Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat |
Resimleri Göster
İnsanın bir değer olması
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 25 Ocak 2015
Geçerli Tarih: 03 Mayys 2026, 17:24
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=20286
Insan-i Kamil olmak için bu dünyada beden kazandiniz diyen yeni dinler,insanin olgun olmasini hosgörü,tevazu içinde kin,nefret ve egodan ari olmasi gerektigini söylüyor.
Ruhsal olarak tekamül etmek ile dogru orantili buluyor.
Hinduizm örnegin,insan olabilmenin esik atlamakla mümkün oldugunu her yürüyen iki ayakli varliga insan denemeyecegini söylüyor. Mevlananin hamdim,oldum,pistim yandim diyerek ruhsal olgunlugun insani insan yaptigini, amacin insan-i kamil olmak yolunda yasam yolculugu adi verildigini söylerken, Eksi sözlük Alevi inancinda,Insan-i kamil'i söyle tanimliyor;insan merkezdedir her sey insanin huzuru ve mutlulugu içindir, ibadet bir araçtir amaç "Insan-i kamil" olmaktir, kamil insan olmanin yolu ise 4 kapi ve bu kapilardan geçebilmek için de 40 makamdan edep-erkan, ilim-irfan ile yogrulup Hak’kin sirlarina agah olmaktan geçer.
Alevilerde çok asiri bir ibadet, yoktur ama,okumak, çalismak,irfan sahibi olmak, insanligin yararina hizmet etmek, dogrudan yana olup haklinin hakkini gözetmek,kul hakki yememek, görünen, bilinen cümle varliga sefkatli olmak ve her an gönlümüzde mekan tutani unutmamak büyük ibadettir. Inanca göre Hak insandadir, gaye kendinde "o"nu bulmaktir bundan ötürü Biçimsellikten, sekilcilikten ziyade özü esas alinir. kisisel ibadetlerde, yer, zaman ve mekan aranmaz, bütün yeryüzü ibadethanedir, bütün yönler kibledir.
Tasavvufta ise Insan-i kamil; tasavvufun önemli kavramlarindan biridir. Ideal insan olarak tanimlanabilecek bu kavrami mutasavvifar söyle açiklamaya çalisir:
Allah'i zati ile bilemeyiz. Onu bilmenin yolu, onun tecellileri üzerindendir. Yani görünür her sey, bütün fenomenler Allah'in tecellisidir. Ancak o tecellileri bakarak Allah'in zatini bilebiliriz. Örnegin agaç bir tecellidir; insan da bir tecellidir. Fakat Allah'ih tecellileri arasinda insan çok özel bir konumdadir, insan tecellinin en yüksegidir. Bunu nereden anliyoruz, diger tecelliler insana hizmet eder. Yani agaç meyve verir, verdigi meyve ile insana hizmet eder.
Insanin üstünlügü suradan gelir, agaç kendinin bilincinde degildir, kendinin farkinda degildir. Ancak insan hem agacin hem de kendinin, beden olarak, bilincindedir. Agaç ile insani ayiran sey budur.
En yüksek tecelli olan insanin da bir yüksek tecellisi vardir. Insanin en yüksek tecellisine de insan-i kamil denir.
Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi yoldasligin yol arkadasliginin bir kültür oldugunu ve "insan-i kamil" taniminda ve basliginda hakikat yoldasligi olarak açiyor.
Her seyin en iyisini yoldasi için isteme, görevlerin en zorunu kendisi üstlenerek yoldasligi yüceltme, fedakârlik olgusunun yeni anlamini da ortaya koymaktadir. Yaratilacak yenide, kendisinin yaratacagi degerlerin olmasi, her bireyin katacagi emekle yaratilan yenide kendini bulmasi ve bu yolla kendini yaratmasi gerçegi vardir. Yoldaslik gerçeginde birbirine destek olma, birbirini tamamlama vardir. Birbirine acima, zavalli görme ya da benzer nesnelestiren ikilemlerin tuzagina düsmek yoktur. Eksik, zayif ve yanlis olani red, yeniyi yaratmanin temeline yerlesir. Çünkü yanlis olan düzeltilmezse yeni yapilamaz. Zayif insandan nefreti, zayiflik durumun insana yakistirmamasindan kaynagini almaktadir. Bizde kimi zaman açiga çikan ise acima duygusudur. Yoldaslar zavalli olamayacagi gibi yol arkadasini da zavalli göremez. Bir insana acimak, bir devrimcinin devrimciliginin bitmesidir.
Yine yoldasinin yanlisina öfke duyabilmek de kültürle birlikte gelisen bir ölçüdür. Düsmandaki yanlisliklara öfke duymak düsmana yönelim getirebilir, onu degistirmeye ya da alt etmeye yöneltir.
Yoldasin yanlisina öfke duymak ise yoldasin yanlisini ortadan kaldirmaya, yanlisin yerine ise dogru olani koymaya yönelimi getirir. Bu anlamda yoldasinin yanlisina öfke duymayanin, geri, eski ölçülerle korumacilik adinda kayirma yaklasimlarinin yoldaslar toplulugunu büyütmeyecegi, kesinlikle düsman anlayislarin yasamasina müsamaha göstermek olacagini bilmek gerekir.
Yoldaslik kültürünü olusturan temel bir özellik de adanma gerçegidir. Bu salt kendinden vazgeçis anlamindaki bir çilecilik degildir.
Adanma, kendini varetmek için sistemin disina çikma kararliligini verme, bunun bedellerini göze alma ve kendini yeniyi yaratmaya adama olarak algilamalidir. Bir lokma bir hirka felsefeci de salt çilecilik olarak algilandigindan yeni toplumsal kültürümüz bazinda üzerinde durulmayi gerektirmektedir.
Ortaçaglardaki bilgelere atfedilen bu ilke ve çagimiz itibariyle kisinin kendisinden uzaklastirdigi, kaçindigi bir konu olmaktadir. Oysa bu düsüncenin kökeninde salt çilecilik yoktur. Insan ve madde iliskisini dogru ortaya koymak vardir. Insanin kendisi disindaki her seyle iliskisi aslinda insanin yasam anlayisini olusturur. Insan dinledikleri, duyduklari, giydikleri, düsündükleri, düsledikleri, duyumsadiklari, gördükleri, dokunduklari ve kokladiklariyla, yedikleri ve içtikleriyle kendini olusturmaktadir.
Bir lokma bir hirka felsefesinin kökeninde bilgelerin, kendilerini olusturan gerçegin içinden maddenin oranini en aza indirme çabasi vardir. Insani insan yapan olgularin maddeye oraninin daha fazla olmasi, insanlasma düzeyinin yüceligiyle ilgilidir. Ayrica insan emegiyle üretilen maddeye dogru yaklasim gelistirmek de bir amaç olmaktadir. Güncel anlamda dile getirirsek kapitalist modernitenin tüketim kültüründen kopmak anlaminda bir ilkeye isaret etmektir. Çagin insani düsürdügü durum, insan madde iliskisinde maddeyi öznelestirerek insani nesnelestirerek, metalastirarak insani maddeden ibaret bir yigin haline getirmekle sonuçlanmistir.
Kapitalist modernitenin bugün ulastigi düzey, metanin tanrilasmasidir. Reklamlar kutsal bir dine çagirir gibi insanlari meta kulluguna çagirir. Marks’in dile getirdigi“Her seyi eritip yok eden, aslinda eritip kendine katan” kapitalist sistemden kopmak, maddelere de bir evren degeri oldugu anlayisiyla yaklasmaktir. Kapitalizm hastaligi olan obezite bunun çarpici örnegidir. Maddeyle iliskisinde maddeyi insanlarin, düsüncelerin, düslerin ve diger insani insanlastiran her seyin önüne koymak, insani maddelestirir, bir madde yiginina çevirir.
Insanin bir deger olmasi, yarattiklariyla ve kendinde yarattiklariyladir.
...
Aslinda bu tanimlari artirmak mümkün bunlar benim seçkilerim.
Gördügünüz gibi dünyada varolusumuz insan-i kamil olmak ve bizler bunun bilinci içinde yasarken çevremizle uyum skalamiz artiyor ve ne kadar da çogaliyoruz farkindamisiniz ?
Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat |
Resimleri Göster