Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle


Meksika Modeli "Mükemmel Diktatörlük"


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 12 Mart 2015
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 07:56
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=20706


Meksika Modeli ‘Mükemmel Diktatörlük’ - Nilgün Cerrahoglu

“Mükemmel Diktatörlük”, Meksika’da geçen yil “gise rekoru” kiran bir filmin adi.
Film, Meksika’nin “baskanlik sistemi”ni siyasi taslamayla “tiye” aliyor.
Yönetmen Luis Estrada’nin sözleriyle “görevdeki bir Meksika baskanini ilk defa açikça hicveden film”, gerçek yasam ve sisteme dogrudan göndermeleriyle dikkat çekiyor.
“Baskanlik koltugu”na varmak için kampanya yapan filmdeki “vali” örnegin, bilfiil Meksika eyaleti eski valisi olan mevcut baskan Enrique Pena Nieto (EPN) gibi Jazmin adindaki bir “pembe dizi” oyuncusuyla beraber…
Jazmin -filmde- “Fakirler de Sever” isimli pembe dizinin kahramani…
Baskanlik seçimine girerken EPN’nin basgöz oldugu sahici “first lady” Angelica Rivera ise gerçekpembedizi “AskiDamitirken”inyildizi…
Televizyon dünyasi, gerçek hayattaki gibi filmde de ön planda…
EPN’nin senaryoya paralel olarak.. Meksika’nin en büyük TV grubu Televisa’nin gerçek yasamdaki “siyasi projesi oldugunun” ileri sürülmesi, bunun baslica nedeni.
“Mükemmel Diktatörlük”ün afislerinde bu yüzden kissadan hisse, “Televizyon, bir baskani isbasina getirdi. Ilerde de bu gene olanakli mi?” sözleri okunuyor…

‘Gizli dikta’ yakistirmasi
“Mükemmel Diktatörlük” ne ki salt bir parodiden ibaret degil.
Film adini Nobel ödüllü ünlü yazar Mario Vargas Llosa’nin ’90’larda, “Meksika sistemi” için bire bir söyledigi sözlerden aliyor.
Meksika’nin “Kurumsal Devrimci Parti/Partido Revolucianario Institucional”in (PRI) rakipsiz “tek parti” olaraktan sisteme damga vurdugu yillar…
Basta Meksika devriminin partisi seklinde dogan ve 1929’dan 2000’e dek ülkeyi araliksiz “tek parti rejimi” ile yöneten PRI’nin, Meksika’daki bir toplantida “siyasi niteligi” tartisiliyor…
Milyonlarin canli yayinla TV’den izledigi toplantida Vargas Llosa’nin yaninda ünlü Meksikali yazar Octavio Paz da var.
Paz; “hegemon bir tek parti rejimi olmasina karsin Meksika’nin Küba, Sovyetler Birligi gibi bir dikta rejimi olmadigi” savunmasini yapiyor.
Hemen akabinde söz alan Vargas Llosa ise “Hayir. Asil mükemmel diktatörlük Fidel Castro’nun Küba’si degil, Meksika’dir” diye bu sözlere itiraz getirerek ekliyor:
“Çünkü Meksika’da diktatörlük kendisini oldugundan baska tanitan kamufle bir diktatörlüktür. Meksika’da, sistemi eselediginizde altindan bir diktatörlügün tüm özellikleri çikar!”
“Ha tek adam diktatörlügü olmus, ha tepedeki yüzlerin degistigi tek parti diktatörlügü olmus. Ne fark eder?” mantigindan hareket eden Vargas Llosa’nin sözleri Meksika’yi karistiriyor.
Perulu yazar bir ara Meksika’da “istenmeyen adam” ilan ediliyor ama.. “mükemmel diktatörlük” deyimi, Meksika siyaset literatürüne giriyor.
O kadar ki, tarihi sözlerin üzerinden “çeyrek asir” geçmesine karsin; üzerinde hâlâ iste böyle filmler yapiliyor.

‘Tek parti’ kalintisi sistem
Meksika, el hak ‘90’lar Meksikasi degil. Küresellesmeyle Meksika da degisti… Türkiye’den 70 yil sonra(!), 90’larin sonunda
Meksika da “çok partili düzene” geçti.
2000’de ilk kez PRI disinda bir partiden; “Coca Cola yöneticisi” olan sagci bir isadami Vicente Fox Meksika’ya baskan seçildi.
Fox’un ardindan.. ayni sagci PAN partisinden bu kez de Felipe Calderon’un baskanlik koltuguna oturdugu 2006 seçimleri yapildi.
2012’de eski “tek parti Meksikasi”nin PRI’si, Nieto ile birlikte “kürkçü dükkâni” hesabi.. Baskanlik Sarayi’na döndü.
Burada özellikle enteresan olan Türkiye’de tek parti yillarinin CHP’sine demedigini birakmayan Erdogan’in “tek parti düzeninin sahi” olanPRIMeksika’sina “model” kontenjanindan böyle simdi kör parmagim kör gözüne büyük kredi açmasi…
Medya, is dünyasi, sendikalar, yandas entelektüeller.. toplumun çesitli kesimlerini tahakküm altina alan “bir parti devleti” kalintisi, Erdogan’in öykündügü Meksika sistemi…
Iktidarda kaldigi uzun yillar boyunca çesitli skandallarla anilmis…
Yozluk ve yolsuzluk kotasi yüksek bir parti güdümündeki bir “baskanlik sistemi”nden söz ediyoruz.
Meksika dogru, evet; Latin Amerika’nin 2.; dünyanin 10. ekonomisi olan önemli bir ülke.
Petrolü ve zengin dogal kaynaklari var.
Canli bir kültür yasami; Octavio Paz, Carlos Fuentes gibi etkileyici, büyük yazarlari var.
Ama siyasi sistemi sartlayan büyük “nar-cos/uyusturucu kartelleri”nin kol gezdigi ve yolsuzlugun yaygin biçimde damga vurdugu “demokrasisi”; Meksika’nin özenilecek güçlü olan yani degil.
“Demokrasi” ve “hukuk devleti” açisindan düne dek “uygarlik projesi” olarak gördügü Avrupa Birligi ülkelerine “model” gözüyle bakan Türkiye’nin bugün böyle damardan “Meksika modeline” savrulmasi, basli basina düsündürücü.
Meksika nire, Türkiye nire bir defa…
OECD ülkeleri arasinda “en kötü gelir dagilimina sahip son iki ülkeden biri” olmak disinda, aramizda hiçbir ortak yan yok.
Önümüzdeki hedef bundan böyle “Meksika modeli”nin petrolü olmayan bir “Ortadogu” subesi olmak ise Nuh Köklü’nün o unutulmaz sözleriyle; “Bu bir rüya olsun!” diyelim: “Mersi, almayalim!”


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle