Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama: Seçimle gelen diktatör,Hitler de iktidara seçimle gelmişti
Kategori: Güncel
Eklenme Tarihi: 17 ?ubat 2015
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 06:13
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=20486
Hitler'e darbe yapmak
suçtu...
En üstte mitolojik kahraman ve Hitler’in öldürülmesini planlayan “Valkyrie Operasyonu”na ismini veren Valkyrie’nin temsili bir resmi.

Seçimle gelen diktatör
Hitler de iktidara
seçimle gelmisti...
Zamanin Almanya
cumhurbaskani Hindenburg, Hitler’in nasil da fanatik bir despot oldugunu
bildigi halde, “demokrasiye bagli kalmak” ve nasil olsa Hitler’in “iktidarda
yipranacagi”, “seçimle gidecegi” düsüncesiyle ona basbakanligi vermisti.
Parti baskanligina da
ihanetle gelmisti Hitler...
Siyasi hayata 1918’de
savastan sonra baslamisti. Dönemin Alman Isçi Partisi’ne katilmis, ancak parti
içinde bir sebeke kurarak partiyi ele geçirmis, ismini de Nasyonal Sosyalist
Alman Isçi Partisi olarak degistirmisti.
Basbakanligi ise hiç de ona görevi veren
Hindenburg’un umdugu gibi “geçici” olmayacakti.
1924 ve 1928
seçimlerinde %3 olan oy orani 1930’da % 18’e, 1932’de ise %37’ye çikmisti.
Seçimlerde %37 oy alan
partiye ve liderine basbakanligi vermemek “demokrasi”ye aykiriydi ama %37 ile
iktidara gelen adam zaten “demokrasi”yi ortadan kaldiracakti.
Bunun en önemli araci
ise “demokrasi”nin araci olmasi gereken parlamento idi.
Ancak %37’lik adam hiç kimsenin aklina
gelmeyeni yapti ve anayasayi üçte iki çogunlukla degistirip diktatörlügünü ilan
etti.
Nitekim Almanya’da 1933’ten sonra bir daha seçim
olmadi.
Çünkü Hitler’in
Anayasa degisiklik paketine verilen “evet” oylari ile “demokrasi” kendisini bir
diktatöre teslim etmisti.
Herkes geri çekilmis ve kanli bir diktatöre
karsi “demokratik” yollari isletmeyi deniyordu.
Bir yanda diktatör diger yanda onun saf
demokrat muhalifleri vardi.
Ve Hitler bu demokrasi
safligina son verdi.
Önce tüm partileri yok
etti.
Ilk önce Komünist
Parti, sonra sosyal demokrat parti, daha sonrasinda ise Almanya’nin merkez sag
partileri kapatildi,liderleri hapse atildi,öldürüldü.
Almanya askeri gelenekleri çok güçlü olan bir
devletti.Asker demek Alman demekti.
Ancak askeri de komplolarla yok etmek Hitler
için hiç de zor olmadi. Tüm kuvvet komutanlarini tutuklatarak emekli ederek,mahkemeye
vererek tasfiye etti.
Demokrasiyi koruyacak
yargi içinse her diktatörün klasik “parlamento ne diyorsa o”, “millet yetkiyi
bize verdi” sözleriyle bir tasfiye planladi.
Tüm hakim ve
savcilarin da Hitler’e bagli oldugu bir yargi düzenlemesini parlamentodan
geçirdi. Bu degisikligi iptal edebilecek bir Anayasa Mahkemesi de yoktu.
1934 yilinda
Almanya’da bir Hitler vardi, o her seydi.
Ve eger çocuklara bayram kutlamasi
yaptirsaydi, “hadi artik Hitler oldun, istedigini asip istedigini kesebilirsin”
de diyebilirdi.
Hitler’in muhalifleri
10 yilik iktidarin
sonunda Hitler savasi kaybediyordu. 1943 yilina gelindiginde direnis hareketi
Hitler’i öldürmeden hiçbir sey yapilamayacagini anlamisti.
Peki ama Hitler’i kim
ve nasil öldürecekti?
Direnisçi muhalifler
Hitler’i öldürmek için epey tesebbüste bulundular. Ancak Hitler’i koruyan
Gestapo ve SS’ler gibi iki “ahtapot”u asmak çok zordu.
Onlarca suikast plani ya plan asamasinda ya da
uygulama sirasinda basarisizliga ugradi.
Almanya’daki Hitler
muhaliflerinin kötü yani Almanya’nin toplumsal yapisiydi.
Iki tür görüs yaygindi
Alman muhalifler arasinda.
Birincisi klasik Alman aristokrat
burjuvazisinin ve solcularinin görüsüydü. Bunlar “zaten Almanya savasi
kaybedecek,o nedenle bekleyelim ve Hitler düsünce iktidara biz geçeriz” diye
düsünüyorlardi.
Ikincisi ise
Almanya’nin yüksek rütbeli subaylarinin darbe yapmasi ve Hitler’i
düsürmesiydi.
Almanya’da
orgeneraller degil feld-maresaller vardi ve herkes de bu feld-maresallerin harekete
geçmesini bekliyordu.
Oysa Hitler iktidarda
kaldigi süre içinde, kökten bir ordu düsmani olmasina karsin bu feld-maresaller
hiçbir sey yapamamislardi.
Nazi Imparatorlugu’nun
yazari William Shirer bunun nedenini söyle tespit etmisti:
“Maresaller
mevkilerini ve askeri güçlerini Hitler’i yerinden atmak için kullanmayacak
kadar korkak ya da kalin kafali idiler”
Kimi zaman ise kalin
kafaliligin disinda tamamen parasal yollari bile Hitler devreye sokuyordu.
Örnegin Merkez Ordu
komutani Kluge’ye, güzel bir otomobil, bir villa ve 250 bin mark ödeme yapmis
ve bu güçlü komutan susuvermisti.
Direnisçiler feld-maresallerin
hemen hepsini yokladilar ama hiçbiri direnise katilmadi.
Artik farkli bir
yöntem bulunmaliydi.
Almanya’nin kaderi
artik kendisini feda edecek cesur bir subay bulmaya kalmisti.
Hitler’i öldürmek
Ve o subay ortaya çikti: Klaus von Stauffenberg.
Stauffenberg köklü bir aileden geliyordu, iyi
bir egitimi vardi ve üstelik Alman ordusunun kahraman subaylarindan
biriydi.
Afrika’da savasirken yaralanmis, bir gözünü,
bir elini, diger elininse üç parmagini kaybetmis bir gaziydi.
Buna karsin üç ay gibi bir süre sonra ayaga
kalkmis ve yine orduda görev istemisti. Getirildigi görev Alman Ordu Merkezi’nde
yüksek bir mevkiydi.
Albay Stauffenberg,görevi geregi pek çok
general ve maresalin bile üstünde bir yetkiye sahip oluvermisti.
Görevi geregi bir kez Hitler’in karargahi olan
“Kurt Ini”ne çagrilmis ve orada ona rapor sunmustu.
Iste Albay
Stauffenberg, hem Almanya’yi hem de dünyayi Hitler belasindan kurtarmak için,
feld-maresallerin bile üstlenemedigi görevi üstlendi ve Hitler’e karsi darbe
planinin basina geçti.
Çünkü demokrasi için
tek yol artik darbeydi!
Hitler’i öldürme planinin adi “Valkyrie
Operasyonu”ydu.
Valkyrie ünlü Alman
besteci Wagner’in bir bestesiydi.
Hitler’in manevi fikir babasi olan bu Alman
irkçisi besteci,Alman mitolojisinden esinlenerek yapmisti bestesini.
Mitolojiye göre Valkyrie güzel bir Alman
kiziydi. Savas alanlarinda dolasir ve öldürülecekleri seçerdi.
Alman besteci Wagner’in Valkyrie bestesi
Hitler’in öldürülme korkusu ile birlestiginde bir plana dönüsmüstü. Öldürülme
korkusunu yasayan Hitler buna mitolojik bir gerekçe bularak, kendi
paranoyakligini örtecek bir psikoloji gelistirmisti.
Buna göre Valkyrie
kendisini seçtiginde Alman Imparatorlugu kendisini korumaliydi.
Plan basitçe Hitler
öldügünde ne olacagini öngörüyordu.
Buna göre Hitler’in ölüm haberi alindiginda
Yedek Ordu iktidari ele alacakti. Çünkü Hitler kendi SS’lerine de Gestapo’suna
da güvenmiyor ve bunlardan bir darbe bekliyordu.
Ve Valkyrie
operasyonunun talimati SS ve Gestapo’dan gizlice verilecek ve 6 saat içinde
Yedek Ordu yönetime el koyarak ülkede karisiklik çikmasini engelleyecekti.
Iste Albay
Stauffenberg’in görevi Valkyrie Operasyonu’nu yönetmekti. Önce Valkyrie
operasyonunun planini bir daha gözden geçirdi ve degisiklikler yapti. Sonra bu
plani Hitler’e imzalatti.
Artik Valkyrie,
Hitler’den kurtulmanin plani olmustu.
Madem ki Hitler ölünce
operasyon baslayacakti o zaman Hitler ölmeliydi!
En üstte
Stauffenberg’in karisi Nina.
Onun altinda ise Albay
çocuklari ile.
En altta ise Alman
ögrenci isyaninin liderlerinden genç kiz Sophie Schill.
Cesur subay
Albay Stauffenberg bu
görevi üstlendi. Patlayici düzenegi çantasina koydu ve Hitler’in de katildigi
bir savas toplantisina çantasiyla birlikte girdi.
Çantayi masanin altina
birakti, o sirada telefonla görüsmek için disari çikti, disari çiktiginda bomba
patlamisti.
Valkyrie operasyonu
artik baslayabilirdi: 6 saat içinde hemen hemen tüm Alman birimler ele
geçirildi, hatta SS karargahi bile ele geçirildi.
Ancak Hitler bombalamada ölmemis,yarali bir
sekilde kurtulmustu.
Yedek Ordu’nun komutanina bizzat ulasti, sag
oldugunu ve darbecileri tutuklamasini söyledi.
Albay Stauffenberg ve diger cesur subaylar
tutuklandilar.
Hemen ertesi gün Albay
Stauffenberg bir duvar dibinde kursuna dizilirken “Yasasin Kutsal Almanya” diye
bagiriyordu.
Cesur subay
basaramamisti belki ama en azindan korkak bir ölümü beklememisti.
En azindan üzerine
düseni yapmisti.
Oysa güzel bir karisi
ve dört küçük çocugu vardi, onlarin gelecegi ülkenin geleceginden agir
basabilirdi.
Ne de olsa
insandi.
Ama basmadi,çünkü ne
de olsa degil, gerçekten insandi o.
Karisina veda etti.Görevinin
sonunda onun için kurtulus yoktu.
Yetkisi de gücü de
çoktu,karisi ve çocuklarini ülke disina kaçirtabilir ya da saklayabilirdi.
Ama yapmadi.
Karisina durumu
anlatti. Eger plan basarisiz olursa karisi da çocuklari da öldürülecekti.
Belki de o zaman
birkaç ay önceki Alman üniversite gençliginin isyanini hatirladi. Berlin’in
ortasinda üniversite ögrencileri ayaklanmis ve Hitler’e karsi protestoya
baslamisti.
Isyanin liderlerinden
biri Bavyerali genç kiz Sophie Schill’di.
Gestapo büyük iskenceler
yapmis ama konusmamisti.
Mahkemeye
çikarildiginda ancak koltuk degnekleriyle gelebilmisti genç kiz.
Mahkeme baskanina
açikça cevap vermisti: “Savasin kaybedildigini bizim kadar siz de biliyorsunuz.
Neden bunu kabul etmiyorsunuz.”
Ve idam sehpasina da
koltuk degnegiyle çikmisti genç kiz.
Sonuçta Albay
Stauffenberg de cesaretle atti adimini ve geride biraktiklarinin da en az o
genç kiz kadar onurlu olmalari gerektigini düsündü.
Bugün Almanya, geçmis günlere baktigi zaman
Hitler’e engel olmayan korkak maresalleri degil Albay Stauffenberg’i sükranla
aniyor.
O,Alman ordusunun serefini kurtarmak için
kendisini feda etmisti.
Bugün Almanya’da onun adina dikilen bir anit
durmaktadir ama Almanlar Hitler’i hafizalarindan bile silmeye
çalismaktadir.
Feld-maresalleri ise hatirlayan bile yoktur...

Yazan : Gökçe Firat