Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Toplumu ayrıştırma siyaseti doğru değildir


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 05 A?ustos 2014
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 20:31
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=18555


TOPLUMU AYRISTIRMA SIYASETI DOGRU DEGILDIR


Ülkemizin yetistirdigi degerli aydinlarimizdan olan A.Taner Kislali, “ Farkliliklarimizi degil ortak yanlarimizi öne çikarmaliyiz” derdi.

Kislali’ya göre; farkliliklarimizi öne çikarmak bizi ayristirir, ortak yanlarimizi öne çikarmak ise kaynastirir.

Ne yazik ki yillardir ülkemizde farkliliklari öne çikarma üzerinden siyaset yapilmaktadir. Ülkemiz insanlari; Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Laik-anti laik diye ayristirilmaya çalisilmistir.

Toplum bu ayristirmalar ile yorulmustur. Kamplasmistir. Birbirine ‘yurttas’, ‘insan’ olarak degil farkli gözlerle bakar hale getirilmistir.

Toplumu ayristirmanin ilk önemli örnegi olarak meshur “Vatan Cephesi” söylenebilir. 12 Ekim 1958’de baslayan bu cephelesme ile ülke adeta ikiye bölünmüstür. Her gün radyodan “vatan cephesine” katilanlarin isimleri yayinlanmaya baslamis. Gerilim tirmanmis ve 27 Mayis 1960 askeri müdahalesi gerçeklesmistir.

1970’li yillarda bu kez karsimiza “Milliyetçi Cephe” çikmistir. Kurulan MC hükümetleri ve izlenen kutuplastirici siyaset ile iç çatisma artmis ve bu sürecin sonunda 12 Eylül askeri müdahalesi gerçeklesmistir.

12 Eylül öncesi cephelesme siyaseti nedeniyle, Çorum’da, Kahramanmaras’ta Alevi-Sünni çatismasi yaratilmasi için, dönemin cephe siyaseti ile baglantili provokasyonlar gerçeklestirilmistir!

12 Eylül sonrasinda, Türk-Kürt çatismasi amaçli çabalarin hiz kazandigini görmekteyiz. 1983 Sirnak ve Eruh baskinlari ile baslayan bu ayristirma siyaseti, bugüne kadar çok sayida cana mal olmustur. Oldukça büyük ekonomik, sosyal ve kültürel kayiplar yasamamiza neden olmustur.

Bu ayristirma siyasetinin olumsuzluklarinin etkilerini bugün de yasamaktayiz…

Yine bu süreçte, Sivas Madimak olayi ile bir kez daha Alevi-Sünni çatismasi için adim atilmis, ancak daha önce Çorum ve Maras’ta oldugu gibi sagduyu egemen gelmistir.

Sevindirici olan, Alevi yurttaslarimizin bu provakatif saldirilara ve kiskirtmalara sagduyulu yaklasimlari olmustur…

Son dönemde ayristirma siyaseti giderek artan bir ivme kazanmis görünüyor. Özellikle Basbakan Erdogan bilinçli olarak bu tür siyaseti körüklemektedir.

Oysa o makamda bulunanlarin herkesi kucaklayici olmasi gerekir. Öfkeden, kinden ve nefretten arinmis olmasi gerekir.

Ilk ‘Balkon konusmasindaki’ toplumun bütününü kucaklayan tavirda olmasi gerekir.

Fakat Basbakan o tavrindan uzaklasmis görünmektedir. Özellikle 17 ve 25 Aralik operasyonlari sonrasinda, sert ve ayristirici üslubunu giderek daha da artirmaktadir.

Cumhurbaskanligi seçim kampanyasinda da ayni tavir devam ediyor.

Izmir konusmasi, Basbakanin ayrimci ve mezhepçi tavrina örnektir. CHP Lideri Kiliçdaroglu’na “sen Alevi olabilirsin” diye seslenen, hizini alamayip isim vermeden Selahattin Demirtas için, “..kendisi Zaza ama benim Kürt kardeslerimi aldatiyor” diye seslenen basbakan, toplumun tümünü kucaklayan bir cumhurbaskani olamayacagini göstermistir.

Aslinda Basbakan, gerilimden beslenmektedir. Ayristirmadan beslenmektedir…

Gerilim yaratarak, ayristirarak seçmelerini etrafinda kenetlemektedir.

Bunun geçmiste örnekleri mevcuttur.

Cumhurbaskanligi seçim süreci gerilimden uzak basladi. Gerek Ekmeleddin Ihsanoglu, gerekse Selahattin Demirtas topluma sicak mesajlar vermeye çaba gösterdiler.

Bu düzeydeki bir seçim süreci elbette gerilimden beslenen Basbakanin isine gelmezdi. O kürsüden bagiracak, suçlayacak, öfke ve kin kusacak ki, tabani etrafinda kenetlensin!

O nedenle Kiliçdaroglu’na saldiriyor. Bahçeli’ye saldiriyor. Ihsanoglu’na saldiriyor. Demirtas’a saldiriyor…

Dün “Vatan Cephesi” ve “Milliyetçi Cephe” döneminde oldugu gibi toplumu ayristirmaya çalisiyor. Mezhep siyaseti yapiyor.

Sesi öfke dolu, konusmasi sert ve saldirgan bir üslup kullaniyor.

Ne diyordu Ahmet Taner Kislali, “ Farkliliklarimizi degil ortak yanlarimizi öne çikarmaliyiz…”

Ortak yanlarimizi öne çikarirsak bütünlügümüzü koruruz.

Farkliliklarimizi öne çikarmaya çalisirsak toplumu ayristiririz…

Cumhurbaskaninin görevi toplumun bütünlügünü korumak midir yoksa toplumu ayristirmak midir?

Hafta sonu yapilacak seçimde, Basbakanin seçilmesi ülke adina ciddi bir risk içermektedir.

Dilerim sagduyu galip gelir…


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster