Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle


Müebbetin gerekçesi açıklandı


Açıklama: 12 Eylül davasının gerekçeli kararı açıklandı
Kategori: Haber
Eklenme Tarihi: 21 Temmuz 2014
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 23:50
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=18415


Müebbetin gerekçesi açiklandi

12 Eylül davasinin gerekçeli karari açiklandi...

Ankara 10. Agir Ceza Mahkemesi, dönemin Genelkurmay Baskani, emekli Orgeneral ve 7. Cumhurbaskani Kenan Evren ile dönemin Hava Kuvvetleri Komutani emekli Orgeneral Tahsin Sahinkaya'yi, 765 sayili TCK'nin "Devlet kuvvetleri aleyhine cürümler" baslikli 146. maddesi uyarinca "müebbet hapis cezasina" çarptirmasinin gerekçesini açikladi.

Mahkemenin 360 sayfalik gerekçeli kararinda, Evren ve Sahinkaya ile avukatlarinin, savunmalarinda, "ülkedeki yasanan ve bir türlü önlenemeyen anarsik olaylar nedeniyle milletin ve devletin bekasi için 211 sayili Türk Silahli Kuvvetleri Iç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinin kendilerine verdigi yetkiye dayanarak, yönetime el koymak zorunda kaldiklarini" söyledikleri belirtildi.

Ancak kendilerine verilen yasal yetki çerçevesinde görevi anarsi ve terörü önlemek, halkin can ve mal güvenligini saglamak olan askerlerin, o dönemki gelismeleri bahane ederek siyasete yön vermeye çalistigi vurgulanan gerekçeli kararda, su degerlendirmelerde bulunuldu:

"Ülkenin, devletin, milletin bekasini sadece kendilerinin düsündügü inanci ile hareket etmisler, millet adina yaptiklarini söyledikleri darbeler ile aslinda millet iradesini hiçe saymislar, halkin iradesi ile seçimle yönetime gelen ve millet iradesini temsil eden Anayasal kurumlarin ve sivil idarenin devleti kendilerinden daha iyi yönetebilecegine inanmamislar, ülkenin ve milletin tek sahibi olarak kendilerini görmüslerdir.

Milletin egemenlik hakkini millet adina, millete ragmen anayasa ve yasalari hiçe sayarak gasbetmisler, bunu da ülkenin, milletin ve devletin bekasi için yaptiklarini söylemislerdir. Ülkede terör ve anarsi olaylari yasanirken, 211 sayili kanunun 35. maddesi ile kendilerine verilen yetkiyi sivil idareden aldiklari emir ile görevlerini yapip suçlulari yakalamasi ve güvenligi saglamasi gerekirken, bu görevlerini unutarak ülkeyi idare etmeye kalkismislardir."

Halk iradesi ile basa gelen, anayasa ve yasalara göre sivil idareye karsi bagli ve sorumlu olduklarini unutarak ülkeyi yönetmek istemisler, ülkenin menfaati için yaptiklarini söyledikleri darbeler ile demokrasiyi kesintiye ugratarak, Türk milletinin medeni milletler arasinda yer almasini ve ülkenin gelismesini engelleyerek demokrasi kazanimlarini ve demokrasi birikimlerini yok etmisler, demokrasi kültürünün olusmasini engelleyerek ülkeyi daha da geriye götürmüslerdir. Darbeye gerekçe olarak gösterilen, ülkede yasanan terör anarsi ve çatismalari önlemek görevleri oldugu halde bunlari askeri darbenin nedenleri olarak gösterip, halk nazarinda hukuk disi ve fiili bir durum olan darbeye mesruiyet kazandirmaya çalismislardir. Olaylari bastirarak önlemek yerine, adeta geri planda kalmayi tercih etmisler, ülkenin siyasiler tarafindan yönetilmez hale geldigini adeta halka göstermeye, bu sekilde halkin nazarinda mesruiyet kazanmaya çalismislardir. 'Sen ülkeyi yönetemedin, idare edemedin, senin çikardigin yasalar ile ülke yönetilmez hale geldi, ancak ben yönetebilir, ben idare edebilirim, mevcut hukuk kurallari ile ülke idare edilemiyor, ancak fiili askeri güçle yönetilebilir' demek istemislerdir."

Demirel'in sözlerine atif

Dönemin Basbakani, 9. Cumhurbaskani Süleyman Demirel'in, basina verdigi röportajlardan "Kanlar akiyordu, çünkü Sayin Kenan Evren'in Çankaya'ya çikmasi gerekiyordu", "11 Eylül günü akan kan 13 Eylül'de nasil durdu?", "(Yetkimiz yoktu) dediler. 13 Eylül günü var olan yetki, 11 Eylül günü de vardi", "Askerler isteselerdi, anarsi ve terörü önleyebilirlerdi. Nitekim 12 Eylül günü biçak ile kesilir gibi kesildi. Idareye el koymaya kararli olduklari için bilerek anarsinin üzerine gitmediler" ifadelerine isaret edilen kararda, söyle denildi: "Bütün bu hususlar göstermektedir ki saniklar tarafindan kosullarin olusmasi için firsat kollanmis, uygun kosullarin olustugu kanaatine varilinca da müdahaleyi gerçeklestirmislerdir. Bu sekilde saniklar devletin yapisini, rejimini, devlet kurumlarini, kurumlar arasi iliskileri düzenleyen Anayasa ve yasalari hiçe sayarak, hiç bir hukuki mesruiyeti olmayan gerekçeler ileri sürerek, mevcut hukuk düzenini yok farz ederek, fiili bir durumla iktidari ele geçirmek suretiyle kendilerine isnat edilen suçlari islemislerdir.Bu nedenle saniklarin, ülkenin bulundugu kosullar, yasanan terör ve anarsi eylemleri de dikkate alindiginda müdahaleden baska çare kalmadigi yönündeki savunmalari samimi ve inandirici bulunmamistir."

Kararda, saniklarca askeri darbe ile ortadan kaldirilmadan önce yürürlükte bulunan 1961 Anayasasi'nin 4. maddesinde "Egemenlik kayitsiz sartsiz Türk Milletinindir. Millet, egemenligini, anayasanin koydugu esaslara göre, yetkili organlar eliyle kullanir. Egemenligin kullanilmasi, hiçbir suretle belli bir kisiye, zümreye veya sinifa birakilmaz. Hiçbir kimse veya organ kaynagini anasayadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz", 5. maddesinde, "Yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez" ve 6. maddesinde ise "Yürütme görevi, kanunlar çerçevesinde, Cumhurbaskani ve Bakanlar Kurulu tarafindan yerine getirilir" denildigi belirtildi.

Hüküm

Kararda dlay tarihinde Adalet Partisi Genel Baskani olan Süleyman Demirel'in Basbakanliginda kurulan 43. hükümet görevdeyken Genelkurmay Baskanligini yürütenn Kenan Evren, Hava Kuvvetleri Komutanligi yapan Tahsin Sahinkaya'nin, vefat eden dönemin Kara Kuvvetleri Komutani Nurettin Ersin, Deniz Kuvvetleri Komutani Mehmet Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutani Sedat Celasun'un fikir ve eylem birligi içinde, emir komuta zinciri dahilinde, daha önceden hazirladiklari ve Bayrak Harekati adini verdikleri plan dogrultusunda, 12 Eylül 1980'de Türk Silahli Kuvvetleri'nin gücünü kullanarak, askeri darbe ile cebren, yürürlükte bulunan 1961 Anayasasi ve yasalar çerçevesinde seçimle göreve gelmis TBMM ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetini feshettikler aktarildi. Kararda, saniklarin TBMM'ye ait yasama yetkisini, Cumhurbaskani, Basbakan ve Bakanlar Kuruluna ait yürütme görevini ele geçirerek, TBMM üyelerinin dokunulmazliklarini kaldirip, bütün yurtta sikiyönetim ilan ettikleri, siyasi parti faaliyetlerini ve yurt disina çikislari yasakladiklari, Basbakan Süleyman Demirel, CHP Genel Baskani Bülent Ecevit, Milli Selamet Partisi Genel Baskani Necmettin Erbakan ve MHP Genel Baskani Alparslan Türkes'i zorla gözaltina aldiklari ifade edildi.

Saniklarin, anayasal düzeni ortadan kaldirmak suretiyle 765 sayili TCK'nin "Devlet Kuvvetleri aleyhine cürümler" basligi altinda yer alan 146/1 maddesinde düzenlenen "Cebren Türkiye Cumhuriyeti Teskilati Esasiye Kanununun tamamini veya bir kismini tagir, tebdil veya ilga ve bu kanun ile tesekkül etmis olan Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men" suçu ile 147. maddesindeki "Türkiye Cumhuriyeti Icra Vekilleri Heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren men" suçunu islediklerinin iddia, saniklarin samimi ikrarlari, dosyadaki tüm bilgi ve belgelerle sabit görüldügü bildirilen kararda, Evren ve Sahinkaya'nin, bu suçlamadan agirlastirilmis müebbet hapis cezasina çarptirildiklari, durusmadaki hal ve hareketleri, mahkemeye karsi saygili tutum ve davranislari, samimi ikrarlari ve tüm dosya kapsaminin lehlerine takdiri indirim sebebi kabul edilerek, cezalarinin müebbet hapis olarak belirlendigi bildirildi.

DHA


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle