Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle
Açıklama: Birleşmiş Milletler'in 1999'daki kararı ile her yıl 25 Kasım tarihi "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü" olarak ilan edilmiştir
Kategori: Eğitim
Eklenme Tarihi: 25 Kasym 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 07:56
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=19765
KADINA YÖNELIK SIDDETE HAYIR!
Birlesmis Milletler’in 1999’daki karari ile her yil 25 Kasim
tarihi “Kadina Yönelik Siddete Karsi Uluslararasi Dayanisma Günü” olarak ilan
edilmistir.
Ülkemizde, kadina yönelik siddet, kadin emegi sömürüsü,
kadin bedeni sömürüsü, kadin yoksullugu, kadin issizligi, çocuk gelinler ve
okula gönderilmeyen kiz çocuklari, tacizciyi, tecavüzcüyü, saldirgani koruyup
kollayan hukuk sistemi, kadinin özgürlesmesi önünde en büyük engeller olarak
durmaktadir. Kadina yönelik siddet ve
kadin cinayetleri her geçen gün artarak yükselmektedir.
Kadinlar ve kiz çocuklari, aile içinde sokakta, okulda ve is
hayatinda, fiziksel, ekonomik, psikolojik ve cinsel siddete maruz kalmakta,
yasanan siddetin kiz çocuklarinin okuyamamasindan, kadinlarin toplumsal hayata
etkin katilamamalarina, istenmeyen evliliklere, sakatliklardan ölümlere kadar
çok kapsamli sonuçlari olmaktadir. Namus adina islenen cinayetler bu siddet
türünün en ölümcül ve görünür biçimlerinden biridir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasi “kisinin dokunulmazligi, maddi
ve manevi varliginin tanimlandigi” 17. maddesi ile herkesin yasam hakkini
garanti altina almayi ve kimsenin “insan haysiyetiyle bagdasmayan bir cezaya
veya muameleye tabi tutulamayacagini” taahhüt eder. Kadina yönelik siddet bu
anayasal hakkin ihlali anlamina gelmekte ve bu ihlalin önlenmesi için devlete
önemli sorumluluklar düsmektedir.
Kadina yönelik siddetle mücadele, Türkiye’nin imzalamis
oldugu uluslar arasi sözlesmeler ve Birlesmis Milletler kararlariyla da
devletin öncelikli sorumluluklarindan birisi olarak tanimlanmistir.
Ancak kadin cinayetleri katliam boyutuna ulasmisken, devlet
çikardigi onca yasaya ragmen kadinlarin can güvenligini saglamada yetersiz
kalmaktadir. Türkiye’de, 2014’ün ilk 10 ayinda 235 kadin, erkekler tarafindan
öldürülmüs; 88 kadin ve kiz çocuguna
tecavüz edilmis, 499 kadina siddet uygulanmis; 75 kadin ve kiz çocuguna cinsel
tacizde bulunulmustur. Kadina yönelik
siddet böylesine korkunç boyutlara ulasmisken AKP hükümeti, cinsiyet ayrimci
politikalar, yasalar ve uygulamalari hayata geçirmekte, kadinlarin ekonomik
özgürlügünü hiçe sayarak, “en az 3 çocuk” söylemiyle kadinlari eve hapsetmekte
ve erken yasta evlilige tesvik etmektedir. Bütün bunlar yetmezmis gibi
Cumhurbaskani Erdogan, Kadin ve Adalet Zirvesi’nde yaptigi konusmada “Kadin ile
erkegi esit konuma getiremezsiniz, o fitrata terstir” deme gafletinde
bulunmustur. Bu yaklasim kadini yok sayan zihniyetin disa vurumudur.
Yine kadini yok sayan siyasi iktidarin, emek düsmani
politikalari sonucu, birçok kadin ailesinin zorunlu ihtiyaçlarini karsilamak
amaciyla günübirlik tarim isçisi ve temizlik isçisi olarak güvencesiz çalismak
zorunda kalmaktadir. Bunun yakin ve açik örnegi Yalvaç’ta 25 TL günlükle
çalisan kadin tarim isçileri olmustur. 25 kisilik bir araca 48 kisi neden
biner? Yetkililere sormak gerekir.
Ayrica, son çikardigi yönetmelikle ortaokullarda türbani
serbest birakan siyasi iktidar, çocuk yastaki kizlarimizin kimlik ve kisilik
gelisimini zedeleyerek geleceklerini karartmaktadir. Kisacasi kadinlarimiz hem
yasalarla hem de uygulamalarla ciddi baski altindadir.
Kadinlarin da erkekler gibi güven içinde, korkmadan, ürkmeden, aci çekmeden, insanca yasamaya hakki vardir. Aci çekmek, tacize ugramak, öldürülmek kadinlarin kaderi olmamalidir. Egitim-Is, kadinlarin karsilastiklari zorluklari dile getirmeye, onlarin sözcülügünü yapmaya; birlikte yasanilir ve daha esit bir dünya kuruluncaya dek devam edecektir.

Tamer ÖZLÜ
Yönetim Kurulu Adina Sube Baskani