Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama: Siyasal iktidar cumhuriyetin eğitim sistemini yok etmek için yeni adımlar atmış, piyasacı ve gerici eğitim modelini topluma dayatmıştır
Kategori: Eğitim
Eklenme Tarihi: 25 Eylül 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 04:12
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=19192
24 EYLÜL IS BIRAKMA EYLEMI BASIN AÇIKLAMASI
Egitim ögretim yili 12 yildir oldugu gibi bu yil da büyük sorunlarla baslamistir.
Siyasal iktidar cumhuriyetin egitim sistemini yok etmek
için yeni adimlar atmis, piyasaci ve gerici egitim modelini topluma
dayatmistir.
Tamamen yandaslarini kayirma amacini tasiyan, degerlendirme
kriterleri belli olmayan bir mülakat yöntemiyle yöneticiler kiyima
ugratilmistir. Iktidarin taseronlugunu yapan Hükümet-Sen kendi kadrolarina yer
açabilmek için bu kiyimda etkin rol almistir.
AKP'nin bu yandas kadro meraki, yalnizca yöneticilerle
sinirli degildir. Yeni torba yasayla yandas ögretmen dönemi de baslatilmistir.
Aday ögretmenlerimiz ilk yil performans degerlendirmesine tabi tutulacak ve
sonra da saibeli bir "mülakattan" sonra kadro güvencesi
kazanabileceklerdir. Mülakatta aranacak temel ölçüt de yandaslik olacaktir.
Böylece AKP torba yasalarla devlet memurlarinin is güvencelerini ortadan
kaldirmaya, kapitalizmin en acimasiz emek sömürüsü olan taseronluk sisteminin
içerisine egitim emekçilerini de almaya çalismaktadir.
Sürgün siyasetinin bir uzantisi olarak bugün ögretmenlerimiz
"rotasyon tehdidiyle" karsi karsiyadir. Yasamlarini zor kosullara
ragmen sürdürmekte olan ögretmenlerimizi yerlerinden ve okullarindan koparacak
yeni bir düzenleme getirilmektedir. Bu ayni zamanda AKP’nin kendisi gibi
düsünmeyenleri emeklilige zorlayarak yerlerine kendi yandaslarini alma
girisimidir.
Ögretmenlerle ve yöneticilerle ilgili bu kiyim süreci devam
ederken çocuklarimiz da siyasal iktidarin muhafazakar bir toplum ve tek tip
insan yaratma anlayisindan payina düseni almaktadir. Milli Egitim Bakanligi’nin
elinde "ortaögretime geçis sistemi" son 12 yilda 12 degisiklikle tam
bir kaosa dönüstürülmüstür. Ögrencilerimizi yetenek ve basari düzeyine göre
yönlendirebilen bir sisteme geçilememis, tersine TEOG sinavlariyla
ögrencilerimiz bir kargasanin içine sokulmustur. Zoraki bir imam-hatiplestirme,
ortaögretim sisteminin sonucu haline gelmistir. Tercih yapma özgürlügü ortadan
kaldirildigi gibi ekonomik ve ulasim olanaklari hiçe sayilarak ögrenci
yerlestirmesi yapilmis, nakiller sansa birakilarak adeta bir “Nakil Toto”
oynatilmistir.
Devlet anayasal görevlerini bir kenara birakarak kamu
okullarina ödenek ayirmazken, ögrenci basina 3500 TL ödenerek özel okullara
devlet kasasindan kiyak çekilmektedir. Anayasal ve evrensel bir hak olan
egitim, parayla satilan bir meta konumuna indirgenmektedir. Kamusal ve esit
düzeyde sunulmasi gereken egitim hizmeti parali hale getirilmektedir. Hiçbir
ödenek ayrilmayan devlet okullari sahipsiz ve çaresiz birakilirken özel
okullara 600 milyon TL gibi bir rakamin ödenmesi iktidarin artik devlet
okullarini gözden çikardigi anlamina gelmektedir.
Okullarda AKP'nin anladigi bir "inanç ögretisi"
egemen kilinmaktadir. Inanç önce siyasallasmis simdi egitim sistemini etkisi
altina almistir. Inanç özgürlügünü saglayan laiklik, fiili durum olusturularak
ortadan kaldirilmaya çalisilmaktadir. Laik ve bilimsel egitim kaldirilmis,
yerine "AKP ögretisi" konmustur.
Kapitalizm ögretmenlerimize ve ögrencilerimize azginca
saldirmaktadir. Egitim sistemi bir taraftan gericilestirilmekte bir taraftan da
sinifsal sömürünün merkezi haline getirilmektedir. Sömürü iliskileri egitim
yoluyla sürdürülmek istenmekte ve yoksul halk çocuklarinin gelecegine karsi
umursamaz davranilmaktadir. Gelir dagilimindaki adaletsiz yapi ve Türkiye'nin
sinifsal yapisindaki çarpiklik egitim sistemiyle sürdürülmeye ve kurumsal hale
getirilmeye çalisilmaktadir.
Hiç bir iktidar döneminde egitim sistemi bu kadar siyasilesmemis
ve böylesine bir kadrolasmaya sahne olmamistir. Egitim sistemi aklin, bilimin
ve sanatin isiginda degil, dogma, hurafe ve dayatmalar içinde yönetilmektedir.
Siyasal iktidarin elinde bir oyuncak haline gelen egitim sistemi, AKP'ye oy ve
seçmen devsirilecek bir mekanizmaya dönüstürülmüstür.
Cumhuriyetin kazanimlari gözlerimizin önünde yok edilirken,
Egitim-Is'in buna sessiz kalmasi düsünülemez. Egitim-Is, dün oldugu gibi bugün
de hem egitimin gericilesmesine karsi çikmakta ve hem de kapitalist sistemin
saldirilarina karsi ülkeye siper olmaktadir.
Egitim-Is egitim emekçilerini ve çocuklarimizi ilgilendiren
düzenlemelere karsi bütün egitim çalisanlarini “Birleserek kazanacagiz”
siariyla ortak mücadeleye çagirmistir. Ancak egitim gündeminin gerçek sorunlarini
dile getirmek yerine, etnik temelli taleplerle emekçilerin ortak mücadele
zemini yok edilmistir. Biz Egitim-Is olarak, emegimize ve ülkemizin temellerine
yönelen gerici ve sermayeci yönetime karsi olan tepkimizi ortak mücadele
anlayisi ile gösterecegimizi ifade ettik. Emekten ve cumhuriyetten yana
tavrimizda asla yalpalamadik.
Aslinda özellestirmenin ta kendisi olan egitimin
yerellestirilmesi ve anadilde egitim talebiyle birçok okulumuzun yakilmak
istendigi ve Atatürk büstlerine saldirilarin yapildigi bir ortamda, egitim
emekçilerinin gerçek temsilcisi olan Egitim-Is ulusal, laik, bilimsel,
demokratik ve nitelikli kamusal egitim talebini seslendirmek, yönetici
kiyimina, TEOG Kargasasina, rotasyon uygulamalarina karsi çikmak için
alanlardaki yerini almistir.
Ayristirici bir talep olan anadilde egitim için cumhuriyetin
okullari yakilmakta, bayragimiza, Atatürk anitlarina saldirilar yapilmaktayken,
Basbakan ve Milli Egitim Bakaninin sesi çikmamaktadir. Ülkemizi etnik temelden
parçalama projesinin asil mimari olan sömürgeci güçlere taseronluk yapan
iktidar, bölücü taleplerin sahipleriyle yaptigi anlasmayi kamuoyuna
açiklamalidir.
Bugün egitim emekçilerinin, velilerin ve ögrencilerin
yasadigi sorunlar çig gibi büyümüs, siyasi kadrolasma en alt birimlere kadar
inmistir. Okullar, devletin halkina hizmet birimleri olmaktan çikmis, AKP’nin
egitim bürolari haline getirilmistir. AKP hükümeti yandas yönetici atamalariyla
baslayip, aday ögretmenlerin mülakatla atanmasiyla devam eden uygulamalariyla
Cumhuriyeti tehdit eden bir kadrolasma atagina girismistir.
Siyasal iktidarin kendisi gibi düsünmeyen hiçbir emekçiyi
devlet kurumlarinda istemedigi açiktir. Müdürler üzerinden baslayan performans
ölçme sisteminin yakin zamanda ögretmenlere ve diger egitim çalisanlarina da
uygulanacagi, bu performans kriterlerinin tüm egitim çalisanlarinin is
güvencelerinin ellerinden alinacagi bir süreç açikça yasanmaktadir. Egitim
bilim iskolunda örgütlü sendikalarin öncelikli görevi bu tehlikeyi görerek daha
büyük ve etkin eylemleri örmek olmalidir.
Egitim-Is, 24 Eylül Is Birakma Eyleminde yaptigi öncülügü
bundan sonraki eylemliliklerde de gösterecektir. Ancak hiçbir sendikal yapinin
hakli taleplerle yapilan eylemleri mesru olmayan zeminlere çekerek emek
cephesini bölmeye hakki yoktur.
Öyle görülüyor ki, AKP’nin emekçilere ve ulusa karsi saldirilari devam edecektir. Emekçiler için de bu yil eylem yili olacaktir. Boyun egecegimizi düsünenler yanildiklarini göreceklerdir.

Tamer ÖZLÜ Yönetim Kurulu Adina ( Sube Baskani )
Egitim-Is Trabzon egitimistrabzon@gmail.com