Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle


Karadeniz Soruşturmalarına Devam


Açıklama: Prof.Kemal Üçüncü yazdı
Kategori: Haber
Eklenme Tarihi: 22 Mart 2015
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 03:11
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=20777


Karadeniz Sorusturmalarina Devam

Karadeniz’le ilgili yazilarim uzun süreden beri farkli ülke misyonlari, arastirma merkezleri ve askeri ataseleri tarafindan takip edilir.

Millî kurumlardan ve muhalefet kurumlarindan daha hiç kimse ne oluyor demedi. Ülkemizde henüz akademik bilgiyi ve üretimi, askeri, sivil, kamu yönetimi  karar alma süreçlerinde operasyonel olarak kullanacak çapta ve evsafta bir yapilanma söz konusu degil. Putin Çin’e gitmeden Petersburg Dogu Bilimleri Enstitüsü Müdürü dostumuz Prof.Dr. Irina Popova’dan dersini ve dosyasini alir ve gider. Ülkeler ve bölgeler akademik anlamda didik didik edilir ve bilgi üretilir. Bütün büyük ve ciddi ülkelerde böyledir. Polisçilik oynayarak, kamyoncuyla istihbarat toplayip bohçaciyla uygulayan çaptan ne beklenir. Bu isin bir boyutu kurumsal akil ve gelenek, literatür olusamiyor. Bu ufuk neyi öngörebilir. Küçücük Gürcistan’in bile Dogu Bilimleri bizden çok güçlü.

Dogu Karadeniz Bölgesi milletvekili adaylarina kentleri Karadeniz, Türkiye, Kafkasya Hazar ve Avrasya vizyonlarini sordum ses seda yok yok. Gülümseme, sakalasma, tokalasma, nuranî bir isik halesi altinda pozlar, vesileler, hayirlar gibi esnaf agzi dinsel soslar ve dekoratif unsurlar disinda gerçekçi bir gündem yok maalesef. Sadece bize iyilik etmek üzere fedakârliga katlanacagini söyleyen agbiler, ablalar var. Sag olsunlar.

Lâkin rasyonel olarak nedenini izah edemiyorlar. Tabi ki seçme ve seçilme yeterliligine haiz her Türk vatandasinin hakkidir. Kendilerine basarilar dileriz. Ama sadece bu kadar mi? Genel, alti bos, genel merkez sloganlarindan öte özgün bir söylem duymak istiyoruz. Partilerin adaylari keske bir forumda projelerini kamuoyuna sunsalar.

Ve Karadeniz Bölgesi Üniversiteleri

Karadeniz bölgesi illerinin artik birer üniversiteleri var (toplam 18 özeller hariç). Uzun süre Karadeniz’in yegane üniversitesi KTÜ idi. Tasranin ilk üniversitesi. Geçmis rektörlerimiz de bununla pek övünürlerdi. Haklaridir, biz dahi kivaniriz. Bölgenin 18 üniversitesinin bölgeyle havzayla ve Avrasya ile ilgili bir perspektifi, stratejik plâni yok. Oysa ki dünya tarihinin gelecek elli yili bu havzada cereyan edecek. Kamuoyunu ve kamu gücünü bu sahada yönlendirip teçhiz edecek kurumsal isleyisten ve bilimsel üretimden uzaklar. Kültür Bilimlerini adeta yük gibi görüyorlar.(Lâkin sorulunca hepsi kültürü sever, Türkçeyi sever hatta bu konuda size özlü sözler bile söyleyebilirler). Oysa ki medeniyeti kuran düsünce kültür bilimlerinden çikar, doktrin koymus ve insanliga yön vermis bir teknik adam yoktur. Sünnetçi ufkuyla, çözelti analiz ederek, teorik bir genel perspektife ulasamazsiniz. Bu yüzden ciddi devletlerde Kültür bilimleri akademilerde büyük ve özel itibar görür. Ilk çaglardan beri devlet baskanlarinin yaninda tornavida uzmanlari degil, kültür insanlari bulunur.

Kime anlatacaksiniz?

Velhasil 18 üniversitemizin BAP bütçesi yillik 100 trilyondan asagiya degildir. Bu kaynagin yüzde biri her yil bölge ve havzanin kültürel envanterinin incelenmesi ve yayinlanmasi, ülkenin ihtiyaç duydugu operasyonel bilginin kullanimi için adam gibi kullanilsa Türkiye bambaska bir noktaya ulasir.

Bu yapilirsa siyasetin de evsafi yükselir. Bu yüksek evsafta geleneksel kadrolar ne konusacak? Kedi kaçti, köpek kovaladi ile buraya sarkamazlar.

Lakin akademik anlayis ülkemizde hizla eski köy hizmetleri kurumunun durumuna savruluyor.

Çok aci.

Kendilerine buradan bilimsel ahlâk geregi çagrida bulunuyorum.

Bu bizim ödevimiz. Asgari ücretlilerin vergilerinden maas aliyorum, onlarin hakkidir, söylemeye mecburuz.

“Mahkeme kadiya mülk degil”

Üniversitelerimizin tümünün kurulus kanunlari “ilin, bölgenin kültürel, sosyal gelisimi” diye baslar. Yarin sizleri tarih yargilar.

Entelektüeller ve aydinlar halk gibi degildir, yaptiklarindan farkli olarak yapmadiklarindan, görmezden geldiklerinden de sorumludurlar.

Dise dokunur hiçbir sey yok ortada yok. Olacaga dair de bir emare de yok.

Bu anlamda Karadeniz’e bir akademik önderlik lazim.

Bu konuya iliskin mufassal projelerimiz ve daha önce yaptigimiz çalismalar var, kurumlarinkini de aktarmak isteriz açiklarlarsa.

Tüm Karadenizli hayirseverlere

Bölgemizin essiz bir kültürel mirasi var. Bu mirasin kayit altina alinip bilimsel olarak yayinlanmasi lazim. Bu hedefe dönük olarak Kültür Bilimleri Akademisi olarak Karadeniz Kültür Envanteri –Kaynaklar I- serisinin yayinina baslayacagiz. Satisi ve tiraji olmayan bu temel kaynak eserlere kurumlarimiz ve hayirseverler veya buna aracilik edebilecek insanlarimiz eserlerin yayimina sponsorluk “destekleriyle” katkida bulunabilirler. Bu anlamda bizimle irtibat kurabilirler. Esasen milli kültür devlet eliyle degil sivil inisiyatif eliyle üretilmesi daha yerindedir. Rönesans dedigimiz hadise budur.

Medici ailesi olmasaydi Rönesans sanatçilari o kadar kolay üretemezdi.

Prof .Kemal Üçüncü


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle