Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama: Ali Dursun'a 2.460 lira ceza verildi
Kategori: Görele
Eklenme Tarihi: 21 Mayys 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 01:02
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=17878
“Din Tüccari” dedi,ceza aldi
Adnan Hoca lakabiyla taninan,Adnan Oktar avukati tarafindan Ali Dursun’a açilan hakaret davasi sonuçlandi.

Adnan Oktar’in kedicikleriyle birlikte “Ankara’nin Baglari” türküsü esliginde oynadigi videosu altina “Din Tüccari,emperyalistlerin Usagi” seklinde yazdigi yorum nedeniyle hakkinda hakaret davasi açilan Ali Dursun’a 2.460 lira ceza verildi.
3.000 Lira ve altinda verilen cezalara itiraz yolu kapali olmasi nedeniyle ceza kesinlesmis oluyor ve sözkonusu ceza ödemesi 15 esit taksitler halinde ödenmesine karar verildi.
Mahkeme karari Ali Dursun’a bugün teblig edildi.
Adnan Oktar - Ipin ucu Mossad'da ve sanhedrin de

Adnan Oktar’i sahsen tanimam. Kendisini Harun Yahya müstear ismi ile yayinlanan CD’lerinden ve kitaplarindan duyar ve takip etmeye çalisirdim. Bu kitap ve CD’lerde, Islama ve milletimize, devletimize hizmet eden bir görüntüsü olmasina ve kitaplarinin ve CD’lerinin çogunun ücretsiz ya da maliyetine dagitiliyor olmasina ragmen, sürekli kendisinden süphe ettirecek bir hareket tarzi ile hazirlanmis oldugunu görmemek imkansizdi. Bu süphelerime ragmen, ilk dönemde iyi niyetimle hareket edip, ben de milletime kültürel ve manevi anlamda hizmet etmek için bu sahsin CD’lerini elimdeki imkanlari kullanarak kopyalar ve maliyetine dagitirdim. Ama bir süre sonra, kendisi hakkinda ciddi arastirma yapip kalben mutmain olarak, süphelerimi izale ederek hareket etmek istedim.
Gazete arsivlerinde ve internet siteleri arsivlerinde yaptigim arastirmalarda, biz yeni kusak gençlerden gizlenilmek istenilen ve bize gösterilenin ziddinda kapkara, saibeli, vatana, millete ve devlete ihanet içerisinde olan bir Adnan Oktar ve çetesi oldugunu gördüm. Benim ilk dönemde aldandigim gibi birçok gencin de aldanabilecegini ve gerçekleri göremeyecegini tahmin ederek sahsi bloglarimda bu bilgileri paylasmak istedim.
Ulastigim bilgiler, Vatana ve millete hizmet eden, milletimizin kültürel anlamda yükselmesini hedefleyen Adnan Oktar görüntüsünün disinda, gerçekte buna tam anlami ile ters bir Adnan Oktar oldugunu gösterdi. Hepsini ülkemizin saygin gazete ve dergilerinden elde ettigim ve tek tek ispat edebilecegim ve sahsi yoruma tabi tutmadan blogumda yayinladigim bu bilgilere göre;
- Adnan Oktar “APO kadar tehlikeli, dis güçlerce kullanilan birisidir.” Bu ifade dönemin Içisleri Bakani Sayin Sadettin Tantan’a aittir. Tantan, Adnan Oktar ve çetesine karsi yapilan, Cumhuriyet tarihinin en büyük polisiye terör operasyonunun emrini vermistir. Bu operasyona özel egitimli tam iki bin polis katilmistir. Adnan Oktar DGM’de yargilanmis ama kilit adam Bahadir Güven’i tam on sene adalet mekanizmalarindan kaçirarak ve davalari sinsice zaman asimina ugratarak, haksiz ve hukuksuz olarak serbest kalmistir.
-Yine dönemin Istanbul Emniyet Müdürü Sayin Hasan Özdemir’in ifadesi ile Adnan Oktar ve grubu, “Santajci, pislik ve çetecidirler.” Sayin Özdemir bu ifadeleri basin açiklamasi olarak telaffuz etmis ve ülkemizin en büyük ve en saygin gazeteleri bunu “En büyük santaj çetesine gece yarisi baskini.” Ve “Nihayet” gibi basliklarla haber yapmislardir. Her paylasimimda oldugu gibi hiçbir yoruma tabi tutmadan bunlari da yayinlamaktan, altina da ilgili gazetenin tarihini ya da internet sitesindeki ilgili sayfanin linkini koymaktan baska bir sey yapmadim
-Yine, basin arsivinden de ulasilabilinen bilgilere göre, Adnan Oktar, Paranoyak, Sizofren ve Megalomandir. Devletimizin sivil ve askeri olmak üzere, yedi ayri hastanesi Adnan Oktar’a ayri ayri yedi kere “Akil sagligi yerinde degildir.” Raporu vermislerdir. Yaklasik on ay boyunca akil hastanesinde müsahade altinda tutulmustur. Yine, ülkemizin, alaninda otorite kabul edilen saygin bilim adamlarindan sayin Doç. Dr. Sefa Saygili’nin hususi olarak verdigi rapora göre de, Adnan Oktar, kendinin Müslümanlarca gelecegi beklenen “Mehdi” olduguna inanmis, Ankara’dan Istanbul’a tasindigi gün, Bogaz’da yanan geminin, “Tanri’nin kendisini selamlamasi oldugunu” iddia edebilecek derecede akli melekelerini kaybetmis bir Paranoyaktir. (Ilgili belgeler ve linkler yine davaya söz konusu olan blogumda mevcuttur)
-Adnan Oktar, yine basin arsivine yansimis ama günümüzde gizlemeye çalistigi gerçeklere göre, kapkaranlik geçmisi olan biridir. Bu karanlik geçmisinin gerçek oldugunun en büyük ispati, kendisine yapilan polis operasyonunun ardindan gözaltina alindiginda yaptigi itiraflardir. Bu itiraflara göre; Adnan Oktar, manevi duygularini sui istimal ederek aldattigi gençlere her türlü fenaligi yapmis, onlari madden, manen ve cinsel anlamda sömürmüs ve köleler haline getirmis, onlarin imkanlarini kendini ve çetesini kuvvetlendirmenin bir araci haline getirmistir. Bir çok genç kiz ve erkek müridi, cinsi anlamda bir sapkinliga sürüklenmis, Islam’in en temel esaslari bu çete tarafindan kendi kafalarina göre degistirilerek, sapikliklarina mesruiyet kazandirilmak istenmistir.
Gizli tanik olarak ifade veren bir Adnan Oktar magduru genç kizin ifadelerine göre, gruba katilan genç kizlardan, cemaat mensubu erkeklerle iliskiye girmeleri talep edilmis, bu yönde baskilar yapilmis ve “Siz günah islemiyorsunuz. Ulvi bir hizmet yapiyorsunuz.” Denilecek kadar adilesilmistir.
Bu genç kiz, bu yöndeki baskilar yüzünden istemeyerek tam 42 kisi ile cinsel iliskiye girdigini, Adnan Oktar’in gruba katilan genç kizlari çiril çiplak soyarak elle kontrol ettigini, bir çok kimse ile gayri mesru iliskiye girdigini ama cemaate bagli erkeklere normal seks izni vermedigini, ancak oral ve anal sekse fetva verdigini, oral ve anal iliskinin günah olmadigi fetvasini verdigini, cemaat mensubu kadinlari ablalar, kardesler, cariyeler ve motorlar gibi kisimlara ayirdigini, motor denilen mensuplarin kendisinden istendiginde cemaat mensubu bütün erkekler ile iliskiye zorlandigini ve bütün bunlarin islam’da yeri olmamasina ragmen mensuplarin dini inançlari,manevi duygulari sui istimal edilerek yapildigini itiraf ve iddia etmistir.
Ayni sekilde bir çok gizli ve açik tanik da bu sekilde magdur edildikleri ve bu bilgilerin dogru oldugu yönünde ifade vermislerdir. Bütün bu sapkinliklara ve rezilliklere ragmen Adnan Oktar hiç bir zaman mahkum edilememistir. Adnan Oktar’in Müslümanlari sinsice ve Müslüman gibi gözüküp aldatarak, ensest iliskiye sevk edecek sapikça açiklamalarini youtube’da kolaylikla bulmak mümkündür. Türk ahlak yapisinin ve aile yapisinin korunmasi ve böylelikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekasinin korunmasi için Adnan Oktar ve çetesi devletimizin uzman bilirkisileri tarafindan en ince detaya kadar incelenmeli ve geregi yapilmalidir.
Adnan Oktar, basinin ele geçirip yayinladigi polisteki ifadesinde, bunlari ve bir çok adi suçlarini itiraf etmistir. Durum bu derecede vahim iken ve bu yapilanma daha da güçlenerek daha büyük bir toplumsal sorun ve devlet güvenligini tehdit edecek derece büyük bir sapik cemaat ya da tarikat halini aliyorken, bunlari halkin önüne çikartip halki bu tehlikelere karsi uyaran bendenizin suç isledigini iddia etmek kelimenin tam anlami ile iftira niteligi tasimaktadir. Bendeniz, bunlari, kaynaklarini da vererek sahsi bloglarimda yayinlamaktan baska bir sey yapmadim. Kendimi adalet mekanizmalarinin yerine koymadim. Kimseye yargisiz infaz yapmadim. Karalama yapmadim. Devletimizin uzmanlarinin yedi kere ayri ayri deli raporu verdigi bir kimseye deli demenin de suç veya karalama oldugunu düsünmedim. Düsünemem. Bunu da insanlarin özürleri ile dalga geçmek için degil, Adnan Oktar’i “hoca” yada “mehdi” diye kabul eden saf/temiz niyetli insanlari durumun vehametinden haberdar etmek ve bu deliyi oynatanlarin tuzaklarindan korumak için yaptim. Hali hazirda binlerce aile Adnan Oktar’in bu hareketlerinden dolayi magdur olmus ve evlatlarini yasarken kaybetmisken, bu ikazlari ve paylasimlarimi, yerine getirilmesi zaruri bir ferdi mesuliyet olarak kabul ettim.
Zaten çekirdek/has kadrosunun çogu, kendisi gibi gizli Yahudi ve Sabetayist olan Adnan Oktar’in gerçek anlamda Türk milletinin geleceginin, maddi ve manevi kuvvetinin, devletimizin bekasinin; halkin saglikli bir karakter yapisi olmasina bagli oldugu gibi dertleri/sikintilari yoktur. Kendilerini millete hizmet ediyormus gibi göstererek tam aksine, bu kavramlara ve toplumsal müesseselere savas açmislardir. Her zaman Makyavelist bir hareket tarzi ile hareket edip “zafere ulasmak için her yol mesrudur.” Diyecek kadar adilesen tipik bir Yahudi dava anlayisini sergilemektedirler. Bu ifadelerim de Yahudi karsitligi olarak degerlendirilmemelidir. Yahudilerin ekserisinin, bulunduklari ülkelerde gerçek kimlikleri ile degil de içinde bulunduklari toplumlarin kimlikleri ile yasadiklari, buna ragmen kendi Yahudi menfaatlerine göre hareket edip bu toplumlara ihanet ettikleri, hatta bu ihanetlerinde sinir tanimadiklari, akla gelen her yöntemi mesru kabul ettikleri, Makyavelist olduklari, tarih boyunca binlerce kere ispat edilmis gerçeklerdir. Su anda söz konusu olan Adnan Oktar meselesi de bunlarin tipik bir tekrarindan baska bir sey degildir.
Blogumda yaptigim bir paylasimda, tek tek isimlerini vererek ispat ettigim gibi Adnan Oktar’in yakin çalisma arkadaslari, hep gizli Yahudiler ve Sabetayistlerdir. Bunlardan desifre olan bazilarinin, “Biz döndük, gerçekten Müslüman olduk.” Açiklamalari gerçegi yansitmamaktadir. Zira aynasi istir kisinin lafa bakilmaz. Yaptiklari bütün hareketler, gayretler, bilinçli olarak yapiliyor ve Türkiye’deki Müslümanlar arasinda sapkin, çok büyük bir akim çikartilarak, “Mehdilik” aldatmacasi ile Türkiye kamuoyunun Israil’in güvenligine ve Büyük Israil’in kurulmasina, Büyük Ortadogu projesi’ne uygun olarak düzenlenmesi, manipüle edilmesi amaçlaniyor. Zira bu Kripto Yahudilerin hedeflerine göre 1997 yilinda, Nil Nehrinden Firat Nehrine kadar, ülkemizin Güneydogu topraklarinin da sinirlari içinde kaldigi Büyük Israil Devleti’nin kurulmasi gerekiyordu.
Yeri geldiginde “Israil’e atom bombasi atanin, gökkubeyi basina yikariz.” Ve “Yahudiler bizim kardeslerimiz, tertemiz insanlar onlar, peygamber soyu onlar. Bizim kaynaklarimiz Kur’an ve Tevrat’tir.” Tarzinda samimiyetten uzak ve temel Islami hükümlere bile zit ve tamamen politik/siyasi amaçli açiklamalar da Adnan Oktar ve gizli Yahudi çetesinin mensuplari tarafindan yapiliyor. Her meselede, halkin böyle bir talebi olmamasina ragmen, kameralar önüne geçerek, devlet lideri veya yetkilisi edasi ile açiklamalar yapilmakta ve Türk toplumu üzerinde nüfuz saglanmaya çalisilmaktadir. Halbuki tertemiz olan geçmisteki Yahudiler ile, simdi terör faaliyetleri ile Israil’i kuran ve yine devlet terörü ile bu devleti ayakta tutmaya çalisan Yahudileri hangi samimi Müslüman bir tutabilir? “Filistin’li çocuklarin kanlarini içmek istiyorum.” Diye açiklama yapan, Kapodakya’ya kadar topraklarimizin da içinde kaldigi alani kendi vatanlari(vaad edilmis topraklar) ilan edip alacaklarini açiklayan Yahudiler, nasil Türk toplumuna kardes/dost/müttefik olarak gösterilebilir? Izah edilmeye çalisilan mesele budur. Bu bir istihbari, hain çalisma degildir de nedir? Bu ayni zamanda bir nüfuz casuslugudur. Adnan Oktar ve yapilanmasi tamamen Israil ve Mossad kontrolünde hareket eden, sinsice Müslüman gözüken ve aslinda gizli Yahudilerden olusan ve Türkleri aldatan bir yapilanmadir.
Adnan Oktar ismi, Ergenekon davasinda “Israil’in adami.” Ve “Siyonizme karsi mücadele veriyor gözükürken aslinda Siyonizmin reklamini yapan ajan.”, “Israil tarafindan finanse edilen kisi.” Olarak geçmistir. Hala daha soy isminin “Oktar” mi yoksa “Arslanogullari” mi oldugu, sayet gerçek soy ismi “Arslanogullari” ise neden “Oktar” i seçtigi, kendisini sembol gibi kullanip oynatanlardan biri olan Sabetayist Oktar Babuna’nin isminin de Oktar olmasinin tesadüf olup olmadigi, Oktar kelimesinin Türkiye’de yasayan Kripto Yahudiler tarafindan birbirlerini tanimak yolunda kullanilan bir sifre olarak kullanilip kullanilmadigi yönündeki soru isaretlerine cevap vermeyi tercih etmemislerdir. Ayni sekilde Oktar Babuna’nin iddia edildigi gibi ilik kanseri olup olmadigi, bu bahane ile toplanilan 120 bin kan örneklerinin ne oldugu, kan örnegi veren iyi niyetli yardimsever bazi vatandaslarimizin telefonla aranarak “Ilik nakli için uygun degilsiniz. Ama isterseniz organ nakli yapabilirsiniz. Organ verebilirsiniz” Denilip denilmedigi de resmi makamlarca arastirilmamistir. Halbuki devrin vazife basindaki saglik bakani bile bu hususta sikayetçi olmus ve kamuoyunu ikaz etmistir. Bazi vatandaslarin, basina da yansiyan bu iddialari/suçlamalari da unutturulmustur. Bütün bunlar ve benzeri binlerce durum, kurulacak bir bilirkisi heyeti/yetkili kurul ya da özel yetkili mahkeme ile derhal gün yüzüne çikartilmasi gereken ve devletimizin, vatanimizin bölünmez bütünlügünü ilgilendiren hayati ehemmiyete sahip soru isaretleridir. Dünya genelinde Organ ticaretinin, Yahudi hahamlarinin kontrollerinde oldugu, ispat edilmis ve göz önünde bulundurulmasi gereken bir gerçektir. Sadece bu akil almaz zenginliklerinin nereden kaynaklandigi sorusunun cevabi arastirildiginda bile çok kisa sürede çok vahim gerçeklere ulasilabilecektir. Yukarida da zikrettigim gibi bunlarin dava anlayislari Makyavelisttir. Iftira, yalan, karalama, santaj, cinayet, tehdit, organ ticareti, uyusturucu ve insan ticareti de dahil akla gelen herhangi bir kötü hareketlerinden kendilerine manevi bir mesuliyet olmadigina, bu hareketlerinden hesaba çekilmeyeceklerine, Goyimlerin(Yahudi olmayan bütün diger milletlerin) insan bile olmadiklarina, kendilerine hizmet etmesi gereken kir hayvanlari mesabesinde olduklarina inanmaktadirlar. Tarifi mümkün olmayan bu denli adi hareket tarzlarinin temel dayanak noktasi da bu sapkinca inançlaridir. Bu sapkin inançlari o kadar dehset verici hallere ulasmistir ki, insan kani içmeyi, diri diri insan yakmayi, bebekleri katl etmeyi dahi ibadet sayabilmislerdir. Bunlar için Yahudi olmayanlarin hiçbir hak ve hürriyeti yoktur.
Zaten 7 kere deli raporlu Adnan Oktar, sadece bir maskot/sembol olarak halkin huzuruna çikartilmakta ve kendisini bu gizli Yahudi ekip oynatmaktadir. Üç yüzden fazla kitabin yazari oldugu iddia edilmesine ragmen Adnan Oktar en temel Islami ilimlerden bile yoksundur. Bunu, zikrettigimiz Emniyetteki ifadesinde de kendi agzi ile söylemis ve kabul etmistir. Yine yaklasik bir saat süren ifadesinin basinda Arapça bildigini ifade etmis, ifadenin sonuna dogru ise Arapça bilmedigini ve hiçbir dini egitiminin olmadigini, santaj yaptigini, müridleri ile ask yasadigini söylemistir. Hafizasi bir saat önce ne yalan söyledigini hatirlayamayacak derecede sikintilidir. Rahatsizdir. Yine bir televizyon kanalinda, yaratilisi ispat edip Darwinizmi çökerten biri olarak topluma lanse edildigi halde, yaratilisi ispat eden bir tek ayet meali olsun okuyamamis ve kendisinin ve kendisini oynatan yapilanmanin her ama her konuda iki yüzlü, samimiyetsiz ve haince hareket ettiklerini ispat etmistir. Temiz niyetli Türkiye Müslümanlarina Materyalizmi bitiren bir kahraman gibi tanitilan Adnan Oktar, hiçbir zaman Materyalizmi savunan profesörlerin “Karsima çik canli yayinda tartisalim.” Taleplerine olumlu yanit verememistir. Bu profesörlerin bazilarinin dünyaca meshur internet sitelerine Türkiye’den erisim yasagi koydurtmustur. Adnan Oktar’in bu yasaklatma hareketleri artik bir sansür halini almistir. Bu yasaklatma kararlarinin bir çogunun isabetsiz oldugu da ülkemizin ünlü hukukçulari tarafindan basina/halka gerekçeleri ile izah edilmistir. Ayni sekilde Adnan Oktar, geçmiste kendi cemaatine mensup olup da daha sonra ayrilan gençlerin telefonla olsun programina katilmalarina, savunma haklarini kullanmalarina asla müsaade etmemistir. Bir önemli nokta da, kendisine hakaret edildigi iddiasi ile herkesi dava eden ve sitelerini yasaklatan Adnan Oktar’in, kendi TV kanalinda izleyicilerinin bir kismina, muhaliflerine, kendisini hakli gerekçelerle elestiren bir çok isme, çok edepsiz, seviyesiz, bayagi kelimeler ile hakaret etmesidir. “ulan”, “Amerikan bizonu”, “Bayat tursu gibi herifler.” “Ahmak.”, “Cahil”, “It herif”, “Köpek seni” gibi kelimeler ve kendi bozuk psikolojisi ile benzeri sekilde türettigi acayip kelimeler ile her tarafa hakaretler savurdugu, kendisini izleyen herkesçe bilinen gerçeklerdir. Yine, bendenizi, sahsima iftira atarak, kanaat önderlerine hakaret etmekle suçlayan Adnan Oktar’in, Türkiye’deki Müslümanlarin istisnasiz tamami tarafindan büyük alim ve dava adami taninan Merhum Mustafa Sabri Efendi hakkinda, Kendi A9 TV’da, canli yayinda dakikalarca yaptigi hakaretler kendi TV arsivinden ulasilabilecek misallerdendir. Adnan Oktar, neresinden tutulursa elinizde kalan kokusmus bir isimdir. Ekibi de ayni kendisi gibidir. Yapilan arastirmalar sonucunda Emniyet eski müdürü Sayin Hasan Özdemir’in “Çeteci bunlar, Santajci bunlar, pislik bunlar.” Ifadelerinin ne kadar isabetli oldugu görülecektir.
Üzerinde kendi ismi bulunan kitaplarinin tamaminin ABD ve Avrupa’da yayinlanan telif eserlerin tercümeleri oldugu ve bunlarin bile üçkagit, intihal/edebi hirsizlik oldugu da ispat edilmistir. Tercümelerin üzerine kendi ismini basarak yayinlamistir. Abartisiz yüzlerce telif eseri sahtekarlikla çalmistir. Kendisinin yazdigi iddia edilen bu kitaplardaki bilgilere, konulara kendisi vakif degildir. Zaten bu ekibin bastan sona yaptigi hirsizlik, santaj, çetecilik, tehdit, mikro kameralar ile seks tuzaklari v.b. adi suçlardir. Mikro kamerali seks tuzaklarinda kullandiklari Serkan Çiminli isimli bir adamlari da vurularak öldürülmüstür.
11.Kattan atlamak ya da Bogaz köprüsünden atlamak sureti ile intihar ettigi iddia edilen birçok baglilarinin/müridlerinin de gerçekten intihar etmedikleri, örgütten/çeteden ayrildiklari için infaz edildikleri iddia edilmistir. Diger bütün konularda oldugu gibi bu konularda da Adnan Oktar ve çetesinin üzerlerine gidilememistir. Içisleri Bakani Sayin Sadettin Tantan ve Emniyet Müdürü Hasan Özdemir bile sonraki süreçte haksiz davalara, suçlamalara bogulmus ve çok sikinti çektirilmislerdir. Oktar’a ve onu oynatan çeteye bu gücü dünya Masonlugunun ve uluslar arasi çapta etkili Yahudi lobilerinin verdigi iddialari ayyuka çikmistir. Zaten geçen sene kurduklari A9 TV adli televizyon kanallarina, uluslar arasi çapta Mason üstad-i azamlarini çikartarak kendilerini kimlerin desteklediklerini kendi kendilerine itiraf etmis olmuslardir. Bu programlardan birine katilan üstad Masonlar, Adnan Oktar’a tam destek verdiklerini bir gövde gösterisi seklinde açiklamislardir.
Devletimizin Basbakanlarindan Mesut Yilmaz’a, önemli siyasetçi ve milletvekillerine, bürokratlara ve gazetecilere uzanan genis yelpazede, bambaska anlayis ve fikriyatin insanlarinin tamamina santaj yaptiklarini, kurduklari Bilim Arastirma Vakfi (BAV)’ni bu adi islerinin merkezi haline getirdiklerini Adnan Oktar kendisi itiraf etmistir. Ayni, cemaatten ayrilanlari rezil rüsva, perisan etmek gibi prensipleri oldugunu itiraf etmesi gibi… Bu santajlara, iftira ve karalamalarina karsi sayin Fatih Altayli’nin ve dik durus sergileyebilmis birkaç istisna Türk vatandasinin verdigi hukuk mücadelesine bakilabilir. Zaten Adnan Oktar’in kendisine ve çetesine polis operasyonu yapilmasinin sebebi de yine herkese yaptiklari gibi zamanin DYP milletvekili Sayin Celal Adan’a da seks tuzagi yapmak istemeleridir. Buna tesebbüs ettiklerinde lüks bir otelde Celal Adan’in adamlari ile Oktar’i oynatanlarin adamlari kavga etmisler, sonra Sayin Adan’in sikayeti ile hadisenin polise ve DGM’ye intikal etmesinin ardindan yapilan operasyonlar ve bu operasyonlar sonucunda göz altina alindiklarinda verdikleri kendi ifadeleri sonucu bütün bu pis/hain yüzleri meydana çikmistir.
Adnan Oktar’in buz daginin görünen yüzü oldugu, onu oynatan güçlerin uluslar arasi bir Yahudi lobisi oldugu, izah edildigi gibi bilerek ve istenerek birçok Islami hükmün degistirildigi, bu degistirmelerde hedefin ne olabilecegi, bilirkisi titizliginde arastirildiginda sonuçta karsimiza Büyük Israil projesinin çiktigi, Oktar ve Onu oynatan çetenin MOSSAD korumasinda oldugu, hareket tarzi ve strateji anlaminda israil’in Sanhedrin hahamlarinin kontrollerinde olduklari, Masonik baglantilarini kullanarak binlerce siteyi haksiz yere kapattirdiklari ve site yöneticilerini haksiz sikintilara soktuklari, yapilacak ciddi tetkiklerle meydana çikartilabilecektir. Zaten kendisine polis operasyonu emrini veren dönemin Içisleri Bakani Sayin Sadettin Tantan’in, partisinin gurup toplantisinda o zaman yaptigi açiklamada, “Adnan Oktar APO kadar tehlikelidir. Is hukuka intikal ettiginde ve gerçekler meydana çiktiginda ne demek istedigimi ve neden bu kadar büyük ve sert bir polis operasyonu yapildigini daha iyi anlayacaksiniz.” Mealindeki açiklamasi göz önünde bulundurulmalidir. Ve sayin Sadettin Tantan bu davaya çagrilarak neler bildigini açiklamasi istenmelidir.
Blogumda paylastiklarim kisaca özetlemeye çalistigim bu ihanet ve adilik tablosunun gazete ve dergilere yansimis arsivlerinden baska bir sey degildir. Ve her paylasimin altina da gerekli link ya da gazete adi ve tarihi kaynak olarak verilmistir.
Adnan Oktar ve onu oynatan dis destekli Masonik ve Yahudi çete, bütün bu çirkin yüzlerini gizlemek ve çok emek ve para harcadiklari bu hain projelerini sonuçlandirip gerçeklestirmek için, son dönemde iyice popüler olan sosyal paylasim sitelerinde, bunlari paylasan her vatansever ve samimi Türk gencini, yasal anlamda kiskaca alip sikinti vermek ve bezdirmek için, iftiralara varan adi hareketlerle dava yagmuruna tutmaktadirlar. Abartisiz binlerce sayfa ve site yöneticisi Adnan Oktar tarafindan dava edilmistir. Bunlarin içinde elbetteki hakaret ve suç unsuru tasiyan ve hakli olarak dava açilanlar da vardir. Lakin bu grup, haklarinda yapilan yorumsuz, haber tarzindaki paylasimlari da ya da en ufak bir tenkidi de bir suç kabul ederek derhal dava açmaktadirlar. Özellikle son bir sene içerisinde bu haksiz davalar ile site ve sayfa yöneticileri haksiz olarak korkutulmus ve yüz binlerce paylasim kaldirilmistir. (Sadece bir siteden aleyhindeki tam on bin yorum/paylasim kaldirilmistir) Davalar ise dikkat çekici olarak hep ayni mahkemelerde ve ayni hakimlerde görülmektedir. (Bu hususta Vatan gazetesinin internet sitesinin kapatilmasi haberinde yeterli bilgi mevcuttur. Blogumda kolayca bulunabilir)
Sahsima ait bloglarimda kendisine dair hiçbir karalama, küçük düsürme, hakaret gibi suçlarin bulunmadigini gördüklerinden, bendenizi devlet büyüklerimize ve kanaat önderlerine hakaret ettigim iddiasi ile sikayet etmislerdir. Hatta gerçek olmadigini çok net bilmelerine ragmen bendenizi suç örgütü kurmak, çete liderligi yapmak ve devletimizin manevi sahsiyetini tahkir etmekle suçlamislardir. Ben dahil olmak üzere sikayetçi olduklari kisilere karsi hazirladiklari sikayet dilekçelerinde de türlü türlü sahtekarlik yapmaktan geri durmamislardir. Tek basina bu hareketleri bile suçtur ve nasil bir iki yüzlülük ve sahtekarlik ile hareket ettiklerinin en net delillerindendir. Bloglarimda yayinladigim paylasimlarimin tümü ve kanaat önderlerine dair elestiri içeren paylasimlarin tümü, ülkemizin ciddi akademik seviyeli, her biri alaninda ya Prof. Ya da doçent olan tarihçilerimizin ya da Islami ilimlerde ehil kisilerin yazdigi ve yine ülkemizde serbestçe basili olarak yayinlanan ciddi ve meshur tarih dergilerinden, gazetelerden ve internet sitelerinden alinmis yazilar/makaleler/arastirmalardir. Ayni sekilde, yurtdisindaki saygin ilim adamlari ve köse yazarlarindan alinmis makalelerdir. Elestiri ile hakareti birbirinden ayirabilecek olan bu Adnan Oktar ve onu oynatan çetenin, bu yaptiklari da samimi olmayan hareketlerdir. Bu paylasimlarin pek çogu, ben blogumda yayinlamadan önce belki de ülkemizdeki yüzlerce ciddi yayin organinda yayinlanmislardir. Bazilarinin ilk yayin tarihi 1993 olan bu makalelerin sanki tarafimdan yazilmis ve hakaret içeren, suç olan yazilarmis gibi gösterilmesi ve ilgisiz alakasiz paylasimlarin çiktilarinin art arda alinarak dava dosyasina suç unsuru olarak konulmasi bile ayrica göz önünde bulundurulmasi gereken adi bir hareket tarzidir.Iftiradir.Samimiyetsizliktir.
Kendi çirkin yüzlerini meydana çikartmak isteyen herkese yaptiklari gibi bana da çirkin iftiralar ile sikinti vermek istemektedirler. Kamuoyunda Seyh Abdülkerim ismi ile meshur olan kisinin iddialarina göre, Cübbeli Ahmet Hoca ismiyle anilan Ahmet Mahmut Ünlü’ye de montaj ile seks kasedini Adnan Oktar ve ekibi yapmistir. Zaten Oktar, Emniyetteki ifadesinde “Birçok kimsenin yüzlerini, porno kasetlerine montajlayarak bu kisilere santaj yaptiklarini ve bundan büyük bir gelir elde ettiklerini ama avukatlarinin ikazi ile bundan 1997’de vazgeçtiklerini” itiraf etmistir. Anlasilan o ki, binlerce sözleri gibi bu da adaletin pençesinden kurtulmak için bir taktiktir ve bu adi hareketten de vazgeçmemislerdir. Seyh Abdülkerim denilen kisi, bu ve benzeri bir çok gerçegi ifade ettikten kisa bir süre sonra aniden ölmüs ve ölümü ancak aylar sonra kamuoyuna duyurulmustur. Her seye dava açan Adnan Oktar “Abdülkerim’i Adnan Oktar öldürttü. Zaten Adnan Oktar onu ölümle tehdit etmisti.Abdülkerim, Adnan Oktar’in kendisine hakaret ettigini ve ölümle tehdit ettigini su videosunda açiklamisti.” Tarzinda yapilan paylasimlara her nedense dava açmamayi ve dikkat çekici sekilde suskun kalmayi tercih etmistir. Seyh Abdülkerim denilen kisinin Adnan Oktar ve çetesinin gerçek yüzünü içeriden görüp bilen biri agzi ile anlattiklari ve kendisini Adnan Oktar’in ölümle tehdit ettigi yönündeki açiklamalari Youtube’da hala mevcuttur.
Bloglarimin, konularinda uzman kisiler tarafindan incelemesini, her hangi bir suç unsuru bulunmadiginin belirlenmesini, Adnan Oktar’in sikayetlerinin ardindan iletisim baskanligi tarafindan uygulanan Türkiye’den erisim yasaginin son bulmasini ve gençligini heva ve hevesinin pesinde harcamak yerine, vatana ve millete nasil faydali oluruz derdi ile harcayan, bu sekilde kendini parçalayan cevherlerimizin, Adnan Oktar ve onu oynatan uluslar arasi çetenin haksiz ve hukuksuz baskilarindan korunmasini, devletimizin bir baba misali korumasini, bu degerli gençlerimiz üzerine kolunu kanadini germesini, Adnan Oktar ve çetesine bunca suçlarindan ötürü kamu davasi açilmasini, vatana ihanet, dis güçlere taseronluk, yabanci istihbarat servisleri ile isbirligi, Ajanlik, Türk halkini aldatmak, Türk ve Müslüman kimligine bürünerek Yahudilik ve Israil menfaatlerine çalismak, Vaad edilmis topraklar ideallerini gerçeklestirmek için Türkiye’nin bölünmesini hedeflemek, Masonlugun emrinde çalisarak devlet yetkililerimize kadar herkese santaj yapmak, tehdit etmek, saibeli ölümlere isimlerinin karismasi gibi suçlarinin bilirkisilerimiz ve istihbarat birimlerimiz tarafindan yapilacak tetkiklerle ispat edilmesini ve gereken her seyin yapilmasini saygilarimla talep ederim.
Mehmet Fahri Sertkaya
Akademi 13th July 2013,Elvan Koç tarafindan yayinlandi.
Adnan Oktar Kimdir?

Adnan Oktar ismiyle malum zatin biyografisini uzun uzun anlatacak degilim…
Iyi resim yapar, iç mimari ve dekorasyon konusunda zevk sahibidir, peyzaj da hakeza öyle!
Kisacasi zevk ve güzellik hastasi…
Adnan Oktar; bir dönemin Harun Yahya’si: Darwinizm ve masonluga karsi hakikatli ilmi kitaplar nesreden, medya karsisina hiç çikmayan; sadece kitaplariyla ve Anadolu’nun her yerinde Bilim Arastirma Vakfi (BAV) araciligiyla düzenlenen konferanslarla gündeme gelen; hatta ismi konusunda “Erbakan’dir” seklinde spekülasyonlar yapilan; az konusan, beyaz saçli, beyaz sakalli biri!
Adnan Oktar’i Harun Yahya olarak tanidim… 2000 yilinin ortalarinda cezaevinden çiktiginda kendisiyle bir röportaj yapmak üzere Kadiköy Fenerbahçe’ye gitmistim…
Oktar’in bulundugu eve esikten içeri adimimi ilk attigimda hissettigim duygu ömrümde sanirim bir daha hissedemeyecegim bir duyguydu…
Içeri geçtigimde de karsimda bembeyaz bir adam gördüm… Beyaz saçli, beyaz sakalli, beyaz yüzlü beyaz giysili bir adam…
Konusmaya geçtigimizde ise sözlerini büyük rikkat ve dikkatle seçen, düsük ses tonuyla ve kisa konusan biri vardi karsimda…
Sonra bizi büyük bir nezaketle ugurlamis ve evimize kadar birakilmamiz talimatini vermisti etrafindakilere…
Sevmistim Harun Yahya'yi…
Aradan yillar geçti… Adnan Oktar bu sefer karsimiza “Mehdi” kavramiyla çikti… Ve artik televizyon ekranlarinda “polemiklere” giren bir adam olmustu… Üstelik saçi sakali da siyaha çalmisti… Teni de solaryumdan çikmis gibi esmerlesmisti… Anadolu’nun bir çok ilinde uydudan yayin yapan televizyonlara programlar yapiyor ve Hz. Mehdi’nin vasiflarini sayip hünerlerini siraliyordu… Program konuklari ise simdiki gibi kendi talebeleri olmakla beraber daha çok erkekti…
Hz. Mehdi’nin zuhur ettigini iddia edip, bir takim özelliklerinin Hz Mehdi ile benzestigini “insallah, masallah” nakaratlari esliginde ileri sürüyordu…
Sonra da kendisinin Mehdi olmadigini; ama zaten Hz. Mehdi’nin de “Ben Mehdi’yim” diye ortaya çikmayacagindan dem vuruyordu…
Sonra Cübbeli Ahmet Hoca ile karsi karsiya geldi… Cübbeli Hoca’nin reddiyelerine maruz kaldi…
Oktar, daha sonra, Cübbeli Ahmet ile ayni cemaatten olan Mehmet Talu hocanin bir ara “Mehdi zuhur etmistir” seklindeki beyanlarini esas alarak hakliligina delil saydi ve iki hocanin bu konu nedeniyle birbirlerine girmelerine yol açti… Kisa süre sonra ise Talu “hata” ettigini söyleyip Cübbeli ile bir araya gelmis ve “var mi bize yan bakan” diye meydan okumustu…
Sonra Adnan Oktar karsimiza mason olarak çikti…
Hani, su yazdigi kitaplarla masonlugu yerin dibine sokan “Harun Yahya” mahlasli Adnan Oktar, birden bire masonluga övgüler yagdirmaya hatta ve hatta kendisinin de 33. dereceden mason oldugunu alenen dillendirmeye baslamisti… Hele bir de “masonlarin sahiyim” demesi vardi ki, bu kadarini Demirel bile yapamamisti!
Son aylarda ise Adnan Oktar, “kedi canini senin” oluverdi…
Programlarindaki erkekler yerlerini tamamen kadinlara birakti…
Herkesin diline pelesenk olan “kedi canini senin” sözü Oktar’in kizlara karsi kullandigi bir iltifat… Kesik kesik kahkahalar atan, cümleler agzindan yarim yarim çikan, aslinda ne dedigi tam da belli olmayan; ama karsisinda kendisini hayranlikla izleyen kizlar olan bir Adnan Oktar!
Evlenmemis olmasini da Bediüzzaman'in talebesi olmasina yormasi yok mu!?
“Ay yerim seni ben yerim, sen ne güzelsin, çok tatlisin, sana baktikça içim açiliyor!” gibi sözleri Harun Yahya’dan kimse duymadigi gibi, Hz Mehdi’nin de bu tür lakaytliklara prim vermeyecegini söylemek sanirim kahinlik olmaz!
Halkin önemli bir kismi gülüyor, bir kismi ise üzülüyor…
Insan fiziksel olarak da zihinsel olarak da degisebilir…
Adnan Oktar’in fiziksel degisimi sürekli gençlesme yönünde tebarüz ederken; zihinsel degisiminin temayülünü artik bu anlatimdan varin siz çikarin…
HALIS MUTLU
