Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Laiklik,din ve siyaset


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 13 Temmuz 2014
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 20:04
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=18352


Laiklik,din ve siyaset

Bu gün edindigimiz kültür birikimi ve egitim seviyesi ile din siyaset sahnesinin disina çikartilabilir mi?

Din/ler tarihin her döneminde egemen siniflarin kullandigi en büyük ve en güçlü silah olmustur. Bu durum bu gün de aynidir.

Kisaca ilk dinin ortaya çikis – dogum tarihine baktigimizda; Misir'da köle edilmis Israil halkinin mevcut tanrilardan daha güçlü veya o dönemlerde bilinen tüm tanrilarin güçlerini bünyesine alan ve hepsinden çok daha güçlü, sonsuzlugu olan bir Tanri’nin yardimiyla kurtulabilecekleri fikri, kaçis ve halki ikna etmenin en güçlü anahtariydi.

Musa ve kardesi Harun’a düsen bu zor görev ise Misir’in günes Tanrisi RA'ya karsi halki inandirmak ve kaçisi bastan sona organize edebilmekti. Bu kaçis öyküsü kirk yil sürer ama sonunda basarilir. (M.Ö. 3200 – 3500 civarlari)

Musevilik (Yahudilik) din olarak bugünkü Kudüs civarlarina yerlesirler. Böylelikle çok Tanrili dinler dönemi de sonlanarak tek Tanrili dinler dönemi baslar.

Inancin önde gelenleri halkin manevi beklentilerini mayalayip kabartirken, bölgenin diger halklarina göre de inançlarini sekillendirmislerdir. Ayrica bu inanci yetkisel anlamda ast – üst yetkileriyle disipline etmisler. Fakat tüm bunlari yaparken de kendi halklarina karsi inanç seriatlarinin kendilerine verdigi genis yetkiler ile baski yapmaya da baslamislar.

Daha sonra Nasirali Isa adinda bir insan, kendi halkinin din otoritelerinin zulüm araci olan seriata ve diger uygulamalara kafa tutmaya baslar. Bu eylemlerini sergilerken de uygulamada ki despotluklarin karsisina sevgi, kardeslik ve zengin karsitligi gibi ezilenleri etrafinda toparlayacak devrimci degerleri koyar. M.S 33 yilinda da bu eylemlerinin bedelini bölgenin Roma valisinin de yargilamasiyla çarmihta öldürülerek öder.

Fakat Nasirali Isa’nin yasarken sergiledigi davranislari ve söylemleri kendisinden sonra Hiristiyanlik inanci adiyla çig gibi büyüyerek farkli bir din daha ortaya çikar.

Daha sonraki zamanlarda yine ayni cografyada bölgenin ekonomisine bir oymaklari (yanlis animsamiyorsam Sadukiler ) araciligi ile el koymus olan Israil ogullari ayni zamanda diger bölge halklari ve içlerinden türemis olan Hiristiyanlarla da bir didisme hatta bir savas içerisindelerdi. Hizli yayilan Hiristiyanlik ve Yahudi baskilari bölge halklarini tedirgin etmeye baslamisti.

Bölgede durum bu iken iki arada bir derede sikisip kalan Araplardan bir kisi (Hz. Muhammed) ortaya çikarak yeni bir din olarak Islamiyet’i ilan eder. (M.S. 613)

Burada dikkatlerinizi birkaç noktaya çekmek istiyorum.

Ilk olarak Musevilik ortaya mevcut güce –otoriteye (Misir RA) bir isyan, bir ekonomik özgürlük ve bagimsizlik amaci ile çiktiklarini görmekteyiz.

Hiristiyanliginda yine ayni sekilde Yahudiligin seriat yasalari ile kendi halkini baskiladigi ayrica dini kullanarak bazilarinin zenginlesmesine karsi yoksul halka öncülük ettigini görüyoruz.

Yine Müslümanliginda tüm bunlarin arasinda bir sikismislik ile beraber, "bu bölgede biz de variz, artik yeter" der gibi ve yine digerlerinden de etkilenerek, hatta onlara özenerek ortaya çiktigini söyleyebiliriz. Fakat tümünün güç aldigi yer ise kendi halklarinin biraz ileri gelenleri olsa da çogunluk olarak yoksul ve ezilip, örselenmis yiginlardir.

Iste tam da bu noktada sunu çok rahatlikla diyebiliriz. Tüm din veya inançlarin ortaya çikis gerekçeleri ve kendilerini gelistirme çabalarinin tümü siyasaldir.

Sosyoekonomik çatisma ve etkilesimler sonucu meydana gelen bir gebelikten, ister müdaheleli, ister sezeryan veya normal yolla olsun, o dogumdan meydana gelen kesinlikle siyasaldir.

Bu gerçekligi "Hayir ilk baslarda çikisi olarak maneviydi ama sonradan siyasallasti" diye izah etmeye kalkismak saglikli ve bilinçli düsünen bir aklin ürünü olamaz. Burada kendimize sormamaiz gereken ciddi ve akilci soru sudur:

Siyasal olan bu gerçegi laiklik ile siyasal alanin disina çikarabilir miyiz?

Bu konuda abuk – subuk kalem oynatan çoktur. Sol ilahiyat, sol Islamiyet gibi. Bu tür fikir savunmalarini ciddiyet ve bilim ile izah edemeyiz. Ezilmislik, sömürülmüslük ortak sorun olabilir. Fakat bilimsel sosyalist oldugunu söyleyen birisi, ayni zamanda ben koyu bir ilahiyatçiyim derse burada ilk akla gelen takiyeciliktir.

Peki kendi ülkemiz 91 yildir laiklik dini siyasal alandan çikararak bireylerin tercihlerine ve vicdanlarina tasiyabilmis midir? Bu sorunun yaniti hayir olduguna göre; biz neyi tekrar-tekrar sorgulamali ve onunla yüzlesmeliyiz? Su soruyu da kendimize sormaliyiz: Din egemen güçlerin elindeki güçlü bir silah ise biz o elleri kirarak dini bireylerin özel yasamina saygin bir sekilde nasil tasiyabiliriz?

Iste bu cografyanin ezilen halklari birbirlerinin kanlarini onlarca, yüzlerce yildir bu nedenlerle akitmaktadirlar. Burada engizisyonlari, haçli seferlerini ve diger din savaslarini bu kisa not ile vererek geçiyorum.

Sosyal, ekonomik bir olgunun yerine, biraz daha iyilestirilmis, renklendirilmis bir baska olgu koyulup bu halka benimsettirilebilir. Ama din veya inanç olunca bu durum baskalasir. Buralara çöreklenmis tüccar tekelciler alasagi edilerek, din halklarin yüreginde tercihe göre sekillenmelidir.

Dini siyasal alanin disina çikarmanin bir baska yolu ise bana göre; toplumun egitimine odaklanarak, bilinç düzeylerini en üst seviyelere tasimak ile mümkün olabilir. Ikinci olarak ise bu bilinçten sonra topluma dinlerin dogum, yasam, sevgi, kardeslik ve savas alanlarinda ki etkilerini hiç saptirip süslemeden insanlara anlatmaktir.

Eger ki dünya dualar ile degistirilebilseydi insanlik bu gün ayni inanç sahiplerinin birbirlerinin kellelerini kesip övünmek amaciyla yayinladiklari videolar ile açlik ve susuzluktan bir deri bir kemik kalmis bebekleri akbabalarin nasil parçaladigini da izlememis olurdu.

(Fatih Bilici)


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster