Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 19 Mayys 2014
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 21:39
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=17854
Vergiyi kim veriyor?
Son yillarda özel sektörün kendi arasinda bir tartisma var... Vergiyi kim veriyor? Muhakkak olan, vergilerin üçte ikisini, zengin ve fakirin ayni oranda verdigi ÖTV, KDV gibi dolayli vergilerden olustugudur. Ancak tartisilan toplam vergi gelirlerinin dörtte biri olan gelir ve kurumlar vergisini özel sektörden kimler veriyor? Söz gelimi en yüksek gelir vergisi verenlerden ilk 6 siranin Koç’larda olmasi ne anlam ifade ediyor? Yeni ve imtiyazli is adamlarinin olustugu seklindeki iddialar bir tevatürden mi ibarettir? Yoksa adini açiklamayan bunlar midir?
Vergilemede herkesin bildigi bir laf var... “Kazi bagirtmadan yolacaksin.” Bu söz ayni zamanda vergi psikolojisinin önemini gösteriyor.
Kazi bagirtmadan yolmanin ilk sarti vergi mükellefleri arasinda ayirim yapmadan, haksiz rekabete yol açmadan, dogru ve adil vergi almaktir. Eger yeni zenginler varsa, bunlar daha düsük vergi veriyorsa veya adlarini açiklamaktan kaçiniyorsa, vergilemede haksiz rekabet var demektir. Haksiz rekabet yatirimcinin sevkini kirar. Mükellefi vergiden kaçinmaya iter.
Anayasamiza göre vatandasin vergi ödevi var... Buna karsilik devletin de kamu hizmeti yapmak ödevi var... Falan vergi, falan hizmetin karsiligi degildir... Harçlar ise bir hizmet karsiligidir... Ancak genel anlamda toplum vergi verir... Devlet de topladigi vergi ile hizmet yapar...
Öte yandan önemli bir sart da ülkede bir vergi bilinci olusturmaktir. Vergi bilinci de vergi mükellefinin kamu hizmetlerinin kendisi için vazgeçilmez oldugu gerçegini iyi bilmesi ve yapilan hizmetin dogru yapildigina inanmasi ile mümkün olur. Ödenen vergi ile yararlanilan hizmet arasinda bir oranti veya bir baglanti yoktur. Ayni sekilde herkes kamu hizmetinden ayni oranda faydalanamaz... Hiç vergi ödemeyen de vergi ödeyen de ayni oranda faydalanabilir... Genelde herkes tüketim vergileri gibi dolayli vergileri öder. Bazilarina devlet ödedikleri verginin üstünde maddi destek saglar.
Mesele devletin bugün kamu hizmetlerini aksatmadan ve dogru yapmasidir... Gerekçesi ne olursa olsun, devlet dogrudan veya dolayli olarak egitim ve saglik hizmetini etkin bir sekilde yapamiyorsa, egitim hizmetini ideolojik çerçevede tutuyorsa, vatandas özel hastanelere fark ödüyorsa, hastane kapilarinda saat beslerde kuyruga giriyorsa... Yahut herhangi bir cerrahi müdahale için alti ay sonrasina gün veriliyorsa, vatandas da vergisini isteyerek vermez. Elbette vergi mükellefinin kafasi karisacaktir.
Vergi bir yüktür... Kimse güle oynaya vergi vermez... Bu yüzden vatandasa verdigi vergiye karsilik kamu hizmetlerinin yapildigini iyi anlatmak veya göstermek gerekir... Tersine verdigi vergi ile hizmet yapilmiyorsa vergi mükellefi vergiye karsi tepki duyacaktir... Vergiye karsi direnç gösterecektir.
Çikarilan yasa ile devlet yap-islet-devret modelinde, özel sektörün dis borçlarina garanti veriyor. Bu dis borçlar devlet borcuna dönüsürse, bunlari da sonunda vergi mükellefi ödeyecektir.
Ayrica bütçe kaynaklarinin bu dis borçlara tahsis edilmesi, kamu hizmetlerinin aksamasina yol açacaktir. Bunlar vergiye karsi direnci ve tepkiyi artirmaktadir.
Sonuçta, vergi mükellefi “Ben ayagimi yorganima göre uzatiyorum... Devlet de aynisini yapsaydi... Eger devleti yönetenler, bunu yapmamis ve ödenen vergilerden siyasi arpaliklar olusturmussa ve hiç kimse de bunun hesabini vermiyorsa, baska bir ifade ile ‘yapanin yanina kâr kaliyorsa’ o zaman yeni ödeyecegim vergiler de ayni sekilde kullanilacaktir” diye düsünür.