Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama: Görele İcra Müdürlüğü 4 bin tane icra dosyalarla boğuşuyor
Kategori: Görele
Eklenme Tarihi: 01 Temmuz 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 03:59
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=18252
Görele icra kiskacinda
Görele Icra Müdürlügü 4 bin tane icra dosyalarla bogusuyor.
Görele Icra Müdürlügü bölgesel olarak Görele’nin haricinde,Eynesil,Çanakçi ve Çavuslu icra islemlerine de bakiyor.
Görele Icra Müdürlügünü en çok mesgul eden konularin basinda Izaleyi süyu yer ihtilaflari,iflaslar basta olmak üzere bankalardan alinan otomobil, tüketici kredileri, cep telefonu fatura borçlari bulunuyor.
Görele’de ekonomik sikintilar yüzünden borçlarini ödeyemeyen binlerce kisiye ait icra dosyalari, adliyede Icra Müdürlügü'nün bulundugu birimde geçecek yer birakmadi.
Takip dosyalarinin basinda, bankalardan alinan otomobil, tüketici kredileri, cep telefonu fatura borçlari bulunuyor. Cep telefonu davalarini kredi karti borçlari, esnaf ve kefalete ödenmeyen borçlardan kaynaklanan davalar takip ediyor.
Konuyla ilgili olarak açiklama yapan yetkililer;
“Türk halkinin kimlik bunalimi,sosyal patlama ve ruhsal sorunlarinin temelinde ekonomik krizin yattigini belirterek,vatandaslarin içnde bulundugu durumla ilgili "Eskiden hacze gittigimiz zaman esnafin komsusu,esi,dostu,arkadasi veya akrabasi geliyor,borcu kapatiyordu.Artik kimsede para olmadigi için veya oldugu halde vermek istemedigi is in esnaf borcunu ödeyemiyor.Yediemin depolari hacizli otomobiller ve mallarla doldu tasti.Sokakta,vatandaslari yoldan zorla çevrilip kredi karti veriyorlar.Burada bankalar da sorumlu.Kredi karti verilen kisi buna uygun mu degil mi arastirilmali.Maalesef bunlar yapilmiyor.Borç ödenmeyince de kriz yasaniyor.Borçlarini ödeyemeyen birçok kisi canina kiydi" dedi.
Icradan "yok pahasina" satilik daireler

Türkiye'de hep icralik olan vatandaslarin ucuza satilan mallari ve düstükleri zor durumlar anlatilir durur. Bunun yani sira "aglayanin mali gülene hayir etmez" düsüncesiyle icra ihalelerinden kimse mal almak istemez.
Herkesin bu ihalelerden uzak durmasini firsat bilenler ise bütün bu icralik mallari neredeyse yok fiyatina topluyorlar. Bu durumdan en büyük zarari ihalelerde rekabet olmadigi için mallarini degerinin çok altinda bir fiyata satmak zorunda kalan vatandaslar görüyor.
Yapilmasi gereken ise icra ihalelerine katilmak.
Düsünün ki icra ihalesine katildiniz ve alamadiniz. Yükselttiginiz tutar kadar borçlunun borcunu ödemesine yardimci oldugunuzu biliyor musunuz?
Borçluya yardim etmenin en güzel ve en masrafsiz yoludur icra ihaleleri. Çünkü ihaleyi alamazsaniz herhangi bir zarariniz yoktur. Ancak yükselttiginiz her 1 TL borçlunun borcunu ödemesine yardimci olacaktir.
MÜSTEMLEKELIK YOLUNDA GIZLI TUTSAKLIK

BORÇ BATAGI-TUZAGINDA TÜRKIYE TOPLUMU
Borç öylesine sinsi bir beladir ki, bir kere borç batagina saplandimi kolay kolay çikilamaz. Agir borç yükü altina giren borçlu çikmak için çabaladikça daha fazla batmaya ve borcu daha fazla büyümeye baslar. Borcun çogalmasi kartopunun yuvarlandikça büyümesi gibidir, borçlu kurtulmak için çabaladikça yeni borçlar eklenir ve borçlar giderek çogalir ve bir noktadan sonra kesinlikle altindan kalkilmaz bir hal alir. Bu hale düsmemek için isi bastan siki tutup borca düsmemek, borç batagina saplanmamak için insanin daima uyanik olmasi, hesabini kitabini iyi yapmasi ve kendini borçlara karsi korumasi, borçtan sakinmasi gereklidir. Borçtan korunmak çok mu zor? Elbette çok zor degil.
“BORÇ YIGIDIN KAMÇISIDIR.” Tesvikleri, borç tuzagina düsürmek içindir.
Emperyalist küresel yönetim, müstemleke yapmak istedigi ülkelerde borç tuzagi kurmaktadir artik.
Bu tuzagin amaci-görevi; çaresizlik sonucu olarak dayatmalari kabul eden, zulme sessiz kalan ezilenler-köleler toplumu olusturmaktir.
Bu tuzaklar, kürsel iktidar seçkinlerinin emriyle; yerli yerlesiklerinin de yardimiyla, iktidar seçkinleri vasitasiyla kurulur.
Borç tuzagi, yolsuzluk ekonomisi politikalarinin bir parçasidir.
Bu politika sisteminin beyni, faizi helal ve mesru gösteren BELAMLAR, kalbi borç denilen sahte parayi basan kalpazanlar BANKALARDIR.
Son yapilan anketlere dayali tespitlere göre kamuda çalisanlarin yüzde doksani borç kiskacinda ve bunlarin da yüzde yetmisi kurtulusu sans oyunlarinda aramakta.
Kredi karti harcamalari çig gibi
Türkiye'de vatandasin kullandigi kredi miktari Nisan 2011'e göre yüzde 23.5 artarak, 710 milyar liraya ulasti.
Buna göre, kredi kullanabilen 18 yas üstü her vatandas ortalama olarak her ay 1200 lira kredi borcu ödüyor. Bu oranin yillik ortalamasi ise 14 bin 200 liraya yükseldi.
FIRSAT BULDUKÇA HARCAYAN ÜLKE
Son 10 yilda ekonomik kriz sonrasi alinan önlemler faizleri asagi çekti. Faizlerin düsüsü yillarca ertelenen konut, otomobil, beyaz esya talebini arttirirken, enflasyon nedeniyle çok uzun yillar boyunca refahin ugramadigi Türkiye de dönüsmeye basladi. Bankacilik sektöründeki çesitli uygulamalar, farkli kampanya ve taksit imkanlari vatandasin bu harcama istahiyla birlesince, firsat buldukça harcamayi tercih eden bir ülke ortaya çikti.
50 MILYON KISI KREDI KULANICISI
BDDK'nin (Bankacilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu) bankalarin verdigi kredilerin miktarlarini açikladigi haftalik veriler incelendiginde ortaya ilginç tespitler çikiyor. Türkiye halkinin 13 Nisan 2012 itibariyle bir önceki yilin ayni dönemine göre kullandigi kredi miktari yüzde 23.5 artisla 710 milyar lirayi asti. Türkiye'nin 18 yas üstü, yani kredi kullanabilecek kisi sayisi yaklasik 50 milyon kisi. Bir yilda kullanilan kredi miktari kredi kullanabilecek nüfusa oranlandiginda, Türk halkinin kisi basina 14 bin 200 lira kredi borcu oldugu ortaya çikiyor. Türkiye çapinda bakildiginda, 18 yas üzerindeki her bir Türkiye vatandasinin aylik ortalama 1200 lira kredi ödemesi bulunuyor. Bu rakam asgari ücretin yaklasik iki katina denk geliyor.
1160 LIRALIK KREDI BORCU
Yine 13 nisan itibariyle yillik verilere bakildiginda, Türkiye'de kredi karti kullanim tutarinin 58.4 milyar liraya geldigi görülüyor. Bu rakam da bir önceki yilin ayni dönemine göre yüzde 29.7 artis göstermis durumda.
Bu veriyi de farkli bir gözle degerlendirdigimizde, kredi kartinin Türkiye halkinin gözünde ne kadar büyük bir yer tuttugu bir kez daha ortaya çikiyor. 18 yasin üzerindeki her bir vatandasin ortalama 1160 liralik kredi karti borcu var.
Veriler degerlendirildiginde, alinan kredilerin içinde en çok tüketici kredilerinin öne çiktigi görülüyor. Türkiye halki son bir yilda 173 milyar liralik tüketici kredisi kullanmis.
TÜKETICI KREDILERI BASI ÇEKIYOR
Bu rakamin önemli bir miktari, kredi karti borcunu daha düsük faizle kapatmak isteyen vatandaslarin talebinden kaynaklaniyor.
Merkez Bankasi ve BDDK verilerine göre, Türk bankalarinin kredi/mevduat orani yüzde 100'e ulasmis durumda. Yani 740 milyar lira mevduat birikimi yapan Türk halki, ayni dönemde 710 milyar liralik kredi kullanmis. Bir baska deyisle, biriktirdigi paranin neredeyse tamami kadar borçlanmis.
Biriktirilen mevduattaki paranin çok önemli bir bölümünün 1 milyon lira ve üzerindeki mevduata sahip kisilere ait oldugu düsünüldügünde, kredi/mevduat dengesi ortalama vatandaslar için oldukça bozulmus oluyor. Zaten hükümetin geçtigimiz günlerde açikladigi tasarruf tesvik paketinin perde arkasinda yatan gerekçe de bu. Hanehalki borçlulugu açisindan Türkiye bir çok Avrupa ülkesinin altinda. Ancak, buna ragmen bu borçlulugun artmamasi için gerek hükümet, gerek Merkez Bankasi, harcamayi biriktirmekten daha çok tercih eden Türk halkini biraz daha uzun vadeli tasarrufa yönlendirmeye çalisiyor.
Bir ülkeyi helâk etmek istedigimiz zaman onun (o ülkenin) mutrafilerine (refah içinde olan ileri gelenlerine, zenginlerine) emrettik. Buna ragmen orada fesat çikardilar. Böylece (Allah'in) söz(ü) üzerlerine hak oldu. Ve onu (o ülkeyi ve halkini) helâk ederek, yok ettik (dumura ugrattik).
Allah'in sosyolojik bir yasasini anlatan bu âyetin mânâsi sudur: Allah, bir kimseyi, bir toplumu suçsuz yere cezalandirmaz. Allah'in cezalandiracagi ülke toplumu, ileri gelen zengin, egemen kesimin-yöneticilerinin yoldan çiktigi, azginlik ve taskinlik yaptigi ülkedir. Zengin simariklar, fisk ve fücura dalmak isteyince Allah onlara istediklerini yapma gücü verir. Allah'in buyrugu, yani Allah'in yasalariyla bu varlikli takim, fisk-u fücur, haksizliklar yaparak azar, adaletten ayrilirlar. Fakat yaptiklari bu isler yavas yavas o ülkenin gerilemesine, yikimina sebebolur. Çünkü zulüm, isyan ülkede karisikliklara yol açar. Adalet, iyilik ise toplumu mutlu yapar, toplumsal düzeni, dengeyi saglar.
Müfessirler "Varliklilarina emrederiz " cümlesini birkaç sekilde yorumlamislardir:
1) teshîr anlamindadir. Yani Allah onlari, fuhuslar, kötülükler yapmaga boyun egdirir, böylece azabi hak ederler.
2) Allah onlara itaati, iyiligi emreder. Fakat onlar Allah'in emrini dinlemeyip kötülük yapar, böylece cezayi hak ederler.
3) Bazilari seklinde okumuslardir. O zaman anlam söyle olur: Allah, helak edecegi ülkelerin basina simarik, serli kimseleri emîr (yönetici) yapar. Yönetimi ele geçiren bu serli insanlar, ülkeyi kötü yönetir, haksizlik ederler. Bu; yüzden o ülke Allah'in cezasiyla yikilip harabolur.
4) yöneltmek, çogaltmak anlamina gelir. Yani Allah, helak etmek istedigi ülkenin varliklilarini fiska yöneltir ve onlari çogaltir. Onlar ülkede fisk isleyerek cezayi hak ederler.
Bizim kanaatimize göre âyetin amaci, sosyolojik bir yasayi belirtmektir. Dogal ve sosyal yasalar hep Allah'in iradesiyle oldugundan Allah'in emridir. Ama bunlardaki emir, zorlayici degildir. Kullarin davranislari sonucunda dogacak eylemlerin, Ilâhî yasalar uyarinca düzenlenmesi ve vuku bulmasidir. Çünkü iyi, kötü; hayir ve ser hep Ilâhî emir ve yasalar çerçevesinde olmaktadir. Hiçbir sey yasa disina çikamaz. Evrende yasasiz, raslanti eseri bir sey yoktur. Her sey bir yasaya tabidir. Fussilet: 61/12. âyette Allah'in, her göge o gögün emrini vahyettigi bildirilmektedir ki oradaki emirden maksat, o gökte egemen olan yasalardir. Iste Isrâ 50/16. âyetteki emir de Allah'in sosyolojik yasasina isarettir. Simarip fiska, günâha, haksizliga yönelenlerin davranislari, sonunda kendilerini gerilemege ve yikima götürür.
“Böylece her kentin büyüklerini, oranin suçlulari yaptik ki, orada tuzak kursunlar (her kentin ileri gelenlerine, tuzak kurmalari için firsat verdik). Onlar kendilerinden baskasina tuzak kurmuyorlar, ama farkinda degiller. Onlara bir âyet gelince: "Allah'in elçilerine verilenin ayni bize de verilmedikçe kat'iyyen inanmayiz!" dediler. Allah, mesajini koyacagi yeri (elçilik görevini kime verecegini) bilir. Suç isleyenlere Allah katinda bir asagilik ve yaptiklari hileye karsi çetin bir azâb erisecektir. “(En'âm: 55/123-124)Bu ayetlerde her kentin büyüklerinin, kentte kötü isler planladiklari; kurduklari tuzagin, aslinda kendi ayaklarina dolanacaginin farkinda olmadiklari; ne kadar mu'cize görseler: "Allah'in elçilerine verilenler bize de verilmedikçe inanmayiz" dedikleri belirtiliyor ve Allah'in, mesajlarini iletme görevini kime verecegini bildigi; suçlularin Allah katinda alçaltilacagi; perisan duruma düsecekleri ve tuzak kurma eylemlerinden ötürü çetin bir azaba çarpilacaklari vurgulaniyor.
Gönderen ARASTIRICI BURHAN ISCAN
Haber : Ali Dursun www.gorelesol.com