Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle
Açıklama: Nâzım Hikmet'ten önce yergi sonra övgü
Kategori: Kültür-Sanat-Edebiyat
Eklenme Tarihi: 19 Nisan 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 03:12
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=17553
Orhan Veli 100 yasinda…
Garip akiminin kurucusu,hem yikici hem de yapici,yenilikçi sair Orhan Veli; yasasaydi bugün 100 yasinda olacakti.
29 Mart 1950 tarihli gazetelerin mansetlerinde alisilmadik bir direnis haberi vardi. Nâzim Hikmet Türkiye’nin ilk siyasi açlik grevini baslattigini ilan etti. Sairler ve doktorlar telaslandi. Devlet saskinligini bir an önce atip geregini yapti. Istem disi tedavi ne direnci kirdi, ne de siir seven dünya kamuoyunu ikna etti. Grev sürdü. Nâzim’in kararliligi annesi ve okurlari tarafindan hassasiyetle karsilandi. Celile Hanim, Nâzim’dan bir hafta sonra Galata Köprüsü’ne bir minder atip oturmaya basladi. Eylemin belirleyeni bagdas kurmak degildi. Galata Köprüsü, Türkiye’nin ikinci siyasi açlik grevine sahne oluyordu. Nâzim’in annesinin ilk dava arkadaslari arasinda Neyzen Tevfik de vardi. On gün sonra gazeteler baska bir fotografi bastilar. Ankara’dan eyleme destek gelmisti. Genç bir sair, elmacik kemiklerindeki çukuru derinlestirmek suretiyle eyleme istirak etti. Nâzim’siz bir dünyada üç günlügüne beslenmeme karari aldi. O da vatan haini ilan edildi.

Bu çocuklarda bir ‘gariplik’ var
Mizika-i Hümayun’un klarnetçisi Mehmet Veli, yeni dogan ogluna Ahmet Orhan ismini takti. Ahmet kendisinin ve babasinin ikinci isimlerini yan yana getirip kullandi. Bu aliskanligi soyadi kanunundan sonra da devam etti. Çocuklugu bir devrin sonuna denk geldi. Son halife 2. Abdülmecit’in tertip ettigi merasiminde Osmanli’yla son hatirasini yasadi. Yildiz Sarayi’ndaki toplu sünnet merasiminde gözyasi döken onlarca çocuktan biriydi. Devir degisti. Cumhuriyet’in Mehmet Veli Bey’den bir istirhami vardi. Cumhurbaskanligi Senfoni Orkestrasi’nin ilk sefi ailesini alip Ankara’ya tasindi. Küçük Orhan, baskentte kendisi gibi haylaz bakan arkadaslar edindi. Kasket takacaklari yasa geldiklerinde Melih Cevdet ve Oktay Rifat’la beraber Ankara sokaklarinda sairlik etmeye basladilar. Gazi Lisesi’nin edebiyat ögretmeni, genç haytalari ilk övgü ve yergilerle tanistirdi. Lisenin bahçesinde Ahmet Hamdi Tanpinar’dan yenilen firçalar bir devri sonlandirmalarini engelleyemedi. Bu çocuklarda bir “gariplik” vardi. Orhan Veli, üniversite için Istanbul’a döndü. Gördügü her sey için, buldugu her yere notlar düsüyordu. Kese kagidina bile siir yazmaktan çekinmedi. Varlik dergisinin mürettibi genç sairin dizelerini nizama sokarken ne denli ses getirecegini tahmin etmemisti. Ankara’daki iki arkadasiyla bir çete kurmus gibiydiler. Giderek rahatsizlik vermeye basladilar. Aruz veznini darp eden kelime fedaileri, gelenekçilerin hismina ugradi. Onlar Çiçek Pasaji’nda ve baska meyhanelerde yarattiklari etkinin tadini çikartsalar da zaman zaman huzurlari kaçiyordu. Orhan Veli bu garipligin elebasi olarak aniliyordu.
Nâzim Hikmet’ten önce yergi sonra övgü
Aldigi elestiriler her zaman biçim odakli degildi. Zira dünya sairi Nâzim Hikmet’i de mesgul etmisti. Nâzim, Mehmet Fuat’a yazdigi bir mektupta “Mithat Cemal ne kadar sekilperestse, Orhan Veli de o kadar sekilperest” demistir. Hatta dil olarak solda görünmesine karsin muhteviyat olarak sagda, en sagda görmüstür Orhan Veli’yi. Fakat zamanla Nâzim’in kalbini fetheder. Aralarinda güçlü bir vefa olusur.
Orhan Veli Ankara’ya döndü. PTT müdürü olarak ise basladi. Okul arkadaslariyla tekrar bulustular. Bir gezintide Melih Cevdet direksiyon hakimiyetini kaybetti. Uçurumdan agir yarali olarak çiktilar. Orhan Veli günlerce komada kaldi. Kefeni yirtar yirtmaz ise koyuldular. Siirlerini bir kitaba doldurdular. Kitabin adi kendilerine yakistirilan lakabin ta kendisiydi. Garip kitabi, siirler kadar önsözüyle de deprem etkisi yaratti. Orhan Veli tarafindan kaleme alinan önsöz bir akimin basladigini haber veriyordu. Bu akima “Birinci Yeni” diyenler de oldu. Siire kasket takilmisti artik. Tramvayda, vapurda, kahvehanelerde dillere dolanan tuhaf dizeler gün geçtikçe yeni hayranlar edindi. Siir çetesine baska akranlari katildi. Abidin Dino, Necati Cumali, Sabahattin Eyüboglu, Bedri Rahmi gibi arkadaslariyla kendi dergilerini çikardilar. Yaprak dergisi 28 sayi kadar çikti. Siklikla rastlanan ekonomik sorunlar Orhan Veli tarafindan ustalikla çözülüyordu. Abidin Dino’un kendisine yaptigi resimleri elden çikartmak yöntemlerinden sadece bir tanesiydi. La Fontaine, Shakespeare ve diger çevirilerinin disinda siyasi yazilarina da rastlandi. Fakat o 36 yasina kadar herhangi bir kagidin basina öncelikle siir yazmak için geçti. Kagit çesitliligi peçeteleri bile kapsiyordu. Dalgin bir gününde yürüyüse çikti. Belediye, kazdigi sokakta erken paydos vermisti. Çukurdan güçlükle çikti. Basindaki küçük yarikla Istanbul’a döndü. Birkaç gün sonra ögle yemeginde fenalasti. Doktorlar raki sisesinde balik olmayi isteyen sairin saglik durumundan çok aliskanliklarini teshis ettiler. Alkol zehirlenmesi oldugunu varsayip mide serumu verdiler. Orhan Veli, beyin kanamasi sonucu çok erken yasta hayatini kaybetti. Yillar sonra Budapeste radyosunda siirleri baska bir sair tarafindan seslendirildi. Meshur söyleside Nâzim Hikmet, Orhan Veli Kanik’i çok duru sözlerle yürekten ve hasretle yad etti. Bu genç yasta ölen sairin, kendisinin özgürlügü için açlik grevine yattigindan söz ettikten sonra “Sere Serpe” siirini okudu. Sözlerini su yorumla bitirdi. “Ne güzel Türkçe, sonra nasil Istanbul,nasil Istanbul kizi...”
Serkan Bilgi