Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama: Tayyip Erdoğan'ın açıklamaları, bir cumhurbaşkanı adayının değil, bir padişah adayının açıklamaları gibi duruyor
Kategori: Güncel
Eklenme Tarihi: 26 Temmuz 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 08:13
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=18462
Ferman Tayyip'in,daglar bizimdir
Tayyip Erdogan, en sonunda agzindaki baklayi çikarti. Geldigi günden itibaren, bir takim açiklamalar yapiyor, sonra yalanliyor ya da yanlis anlasildigini söylüyordu. Bir ileri, iki geri yapiyor ama yavas yavas bu eylem ve söylemlere, Türk milletini alistiriyordu. Bunlari yavas yavas hazmettirecegiz diyordu ki belki de ilk defa gerçek niyetini açiklamis oldu. 1920’li yilarin ruhuna dönecegiz demesi, 91 yillik Türkiye Cumhuriyeti’ni, yikacagini bu sekilde itiraf etmis oldu.
Tayyip Erdogan yaptigi konusmada; “Su anda Türkiye için karanlik bir devrin kapilari kapaniyor. Su anda Türkiye’nin makus talihi degisiyor. Su anda, Türkiye yeni bir evreye, yeni bir kulvara geçiyor.” diyor.
Tayyip Erdogan, kendinden önceki dönemin karanlik oldugunu ve bu devrin kapandigini, 1920 ruhu ile hareket edecegini söylüyor. Oysa, 1920’i ruhu diye bir sey olmadigi gibi, Türkiye Cumhuriyeti de ortada yok. 23 Nisan 1920’de TBMM kurulmus ama Atatürk ve arkadaslarindan baska kurtulusa inanan yoktu. 1920, Türk milletinin çok büyük sikintilar çektigi yildir. 1920 yili; isgalin, ihanetin, hainligin, mandaciligin, acinin, açligin, sefaletin, tecavüzlerin, hastaliklarin doruga çiktigi yildir. Ayni zamanda, Türklerin Kuvvayi Milliyeler olarak, daglara çiktigi yillardir.
1920’li yillar
30 Ekim 1918’de Mondoros Ateskes Antlasmasi imzalandi. Bu antlasmaya göre; Osmanli Devleti, yenilmis sayiliyordu. Osmanli, yenilmis bir devlet olarak; askerini terhis edecek, silahlar teslim edilecek, isgal güçleri, kendi güvenlikleri gerekçesiyle önemli gördükleri yerleri isgal edeceklerdi. Isgal güçlerinin, içimizdeki isbirlikçileri Ermeniler, Rumlar ve Kürtler; Türkleri, Anadolu’dan tamamen atalim, Orta Asya’ya gönderelim diyorlardi.
Padisah Vahdettin’in, Basbakani Damat Ferit baskanligindaki ekip, 10 Agustos 1920 yilinda da Sevr anlasmasi imzalandi. Bu antlasmaya göre; Büyük Ermenistan, Büyük Kürdistan, Pontus Rum devletleri kuruluyor; Ege Yunanlilara, Istanbul ve Bogazlar Komisyona, güney Fransizlara, Italyanlara, Musul, Kerkük Ingilizlere birakiliyordu
Bakin Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk O günler için ne diyor:
“1919 yili Mayisinin 19’uncu günü Samsun’a çiktim. Genel durum ve görünüs: Osmanli Devleti’nin içinde bulundugu topluluk, Genel Savasta (Birinci Dünya Savasinda) yenilmis, Osmanli Ordusu her yanda zedelenmis, kosullari agir bir ateskes anlasmasi imzalanmis. Büyük Savasin uzun yillari boyunca, ulus, yorgun ve yoksul bir durumda. Ulusu ve ülkeyi Genel Savasa sürükleyenler, kendi yasamlarinin kaygisina düserek, yurttan kaçmislar. Padisah ve Halife olan Vahdettin, soysuzlasmis, kendini ve yalniz tahtini koruyabilecegini umdugu alçakça önlemler arastirmakta. Damat Ferit Pasa’nin baskanligindaki hükümet, güçsüz, onursuz, korkak, yalniz padisahin isteklerine uymus, onunla birlikte kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun egmis. …Bundan baska, yurdun dört bir bucaginda Hiristiyan azinliklar, gizli, açik, özel istek ve amaçlarinin elde edilmesine, devletin bir an önce çökmesine çaba harciyorlar…Ermeni Patrigi Zaven Efendi de, Mavri Mira Kurulu ile düsünce birligi içinde çalisiyor. Ermeni hazirligi da tam olarak Rum hazirligi gibi ilerliyor.”
Anadolu’nun o günkü hali bu durumda. Bu arada, bir Ingiliz binbasisi, Güneydogu’da Kürt agalarini ziyaret etmekte ve ayaklanmalar çikartmak için çalismaktadir. Bunu haber alan Mustafa Kemal, bu Ingiliz ajanini ve onunla hareket edenleri yakalamalari için emir verir. Ayaklanma hazirliklari yapan bazi Kürt agalarini ve adamlarini yakalarlar, Ingiliz binbasisi ile digerleri kaçmayi basarir.
Atatürk, Amasya’da, Erzurum’da ve Sivas’ta kongreler toplar. Sivas Kongresi’nde, Amerikan mandasi ya da Ingiliz mandasini isteyenler çoktur. Mustafa Kemal, “Baylar; bu durum karsisinda bir tek karar vardi. O da ulus egemenligine dayanan, tam bagimsiz yeni bir Türk devleti kurmak. Yabanci bir devletin koruyuculugunu ve kollayiciligini istemek insanlik niteliklerinden yoksunlugu, güçsüzlügü ve beceriksizligi açiga vurmaktan baska bir sey degildir. Gerçekten bu asagilik duruma düsmemis olanlarin, isteyerek baslarina yabanci bir efendi getirmeleri hiç düsünülemez. Oysa, Türk’ün onuru, kendine güveni ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulus, tutsak yasamaktansa yok olsun, daha iyidir. Öyleyse, ya bagimsizlik, ya ölüm!” der.
Anadolu’da bunlar olurken, Istanbul’da, dernek adi altinda birtakim olusumlar faaliyetlerini artirmaya basladi. Bunlardan en önemlisi, Ingiliz Muhipleri Cemiyeti idi. Bu dernegin amaci; Osmanli Devleti’ni bölmeden bir bütün halinde, Ingiliz mandasi olmasini istiyordu. Bu dernegin en önemli üyeleri; Osmanli Padisahi ve Halifesi Vahdettin, Basbakan Damat Ferit Pasa, Içisleri Bakani Ali Kemal, Sait Molla gibi kisilerdi. Dernegin baskanligini, Rahip Frew yürütüyordu.
1920’li yillarda, Anadolu’da gerici ve bölücü ayaklanmalar
Mustafa Kemal, memleketi kurtarma pesinde kostururken, Isgal güçlerinin destegi ile gerici ve bölücü ayaklanmalar durmuyordu.
1- Seyh Esref Ayaklanmasi (26 Ekim - 24 Aralik 1919)
2- Ali Bati Ayaklanmasi (11 Mayis – 18 Haziran 1919)
3- Anzavur Ayaklanmasi (1 Ekim - 25 Kasim 1919 , 16 Subat – 16 Nisan 1920)
4- Bolu ve Düzce Ayaklanmalari (13 Nisan – 31 Mayis 1920)
5- Yozgat Ayaklanmasi (15 Mayis–30 Aralik 1920)
6- Zile Ayaklanmasi (Mayis – Haziran 1920)
7- Konya Ayaklanmasi (2 Ekim – 22 Kasim 1920)
8- Koçgiri Ayaklanmasi (Ekim 1920 – Haziran 1921)
9- Pontus Ayaklanmasi (1920 – 1923)
10- Afyon Ayaklanmasi
11- Milli Asiret Ayaklanmasi
12- Kuvay-i Inzibatiye (Halifelik Ordusu)
Kurtulus mücadelesi
Milli kuvvetler, Ingiliz, Fransiz destekli bu bölücü ve gerici hareketleri bastirmak için ugrasirken, Yunanlilar da, Ege bölgesinde ilerleyislerini sürdürüyorlardi. Türk kuvvetleri, Inönü mevzilerinde, Yunan ordulariyla büyük bir mücadele verdi. Bu dönemde, Çerkez Ethem’de ayaklanmisti. Özellikle devam eden, Koçgiri Kürt ayaklanmasi, Yunan ilerleyisini destekler nitelikteydi. 10 Ocak’ta baslayan, Yunan saldirisi, 11 Ocak 1921’de durduruldu. 1.Inönü Muharebesi dedigimiz savas budur.
Yunanlilar, 23 Mart 1921 sabahi tekrar saldiriya geçtiler. Savas Inönü-Afyon arasindaki bölgede yapildi. Kuzeyden saldiran Yunanlilar, Türk kuvvetlerinin büyük bir direnisi ile karsilasti. 30 Nisana kadar süren çarpismalar, Yunan kuvvetlerinin geri çekilmesi ile 1 Nisan’da bitti. 2. Inönü Muharebesi’ni de bu sekilde kazanmis olduk.
Kurtulus mücadelesi, sadece Ege’de Yunanlilara karsi verilmedi. Hem ayaklananlarla hem de isgal güçlerine karsi, bütün Anadolu topraklarinda verildi. Italyanlar, Fransizlar tek tek gittiler. Sakarya ve Baskomutanlik Meydan Savasi ile Yunan varligi da bitti. Daha sonra, Istanbul’u isgal eden, Ingiliz zirhlilari da geldikleri gibi gittiler. Türklerle birlikte yasayan ve daha sonra isgal güçlerinin destegi ile Türkleri sirtindan vuran, Ermeni ve Rumlarin büyük çogunlugu, Anadolu’dan ayrilmak zorunda kaldi. Anadolu’da, ayaklanan, oradaki vatandaslara zulmeden Kürtler ise taleplerinden vaz geçtiler. Hemen arkasindan yapacaklari ayaklanmaya kadar.
Savas yillarinda, TBMM’de Atatürk’e destek olan, mücadelenin basarisina inanan vekiller oldugu gibi, kurtulusu istemeyen vekiller de vardi. Gizli, Ingilizcilik, Fransizcilik, ABD’cilik, Ermenicilik, Rumculuk ve Kürtçülük yapanlar vardi. Ama Mustafa Kemal’in, çelik gibi iradesi karsisinda direnemiyorlar, varlik gösteremiyorlardi. Korkusuz, cesur, zeki, ileri görüslü bir liderle, Ingilizler mücadele edememisti. Ingiliz Basbakani Loyd George, “Arkadaslar, yüzyillar nadir olarak dahi yetistirir. Su talihsizligimize bakin ki o büyük dahi çagimizda Türk Milleti’ne nasip oldu. Mustafa Kemal’in dehasina karsi elden ne gelirdi.” demistir.
Tayyip Erdogan ve AKP, Cumhuriyeti yikmak için, odak olmuslardir
Tayyip Erdogan, dünya ülkeleri tarafindan tecrit edilmeye baslandi. Özellikle, Gezi olaylarinda bütün dünya, yeni Hitler’i gördü. Artik hiçbir ülke, ciddiye alip, adam yerine koymuyor. Kendisini getirenler, simdi istemiyor. Iç ve dis siyasette köseye sikisti. Türkiye Cumhuriyet’ini yikarak onlara bagliligini göstermek istiyor.
Tayyip Erdogan 1920, ruhu ile ne demek istiyor? Cumhuriyet 29 Ekim 1923’de ilan edildi. Bu sözü ile cumhuriyet ilan edilmeden önceki yillari kast ediyor. Ermenilere, Rumlara, Kürtlere sirin gözükmeye çalismasinin nedeni bu. Bütün bunlari, Apo ile pazarlik yapip “Kürdistan”i kurarak, Ermeni soykirimini taniyarak, Kibris’i Rumlara vererek yapacak. Yaptiklari hainlikler nedeni ile Anadolu, disarisina çikartilan, Ermeni ve Rumlara topraklarini geri verecek. Bu hain topluluklari, Osmanli’nin son dönemlerindeki ayricaliklara, tekrar kavusturacak ve Türkiye’de, Türkleri yönettirecek.
Damat Ferit’in imzaladigi, Atatürk’ün çöplüge attigi Sevr Antlasmasi, miras olarak Tayyip Erdogan’a kaldi. Tayyip Erdogan padisah oldugunda, Sevr Antlasmasi’ni imzalayacak. Masasinda duruyor.
Bir devletin, Anayasa’sini tanimamak ya da ortadan kaldirmaya çalismanin cezasi agirdir. Hele bu durumu gerçeklestirmek için çete kurmanin cezasi, daha agirdir. Tayyip Erdogan ve partisi AKP, bu suçu daha önce islemislerdir. Anayasa Mahkemesi bu nedenle AKP’yi ve yöneticilerini yargilamis, suçun sabit olduguna karar vermis, AKP’nin kapatilmasi, yöneticilerinin cezalandirilmasi yerine, dis güçlerin de baskisi ile olmayacak bir sekilde para cezasi ile kurtarmistir.
Cumhurbaskani’nin görev ve yetkileri, Anayasamizda belirtilmistir. Cumhurbaskani’nin en önemli görevi; Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletini temsil etmektir. Bunun yaninda bazi durumlarda Bakanlar Kurulu’na baskanlik etme, bazi atamalari yapma, Meclis’in çikartmis oldugu kararlari veto etme yada Anayasa Mahkemesi’ne gönderme gibi yetkileri bulunmaktadir. Ama Cumhurbaskanligi makami, asla icra makami degildir. Çünkü sorumlulugu ve imza yetkisi yoktur.
Tayyip Erdogan, Cumhuriyet’i yikacagini, açikça itiraf etmistir. Söyledikleri, Yargitay Bassavcisi tarafindan hemen kovusturulmalidir. Savcilar görevini yapmiyorsa, Türkiye Cumhuriyeti’ni koruma ve kollama görevi olan, Türk Ordusu, Cumhuriyet’in güvencesi oldugunu göstermelidir.
Tayyip Erdogan en sonunda, Türkleri daga çikartacak
Osmanli Devleti’nin son dönemleri içler acisidir. Osmanli Devleti’ni, disaridan, Ingilizler, Fransizlar, içerden de Ermeniler, Rumlar ve Kürtler yönetiyordu. Osmanli Devleti’nin her yerinde, Türklere karsi bir kiyim yapiliyor, devlet yöneticileri de bu durumu seyrediyordu. Devlet, kendi milletini korumuyor, koruyamiyordu. Bu duruma katlanamayan Türkler, daglara çekilmeye basladi. Daglarda, Kuvvayi Milliyeler olustu. Kurtulus Savasimizda, çok katkilari oldu.
Devleti yönetenler, kendi milletini koruyamiyorsa, milletin kurdugu devleti, ortadan kaldirmaya çalisiyorsa, Türk Sehitlerimizin kaninin rengini alan bayragimiz yerlerde sürükleniyorsa, Sehitlerimizin, kani ile çizdigi sinirlar, degistirilmeye çalisiliyorsa, isgalcileri, hainleri, bölücüleri yenerek, bin bir zorlukla kurdugu Türkiye Cumhuriyeti, yok ediliyorsa, Türk milletinin, onuru ayaklar altina aliniyorsa, bu milletin buna kayitsiz kalmasi elbette düsünülemez.
PKK, bölücülerini daglardan indirebilirsiniz ama Türk milletini daga çikartirsiniz. Türkler için daglar, kutsaldir. Eger Türkleri, daga çikma zorunda birakirsaniz, iste o gün gerçekten dünya sallanir, depremler olur, volkanlar patlar. Cumhuriyet’i yikmayi göze alan adam, yok olmayi da göze almis demektir.
Tayyip Erdogan’in açiklamalari, bir cumhurbaskani adayinin degil, bir padisah adayinin açiklamalari gibi duruyor. O zaman, Ferman Padisahinsa, daglar bizimdir.

Bünyamin Aka'nin yazisi:
http://goo.gl/n8igGn