Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 26 Mayys 2014
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 20:34
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=17917
ASIL SUÇLU KIMLER?
Soma’da yasanan maden kazasi ile yeni bir tartisma süreci basladi. Aslinda olay pek çok açidan ele alinarak tartisiliyor.
Çesitli kentlerde yapilan eylemlerle madende can veren 301 kisi aniliyor. Sorumlularin hesap vermesi isteniyor.
Sorumlular kim?
Iktidar mi? Madeni isleten Soma Holding yetkilileri mi? Denetimleri gerçek kriterlere göre yapmayan teftis ekipleri mi?
Ya da hepsi mi?
Bu sonuca gelene kadar süreci irdeledigimizde, pek çok sorumlu ve de suçlu ortaya çikacaktir.
Irdelemeye 24 Ocak 1980 tarihinden baslamak gerekiyor. Daha da eskilere gidebiliriz ama biz milât olarak bu tarihi ele alalim.
24 Ocak 1980’de alinan ekonomik kararlar ile ülkemiz yeni bir ekonomik yörüngeye oturtulmustur.
Bu kararlari alan dönemin basbakani Süleyman Demirel ve onun yetkilendirdigi Turgut Özal’dir. Ülkemiz, 24 Ocak kararlari ile serbest piyasa ekonomisine geçmis, uluslararasi sermaye ile entegre olmustur.
Neo-Liberalizm adi verilen bu dönemde, kamunun ekonomide payi azaltilmis, özellestirmeler gerçeklestirilmeye baslanmistir.
Bu dönüsümün zorlugu ve toplumsal muhalefet dikkate alindigi için, siyasal adim olarak da 12 Eylül süreci planli sekilde sahneye konularak, askeri darbe gerçeklestirilmistir.
12 Eylül askeri darbesi ve sonrasindaki hükümetler yeni ekonomik modelin uygulayicisi olmuslardir. Önce özellestirmelerin alt yapisi olusturularak ise baslandi.
“KIT’ler zarar ediyor.”, “KIT’ler devletin sirtina yük.” Propagandalari ile kamuoyu destegi saglanmaya çalisilmistir.
Bu destegi saglayabilmek için;
“Devleti küçültecegiz.”, “Çag atliyoruz.” Söylemleri de sikça söylenmeye baslanmistir.
Bu ön hazirlik dönemi sonrasinda ilk adim 1984 yilinda atilmistir. 2983 sayili kanunla özellestirmelere start verilmistir.
Yasanan hukuki sorunlari asmak için 1994 yilinda 4046 sayili kanun çikarilmistir. Böylece özellestirmelere hukuki statü kazandirilmistir.
1999 yilina ise Anayasamizin 47. Maddesi degistirilerek özellestirmelere anayasal güvence getirilmistir.
Özellestirmelerin amacini en güzel sekilde Basbakanliga bagli Özelestirme Idaresi Baskanligi itiraf etmektedir.
“Özellestirmelerin ana felsefesi devletin asli görevleri olan adalet ve güvenligin saglanmasi yolundaki harcamalar ile özel sektör tarafindan üstlenilemeyecek alt yapi yatirimlarina yönelmesi, ekonominin ise pazar mekanizmalari tarafindan yönlendirilmesidir.”
Bu tam da neo-liberalizmin itirafidir.
Ve ekonomide tüm adimlarda bu yönde atilmaya baslandi.
Emek örgütleri zayiflatildi. Emek ucuzlatildi. Taseronlastirmalar basladi. Özellestirmeler ile ülkemiz emperyalizme daha fazla bagimli hale getirildi!
Hem siyasal olarak, hem de ekonomik olarak…
1992 yilinda, “devlet kasaplik yapar mi?” diyerek Et Balik Kurumunun elden çikarilmasi için dügmeye basildi.
1997 yilinda, “devlet basma, pijama, ayakkabi üretmesin” denilerek Sümerbank için süreç baslatildi.
12 Eylül döneminde ve sonrasi tüm hükümetler döneminde özellestirmeler temel bir politika olarak uygulandi.
En özellestirmeci ise AKP çikti!
2003 yilinda dönemin Maliye Bakani Kemal Unakitan, “kulaklari tikayip ne varsa satacagim” diyerek kararliligini gösterdi!
Ayni yil söylenen su sözlerde Kemal Unakitan’a aittir.
“Ne banka birakacagiz, ne fabrika, ne de isletme. Limanda birakmayacagiz. Hepsini satacagiz.”
“Parayi veren düdügü çalar. TÜPRAS’i Ruslara satar misin diyorlar. Satarim arkadas.”
SEKA için ise,
“Stratejik yer imis, ne stratejisi, önemli olan müsteri bulmak, müsteri gece gelsin, pijamayla çikarim karsilarina. Seviyorum bu isleri arkadas.”
Ve 2005 yilinda bakandan bir inci daha;
“Satacagiz tabii, kâr edeni de satacagiz, zarar edeni de satacagiz.”
Serbest piyasaci bu politikalar sonucunda ne var ne yok satilmaya baslandi. Devlet küçültüldü! Üretemez, egitim veremez, pek çok görevini yerine getiremez oldu!..
Küresel sirketler ve onlarla iliskiye giren isbirlikçi sermaye tüm kâr eden kuruluslari ele geçirdi. Bu satislardan devlet; 2007 yilina kadar 14,3 milyar dolar gelir elde etti.
Ancak bu dönemde özellestirmeler için harcanan rakam ise 13,9milyar dolar oldu. Yani neredeyse astari yüzünden pahaliya geldi.
Özellestirilen kuruluslarda çalisanlarin is güvenceleri yok oldu.
Ucuz emek için taseron sistemi uygulanmaya baslandi.
Kayit disi çalistirmalar basladi.
Taseron isçi sayisi AKP iktidari döneminde katlanarak artti. Sendika yok, is güvencesi yok, pek çok sosyal hak yok… Ücretli kölelik dönemi uygulamasi her alana yayildi. Özellestirmeci, piyasaci mantiga uygun olarak her alanda yeni yasalar çikarildi.
Madencilik de bu alanlardandir.
Ve bu politikalar Soma’da resmi açiklamalara göre(!) 301 madencinin ölümüne neden oldu.
Gelinler dul, çocuklar öksüz kaldi…
O zaman su soruyu bir kez soralim ve yanitini arayalim.
301 maden emekçisinin ölümünün suçlusu kim?
Madeni isleten Soma Holding yöneticileri mi?
Denetçiler mi?
Hayir, hayir… Sorunun yanitini daha derinlerde aramak gerekiyor.
Suçlu,24 Ocak 1980 kararlarini alanlardir.
Suçlu, o günden bu güne ülkemizi neo liberal politikalarla yöneten tüm iktidarlardir.
Ve 12 yildir ülkeyi bu politikalarla yöneten AKP iktidaridir.
En suçsuz olanlar ise ekmek parasi için ocaga inen ve yasamini kaybeden 301 madencidir.
O 301 madenci, alinlarindaki isikla tüm bu süreci aydinlatmislardir.
Isiklar içinde yatsinlar…