Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 13 Haziran 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 04:43
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=18075
ISID hangi siseden çikti? - Hamide Yigit
ISID Suriye'’de Rakka merkezinden geri çekilirken duvara islenen bir afis dikkat çekiyordu. Bu afiste Türkiye'de dahil bütün bölge ülkelerinin bayraklari asilmis ve hepsinin üstü çarpilanmisti
ISID dün (11 Haziran) Musul kentini ele geçirene kadar dünyanin gündemine girmedi ama üç yildir zaten Suriye'’dedir. Suriye'’ye yönelik tarihte esine rastlanmayan bir saldiri var ve vahsi saldirilarin oluk oluk kan akittigi Suriye’de halk,üç yili askin bir süredir bu belayla bogusmaktadir. Ve bu ISID Suriye’'ye gökten zembille de inmedi. ISID’i var eden “derin stratejiler”,Suriye'’yi imha etmek ugruna “seytanla bile isbirligi yapma” siyasetsizligini pervasizca uyguladilar. Körfez sermayesiyle beslenen, El Kaide üssüne dönüstürülen Libya’'dan cihatçi takviyesiyle sisirilen, “derin stratejik ortaklik” kuran Türkiye’'den de TIR’larina ve Milli Istihbaratina (MIT) varana her türlü destekle bir canavar” yaratildi. Bu canavarin bir gün dislerini “derin stratejik ortaklara” da geçirecegi uyarisi her firsatta yapildi.
Krizin basladigi ilk haftalardan itibaren yani basimizda tehlike tohumlarinin ekilmeye baslandigina, Savas kapimizda” diyerek bu kanli emperyalist oyunun Türkiye ve bölge halklari için bir felakete dönüsecegine dikkat çektik.[1] Duyan var mi, dedik. Aradan iki üç yil geçtikten sonra ancak “Savas sinirimiza dayandi” sesleri yükseldi.
Keza basta Hatay halki olmak üzere Türkiye’'nin sinir kentlerini bekleyen tehlikeye dikkat çekildi. Özellikle Hatay'’in adeta bir cihatçi kentine dönüstürülmesi ve AKP'’nin “siyasi istikbali” ugruna Hatay'’i savasin kumar masasinda bir koz olarak öne sürmesine tepki gösteren Hatay halki, AKP'’nin valisiyle, kolluk görevlisiyle, polisiyle, MIT’'iyle topyekun bir kusatma altina alindigi defalarca yazildi, çizildi. Hatay halkinin kaygilarini dile getirdikten çok degil, alti ay sonra Reyhanli faciasi yasandi.
Cihatçilar kendilerini besleyen Erdogan’i'da tehdit etmisti
Reyhanli faciasinin gelecegi dünden belliydi ve bagira bagira geliyorum diyen tehlikenin “derinligi masa basinda çizilen” dis politikanin yanlisligindan kaynaklandigi ortadaydi. AKP atesle oynadi ve bu atesin hem Suriye’'de hem de artik atesin körüklendigi yer olarak Türkiye’'de bir cehenneme dönecegi ortadaydi. Her ne kadar Reyhanli saldirisi, yine insan zekasiyla alay edercesine Esad rejimi üzerine yikildiysa da, saldiriyi gerçeklestirenlerin Suriye’'ye gönderilen El Kaideci Nusra Cephesi oldugu ispatlidir. Saldiri anini kayit altina alan ve görüntülü olarak bombalamanin ilk dakikalarda duyurusunu yapan muhaliflerin sitelerindeki yazi ve yorumlar, birer belge olarak tarihe geçti.[3] Cihatçilarin sitesinde Reyhanli bombalamasinin ilk dakikalarda görüntülerle birlikte duyuruldugu paylasimda, Recep Tayyip Erdogan’a yönelik tehditler de yer aldi. Reyhanli bombalari, ABD’nin Nusra Cephesi’ni Mayis 2013’te terör listesine almasindan birkaç gün sonrasinda ve Erdogan’in ABD ziyaretini gerçeklestirecegi sirada meydana geldi. Bu tehditlerden açikça anlasilan suydu: ABD Erdogan’dan Nusra’yi terör örgütü ilan etmesini istemesi olasiligina karsin, bu saldiri, Erdogan’a; ayagini denk al” mesajiydi. Nitekim mesaj alinmistir. Davutoglu ekranlara gülümseyerek, Kanada Disisleri Bakani John Baird ile Istanbul’daki toplantisindan sonra, El Nusra’nin hiçbir zaman katliam yapmadigini savunmustu.
Mesajin alinip alinmadigi bir yana, AKP bu saldiriyi derin bir stratejik kivraklikla hemen firsata dönüstürdü. Bu firsatla iki kus vurmayi hedefledi. Birincisi, Erdogan Beyaz Saray’a giderken, çantasinda, “Türkiye tehdit altindadir. Stratejik müttefikinizi koruyun, yani Suriye’yi vurun” restini götürdü. Ikincisi, “Sünni vatandaslarimi ‘Nusayriler’ katletti” manevrasiyla, üzerine savas stratejisi kurduklari mezhepçiligi istenen kivama getirmek için bu faciayi bir “sans”a dönüstürmeye kalkisti. Birinci manevradan, Suriye’ye bir dis müdahale çikmadi. Ikinci manevrada ise, masum Aleviler ve Utku Kali, Reyhanli sorumlusu olarak tutuklandi. Tam anlamiyla mezhepçilik üzerine kurulu bir infial yaratmak istediyse de, kardeslik kentinin havasini soluyan Hataylilarin kucaklasmasi sonucunda bu mezhepçilik kurgusu da bosa çikti.
Ancak yenilgiye doymayan, fakat bu savasi “kazanmak” ugruna hata içinde debelenen saldirgan canavarlar, kendi suretlerinden bir canavarlik örnegi yaratarak, Suriye halkinin üzerine saldilar. Iste bu yeni canavar, El Kaide’nin taktiksel olarak isim degistirmis hali olan ISID’dir.
Bu canavari kim yaratti?
ISID, 2013 yilinda Suriye’de türeyen, daha dogrusu isim degistiren bir El Kaide örgütüdür. “2013 tarihinde El Kaide’nin Irak Emiri Ebu Bekir El Bagdadi, Suriye’de cihatçilara katildi. Resmi bir bildiride Irak Islami Devleti” ile “Sam Ahalisi Nusret Cephesi” isimlerinin lagvedildigini, ikisinin “Irak ve Sam’da Islami Devlet” adi altinda birlestirildigini, selefi – cihatçi bütün gruplarin El Kaide’ye ve lideri Seyhul-Cihad’ Eymen El Zevahiri’ye biat ettigini ilan etti.”[4] Fakat Nusra Cephesi lideri Ebu Muhammet El Golani, bu iki örgütün birlestirilmesini kabul etmeyecegini ve biat ettikleri El Kaide lideri Zevahiri’ye bagli kalacaklarini duyurdu. Bu açiklamadan tam bir ay sonra, Mayis 2013’te Birlesmis Milletler, “El Kaide’ye bagli Nusra Cephesi örgütünü terör listesine aldi.” El Kaide ile aralarina sözde mesafe koyan küresel güçler ve özellikle ABD, esasinda Suriye rejimine karsi besleyip büyüttükleri Islamci gruplarla hiçbir basari elde edemediklerini, Suriye rejimini devirmenin baska derin stratejiler gerektirdigini “kesfetmis” olmalilar. Muhaliflere daha çok silah yardimi yapabilmenin yeni kamuflaji olarak, El Kaide gibi asiri unsurlari “reddettiklerini” ilan edip, sözde “ilimli muhalifleri” daha çok silahlandirma stratejisini uygulamaya basladilar.
Nusra Cephesi’nin terör listesine alinmasiyla “asiri unsurlarla isimiz yok” görüntüsü vermeye çalismak, insan zekasiyla dalga geçmektir. Çünkü birincisi; Nusra Cephesi, bizzat Suriye savasi için kuruldu ve finanse edildi. “Cephetun-Nusra li ehlis-Sam” örgütünün 2011 yilinin sonlarinda kuruldugu deklare edildi. Yani Suriye krizinden 10 ay sonra… Ikincisi, bu örgütün basta sarin gazli kimyasal saldirilar olmak üzere bütün bombalama ve toplu katliamlari gizlendi ve manipüle edilerek Sam rejiminin üzerine yikildi. Böylece bu örgüt daha çok cesaretlendirildi, cesaretlendirildikçe de daha çok katliam yapti.
Ancak rejimi devirmek bir yana, gücünü zayiflatmayi dahi basaramayinca, sözde “El Kaideci olmayan” bir olusuma ihtiyaç duyuldu ve ISID dünyaya geldi… Ama kamuoyuna bu algiyi yansitacak el altindaki medya, ISID ve diger cihatçi örgütleri “El Kaideli degil”mis gibi sundular. Ama gerçekte bunlar El Kaide’nin ta kendisidir.
ISID bir ABD projesidir
ISID bir projenin ürünüdür. ISID’i var eden bu projenin iki temel hedefi vardir: Birincisi, Suriye’deki basarisizlikla dolu iki yilini tüketen muhalifleri bir araya getirmek ve daha çok destek sunmak için, Nusra karsisinda “yeni” bir olusum yaratmaktir. Bunu, sözde “ilimli” muhalefet kisvesiyle olusturmak istediler.
Ikincisi, Suriye’ye müdahale etmeye can atan Körfez kralliklari, Avrupa ve ABD, BM’den karar çikartamayinca, uluslararasi topluma müdahale için daha çok gerekçe olusturma çabasindadir. Nusra karsisinda “ilimli” diye öne sürülenlerin ilimli olmadigi elbette biliniyordu. Daha çok saldiri, daha çok katliam olacagi hesaplandi. Bu durumda “El Kaideci asiri unsurlarin bölge için bir tehdit olusturmaya basladigi” tezi üzerinden “bölge halklarini kurtarmak” adina tekrar müdahale gerekçesi sunmayi hesapladilar. Fakat ISID projesi de dis müdahaleyi saglamadi, yine el Kaidecilerde yeni kilik degisikligine gidildi ve bizzat Davutoglu’nun stratejik hattini derinden çizdigi “Islami Cephe” dogdu.
Suriye, masa basinda stratejileri çizilen projeye sigmadi. Libya’da kismen basariyla uygulanan bu proje, Suriye’de tutmadi. Libya’da El Kaide Kaddafi’ye karsi bizzat ABD, Fransa ve Katar tarafindan ülkede konuslandirildi, sonrada fazlasiyla desteklendi, NATO müdahalesiyle de önü açildi. Böylece Kaddafi Rejimi devrildikten sonra El Kaide iktidar oldu. ABD ve Bati devletleri El Kaide ile bu ortakligi gizlediler elbette. Çünkü baska bir isim adi altinda üstü tülle örtüldü; Libya El Kaide, “Ensar el Seriat” adiyla örgütlendirildi ve iktidara tasindi. Suriye’de de, krizin baslamasindan 6 ay sonra El Kaide, Nusra” ismiyle sahneye sürüldü. Fakat Suriye’de isler masa basinda hesaplandigi gibi gitmedi. Bu kriz devam ederken Libya El Kaidesi, namlunun ucunu hemen ABD’ye döndürdü. ABD’nin Bingazi Baskonsolosu’nun öldürülmesinden sonra Libya’da isler kritiklesmeye basladi.