Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Yeni eğitim-öğretim yılı değerlendirmesi


Açıklama: Eğitim-İş Trabzon şube yeni eğitim-öğretim yılı değerlendirmesi
Kategori: Eğitim
Eklenme Tarihi: 16 Eylül 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 04:55
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=19063


2014-2015 EGITIM ÖGRETIM YILI DEGERLENDIRMESI

2014-2015 Egitim-Ögretim yili, egitim sistemimizin temel sorunlarina yönelik hiçbir veri arastirmasi ve pilot uygulama yapilmadan, tamamen ideolojik bakis açisiyla gerçeklestirilen degisikliklerin gölgesinde basladi.

Yasanan onca olumsuzluga ragmen, egitim biliminin en temel ilkelerine aykiri düzenlemelerde israrini sürdüren Milli Egitim Bakanligi, egitimi niteliksizlige, düzensizlige ve kaosa sürükleyerek çocuklarimizin gelecegi ile oynamaya devam etmektedir.

Ülkenin gelecegini akil, bilim ve sanatin degil, dogma, hurafe ve inançlarin belirleyecegi bir toplumsal yapinin olusumuna zemin olusturan 4+4+4 düzenlemesi; egitim sisteminin, egitim ve bilim çalisanlarinin karsi karsiya kaldigi sorunlari bugün içinden çikilamaz hale getirmistir.

Kamu hizmetlerinin piyasanin ihtiyaçlari dogrultusunda dönüsümünün en önemli basamaklarindan biri olan egitimde yeniden yapilandirma ve muhafazakarlastirma uygulamalari, hem Hükümet hem de MEB tarafindan çikarilan yasa ve yönetmelikler, egitimde yasanan sorunlara yenilerinin eklenmesine neden olmustur. MEB tarafindan son dönemde yapilan bazi degisiklikler ve uygulamalarla yüz binlerce ögrenci ve veli magdur edilmistir.

Üçüncü dünya ülkelerinde bile görülmeyen yönetici atama yönetmeligi ile tüm kurumlarin yöneticileri AKP iktidarinin büro çalisanlari haline getirilmistir.

MEB Kanunu ve çikarilan yönetmelikle, ölçütü belli olmayan liyakata dayanmayan ve degerlendirme sonucu açiklanmayan bir tarzda yapilarak, iktidarin temsilcileri ve dayanagi olan sendikanin disindaki herhangi bir görüsten yönetici atamasi yapilmayacaktir.

Sadece siyasal anlayisla atanan bu yöneticilerin, çalisma ortaminda, diger anlayislara karsi tutumu isyerlerinde çalisma ortamini bozacaktir. Bu anlayisla atanan yöneticilere ögretmenlerimiz ve egitim çalisanlarimiz makamin gerektirdigi sayginligi nasil gösterecektir?

Gelecegimiz olan çocuklarimizin egitim ögretim ortaminin huzurlu olmasi gerekirken ögretmenlerimiz ve ögrencilerimizin verimli olamayacagi ortamlar yaratilarak aslinda özellestirmelere alt yapi mi hazirlanmaktadir?

Yöneticiler üzerinden gerçeklestirilen siyasi kadro yapilanmasi egitimde ve ögretimde asla saglikli sonuç ortaya koyamayacagindan, Bakanlik yetkililerinden bu yönetmeligin hemen geri çekilmesini talep ediyoruz.

TEOG Yerlestirmesi Rezalete Dönüstü

TEOG yerlestirmeleri sürecinde göz göre göre yapilan yanlislar sonucunda çok sayida ögrenci belki de hiç gitmek istemeyecegi bir lise türüne otomatik olarak yerlestirilmistir. 40 bin ögrenci zorunlu olarak imam hatiplere, 94 bin ögrenci meslek liselerine, binlerce ögrenci evlerinden çok uzaktaki okullara kaydedilmistir. Bakanlik her ne kadar bu ögrenciler için nakil hakki tanimis olsa da nakiller tikanmis, okullarin açilmasina sayili günler kala yüz binlerce ögrencinin pazartesi sabahi hangi liseye gidecegi hala belli olmamistir. Baska okul açilmamasi nedeniyle zorunlu olarak IHL’ye gitmek zorunda kalacaklardir.

MEB, velilerin ve ögrencilerin bireysel tercihlerine saygi duymak yerine, ögrencilerle ilgili bütün kararlari tek basina alarak dayatmada bulunmaktadir. Bakanlik, ögrencilerin ilgi ve yetenekleri dogrultusunda istedikleri okulda okuma kosullarini saglamak için çalismak yerine, ögrencilerin hangi okula gidecegini, hangi dersleri seçecegini bile bizzat kendisi belirlemek istemekte, hiçbir seye itiraz etmeyen, “itaatkar” nesiller yetistirmeyi hedeflemektedir.

Kaydi otomatik olarak imam hatip liselerine yapilan ögrencilerin büyük bölümü kontenjan olmasi halinde kaydini baska liselere almaya çalisacak, kontenjan olmamasi durumunda açik liseye yönelerek örgün egitimin disina itilmis olacaktir. Bu durum, 4+4+4 düzenlemesi ilk gündeme geldiginde uyardigimiz gibi çocuk isçi ve çocuk gelinler sayisinda artis yaratacaktir.

Kamu Kaynaklariyla Özel Okullara Kiyak

Milli Egitim Bakanligi ve Maliye Bakanligi'nca hazirlanan “2014-2015 egitim ve ögretim yilinda özel okullarda ögrenim görecek ögrenciler için egitim ve ögretim destegi verilmesine iliskin teblig” 7 Agustos 2014 tarihli Resmi Gazete'de yayimlanarak yürürlüge girdi. Buna göre, 2014-2015 egitim ögretim yilinda özel okul öncesi egitim, ilkokul, ortaokul ve ortaögretim okullarina devam eden 250 bin ögrenciye egitim ve ögretim destegi verilecek. Okul öncesi kurumlarina gidecek ögrencilere 2 bin 500, özel ilkokullara gidecek ögrencilere 3 bin TL, özel ortaokul ve liselere gideceklere de yillik 3 bin 500 TL ödeme yapilacak.

Türkiye’de 12 yillik AKP iktidari döneminde kamu hizmetlerinde, özellikle egitim alaninda piyasa merkezli bir “isletmecilik” anlayisi yerlestirilmeye çalisilmistir. AKP hükümeti, kamusal egitim alanini daha da daraltmakta, özel ögretimin dogrudan desteklenmesi dogrultusunda ciddi adimlar atmaktadir. Kamusal egitime ayrilmasi gereken kaynaklarin dershanelerin dönüsümü bahanesiyle özel ögretime aktarilmasi, özel okullarin egitim içindeki payinin arttirilmasi için sayisiz tesvik ve destek getirilmek istenmesi, iktidarin egitim politikasinin merkezinde halkin degil, piyasa güçlerinin oldugunu göstermektedir.

Yillardir bir taraftan devlet okullarinda egitimin niteligini bilinçli olarak düsüren, özel ögretimi özendirmek için özel okullari dogrudan kamu kaynaklariyla destekleyen, kamusal egitime ve okullara yeterli bütçe ayrilmasi ile ilgili talepler gündeme geldiginde “kaynak yok” bahanesini ileri süren siyasi iktidar, adeta halkimizla alay etmektedir.

Kamusal kaynaklarin devlet okullarina harcanmayip, egitimin piyasalastirilmasi için özel sermayeye özellikle de iktidara yakin isadamlarina aktarilmasi kabul edilemez. Yapilmasi gereken, halkin ödedigi vergilerden olusan kamu kaynaklarinin, kamusal egitim için kullanilmasidir.

Okul Öncesi Egitimde Ikili Egitim Kabul Edilemez

Ilkögretim sürecinden önce ve bu sürecin disinda yapilanan okul öncesi egitimin temel amaci, çocuklari ilkögretime hazirlamak ve ilkögretim için gerekli becerilerin kazandirilmasinda önemli firsatlar sunmaktir.

Okulöncesi egitim kurumlarinda egitim görerek ilkokula baslayan çocuklarin, bu egitimi görmeyenlere oranla daha katilimci, girisken ve uyumlu oldugu bilinmektedir. Anne-babasi çalissin ya da çalismasin her çocugun 4-5 yas arasinda okulöncesi bir kurumda tam gün egitim görmesi, çocugun gelisimi açisindan son derece önemlidir.

Milli Egitim Bakanligi, okulöncesi gibi çocuklarin egitim süreci açisindan temel egitim anlamini tasiyan çok önemli bir alanda “ikili egitim” uygulamasini getirerek yüz binlerce çocuk ve veliyi bir kez daha magdur etmeyi basarmistir.

Çocuklarin bedensel ve zihinsel gelisimlerini saglikli biçimde sürdürebilecekleri bir ortam olmasi nedeniyle okulöncesi egitimin yarim gün degil, tam gün olarak yapilmasi gerekmektedir.

Öte yandan da bu düzenlemeyle çalisan kadinlara “Çalismayin, evde çocuk bakin” denmektedir. Çünkü is yerlerindeki kres sayisi ihtiyaci karsilar yeterlilikte olmadigindan özellikle çalisan kadinlar çocuklarini okul öncesi egitim kurumlarina göndermektedir.  Kadinlarin bu konudaki talepleri okul öncesi kurumlarin sayisinin artirilmasi ve bu egitimin kamusal olarak verilmesiydi. Ancak Bakanlik, bu yönetmelik degisikligi ile çalisan kadinlarin taleplerini görmezden gelmistir.

Okullar Egitim ve Ögretime Hazir Degildir            

Okullarin açilacagi tarihin belli olmasina ve 2 ay tatile ragmen hala okullarimizda tamirat, boya ve badana isleri devam etmektedir. Mevcut okullarin fiziki altyapilari üçüncü uygulama yili olmasina ragmen 4+4+4 için hala son derece yetersizdir. Okullarin giris çikislari, merdiven basamaklarinin yüksekligi, siralar, tuvaletler ve lavabolar 5 ve 6 yas çocuklarin fiziki durumlarina uygun degildir.

Öte yandan okullarimizda yeterince memur ve yardimci personel bulunmamaktadir. Bu alandaki pek çok eksiklik bu ögretim yilinda da okul-aile birlikleri yoluyla velilerin sirtina yüklenerek karsilanmaya çalisilacaktir. Yardimci hizmetler personelimizin atamasindan adeta vazgeçilmistir. Özel okullara kaynak aktaran bakanlik, devlet okullarina üvey evlat muamelesi yaparak kaynak aktarmamakta ve okul müdürlerini, velilerden para toplama cambazi yapmaktadir.   

Ilkokul 4+4+4 Egitim Sisteminin Kurbani

2012 yilinda ilkokula baslama yasinda yasanan kaos, etkilerini bu egitim yilina da yansitmistir. Okullarin dönüstürülmesine paralel olarak azalan ilkokul sayisi ve bu yil okula baslayacak ögrenci sayisindaki artis göz önüne alindiginda sinif mevcutlari yine Bakanligin öngördügü sayinin çok üstüne çikacaktir.

Artan ögrenci sayilari göz önünde bulunduruldugunda, okul öncesi, ilk ve ortaokullarda 31.415 derslige gereksinim bulunmaktadir. Ancak derslik açigi sorununu hala gideremeyen Bakanlik, kalabalik siniflarda çocuklarimizi sagliksiz egitime mahkum etmeye devam edecektir.

2014-2015 egitim ögretim yili basinda okullarda en çok gözlenen sorunlar, 4+4+4 sonrasi okullarin dönüstürülmesi kararlari ile baslayan ve halen devam eden sorunlardir. Karsi karsiya oldugumuz sorunlari maddeler halinde siralamak gerekirse;

- Okulöncesi egitimde olmasi gereken 72 ay öncesi çocuklarin hala ilkokula kayitlarinin yapilmasi, bu durumdaki ögrencilerin tüm egitim yasantisini olumsuz etkileyecektir.

- Okullarda fiziki altyapi ve donanim eksiklikleri sürmekte, bu durum basta kalabalik siniflar olmak üzere çesitli sorunlari beraberinde getirmektedir.

- Okul dönüsümleri sirasinda fiziki olarak en donanimli okullar imam hatipe dönüstürülmüs, binlerce ögrenci magdur edilmistir.

- Egitimde 4+4+4 dayatmasi ile birlikte, zorunlu din derslerine ek olarak, din içerikli seçmeli derslerin fiilen “zorunlu seçmeli” hale getirilmesi, bu yil seçmeli derslerin puanla degerlendirilecek olmasi, ögrenciler üzerindeki seçmeli ders baskisinin bu ögretim yilinda da sürecegini göstermektedir.

- 4+4+4 yasasi hazirlanirken ileri sürülen en önemli gerekçelerden biri de kesintisiz 8 yillik egitim nedeniyle kirsal kesimde pek çok köy okulunun islevsiz kaldigi, fizikî sartlarin yetersiz oldugu, yatili bölge okullarina ya da tasimali egitim merkezi olan okullara ögrencilerin tasinmasi için tahsis edilen servislerin uzun mesafeleri kat ettigi ve ögrencilerin bu yolculukta çektigi eziyetler olarak gösterilmisti. Ancak, 4+4+4 sonrasinda tasimali egitim ve ikili egitim sorunu artarak devam etmektedir.

- Bakanlik, ortaögretimde uzaktan gelip giden ögrencilerin pansiyon sorununu çözmeyerek onlari ya açik liseye mahkum etmis ya da egitim disina itmistir.

- Yönetici atamalarinda yeniden getirilen sözlü sinav üzerinden belirlenen egitim yöneticilerinin yandas sendika üyelerine verilen sözlü notlar üzerinden “siyasi atama” yoluyla belirlenmesi, egitimde siyasi kadrolasma girisimlerinin arttigini göstermektedir.

- Son olarak çikarilan Torba Yasayla, aday ögretmenlerin asaleten atanmasi için sözlü sinava tabi tutulacak olmasi, tipki yönetici atamalarinda oldugu gibi ögretmen atamalarinda da siyasi referanslarin dikkate alinacaginin göstergesidir. Yönetici görevlendirmelerinde tam bir kiyim gerçeklestiren Bakanlik, kendi ideolojik hedefleri ve yandas sendikanin istekleri dogrultusunda kendi ögretmen sinifini yaratacaktir.    

- Torba yasada yer alan bir diger düzenleme ise ögretmenlere il içi ve il disi zorunlu rotasyon düzenlemesidir. Ögretmenlerimizin istegi disinda rotasyona tabi tutulmasi sürgün anlamina gelmektedir. Bu uygulama ile kavimler göçünden sonraki en büyük göç yasanacak ve büyük bir karmasa ve magduriyet olusacaktir. Yüzbinlerce ögretmenimiz ailelerinden ayrilacak, aile bütünlükleri bozulacak buna bagli olarak da is verimleri düsecektir. Böyle bir rotasyon ögretmenlerimizi emeklilige ve istifaya zorlamak demektir.

- Ögretmen açiklari sorunu devam etmekte, acil ihtiyaç olmasina ragmen 400 bin civarinda atamasi yapilmayan ögretmen issizlige mahkum edilmektedir. 40 bin ögretmen atanacak olmasi okullardaki 140 bin ögretmen açigini karsilamaktan çok uzaktir. Açik yine ücretli ögretmenlerle kapatilmaya çalisilacak, dolayisiyla egitimin kalitesi düsecektir.

SONUÇ

Egitim, insan yetistirme ve ülkenin gelecegini sekillendirme isidir. Egitim temel bir insan hakkidir. 12 yillik AKP iktidari bilimsel ve parasiz egitimi tasfiye etmekte, adim adim gerici ve ticarilestirilmis bir egitim sistemini yaratma çabasi içindedir. Bu yüzden egitim AKP’ye birakilmayacak kadar önemlidir.

Egitim-Is olarak bugüne kadar oldugu gibi bundan sonra da egitimin ve egitim çalisanlarinin sorunlarinin takipçisi olacagimizi, haksizliga ugrayan tüm egitim çalisanlarinin yaninda olacagimizin bir kez daha altini çizmek istiyoruz.

Bu duygu ve düsüncelerle tüm egitim çalisanlarinin ve ögrencilerimizin yeni egitim-ögretim yilini kutluyor; yeni egitim-ögretim yilinin ülkemize ve ulusumuza güzellikler getirmesini diliyoruz.

Yönetim Kurulu Adina Tamer ÖZLÜ ( Sube Baskani)


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster