Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Lisan-ı halimiz


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 07 A?ustos 2014
Geçerli Tarih: 03 Mayys 2026, 14:52
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=18564


LISAN-I HALIMIZ

''Türkçe agzimda annemin sütüdür ''

Sizce sanat sadece , resim , müzik , sinema , heykel midir ? Güzel konusmak da bir sanat degil midir ?  Evet, hiçbir sanatçi ruhu beklemeden  her insanin yapabilecegi bir snattir ''güzel konusmak''
Siir terennüm eder , sarki söyler gibi konusan kus agizli insanlar tanidiniz mi ? Üsküdar tevekküllü Beyoglu terbiyesi almis insanlar ...Eski Istanbul '' Hanim teyzeleri , Bey Amcalari '' hatir sorarken siz nasilsiniz beyoglu nasillar diye ekleyenler hani...  
   
Yüzyillarca Türk dili ve tarihinin en güzel süreci , Istanbul Türkçesinin yasandigi dönemlerdi . Bu gün çok az kisi de görülen ; '' Türkçesi bülbül kokan '' o muazzam dilimiz yaban dil meraklilarinin ayaklari altinda eziliyor . Hal budur ki . istedigimiz kadar kültürlü ve donanimli olalim eger ki , kendi dilimizi özümseyememissek bizi , biz yapan  degerlerimizi karsi  tarafa atip  aydinlanamamissak  , dilimiz isgal altinda demektir .
     
Bir zamanlar  mektup getiren  postacidan ''posta müvezzii'' diye bahsedilirdi . ''bize mektup var mi ?'' diye sorulan efendiden yok yerine ''gelecek var efendim'' diye cevap alinirdi .
   
Göz aydina , tebrige , bassagligina, iadei ziyarete gitmek o günlerin  hiç aksatilmadan yapilan adetlerinden idi.  Hatta o dönemin evleri ahsap oldugundan ''güle güle oturun'' cümlesini  ''Allah yangindan korusun'' dilegi tamamlardi . Esnaflikta dahi bir usül vardi , tartida hassas davranilir  verilen ürünün üzerine bir miktar  daha eklenir  ''bu da cabasi bereket versin efendim '' denilerek meslekte sadakate riayet edilirdi.
   
Sokaktan geçen satilara isminin yanina ''efendi''  eklenerek  seslenilirdi Günlük hayatta büyüklere sonsuz saygi duyulur , ikazlara hürmet edilirdi. Hasta bir kisi karsisindakine  son derece nazik bir sekilde halini anlatmak için '' üzerinize afiyet bu gün biraz keyifsizim'' diyerek kendi hastaligini baskasinin üzerine saglik olarak dile getirirdi. 
   
Olasi bir olumsuzlukta dahi birbirlerini kirmaya korkarlardi eski istanbul insanlari  öyledir ki ,  kötü bir durumdan bahsederken , ''yüzünüze güller '' diyerek baslarlardi dertlerini anlatmaya ... Bas sagligina gidilirken  bile , ''evlere senlige gidiyoruz'' diyerek olumsuzluk perdelenirdi
     
Güne '' sabah-i serifleriniz hayrolsun'' baslanir bütün aile fertlerine  iyi dilekler sunulurdu . Gün bitene kadar süren bu iyi dilekler  gün sonunda ise ''aksam-i serifleriniz hayrolsun'' denilerek yenilenirdi.
   
Bu gün Türkçenin en güzelini ögrenecegimiz kaynaklarin azligi  aslinda bizim dilimize yaptigimiz en büyük ihanettir . Bir dilin en iyi konulmasi gereken ; televizyonlar , radyolar , gazeteler ve basin yayin kuruluslarinda bile  gereken hassasiyet gösterilmezken biz dilimizin naifligini unutmakta hatta dile yeni yabanci sözcükler ekleyerek baskalasmis türkçe ile büyüyecek olan nesle haksizlik etmekteyiz. 
   
Bu güne dek dil sevdalilarinin  türkçe dili için  harcadiklari emekleri yok sayip , tereddüt bile etmeden  çagdaslasma adi altinda dilimizi katlediyoruz .  ne yazik ki bizler teknolojinin çaga kattigi tembellikle o sahane dili  artik eski siir ve sarkilarda bir masal gibi okuyoruz ...
   
Eski istanbul 'un görüntüsünün  kirletildigi gibi  dilini de safligindan  ayirip modernizim kilifina sarildigi çagimizda  ; Yahya Kemal'in tek cümleyle özetledigi , '' Türkçe agzimda annemin sütüdür '' diye kutsadigi dilimize ihanet ediyoruz ...
     
Iste hal-i keyfiyet budur efendiler !


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster