Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama: Eğitim,üretim içindedir
Kategori: Eğitim
Eklenme Tarihi: 18 Nisan 2014
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 21:53
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=17540
Köy Enstitüleri'nin 74. Kurulus Yildönümü Kutlu Olsun!
"Egitim,üretim içindedir"
Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940 yilinda 3083 sayili yasayla, dönemin Milli Egitim Bakani Hasan Ali Yücel ve Ismail Hakki Tonguç`un önderliginde kurulmustur. Köy Enstitüleri, kisa ömrü içinde çok sayida ögretmen yetistirmis, bu kurumlardan yetisen çok sayida egitmen, yazar ve bilim insani, toplumsal hayatin güzellesmesine ve ülke insanlarinin özgür bireyler olarak yetismesine önemli katkilarda bulunmustur.
Köy Enstitüleri, 1930`lu yillarda Türkiye nüfusunun yüzde 80`inin köylü oldugu, nüfusun yüzde 85`inin okuma yazma bilmedigi bir ortamda, çagdas köy kalkinma modeline uygun olarak yapilandirilan ve bugün bile birçok ülkeye örnek olabilecek, üretime dönük ögrenimi esas alan egitim kurumlari olarak bilinmektedir.
Köy Enstitüleri sadece ögretmen yetistiren kuruluslar olmayip, bulundugu çevreyi arastiran, gelistiren ve çevrenin kalkinmasini da üstlenmis kurumlar olarak ortaya çikmistir. Bu anlamda yerine getirdigi islevin önemi tartisilamazdir. Köy Enstitüleri kirsal yörede toplumsal, ekonomik ve kültürel kalkinmayi saglamak; bu alanda ilgili gerekli elemanlari yetistirmek için kurulan egitim kurumlari olmustur. Bu dönemde köy çocuklari egitildikten sonra köylerine tarimda, iste, sanatta, zanaatta ve saglik alanlarinda egitmen ya da ögretmen olarak geri gönderilmislerdir.
Çok degisik ve çarpici bir girisim olan Köy Enstitüleri hareketi belki de dünyaya örnek bir projedir. Ne yazik ki, Köy Enstitüleri`nin önemi aradan geçen bunca zamana ragmen yeterince anlasilamamistir. Köy Enstitülerine egitim anlaminda yüklenen sorumluluk agir ve anlamlidir. Köy Enstitüleri`ndeki anlayis o dönemde "Egitim, üretim içindedir" slogani olmustur. Türkiye`de o dönemde yasanan tüm imkânsizliklara ragmen, Köy Enstitüleri deneyimi, hep beraber ülkeyi kalkindirmak için üretmek ve hayata birlikte bakmayi hedeflemistir.
Köy Enstitüleri`nin en önemli özelliklerinden birisi, günümüz Türkiye`sinin bir türlü kurtulamadigi ezberci, sinav merkezli egitim sistemine degil, gerçek anlamda ögrenci merkezli, ögrencilerin yaparak ve yasayarak ögrenme sürecini ilke edinen bir egitim-ögretim ortami yaratmis olmasidir.
Enstitüler`de kararlar yönetici-ögretici-ögrenci üçlüsünün katki ve onayiyla alinmistir. Bugün egitim politikalarinin, 4+4+4 uygulamasinda oldugu gibi AKP`nin siyasal-ideolojik hedefleri dogrultusunda "tek merkezden" ve tüm topluma yönelik bir dayatma olarak alindigi dikkate alindiginda, Türkiye`de egitim sisteminin yillardir neden derin bir kaosun içine itildigi çok daha iyi anlasilmaktadir.
O döneme ülkemizin karsi karsiya bulundugu zorlu kosullar ve uluslararasi dinamiklerin ülkemiz üzerinde kurduklari psikolojik etkinin sonucu Köy Enstitüleri soguk savasa kurban edilip kisa sürede kapatilarak tarihin tozlu raflarina kaldirilmistir.
Bugün ögretmen yetistirmeden baslayarak egitim sisteminin yasadigi pek çok sorunun kaynaginda Köy Enstitüleri`in kapatilmasi yatmaktadir. Köy Enstitüleri`nin kapatilmasi ülkemizdeki aydinlanma sürecinin durdurulmasi ve demokratik isleyisin sekteye ugratilmasi anlamina gelmis, genel anlamda da demokrasimizin derin bir yara almasi sonucunu dogurmustur.
Egitim Sen, Köy Enstitüleri`nin ilerici, demokrat ve aydinlanmaci gelenegine sahip çikmayi sürdürecek, egitim sistemini kendi çikarlari dogrultusunda biçimlendirmek isteyenlere karsi yürüttügü mücadelesinden asla geri adim atmayacaktir.

GIRESUN EGITIM SEN SUBE YÜRÜTME KURULU
KÖY ENSTITÜLERI...
74 yil önce 17 Nisan 1940 tarihinde , Cumhuriyet Tarihimizin en önemli aydinlanma hamlelerinden biri olan Köy Enstitülerinin kurulusu kabul edildi. Ancak, kurulus fikri ve hikayesi Atatürk’e kadar uzanir.
Kurtulus savasi sonrasinda vatandaslarin sadece %3-4 'ünün okuma yazmasi vardi. Neredeyse tüm Anadolu okulsuz ve ögretmensizdi. Halkin %80'i köylerde yasiyordu. Atatürk ilk defa Köy Enstitülerinin kurulmasini önerdi ve askerligini çavus olarak yapmis erlerden köy ögretmeni yetistirilip köylerine ögretmen olarak gönderilmesini uygulamaya geçirdi.
17/04/1940 tarihinde , dönemin Basbakani Ismet Inönü tarafindan Köy Enstitülerinin kurulusu resmi olarak gerçeklestirildi.
Köy enstitüsünü bitiren bir ögretmen sadece bir ilkokul ögretmeni olmuyor ayni zamanda ziraat, saglik, duvarcilik, demircilik, terzilik, balikçilik, aricilik, bagcilik ve marangozluk konularini da uygulamali olarak ögreniyordu. Enstitülerin hepsinin kendisine ait tarim arazileri, atelyeleri vardi. Bu sayede ögretmenler kendi okullarini gittigi köyde köylülerin isbirligi ile insa ediyordu.
Köy enstitülerinden mezun olan ögretmenlere yetistirildikleri bransa ve gönderilecekleri köye göre 150 parçaya varan alet ve edevat veriliyordu. Ögretmenler köylülerin de yardimiyla köy okulunu insa ediyor ve köylülere hem modern tarim tekniklerini hem de okuma yazmayi ve hatta müzik aletleri çalmayi ögretiyordu.
Dönemin Milli Egitim Bakanligi , dünya klasiklerini Türkçeye tercüme ettirmisti. Köy enstitüleri ögrencilerinin bu romanlari okumalari tesvik ediliyordu. Bu sayede zeki köy çocuklarindan engin entellektüel birikimleri olan aydinlar olusuyordu. Asik Veysel bile, köy enstitülerinde müzik derslerinde ögrencilere baglama çalmasini ögretiyordu.
1945 li yillardan sonra Amerikan yardimlari gündeme gelince, Köy Enstitülerindeki sistemin Sovyet sistemine benzedigi iddialari bilinçli olarak ortalarda dolasmaya basladi. Köy Enstitülerinin, komünistlerin yetistigi yuvalar oldugu söylenerek saldiri kampanyalari baslatildi.
Hatta, TBMM bütçe görüsmelerinde bir muhalif milletvekili “Köylere giden enstitü mezunlari kendilerini birer Atatürk zannediyorlar “ demesi üzerine dönemin Milli Egitim Bakani Hasan Âli Yücel, “Bu çocuklarin her birinin birer Atatürk olmasi temenni edilir “ seklinde cevap vermisti.
Ve sonuçta ABD , “Truman Yardimi” kapsaminda Türkiye’ye yardim etmesinin sarti olarak bu okullarin kapatilmasini açikça talep etti. Cumhuriyetimizin varolus serüvenin ve aydinlanmamizin en önemli parçalarindan biri olan Köy Enstitüleri , resmi kurulusundan 14 yil sonra, 1954 yilinda kapatildi.
14 yil önce çok sevdigi Anadolu topragina verdigimiz FAKIR BAYKURT , Köy Enstitüleri"nin yetistirdigi sayisiz memleket ve insan sevdalisi yazardan sadece biriydi.
"Benim yazma yöntemim "Katilimcilik" olarak özetlenebilir. Köylümün yasamini da öyle yazdim" diyen Fakir Baykurt , Köy Enstitülerini;
"... Klasiklerin en iyi okuru enstitülü gençlerdi. Ceplerimizi ona göre yaptirirdik, kitap sigsin. Kiz arkadaslarimiz koyun kuzu gütmeye giderken, torbaya azikla birlikte kitap da katardi..." diye anlatir.
1954 ten bu yana maalesef yerine bir sey koyamadik.
Eger bu uygulama devam etse idi bugün nerelerde olurduk konusunu sizlerin takdirlerine birakiyorum.
AA