Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 20 Nisan 2014
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 22:06
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=17574
ULUSAL EGEMENLIK,ULUS NE KADAR EGEMEN?
Egemenlik, yönetme gücüne sahip olmaktir. Tarih boyunca yönetme gücüne sahip olma sürekli degisim göstermistir.
Kisiler egemen olmus, monarsi denilmistir. Siniflar ya da gruplar egemen olmus, oligarsi denilmistir. Din adamlari egemen olmus, teokrasi denilmistir.
Giderek egemenlik; kisilerden, gruplardan, siniflardan ve din adamlarindan ulusun tamamina geçmistir. Ulusal egemenlige dayali bu yönetimlere de demokrasi denilmistir.
Günümüzde ulusal egemenligin en önemli göstergelerinden birisi; ulusun, demokratik seçimler ile belirledigi ve yetki verdigi meclistir.
Ülkemizde TBMM’dir.
O zaman su soruyu sorabiliriz. Ulus ne kadar egemendir?
Bu soruyu degisik açilardan analize tabi tutmak gerekiyor. Ulusun gerçek egemenligi demokratik seçimlere ve özgürce iradesini ortaya koymasina baglidir.
Ülkemizde seçimler ne yazik ki demokratik degildir. Son seçimlerde yasanilan ve daha önceki seçimlerde de yasadigimiz manzaralar bu durumun kanitidir.
Bu yasanilanlar, seçmenin özgür iradesini sandiga yansitmaktan uzaktir. Zaten pek çok açidan o özgür irade ipotek altindadir.
Acaba ülkemizde seçmenlerin yüzde kaçi feodal etkilerle oy kullanmaktadir?
Bu oran bir hayli fazladir. Seçmenlerimizin bir kismi üzerinde yasadigi topraklarin agasinin iradesine göre oy kullanmaktadir. Bir kismi da mensubu oldugu cemaatin liderinin isaretine göre oy kullanmaktadir.
Esinin ya da aile büyüklerinin etkisi ile oy kullananlar ile yardimlar karsiliginda oy kullananlari da hesaba kattigimizda ciddi bir seçmen sayisina ulasiriz.
Ne yazik ki özgür iradesi ile oy kullananlarin orani düsüktür. Bu da demokrasi düzeyimizi göstermektedir.
Bu duruma eklenecek baska etkenlerde vardir. Yüzde on seçim baraji nedeniyle pek çok seçmenin iradesine, daha bastan engel konulmaktadir.
Ya aday belirleme süreçlerimiz?
Bu süreçler hiç demokratik degildir. Genel merkez aday belirleme komisyonlarinca belirlenen ve seçmenlere dayatilan adaylar ile yapilan seçimler ne kadar demokratik olur?
Ya da ulusal egemenlik anlayisi ile ne kadar örtüsür?
Bu sekilde belirlenen adaylar, seçmenlerin temsilcisi midir, yoksa genel merkezlerin mi?
Nerede parti içi demokrasi ve adil bir ön seçim süreci?
Yapilanmanin Ankara’dan, siyasi parti genel merkezlerinden illere dogru olmasi yerine demokratik merkeziyetçilik ilkesi dogrultusunda olmasi daha dogru degil midir?
Günümüz demokrasilerinde ulus, egemenlik yetkisini, temsili demokrasi uygulamasi geregince, seçmis oldugu temsilcilerine, Anayasada belirtilen süre kadar devreder.
Temsilcisini belirleme yetkisi ulusun kendisinde degilse!
O zaman kendisi adina baskalarinin belirledigi adaylara oy vermek zorunda kalir.
Ve demokrasi giderek sandiga gidip oy vermeye indirgenir!
Bu gerçek bir demokrasi degildir. Sadece adina ‘sandik demokrasisi’ denilen bir demokrasi oyunudur!
Basbakan Erdogan ne diyordu? “Demokrasi bizim için amaç degil araçtir .” O zaman sormak gerekmez mi; Hangi amaç için araçtir?
Aslinda yasadigimiz süreç dogru analiz edildiginde bu sorunun yanitlarini kolayca bulabiliriz.
“Bütünsehir Yasasi” ile demokrasiyi araç olarak kullandigini bizlere göstermedi mi?
Simdi de dar bölge seçim sistemini dile getiriyor.
Bu sistemi de ‘amaç’ için kullanacaktir. TBMM’de daha çok üyeye sahip olmak ve ‘amaci’ gerçeklestirmek için gücü ele geçirmektir hedef!
19 Nisan 2014 tarihinde Basbakan’in Istanbul’da yaptigi konusmada, “10 Agustos’ta millet kendi baskanini seçmek için sandiga gidecek” demesi de ‘amaç’ için ipuçlarini vermektedir.
Daha önce dile getirdigi, “ben cumhurbaskani seçilirsem bütün yetkilerimi kullanirim” açiklamasi da ‘amaç’ için dikkate degerdir.
Basbakan, cumhurbaskanligini degil baskanlik sistemini hayal etmektedir. Bu sisteme geçmenin ilk adimi, 10 Agustos için aday olmasi olacaktir.
Ikinci adim, genel seçimlere bir yil kalmadan önce dar bölge sistemini yasalastirmaktir. Çankaya’ya çikmayi basardigi takdirde, gelecek yil yapilacak genel seçimlerde TBMM’de anayasayi degistirebilecek güce sahip olmak istemektedir.
O zaman anayasayi kolayca degistirebilecek ve bu yolla baskanlik sistemini yerlestirebilecektir. Belki de Cumhurbaskani Gül, bunu gördügü için Kütahya’da “bu günkü sartlar çerçevesinde benim gelecekle ilgili bir siyaset planim yok” açiklamasini yapti!
Basbakan Erdogan’in demokrasiyi ‘araç’ olarak gördügünü açiklamasi bir gelecek niyetinin varligini ortaya koymaktadir.
“Hedef 2023” açiklamasi da…
Son dönemde atilan adimlara ve yapilan açiklamalara bakildiginda, ‘amaç’ için ‘araç’ olan demokrasi ile ülkemiz tehlikeli bir sürece dogru yol almaya zorlanmaktadir.
Ulusal egemenlik kullanilarak tek adamlik için planli adimlar atilmaktadir.
Ulus, kendi egemenligini korumak konusunda dikkatli ve kararli olmalidir.
Muhalefette gereken direnci ve mücadeleyi verebilmelidir.
10 Agustos süreci bu bakimdan son derece önemlidir. Bu süreç dogru sekilde yürütülmelidir.
Aksi halde ‘araç’ ile ‘amaç’ gerçeklesecek ve bir ‘monark’ kendi iradesiyle gelecegimizi belirleyecektir.
Tehlikenin farkinda misiniz?