Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


İktidar,Cumhuriyet eğitim sistemini yokediyor


Açıklama: Siyasal iktidar cumhuriyetin eğitim sistemini yok etmek için yeni adımlar atmış, piyasacı ve gerici eğitim modelini topluma dayatmıştır
Kategori: Eğitim
Eklenme Tarihi: 25 Eylül 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 00:58
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=19192


24 EYLÜL IS BIRAKMA EYLEMI BASIN AÇIKLAMASI

Egitim ögretim yili 12 yildir oldugu gibi bu yil da büyük sorunlarla baslamistir.

Siyasal iktidar cumhuriyetin egitim sistemini yok etmek için yeni adimlar atmis, piyasaci ve gerici egitim modelini topluma dayatmistir.

Tamamen yandaslarini kayirma amacini tasiyan, degerlendirme kriterleri belli olmayan bir mülakat yöntemiyle yöneticiler kiyima ugratilmistir. Iktidarin taseronlugunu yapan Hükümet-Sen kendi kadrolarina yer açabilmek için bu kiyimda etkin rol almistir.

AKP'nin bu yandas kadro meraki, yalnizca yöneticilerle sinirli degildir. Yeni torba yasayla yandas ögretmen dönemi de baslatilmistir. Aday ögretmenlerimiz ilk yil performans degerlendirmesine tabi tutulacak ve sonra da saibeli bir "mülakattan" sonra kadro güvencesi kazanabileceklerdir. Mülakatta aranacak temel ölçüt de yandaslik olacaktir. Böylece AKP torba yasalarla devlet memurlarinin is güvencelerini ortadan kaldirmaya, kapitalizmin en acimasiz emek sömürüsü olan taseronluk sisteminin içerisine egitim emekçilerini de almaya çalismaktadir.

Sürgün siyasetinin bir uzantisi olarak bugün ögretmenlerimiz "rotasyon tehdidiyle" karsi karsiyadir. Yasamlarini zor kosullara ragmen sürdürmekte olan ögretmenlerimizi yerlerinden ve okullarindan koparacak yeni bir düzenleme getirilmektedir. Bu ayni zamanda AKP’nin kendisi gibi düsünmeyenleri emeklilige zorlayarak yerlerine kendi yandaslarini alma girisimidir.

Ögretmenlerle ve yöneticilerle ilgili bu kiyim süreci devam ederken çocuklarimiz da siyasal iktidarin muhafazakar bir toplum ve tek tip insan yaratma anlayisindan payina düseni almaktadir. Milli Egitim Bakanligi’nin elinde "ortaögretime geçis sistemi" son 12 yilda 12 degisiklikle tam bir kaosa dönüstürülmüstür. Ögrencilerimizi yetenek ve basari düzeyine göre yönlendirebilen bir sisteme geçilememis, tersine TEOG sinavlariyla ögrencilerimiz bir kargasanin içine sokulmustur. Zoraki bir imam-hatiplestirme, ortaögretim sisteminin sonucu haline gelmistir. Tercih yapma özgürlügü ortadan kaldirildigi gibi ekonomik ve ulasim olanaklari hiçe sayilarak ögrenci yerlestirmesi yapilmis, nakiller sansa birakilarak adeta bir “Nakil Toto” oynatilmistir.

Devlet anayasal görevlerini bir kenara birakarak kamu okullarina ödenek ayirmazken, ögrenci basina 3500 TL ödenerek özel okullara devlet kasasindan kiyak çekilmektedir. Anayasal ve evrensel bir hak olan egitim, parayla satilan bir meta konumuna indirgenmektedir. Kamusal ve esit düzeyde sunulmasi gereken egitim hizmeti parali hale getirilmektedir. Hiçbir ödenek ayrilmayan devlet okullari sahipsiz ve çaresiz birakilirken özel okullara 600 milyon TL gibi bir rakamin ödenmesi iktidarin artik devlet okullarini gözden çikardigi anlamina gelmektedir.

Okullarda AKP'nin anladigi bir "inanç ögretisi" egemen kilinmaktadir. Inanç önce siyasallasmis simdi egitim sistemini etkisi altina almistir. Inanç özgürlügünü saglayan laiklik, fiili durum olusturularak ortadan kaldirilmaya çalisilmaktadir. Laik ve bilimsel egitim kaldirilmis, yerine "AKP ögretisi" konmustur.

Kapitalizm ögretmenlerimize ve ögrencilerimize azginca saldirmaktadir. Egitim sistemi bir taraftan gericilestirilmekte bir taraftan da sinifsal sömürünün merkezi haline getirilmektedir. Sömürü iliskileri egitim yoluyla sürdürülmek istenmekte ve yoksul halk çocuklarinin gelecegine karsi umursamaz davranilmaktadir. Gelir dagilimindaki adaletsiz yapi ve Türkiye'nin sinifsal yapisindaki çarpiklik egitim sistemiyle sürdürülmeye ve kurumsal hale getirilmeye çalisilmaktadir.

Hiç bir iktidar döneminde egitim sistemi bu kadar siyasilesmemis ve böylesine bir kadrolasmaya sahne olmamistir. Egitim sistemi aklin, bilimin ve sanatin isiginda degil, dogma, hurafe ve dayatmalar içinde yönetilmektedir. Siyasal iktidarin elinde bir oyuncak haline gelen egitim sistemi, AKP'ye oy ve seçmen devsirilecek bir mekanizmaya dönüstürülmüstür.

Cumhuriyetin kazanimlari gözlerimizin önünde yok edilirken, Egitim-Is'in buna sessiz kalmasi düsünülemez. Egitim-Is, dün oldugu gibi bugün de hem egitimin gericilesmesine karsi çikmakta ve hem de kapitalist sistemin saldirilarina karsi ülkeye siper olmaktadir.

Egitim-Is egitim emekçilerini ve çocuklarimizi ilgilendiren düzenlemelere karsi bütün egitim çalisanlarini “Birleserek kazanacagiz” siariyla ortak mücadeleye çagirmistir. Ancak egitim gündeminin gerçek sorunlarini dile getirmek yerine, etnik temelli taleplerle emekçilerin ortak mücadele zemini yok edilmistir. Biz Egitim-Is olarak, emegimize ve ülkemizin temellerine yönelen gerici ve sermayeci yönetime karsi olan tepkimizi ortak mücadele anlayisi ile gösterecegimizi ifade ettik. Emekten ve cumhuriyetten yana tavrimizda asla yalpalamadik.

Aslinda özellestirmenin ta kendisi olan egitimin yerellestirilmesi ve anadilde egitim talebiyle birçok okulumuzun yakilmak istendigi ve Atatürk büstlerine saldirilarin yapildigi bir ortamda, egitim emekçilerinin gerçek temsilcisi olan Egitim-Is ulusal, laik, bilimsel, demokratik ve nitelikli kamusal egitim talebini seslendirmek, yönetici kiyimina, TEOG Kargasasina, rotasyon uygulamalarina karsi çikmak için alanlardaki yerini almistir.

Ayristirici bir talep olan anadilde egitim için cumhuriyetin okullari yakilmakta, bayragimiza, Atatürk anitlarina saldirilar yapilmaktayken, Basbakan ve Milli Egitim Bakaninin sesi çikmamaktadir. Ülkemizi etnik temelden parçalama projesinin asil mimari olan sömürgeci güçlere taseronluk yapan iktidar, bölücü taleplerin sahipleriyle yaptigi anlasmayi kamuoyuna açiklamalidir.

Bugün egitim emekçilerinin, velilerin ve ögrencilerin yasadigi sorunlar çig gibi büyümüs, siyasi kadrolasma en alt birimlere kadar inmistir. Okullar, devletin halkina hizmet birimleri olmaktan çikmis, AKP’nin egitim bürolari haline getirilmistir. AKP hükümeti yandas yönetici atamalariyla baslayip, aday ögretmenlerin mülakatla atanmasiyla devam eden uygulamalariyla Cumhuriyeti tehdit eden bir kadrolasma atagina girismistir.

Siyasal iktidarin kendisi gibi düsünmeyen hiçbir emekçiyi devlet kurumlarinda istemedigi açiktir. Müdürler üzerinden baslayan performans ölçme sisteminin yakin zamanda ögretmenlere ve diger egitim çalisanlarina da uygulanacagi, bu performans kriterlerinin tüm egitim çalisanlarinin is güvencelerinin ellerinden alinacagi bir süreç açikça yasanmaktadir. Egitim bilim iskolunda örgütlü sendikalarin öncelikli görevi bu tehlikeyi görerek daha büyük ve etkin eylemleri örmek olmalidir.

Egitim-Is, 24 Eylül Is Birakma Eyleminde yaptigi öncülügü bundan sonraki eylemliliklerde de gösterecektir. Ancak hiçbir sendikal yapinin hakli taleplerle yapilan eylemleri mesru olmayan zeminlere çekerek emek cephesini bölmeye hakki yoktur.

Öyle görülüyor ki, AKP’nin emekçilere ve ulusa karsi saldirilari devam edecektir. Emekçiler için de bu yil eylem yili olacaktir. Boyun egecegimizi düsünenler yanildiklarini göreceklerdir.

Tamer ÖZLÜ Yönetim Kurulu Adina ( Sube Baskani )

Egitim-Is Trabzon egitimistrabzon@gmail.com


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster