Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 25 ?ubat 2015
Geçerli Tarih: 03 Mayys 2026, 16:14
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=20557
Merhaba,beni tanimayanlar için
Her ne kadar beni taniyanlar olsa da,tanimayanlar için…
1 Ocak tarihinde Mersin’de Mahmudiye Mahallesi 161 sokakta
dogdum… Kim bilir, belki de annecigim çocuk gelin olmasaydi, babamin görev yeri
Istanbul’da dünyaya gözlerimi açacaktim. Hamile olarak Mersin’e gelen annem ve
dogumdan sonra da; bizi yasayacagimiz kente götürmek üzere gelen babacigimin
kucaginda 20 günlük bebekken, Mersin’den ayrilip simdi yasadigim ve hatta
ömrümün sonuna dek yasamayi düsündügüm asik oldugum kente, Istanbul’a geldik.
Bu yüzdendir “Akdeniz’in bereketli, bana göre tilsimli
suyundan beslendim ve turunç kokumu dogdugum topraklardan aldim” diyorum
kendimi tanimlarken.
Önceleri ev hanimi, çocuklari büyüyünce is hayatina atilan
güzel, yetenekli, iskadini bir anne ve asker bir babanin ilk kiziyim. Yürekleri
kocaman, gönülleri genis, vizyoner 3 kiz kardesim oldu ilerleyen yillarda…
Kardeslerimden Handan Istanbul, Nalan Osmaniye ve en son Nazan aramiza
Erzincan’da katildi, kisacasi biz Türkiye’yiz.
Babamin meslegi ve görevi nedeniyle tek sehirde veya ayni
okulda sürmedi, süremedi okul yasamim. Farkli sehirler ve hatta o sehirlerde
farkli okullar, ögretmenlerim ve arkadaslarim oldu. Bu yüzdendir ki;
gülümseyerek gözlerin içine bakmanin çabuk iletisim kurmaya yaradigini ve
çevremde olanlarin duygularini anlayabilmeyi erken yasta ögrendim. Kimi zaman
bunu bir zenginlik olarak kabul etsem de, kimi zaman o çok sevdigim
arkadaslarimdan veya ögretmenlerimden, hatta çok seyrek de olsa sek sek, körebe
oynadigim mahallemden ve mahallelimden ayrildigim için üzülürdüm. Ordu evleri,
ordu sinemalari tek eglence merkezlerimizdi çünkü. Izole yasiyorduk aslinda.
Askeri servislerle okula gider, orduevlerinde saçlarimiz kesilir, asker
terziler giysilerimizi diker ve Askeri Lojmanlarda otururduk. Komsularimiz ve
arkadaslarimiz da ayni çevreden olurdu tabi.
Aklim erdiginde; okuluma, ögretmenlerime, arkadaslarima
alistim, insallah artik burada kaliriz bir süre daha diye geceleri
yalvarislarim ve dua etmisligim de vardir. Hatta gizli gizli agladigim da
olmustur. Gizli gizli diyorum çünkü babamin görmesini istemezdim gözyaslarimi.
Hem onu üzmek istemez, hem de agladigimda, gözünde güçsüzlesecegim gibi bir
inancim vardi. Aglamak babam için güçsüzlüktü kisacasi.
Anaokuluna ve ilkokula Istanbul’da ayri okullarda basladim,
Osmaniye’de 7 Ocak’tan sonra, Atatürk ilkokulundan mezun oldum. Erzincan Sümer
Ortaokulu’nda baslayan yolculuk, (arada 2 okul daha var) Merkez Ortaokulu’nda
noktalandi. Erzincan Lisesi’nde basladigim lise hayatim Mersin’de Tevfik Sirri
Gür Lisesinde sonlandi. Gazetecilik okumak istiyordum ve ailemin muhalefetine
ragmen Ankara’da A.I. T. I. A. Gazetecilik Halkla Iliskiler Yüksek okulunu
kazandigim da dünyalar benim olmustu.
Okuluma kayit olmak üzere birlikte çiktigimiz Ankara
yolculugumuz boyunca babam; Ankara’nin nasil baskent oldugunu, Atatürk’ü ve
devrimlerini anlatti bir bir.
Tandogan'da Askeri Orduevine yerlestik önce, tabii Ankara’da ilk gördügüm yer
Anitkabir’di.
Ankara’da okul yillariyla birlikte kisacik Yurt Haberler
Ajansi deneyiminden sonra Politika Gazetesi’nde stajyer muhabir olarak meslege
adim attim. Ustalarla tanistim, Oya Baydar, Aydin Engin, Aydin Senesen, Nahit
Duru, Süleyman Coskun… Politika Gazetesi
yayin hayatina son verirken müdürüm Süleyman Coskun’un tavsiyesi ile Ankara
Rüzgarli Sokak’ta Yeni Ulus Gazetesi’nde çalismaya basladim. Yeni gazetemin
patronlari Kurtul Altug ve Erdogan Tokatli idi ve okul arkadaslarimdan Derya
Sazak ve Cengiz Kusçuglu ile birlikte çalisacaktim. Canim agabeyim, sevgili
büyügüm Selahattin Duman’in da destegi ile ilk sayfami Yeni Ulus Gazetesinde
yapmis ve ilk imzali haberimi yine ayni gazetede yazmistim. Yeni Ulus
Gazetesi’nde sendika ve dernek haberleri yapiyor, grevleri takip ediyor, bir
yandan da dönemin Ankara Belediye Baskani Ali Dinçer’in etkinliklerini takip
ediyordum. Sevdigim okulda okurken, sevdigim isi de yapmanin mutlulugunu
yasiyordum.
Ayni yillarda ilk evliligimi de Ankara’da yapmis oldum ve
hatta ilk çocugum, ilk göz agrim, agladiginda burun direginin sizisinin ne
oldugunu ögreten sevgili kizim Asli’yi da Ankara’da dogurdum. O yillarda
ülkenin her yeri kaniyor ve kayniyordu. Patlama, grev, kargasa, gözalti,
saldiri, kaos her dakika dilimizde yasayan kelimelere dönüsmüstü. Okullarimizda
boykot, miting ve jop kullanimi artmis ve hatta ölümler baslamisti. Derken 12
Eylül 1980 ve Askeri Darbe… Parlamento
ve hükümet feshedilmis ve tüm üyelerinin dokunulmazligi bir gecede kaldirilmisti.
Dönemin Genel Kurmay baskani Kenan Evren Yüce Türk Milleti;
diye baslayan konusmasinda ana hatlariyla: Devletin baslica organlariyla
islemez duruma gelmesi, Atatürkçülük yerine irticai ve diger sapik(!) ideolojik
fikirler üretilerek sistemli bir sekilde ve haince, ilkokullardan
üniversitelere egitim kuruluslari, siyasi partiler ve yurttaslarin saldiri ve
baski altinda tutulmalarini neden göstererek, devlet yönetimine el konmus
oldugunun altini çizmisti!
Ve bu girisilen harekâtin amacinin ülke bütünlügünü korumak,
milli birlik ve beraberlik saglamak, muhtemel iç savasi önlemek oldugunun
vurgusunu da yapmisti.
Iste bu sikiyönetim günlerinde memur olan esimin sürgün
yemesi üzerine, ailemin yasadigi ve dogdugum kent olan Mersin’e 3 kisilik aile
olarak zorunlu bir dönüsümüz oldu. Ankara yillarimiz sonlaniyordu.
Bildigim tek is Gazetecilik ve disinda olsam da reklamcilik
ilgimi çekiyordu. Iste o günlerde Mersin’in en eski, en büyük ve gerçekten
okunan gazetesinin “Son Haber Gazetesi” oldugunu ögrendim. Dogruca gazeteye
gidip sahipleri muhtesem insan Ihsan Tufan ile tam bir Cumhuriyet kadini Nimet
Tufan, kizlari Ipek Tufan ve ogullari deli fisek, canim agabeyim Tankut Tufan
ile tanistim. Kendimi tanittim ve çalismak istegimi dile getirdim. Gazetenin
bir kösesinde bana ayrilan masaya oturdugumda çok sevinçliydim. Fakat bu sevincim
çok uzun sürmedi. Yerel gazetecilik zordu ve özveri istiyordu. Son Haber
Gazetesi’ de basin ilan kurumundan almis oldugu ilan gelirleriyle yasiyordu.
Her ne kadar Nimet abla Cumhuriyet Gazetesi’nin temsilcisi olsa da, oradan
aldigi geliri de olsa Son Haber’in gelirleri ancak gazeteye emek veren aileye
yetiyordu. Disaridan gelenlere gönülleri gibi, kapilari da açikti ama aci
gerçek asgari ücret dahi ödeyebilecek güçleri yoktu.
Iste o günlerde Tankut Abimle birlikte kisa adi “MEREK” olan
Mersin Reklam Ajansi’ni kurduk, Yasat Ishani’nin yüksek katlarindan birinde. Ve
Türkiye’de ilk kez yayinlanan “Festival Gazetesi’ni de o tarihlerde çikardik.
Çünkü o yillarda en büyük Uluslararasi Fuar ve Festival alani Mersin’de idi ve
Uluslararasi Tekstil ve Moda Festivali Mersin’de yapiliyordu ve tanitima
ihtiyaci vardi.
Dün gece Fatma Beni arayip “Hatice, Tankut seninle konusmak
istiyor” dediginde saate bile bakmadim ve hemen aradim. Agabeyim “benim sitemde
köse yazilarini görmek isterim” dediginde çok sevindim ve “yazarim tabii”
dedim.
Dogdugum topraklardan sevdigim, deger verdigim ve özledigim
bir ses beni gazetesinin kösesine çagiriyordu.
Merhaba yeniden Merhaba…
Ve iste yazimda sözünü ettigim Türkiye'nin ilk
"Festival" Gazetesi'nin basligini ekliyorum Karikatürist, mizahçi
sevgili dost insan Mehmet Duru'nun arsivinden. (Ki kendisini o günlerde
tanidim.)