Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle


IŞİD hangi şişeden çıktı?


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 13 Haziran 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 06:25
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=18075


ISID hangi siseden çikti? - Hamide Yigit

ISID Suriye'de Rakka merkezinden geri çekilirken duvara islenen bir afis dikkat çekiyordu. Bu afiste Türkiye'de dahil bütün bölge ülkelerinin bayraklari asilmis ve hepsinin üstü çarpilanmisti

ISID dün (11 Haziran) Musul kentini ele geçirene kadar dünyanin gündemine girmedi ama üç yildir zaten Suriye'dedir. Suriye'ye yönelik tarihte esine rastlanmayan bir saldiri var ve vahsi saldirilarin oluk oluk kan akittigi Suriyede halk,üç yili askin bir süredir bu belayla bogusmaktadir. Ve bu ISID Suriye'ye gökten zembille de inmedi. ISIDi var eden derin stratejiler,Suriye'yi imha etmek ugruna “seytanla bile isbirligi yapma siyasetsizligini pervasizca uyguladilar. Körfez sermayesiyle beslenen, El Kaide üssüne dönüstürülen Libya'dan cihatçi takviyesiyle sisirilen, derin stratejik ortaklik kuran Türkiye'den de TIRlarina ve Milli Istihbaratina (MIT) varana her türlü destekle bir canavar yaratildi. Bu canavarin bir gün dislerini derin stratejik ortaklara da geçirecegi uyarisi her firsatta yapildi.

Krizin basladigi ilk haftalardan itibaren yani basimizda tehlike tohumlarinin ekilmeye baslandigina, Savas kapimizda diyerek bu kanli emperyalist oyunun Türkiye ve bölge halklari için bir felakete dönüsecegine dikkat çektik.[1] Duyan var mi, dedik. Aradan iki üç yil geçtikten sonra ancak Savas sinirimiza dayandi” sesleri yükseldi.

Keza basta Hatay halki olmak üzere Türkiye'nin sinir kentlerini bekleyen tehlikeye dikkat çekildi. Özellikle Hatay'’in adeta bir cihatçi kentine dönüstürülmesi ve AKP'nin siyasi istikbali ugruna Hatay'’i savasin kumar masasinda bir koz olarak öne sürmesine tepki gösteren Hatay halki, AKP'nin valisiyle, kolluk görevlisiyle, polisiyle, MIT'iyle topyekun bir kusatma altina alindigi defalarca yazildi, çizildi. Hatay halkinin kaygilarini dile getirdikten çok degil, alti ay sonra Reyhanli faciasi yasandi.

Cihatçilar kendilerini besleyen Erdogan’i'da tehdit etmisti

Reyhanli faciasinin gelecegi dünden belliydi ve bagira bagira geliyorum diyen tehlikenin derinligi masa basinda çizilen dis politikanin yanlisligindan kaynaklandigi ortadaydi. AKP atesle oynadi ve bu atesin hem Suriye'de hem de artik atesin körüklendigi yer olarak Türkiye'de bir cehenneme dönecegi ortadaydi. Her ne kadar Reyhanli saldirisi, yine insan zekasiyla alay edercesine Esad rejimi üzerine yikildiysa da, saldiriyi gerçeklestirenlerin Suriye'ye gönderilen El Kaideci Nusra Cephesi oldugu ispatlidir. Saldiri anini kayit altina alan ve görüntülü olarak bombalamanin ilk dakikalarda duyurusunu yapan muhaliflerin sitelerindeki yazi ve yorumlar, birer belge olarak tarihe geçti.[3] Cihatçilarin sitesinde Reyhanli bombalamasinin ilk dakikalarda görüntülerle birlikte duyuruldugu paylasimda, Recep Tayyip Erdogana yönelik tehditler de yer aldi. Reyhanli bombalari, ABDnin Nusra Cephesini Mayis 2013te terör listesine almasindan birkaç gün sonrasinda ve Erdogan’in ABD ziyaretini gerçeklestirecegi sirada meydana geldi. Bu tehditlerden açikça anlasilan suydu: ABD Erdogandan Nusrayi terör örgütü ilan etmesini istemesi olasiligina karsin, bu saldiri, Erdogana; ayagini denk al mesajiydi. Nitekim mesaj alinmistir. Davutoglu ekranlara gülümseyerek, Kanada Disisleri Bakani John Baird ile Istanbuldaki toplantisindan sonra, El Nusranin hiçbir zaman katliam yapmadigini savunmustu.

Mesajin alinip alinmadigi bir yana, AKP bu saldiriyi derin bir stratejik kivraklikla hemen firsata dönüstürdü. Bu firsatla iki kus vurmayi hedefledi. Birincisi,  Erdogan Beyaz Saraya giderken, çantasinda, Türkiye tehdit altindadir. Stratejik müttefikinizi koruyun, yani Suriyeyi vurun restini götürdü. Ikincisi, Sünni vatandaslarimi Nusayriler katletti manevrasiyla, üzerine savas stratejisi kurduklari mezhepçiligi istenen kivama getirmek için bu faciayi bir “sansa dönüstürmeye kalkisti. Birinci manevradan, Suriyeye bir dis müdahale çikmadi. Ikinci manevrada ise, masum Aleviler ve Utku Kali, Reyhanli sorumlusu olarak tutuklandi. Tam anlamiyla mezhepçilik üzerine kurulu bir infial yaratmak istediyse de, kardeslik kentinin havasini soluyan Hataylilarin kucaklasmasi sonucunda bu mezhepçilik kurgusu da bosa çikti.

Ancak yenilgiye doymayan, fakat bu savasi kazanmak ugruna hata içinde debelenen saldirgan canavarlar, kendi suretlerinden bir canavarlik örnegi yaratarak, Suriye halkinin üzerine saldilar. Iste bu yeni canavar, El Kaidenin taktiksel olarak isim degistirmis hali olan ISIDdir.

Bu canavari kim yaratti?

ISID, 2013 yilinda Suriyede türeyen, daha dogrusu isim degistiren bir El Kaide örgütüdür. 2013 tarihinde El Kaidenin Irak Emiri Ebu Bekir El Bagdadi, Suriyede cihatçilara katildi. Resmi bir bildiride Irak Islami Devleti ile “Sam Ahalisi Nusret Cephesi isimlerinin lagvedildigini, ikisinin Irak ve Samda Islami Devlet adi altinda birlestirildigini,  selefi cihatçi bütün gruplarin El Kaideye ve lideri Seyhul-Cihad Eymen El Zevahiriye biat ettigini ilan etti.[4] Fakat Nusra Cephesi lideri Ebu Muhammet El Golani, bu iki örgütün birlestirilmesini kabul etmeyecegini ve biat ettikleri El Kaide lideri Zevahiriye bagli kalacaklarini duyurdu. Bu açiklamadan tam bir ay sonra, Mayis 2013te Birlesmis Milletler, El Kaideye bagli Nusra Cephesi örgütünü terör listesine aldi. El Kaide ile aralarina sözde mesafe koyan küresel güçler ve özellikle ABD, esasinda Suriye rejimine karsi besleyip büyüttükleri Islamci gruplarla hiçbir basari elde edemediklerini, Suriye rejimini devirmenin baska derin stratejiler gerektirdigini kesfetmis” olmalilar. Muhaliflere daha çok silah yardimi yapabilmenin yeni kamuflaji olarak, El Kaide gibi asiri unsurlari reddettiklerini ilan edip,  sözde “ilimli muhalifleri daha çok silahlandirma stratejisini uygulamaya basladilar.

Nusra Cephesinin terör listesine alinmasiyla asiri unsurlarla isimiz yok görüntüsü vermeye çalismak, insan zekasiyla dalga geçmektir. Çünkü birincisi; Nusra Cephesi, bizzat Suriye savasi için kuruldu ve finanse edildi. Cephetun-Nusra li ehlis-Sam örgütünün 2011 yilinin sonlarinda kuruldugu deklare edildi. Yani Suriye krizinden 10 ay sonra Ikincisi, bu örgütün basta sarin gazli kimyasal saldirilar olmak üzere bütün bombalama ve toplu katliamlari gizlendi ve manipüle edilerek Sam rejiminin üzerine yikildi. Böylece bu örgüt daha çok cesaretlendirildi, cesaretlendirildikçe de daha çok katliam yapti.

Ancak rejimi devirmek bir yana, gücünü zayiflatmayi dahi basaramayinca, sözde El Kaideci olmayan bir olusuma ihtiyaç duyuldu ve ISID dünyaya geldi Ama kamuoyuna bu algiyi yansitacak el altindaki medya, ISID ve diger cihatçi örgütleri El Kaideli degilmis gibi sundular. Ama gerçekte bunlar El Kaidenin ta kendisidir.

ISID bir ABD projesidir

ISID bir projenin ürünüdür. ISIDi var eden bu projenin iki temel hedefi vardir: Birincisi, Suriyedeki basarisizlikla dolu iki yilini tüketen muhalifleri bir araya getirmek ve daha çok destek sunmak için, Nusra karsisinda yeni bir olusum yaratmaktir. Bunu, sözde “ilimli” muhalefet kisvesiyle olusturmak istediler.

Ikincisi, Suriyeye müdahale etmeye can atan Körfez kralliklari, Avrupa ve ABD, BMden karar çikartamayinca, uluslararasi topluma müdahale için daha çok gerekçe olusturma çabasindadir. Nusra karsisinda “ilimli” diye öne sürülenlerin ilimli olmadigi elbette biliniyordu. Daha çok saldiri, daha çok katliam olacagi hesaplandi. Bu durumda El Kaideci asiri unsurlarin bölge için bir tehdit olusturmaya basladigi” tezi üzerinden bölge halklarini kurtarmak adina tekrar müdahale gerekçesi sunmayi hesapladilar. Fakat ISID projesi de dis müdahaleyi saglamadi, yine el Kaidecilerde yeni kilik degisikligine gidildi ve bizzat Davutoglunun stratejik hattini derinden çizdigi “Islami Cephe dogdu.

Suriye, masa basinda stratejileri çizilen projeye sigmadi. Libyada kismen basariyla uygulanan bu proje, Suriyede tutmadi. Libyada El Kaide Kaddafiye karsi bizzat ABD, Fransa ve Katar tarafindan ülkede konuslandirildi, sonrada fazlasiyla desteklendi, NATO müdahalesiyle de önü açildi. Böylece Kaddafi Rejimi devrildikten sonra El Kaide iktidar oldu. ABD ve Bati devletleri El Kaide ile bu ortakligi gizlediler elbette. Çünkü baska bir isim adi altinda üstü tülle örtüldü;  Libya El Kaide, Ensar el Seriat adiyla örgütlendirildi ve iktidara tasindi. Suriyede de, krizin baslamasindan 6 ay sonra El Kaide, Nusra ismiyle sahneye sürüldü. Fakat Suriyede isler masa basinda hesaplandigi gibi gitmedi. Bu kriz devam ederken Libya El Kaidesi, namlunun ucunu hemen ABDye döndürdü. ABDnin Bingazi Baskonsolosunun öldürülmesinden sonra Libyada isler kritiklesmeye basladi.



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle