belediye yetkililerinin büyük çabalari ve proje anlayislarinin rolü bulundugunu da kaydediyor. Turizmin, Türkiye'nin stratejik yükselisi için en önemli sektörlerden biri oldugunu, bunun için de bilinçli yatirimcilara, günü birlik kazançlar kovalamayan insanlara ihtiyaç oldugunu hatirlatiyor. Dostça el sikisip sohbetimizi sona erdirirken, Dursun Özbek'e söylemedigim tabloyu, okuyucularimiza sakladim. Point Otel'in lobideki kafesinde oturduk, iki arkadas gibi... Birkaç demli çay yudumladik. Sohbetimiz kendiliginden felsefelere ve hayat yaklasimlarina akti, gitti... Baktim ki, küçücük bir sohbette bile, çok daha rüzgârli ve güç yansitici ortamlar yaratabilecek bir isadami, buna tevessül dahi etmiyordu. Bir insanin, beynindeki realizmi ile yüregindeki samimiyetin bundan daha belirgin kaniti olabilir miydi? "Güç simsarliginin" sektör, hatta sanat gibi algilanmaya basladigi Türkiye'de iste bu samimiyet, aslinda gerçek gücün ta kendisiydi.

webaslan


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle