Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


100 Yılın Rövanşı


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 19 Mayys 2014
Geçerli Tarih: 03 Mayys 2026, 17:19
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=17848


100 Yilin Rövansi

2015 yili 1915’de Osmanli Devleti’nin bes yüz yil elinde tutmus oldugu Rumeli topraklarinin tamamini kaybettigi Balkan Harbinin ertesinde yasanilan “’Ermeni Techirinin” yüzüncü yildönümü.

Tarihin dönüm noktalarinda yasanan politik hesaplarin, yapilan zulümlerin, büyük dramlara sahne olan iskan hareketlerinin ve siyasi cinayetlerin sorumlulugunun ne yazik ki o ülkenin gelecek kusaklarinin üzerine yikildiklarini görüyoruz.

Türk ulusunun Osmanli’nin sönmüs külleri üzerine kurmus olduklari Cumhuriyet elbette çok agir bedeller ödemekle kalmamis, Devlet-i Aliye’nin 600 yillik saltanatinin günah keçisi olmus ve bunun vebalini de fazlasiyla ödemek zorunda kalmistir.

Balkan Savasini kaybettikten sonra yeni Cumhuriyetle beraber Ittihatçilarla Itilafçilar arasinda ki sosyo-politik tartismalar uzun yillar sürmüs, bu konu özellikle Cumhuriyetin ilk on yilinda tüm ülkede yasanilan köklü devrimlerin etkisi altinda bir köseye birakildi.

2015 yili yaklasirken dünya genelinde çok aktif bir siyasi lobiye sahip olan Ermeniler Türkiye’den ‘’Ermeni Techirinin” yüzüncü yildönümün de sadece özür dilemeyi degil hem toprak hem de tazminat almayi hedefliyor.

Türkiye’de gündemin içi bos Cumhurbaskanligi seçimleri ile ilgili basitlestirilmesi ise, konuya deve kusunun düsmanlarindan korunmak için basini kuma gömmesi misaliyle örnek teskil etmekte. Dünya, Ermeni lobisinin bu girisimlerinin ne tür bir etki yaratacagini veya bu toprak ve tazminat taleplerinin ne derecede uluslararasi mahkemelerde dava konusu olusturacagi üzerine tezler tartisirken Türk hükümeti ve Disisleri ise her seyi oluruna birakmis görünüyor.

Kisacasi ilgili makamdan deyim yerindeyse tik bile yok.

1912 yilinda Ekim ayinda baslayan Balkan Harbi 1913 yilinin Ocak ayinda Edirne’nin isgal edilmesiyle son bulmustu. Bunu firsat bilen Ittihatçilar Bab-i ali Baskini ile iktidari ele geçirmisler, Anadolu’da ki yasamakta olan yaklasik bir buçuk milyon Ermeni nüfusu ise zorunlu göçe tutarak büyük bir kesimini de Suriye topraklarina yerlestirmislerdi.

Türklere Devlet-i Aliye’de at seyisliginden baska makam vermeyen Osmanli Hanedanliginin o tarihte ki Hariciye Naziri ise tarihin garip bir cilvesidir ki Ermeni asilli Kapriyel Noradunkyan’a emanet edilmisti.

Ermeni Kapriyel, Bab-i Ali baskinindan sonra Fransa’da Bogos Nubar Pasa ile Ermeni haklarini gündeme getirmis ve daha sonra da 1. Dünya Savasi sonunda toplanan Paris Baris Konferansina delege, 1923’de ki Lozan’a ise Ermeniler’in gözlemcisi olarak katildi.

Ülkenin zor kosullari altinda yasanilan bu dram elbette ki Bosna Hersek’te ki gibi yakin tarihte yasanilan bir insanlik dramidir.

Konuya tarafli bir sekilde yaklasan ve yogun propagandalar ile tüm dünyayi hakli olduklarina ikna etmeye çalisan Ermeni tarihçiler olaylara Balkan Harbi süresince Osmanli askerlerinin ve buna bagli Manastir, Yanya, Mekedonya, Selanik, Vardar, Ismailiye, Burgaz, Varna, Karadag ve Mostar gibi vilayetlerde yasayan Türk halkin ayni sekilde hatta daha fazla yasanmis olduklari tehciri, vahseti  ise görmezden gelerek yok saymistir.

Sayin Basbakan nereye ve kime harcandigi belli dahi olmayan örtülü ödenekten hergün  harcadigi üç buçuk milyon lirayi kurusu kurusuna hesap ederken ne yazik ki Ermeni Techiri’nin yüzüncü yilinda Türkiye’yi bekleyen Ermeni toprak ve tazminat taleplerini ise aklinin ucundan dahi geçirmemekte.

Son yirmi yillik süreç içerisinde Ermeni lobisinin uluslar arasi dünya siyasetinde dile getirmis oldugu Ermeni Soykirimi yasa tasarisini Yahudi senatörlerin vermis oldugu siyasi destekle geri çektiren Türkiye artik bundan da umudunu kesmis görünüyor.

Osmanli’nin 600 yil boyunca Yahudilere gösterdigi hosgörü ve destegin artik Türkiye’ye gerekmedigine inanan iktidar 2015 yilinda eskisinden daha fazla israrci olacak Ermeni taleplerini nasil karsilayacagini ve nasil siyasi çizgi izleyeceginin hesabini yapmis olmali ki yasanilan Mavi Marmara olayi bütün köprülerin atildiginin bir kaniti olsa gerek.

Kisaca agir Balkan Harbinin acisini Almanlarin da onayini alarak Ermeni halka ödeten Enver Pasa ve kabinesi ayrica Sarikamis draminin yaraticisi olmustu. Balkan Savaslari sonunda cephe gerisinde Türklere karsi sayisiz vahset uygulayan, toplu ölümlere ve tecavüzlere imza atan ünlü Ermeni Andranik Çetesi bu kez 1915 Nisan’inda Van’da Ruslarla isbirligi yaparak Türkleri Anadolu’dan atmak için seferber oldular.

Her kiliseyi birer kisla, her kilise papazini ise bir komitaci yaparak esi benzeri görülmemis katliamlar yapmaktan geri durmadilar.

Özellikle Van ve çevresinde Ermeni komitacilarin Türk insanina karsi uygulamis olduklari mezalimin esi örnegi görülmemis olmamakla beraber, dünyaya bu konuda ki hakliligimizi anlatmamiz aradan geçen bunca sene zarfinda mümkün olmamistir.

Van ve çevresinde ki yasanilan katliamlarin en büyük destekçisi ve planlamacisi ise basta Akdamar Kilisesi idi. Paralel Devletin ve F tipi yapilanmanin, dinler arasi diyalog kavraminin mucidi Muhterem Hoca Efendi ile kanka olan Sayin Basbakan davet-i ricayi kirmayarak Akdamar Kilisesini de sonunda memleketin hizmetine beraberce sunmaktan çekinmediler.

Hem de yapilan iki resmi törenle.

Ne diyelim? herkese hayirli olsun. Anadolu’da bir deyim vardir; Böyle saza böyle mizrap.

Onlar ermis muradina biz çikalim kerevetine.

saban_kutlu_1963@hotmail.com


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster