Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 11 Aralyk 2014
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 17:05
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=19885
MILLET GERÇEGI BÖLÜM – Mihri Belli
Bilindigi gibi. «millet», «vatan» sloganlari ilk olarak
burjuva demokratik devrimlerin sloganlari olmustur. Bu sloganlari ilk olarak
ileri süren, devrimci çaginda burjuvazi oldu. Engels, «milli bagimsizlik
olmadan herhangi bir ülkede burjuvazinin egemenligi mümkün degildir» der.
Geçmiste henüz proletarya bilinçli bir güç olarak tarih sahnesinde yerini
almadan ve. emperyalist dünya pazari tesekkül etmedigine göre, bugünkü gibi
burjuvazinin genis çevreleri yabancilarin isbirlikçisi durumuna düsmemisti. Bu sinif;
milli bir nitelik. tasidigi, ve toplumda en devrimci güç oldugu dönemde, milli
pazari bölerek’ çikarlarini baltalayan feodallere. karsi ve yabanci tahakkümüne
karsi mücadelede öncü rolü oynuyordu. Uluslasma, burjuva – demokratik
devriminin sona erdirecegi bir süreç sayiliyordu bu dönemde. 17., 18.,19.
yüzyillar Avrupa’da burjuvazinin hegemonyasi altinda demokratik devrimler ve
uluslasma çagi oldu. Ama burjuvazinin solunda ondan çok daha büyük bir devrimci
potansiyele sahip olan proletaryanin ortaya çikmasinin, burjuvazinin devrimci
ve ulusçu niteligi üzerinde derin etkileri oldu. Emperyalizm çaginda en genis
ve en güçlü çevreleri milli niteligini yitirmis olan burjuvazi, artik burjuva
devrimini tamamlamaya yanasmaz. Yari yolda er geç karsi devrimci güçlerle
uzlasir. Burjuvazinin demokratik’ devrime karsi tutumu degismistir. Bunun da
zorunlu olarak bu sinifin milli niteligi üzerinde olumsuz etkileri olmustur.
Burjuvazinin genis ve çok güçlü bir bölümü, isbirlikçi sermaye niteligine
bürünmüs, yabanci emperyalizmle birlikte ve onunla kader birligi eden içteki
karsi devrimci sinif ve zümrelerle ittifak kurmustur. O halde bir zamanlar
burjuvazinin ortaya attigi ve bir süre sahip çiktigi «millet»,
«vatan»sloganlarina toplumun en devrimci ve ayni zamanda en milli gücü olan
emekçiler sahip çikmaktadirlar. Ve millicilik bayragini olanca gücüyle yüksek
tutmak, emekçilerin gerçek özlemlerini temsil etmek durumunda olan
sosyalistlerin tarihi görevi olmustur. Bu görevi küçümsemek, millet gerçeginin,
çagimizin en büyük tarihi etkeni olarak önemini’ degerlendirememek,
kozmopolitizme sapmak, belli tarihi sartlarda proletarya temsilcilerinin
burjuva sovenizmine karsi çikislarini zamani ve mekani hesaba katmadan,
bambaska tarihi sartlarda taklit etmek sosyalistçe bir davranis degildir.
**
Proletarya, sömürü
düzeninin yerini sosyalist düzenin almasindan yanadir. Sosyalizm ise ancak
bagimsiz bir ülkede, uluslasmis bir toplumda kurulabilir. Sosyalizmin
malzemesi.” ulusun bireyi Özgür vatandastir. Sosyalizme varmak için demokratik
devrimi derinligine gerçeklestirmek sarttir. Dünya emperyalist sistemi içinde
sömürülen geri bir ülkede,emperyalizm; genellikle asalak siniflari hos
tutmayi,bunlarin önüne, ezilen ülke halkinin sömürüsünden bir sus payi atmayi
çikari geregi sayar. Buna karsilik emperyalist boyunduruk altinda emekçi, daha
da yogun bir sömürü altinda ezilir, çalisan insanin kaderi büsbütün kötülesir;
Emekçi yiginlarin bilinçlendikleri ölçüde milli bagimsizlik mücadelesinin ön
safinda yer almalarinin bir iktisadi temeli vardir; ve vatanin en yigit
savunucularinin mülksüz emekçilerin olmasi tabiidir.
Dünyanin bütün ezilen ülkelerinde milli kurtulus
savaslarinin, ya sehir ve köy proletaryasinin (Vietnam), ya da küçük
burjuvazinin en yoksul kolunun (Cezayir) öncülügünde verilmekte olusu bir
rastlanti degildir. Bizim ilk milli kurtulus savasimiz da bu bakimdan bir
istisna olmamistir. Genellikle küçük burjuva kökenden gelme asker-sivil-aydin
zümre o günlerde en halkçi, emekçiye en yakin bir sartlanma içindeydi; ve
hegemonyasi altinda kurulan milli güç birligi saflarinda Türkiye köylüsünün
büyük agirligi vardi. Emege övgü niteliginde sözler, o günlerde rast gele
söylenmis sözler degildir. Ve sonraki dönemde bu sözlerin pek tekrarlanmamasi
da rastgele degildir. Cephenin cephane ikmalinin saglanmasinda büyük rol
oynamis olan Ankara’daki Imalat:i Harbiye’nin Istirakiyun Partisi üyesi
sosyalist isçilerin; eldeki toplarin namlularina uysun diye dolu top
mermilerini torna da çaptan düsüren ve bu Yüzden sik sik sehitler veren bu
proleterlerin Baskumandan Mustafa Kemal ile dogrudan dogruya temaslari vardi.
Savas yillarinda Çankaya’nin kapisi bu sanayi isçilerine her zaman açikti. Iç
ve dis dalgalanmalarin birlesmesi sonucu sonraki dönemde küçük burjuva
bürokrasisinin emekçi yiginlardan uzaklasmis olmasi olgusu, Kurtulus Savasinin
halk; savasi niteligini gölgelendirmemelidir.
Ulusun tarihi bir kategori oldugunu belirttik. Ulus,
«kapitalizmin safak vakti ortaya çikti», kapitalizmin gelismesiyle o da
gelisti. Ama ulus kapitalist sömürü. düzeniyle birlikte ortadan kalkmiyor. Bir
zamanlar, özellikle geçen yüzyilda, sosyalist düzenin, ulusal çitleri, ulusal
imtiyazlari ortadan kaldirmasiyla, uluslarin da ortadan kalkacagi inanci
devrimci çevrelerde yaygindi. Sosyalist bilimin gelismesi, zenginlesmesiyle ve
sosyalist devrimlerin gerçeklesmesiyle, bu görüsün sosyalizmin ilk asamasinda
ye emperyalizmin yasadigi bir dönemde gerçeklesmeyecegi anlasilmistir.
Sosyalizme geçisle ulusal imtiyazlar, büyük uluslarin küçükleri ezmesi
önlenmektedir, ama sosyalist devrim, hiç degilse ilk asamasinda uluslarin
ortadan kalkmasi sonucunu vermesi söyle dursun, uzunca bir süre için uluslarin,
ulusal kül- türlerin tam bir açilip gelisme olanagina kavusmalarini
saglamistir. Elbette ki böyle bir gelisme, Aleksey Tolstoy’un sözleriyle «Ulus
denen nehirlerin bir gün gelip insanlik okyanusunda birlesecekleri» görüsünün
gerçeklere uymadiginin kaniti sayilamaz. Hiç süphe yok ki ulusal nehirler
insanlik okyanusunda birleseceklerdir.Ulusal sinirlar içinde hapsedilmis
durumda kalmakla yetinmeyecek olan insanlar, tüm insanligin katkilariyla bir
insanlik kültürü yaratacaklardir. Ama bu, ancak, emperyalizm çaginin ve daha
önceki sömürü düzeninin, ulusal baski altinda tuttugu.uluslarin tam bir ulusal
gelisme olanaklarina kavusmalarindan ve kendi ulusal kültürlerinin bütün
olanaklarini gelistirmelerinden sonra, bunlari yeterli bulmamalari ve ulusal
sinirlari kendi iradeleriyle asmalariyla olabilir.
Okyanusun kiyilarina henüz varmadigimiza. göre, içinde
yasadigimiz çagin en büyük gerçegi millet gerçegi olduguna göre, bu çagin
devrimci görevi, Türkiye toplumunun tam uluslasmasini, bütün engelleri yikarak
gerçeklestirmektir. Bu, dünya: yüzünde bütün ülkelerdeki devrimci güçler
arasinda dayanismayla çelisen bir sey degildir. Burjuva sosyalizmine, dar
görüslülüge kaçmayan en derin anlamiyla milliyetçilik,küçük burjuva
insaniyetçiligine, kozmopolitizme kaçmayan, gerçekten devrimci
enternasyonalizmle çelismez. Büyük Fransiz sosyalisti Jean Jaures’nin ünlü
sözünü’ burada tekrarlamanin yeri var:;;;;;;;; .
«Milliyetçiligin azi seni enternasyonalizmden uzaklastirir,
milliyetçiligin. derini seni enternasyonalizme götürür. Enternasyonalizmin azi,
seni milliyetçilikten uzaklastirir, enternasyonalizmin derim seni
milliyetçilige götürür.»
Gerçekten, bugün.. ulusunun basi dik, insanca bir yasantiya
kavusmasi için saldirgan Amerikan emperyalizmine karsi savasan Vietnamli
savasçi en derin, en saf anlamiyla milliyetçidir. Ama Vietnam milli kurtulus
savasi bu dünyada yer almaktadir ve bütün ülkelerin’ devrimci güçlerinin bu
savas karsisinda bir tutumu vardir, karsi devrimci güçlerin de oldugu gibi.
Kore’den Cezayir’e kadar, Küba’dan Filistin’e karlar emperyalizmle mücadele
halinde olan halklarin olsun, sosyalist gelisme olanaklarina kavusmus olan
halklarin olsun, kendisiyle uluslararasi devrimci dayanisma durumunda
olduklarinin bilincindedir. O,Fransa’da fabrikalari isgal eden isçilerin
Amerikan üniversitelerinde polisin copuna gögüs gererek Vietnam’da baris için
gösteride bulunan Amerikali genç aydinla, Jean Paul Sartre’larla, Bertrand
Russel’larla dayanisma halinde oldugunun bilincindedir. Bu bilinç en derin en
saf anlamiyla milliyetçi olan Vietnamli savasçiyi, ayni zamanda en derin anlamiyla
enternasyonalist;yapar.
Bizim milli kurtulus savasimizda da, Türkiye’nin
millicileriyle bütün dünyadaki devrimci güçler arasinda uluslararasi dayanisma
kendiliginden kuruldu. Sosyalist devrim bayragini açmis olan Sovyetler
Birliginin varliginin, Dogu cephemizi emniyete almamizi kolaylastirmasi ve bu;
komsu ülkenin bizim için maddi ve manevi bir dayanak teskil etmesi; bati
proletaryasinin kesin olarak yeni askeri maceralara; karsi çikmasinin,
Karadeniz’de Fransiz donanmasindaki isyan v.b. gelismelerin Batili
emperyalistlerin elinde zinde kuvvet olarak; yalniz Yunan ordusunu birakmasi;
Yunanistan içinde bile ilerici güçlerin Anadolu savasina karsi çikmalari, ilk
basarili milli kurtulus savasini vermekte olan Türkiye’ye Dogunun ezilen
halklarinin derin bir sevgi ve baglilik duymalari gibi uluslararasi etkenler,
Türk zaferi’nin elde edilmesinde bir ölçüde rol oynamistir. Ve kurtulus
savasimizin su katilmamis yurtsever. savasçisi, ayni zamanda Türkiye topragina
saldiran askeri kuvvetin arkasinda duran emperyalist sisteme dünya ölçüsünde
karsi devrimci güçlerin kendi safinda savastiklarinin ,bilincindeydi. Bu bilinç
milliciyi ayni zamanda enternasyonalist yapiyordu.
Adi üstünde,enternasyonalizm,millet gerçegine dayanan bir
kavramdir. Uluslararasicilik diye çevirebilecegimiz, enternasyonalizmin ilkel
maddesi, ulustur. Ulus gerçegine dayanmayan bir enternasyonalizm havada kalir.
Çok kez ulus gerçegini. inkara kadar varan küçük burjuva insaniyetçiliginin,
yada. ümmetçilige dönüs özlemini yansitan dini nitelikte kimi akimlarin, gerçek
devrimci enternasyonalizmle ortak bir yani yoktur.
Fikret’in «Ruy-i; zemin vatanim — Nev-i beser. milletim»
(Yeryüzü vatanim-Insanlik milletim) misraini , zamaninin soven tahriklerine
karsi sair tarafindan öfkeyle söylenmis bir söz olarak, hosgörü ve anlayisla
degerlendirebiliriz, ama millet gerçegini atlayan böyle bir enternasyonalizmin
bilimsel bir yani yoktur. Ayni seyi Avusturyali isçilerin türküsündeki «Anamiz
amele sinifidir – Yurdumuz bütün cihandir bizim» beyiti için de söyleyebiliriz.
Sosyalizmin bilimi meseleyi bambaska sekilde koyuyor. Bu bilimi
sindirmis ve en derin anlamiyla devrimci enternasyonalizmi benimsemis olan
devrimcinin vatani, kendi memleketidir ve milleti de kendi milletidir.