Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle
Açıklama: Muhteşem Yüzyıl dizisinden etkilenen bir kişi, öyle bir şey yaptı ki...
Kategori: Haber
Eklenme Tarihi: 19 Nisan 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 03:11
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=17555
Kanuni’ye dava açti
Muhtesem Yüzyil’ dizisinden etkilenen bir kisi, öyle bir sey yapti ki…
Bursa’da, ‘Muhtesem Yüzyil’ dizisinden etkilenen bir kisi, Kanuni Sultan Süleyman hakkinda suç duyurusunda bulundu.
Muhtesem Yüzyil’ dizisinin ardindan, Sehzade Mustafa türbesi ziyaretçi akinina ugrarken Bursa Adliyesi’nde de bir ilginç bir olay yasandi. Hasan Köz (47) adli vatandas, dizide Kanuni Sultan Süleyman’in oglu Sehzade Mustafa’yi öldürülmesinin canlandirildigi sahneden etkilenerek suç duyurusunda bulundu.
Sehzade Mustafa’nin itibarinin iade edilmesini isteyen Köz, Kanuni Sultan Süleyman’in padisahliginin alinmasini istedi. Uzun zamandir diziyi takip ettigini ifade eden Köz, “Ben diziyi izliyorum ve bundan çok etkilendim. Kanuni Sultan Süleyman’in oglunu bogdurarak öldürmesi sebebiyle adliyeye geldim ve Cumhuriyet Bassavciligina suç duyurusunda bulundum. Sehzade Mustafa’nin itibarinin iade edilmesine ve padisah Kanuni Sultan Süleyman’in padisahliginin geri alinmasini istiyorum. Dizi beni çok etkiledi” dedi.

Kanuni’ye dava iyiydi…Kerem Esenoglu
Hasan Köz adli vatandasin, Muhtesem Yüzyil dizisinden etkilenerek, oglu Sehzade Mustafa’yi bogduran Kanuni Sultan Süleyman’i mahkemeye vermesi, - araya ses kayitlari, ayakkabi kutulari, nihayet seçim girdigi için kaynadi ama-, bence son yillarin en ciddi girisimiydi. Elbette basvuru sahibinin yaptigi isin ciddiyetinden haberdar olmadigini tahmin ediyorum, muhtemelen, adini duyurmanin bir hayli zekice yolu olarak bu tarihi vakayi kullanmis Hasan Köz. Yasal bir sonucu olmaz elbette ama sembolik anlamda çok önemli olduguna inaniyorum ben bu girisimin. Köz, bir vatandas hakki olan böylesi bir talebi, hem de hakkinda olumsuz konusulmasi çok zor bir tarihi sahsiyet üzerinden dile getirerek bence bir hayli ögretici bir girisimde bulundu. Dedigim gibi, Köz isin büyük bir olasilikla bu tarafiyla ilgili degil. Girisimi bir magazin esintisi olarak geçti ama adini da duyurdu böylelikle.
Hem evlat hem de torun katili olarak, Kanuni Sultan Süleyman’in yüzlerce yil sonra bu tür bir sorgulamanin/yargilamanin konusu olmasini isterim kendi adima. Özellikle Vatikan’in hismina ugrayip da yüzlerce yil sonra yine Vatikan tarafindan itibarlari iade edilenler aklima geldiginde bunun etkileyici oldugunu düsünüyorum. Tabii ki Galileo’nun Vatikan’ca itibarinin taninmasi, Vatikan’a “itibar” kazandirir, dogru, ama yüzlerce yil öncesine dönük kararlar alinmasi açisindan Vatikan’in bu “iade-i itibar” tutumu önemlidir yine de. Hasan Köz, keske, Kanuni’nin var olan “itibarinin” geri alinmasini da talep etseydi. Dileyen itibarli görmeye devam ederdi ama en azindan bir mahkeme karariyla bu barbar Osmanli padisahi “itibarsizliga” mahkum edilmis de olurdu.
Hasan Köz beyin girisimi, - merhamet ayarlarinin sadece bir baska egemene duyarli olmasi sorunlu olsa da - büyük “insanlik suçu”na bulasmis tarihi figürler için zamanasimi diye bir kavramin olmadigini hatirlatmasi açisindan da pek bir iyi. Ben olsam, halka yönelik tutumlarindan ötürü bir “itibarsizlastirma” talebinde bulunurdum ama madem önce Hasan beyin aklina gelmis, bunu sadece Sehzade Mustafa için yapmis olmasina itiraz edemem. Hem kurbanlari açisindan da moral bir etkisi olabilir bunun. Sehzade Mustafa’nin katlinden incinen varsa, bu incinme duygusunu da tamire yönelik bir girisim olarak Kanuni hakkinda dava açilmasi talebi uygundur elbette.
Ileriyi insa ederken, sürekli hem de yerli yersiz, geçmisi referans almakta bir sakinca yoksa, geçmise dönük yargilamada da itiraz edilebilecek bir durum olmamali. Elimize ne geçecek sorusu mantikli/hakli gibi gelse de, hesap verilirlilik denen kavramin , özellikle tarihte rol oynamis olanlar açisindan hep var olacaginin anlasilmasina da yarar bu. Suriye’de bugün akan kandan sorumlu olan Türk yöneticilerinin, örnegin söyle bir yüz yil sonra bu yapip ettiklerinden ötürü bir“itibarsizlastirma”yla (da) karsilasacaklari ihtimalinin olmasi, caydirici olabilir pekala.
Hak teslimi, fikirde israr, adalet pesinde kosma gibi -Hasan beyde de oldugunu umdugum- soylu tutumlarin hala var olabildigini görmek de çok güzel. Tabii asil olan, “hiç bir cürüm”ün cezasiz kalmayacagi fikrinin sürdürülebilmesidir. Hasan bey böyle bir vicdanin sahibi midir gerçekten bilmiyorum ama, bir vicdan sahibinin kalp sizisinin yüzlerce yili asan bir sizi oldugunu hepimize hissettirmesi yabana atilamaz. Sehzade Mustafa’nin katlinden hesap sormayi, katledilen binlerce masumun hesabinin sorulmasi olarak da anlamaya egilimliyim ben. Hak etmedigi halde “kanuni” olarak da nitelendirilmis bir egemenin, kanunla falan hiç bir ilgisinin olmadigini, hiç degilse simdi bir “karar”a baglamak ne güzel olurdu.
Meseleyi Hasan beyin biraktigi yerden ele alacak bir babayigit umarim çikar. Evlat/torun katillerinin tarihteki hak etikleri yeri, yapip etmelerine uygun hak ettikleri sifatla almalari gerekir. Katile katil, Basçalan’a Basçalan demek lazim.
Tarihe,ahlaki anlamda tasimasi zor yük bindirmenin ne anlami var?
Di mi ama?