Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 12 Nisan 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 03:09
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=17478
AKP seçmenini tanidiniz mi? – Mustafa Sönmez (mustafasonmez.net)
Yerel seçimlerin ardindan yapilan birçok degerlendirmede, seçimin sonucunun ortaya çikardigi “vahim gerçegin” yeterince anlasilamadigi görülüyor. Bu da birçok kisiyi karamsarliga itiyor.
31 Mart sabahi sandiga giderken seçmenin belleginde bakin neler vardi; her seçmen hangi “arsiv”le oy kullanmaya gitti, siralayalim;
Halkbank Genel Müdürü’nün evinde, ayakkabi kutulari içine saklanmis durumda 4.5 milyon dolar para çikti. Eski Içisleri Bakani Muammer Güler’in oglunun evinde 1 milyon 200 bin lira nakit para, para sayma makinesi, 6 çelik kasa bulundu. Güler, ogluna “Isadamina danismanlik yapiyorum de” diye ögüt vermisti. Güler’in, Iranli Zarrab’i ve yakinlarini TC vatandasi yapmak ve ayagina dolanan polis müdürünü görevden alarak isadamina özel koruma saglamak için 10 milyon dolar aldigi iddialari fezlekeye girdi.
Eski bakanlardan Zafer Çaglayan’a ayni isadami 700 bin liralik saat hediye etti, özel uçagiyla ailecek umre gezisine gönderdi. Çaglayan’in adinin bir rüsvet listesinde yer aldigi, 20 milyon dolarin üzerinde rüsvet verildigi fezlekeye girdi.
Eski bakanlardan Egemen Bagis’a çikolata tepsisi ve elbise torbalan içinde milyonlarca dolar verildigi fezlekeye girdi.
Ülkenin Basbakan’in, istedigi isadamina ihale verdigi, begenmediklerine verilen ihaleleri iptal ettirdigi ortaya çikti.
Basbakan’a deniz kenarinda villalar verildigi ortaya çikti.
Basbakan’in ogluna “Evdeki “paralari sifirlayin” talimati verdigini tapelerden duyduk, evdeki paralarin dagitila dagitila bitirilemedigini, elde kalan 30 milyon Euro’nun “villa alinarak eritilmeye çalisildigini” dinledik.
Isadamlarina havuz kurdurularak medya kuruluslarinin el degistirdigini ögrendik. Basbakan’in oglunun kurdugu vakfa, devlet ile is yapan isadamlarinin milyonlarca Euro bagista bulunduklarini ögrendik.
Basbakan’in, Adalet Bakani’na talimat vererek yargiya müdahale çabasi içinde oldugunu, bazi davalardan mahkûmiyet çikmasini istedigini ögrendik.
Deniz Baykal’a ve bazi MHP’lilere kurulan santaj tuzaklarinda hükümetin parmagi oldugu anlasildi. Ve daha neler neler…
SEÇMENE GELINCE…
Bunlari sagir sultan bile duydu. 53 milyon oy hakki olup da sandik basina giden 47 milyonu, yani yüzde 89’u da duydu bunlari. Bu duyumlarla, bu bellekle sandiga giden seçmenlerden 20 milyonunun RTE ve çevresine “Evet” oyunu vermesi, üzerinde tekrar ve tekrar düsünülmesi gereken bir durumdur.
Yolsuzluk, rüsvet ahlak disi bir tutumdur ve bunu yapanlari yeniden seçerek bu ahlaksizliga karsi olmak bir yana, destek verildigi söylenebilir ki, bunu az sayida bir grup yapsa olabilir, der geçersiniz ama 20 milyonluk bir AKP seçmeninden söz ediyoruz. Hüseyin Yayman isimli bir ekran gülü, seçmenin oy verdigini ama “yolsuzluklardan hesap sorulmasini bekliyoruz” mesajiyla verdigini söyleyip duruyor. Nasil anlamis bunu Yayman? Mazeret pusulasi mi iletmisler tek tek…Seçmenin, “Yapilmissa da hayir isleri için yapilmistir, kisisel amaçlar için kullanilmamistir” diye düsünmesi de bir baska vehamet !..Hukuk devletine inançsizligin, hukuk devleti kapsaminda kamu kaynaklarini kullanmak yerine, asli rüsvet, yolsuzluk kaynagi olan milyarlarca liralik kaynagin ikinci “örtülü” yasa disi ödenek olarak kullanilmasina riza göstermek vahim ötesidir!.. Böyle bir seye onay veren kitleler, sadece biat eder, birey olamaz, böyleleri ile demokrasi filan degil, ancak okkali bir fasizm insa edilir!..
MESAJ AÇIK…
Seçim sonuçlarinin ortaya koydugu ve RTE ile kligini cesaretlendiren net bir mesaj var; Bundan sonra, islenmis suçlarin üstüne her gidis, “Hirsizliklar ne oldu?” diye her soru, bu kitle tarafindan “sivrisinek viziltisi, yine ayni terane”, olarak nitelendirilecektir. Ortaya artik ne usulsüzlük çikarilirsa, bu kitle bunu “yeni bir komplo” olarak niteleyecektir. Bu da RTE ve kligini daha da cesaretlendirecektir. Arkada, yüzde 43-45’i bulan bir sandik onayi varken yasa, Anayasa hak getire diyerek, bildiklerini okuyacaklardir. Twitter yasagini kaldiran Anayasa Mahkemesi’ne saygi duymadigini bildirmek bu cüretin yeni bir örnegidir. Rejim, hukuk karsisinda tek güvence olarak bu “sandik” rizasina güvenmis ve en azindan simdilik hukuk, sandik karsisinda aciz kalmistir, ama simdilik…
Kuvvetle vurgulamak istedigim sudur; AKP’nin arkasindaki bu kitle, bir zamanlar ANAP’in arkasinda olan kitle degildir. Bazi analojiler yapilarak ANAP nasil eridiyse, AKP de öyle erir, denilmektedir. Yanilticidir. RTE ve kligi yillara yayilan biçimde açikça “Dokunulmaz olduklarina” abartili güvenle çesitli suçlar islemislerdir.Yapilan bir kozmik toplantida RTE’nin su sözleri sarf ettiginden söz edilmektedir; “Ya bu seçimden ne yapip edip galip görünecegiz ya da hepimiz Mamak Cezaevi’ni boylayacagiz”. Bu bir rivayet degilse bile gerçegin dogru ifadesidir. Türkiye toplumu hiçbir zaman, muhalefete düsmüs ana muhalefet lideri, bir RTE görmeyecektir. Ya fasist bir yönelisin koyulasmasidir sonuç ya da radikal bir son!..Bunun ortasi olmayacaktir. Sandiga canhiras biçimde sarilma, hile-hurdayi pervasizca icra, bu nedene dayanmaktadir.
ISBIRLIKÇILIK
Bazilari için dile getirilmesi aci da olsa, AKP’ye oy veren 20 milyonun tamami olmasa da önemli bir kismi, bu bahiste gönülden isbirlikçi davranmakta, RTE’nin kaybini her hal ve sartta kendi kayiplari, “zaferini, kendi zaferleri” olarak görmektedirler. Bunlar arasinda AKP döneminde ise girdigi için bunu bir lütuf olarak gören isçiler de vardir, AKP döneminde karisini, kizini diledigi kilikta devlet kurumlarina, okula sokabildigi için AKP’ye minnettar olan da vardir, AKP’nin müteahhit aginda is alabilen küçük taseron da vardir, AKP’li oldugu için rakibini dize getiren sendikaci, meslek kurulusu yöneticisi, bürokrat, polis sefi, subay vb . de vardir.
Daha da korkutucu olan, AKP ile her isbirligi yapanin bal tutarak parmagini yaladigini görenin güçlüden yanatercih kullandigi ve “bir seyin degisecegi yok, en iyisi ben de o taraftan görüneyim”, egiliminin güç kazanmasidir. Kürt siyasetinin yakindan tanidigi Ümit Firat, Zaman gazetesinde yer alan söylesisinde Kürt seçmenlerin bölgede BDP’ye, Bati’da ise AKP’ye oy vermis olabileceklerini ifade etmis. Önemli bir iddiadir, çünkü bazi Kürt seçmenler bile, kendi beklentilerinin, tüm hastalikli yapisina ragmen, CHP ve diger partilerce degil, ancak AKP ile yerine getirilebilme ihtimaline inanmaktadirlar. Bu da örtülü olarak “güce inanma, güçe tapinma”nin bir baska tezahürüdür.
BIZ VE ONLAR…
AKP’nin belki de Türkiye tarihinde hiçbir siyasi parti örneginde görülmedik biçimde böyle bir parti-kitle iliskisini 12 yilda gerçeklestirmis olmasi önemlidir. Bu yapi, yasanan 3 genel seçim, 3 yerel seçim ve bir referandum sinavinda pekiserek büyüdü , ancak 2009 yerel seçiminde küçük düsüsler gösterdi . Bu trend, RTE’nin “Biz ve onlar” biçimindeki ayristirma, kutuplastirma, bunun gevsedigi zamanlarda yüksek gerilimle ayrismayi körükleme politikalarinin basariya ulasmasiyla gerçeklesmistir.
Böyle bakinca, CHP’nin son seçimde, AKP’ye karsi, kimle, nerede kazanabileceksek, onunla; mesala Istanbul’da “Çare Sarigül” demesi, belki de bu kaçinilmaz “çaresizligin” sonucudur.
Hiç olmasa bundan sonrasinda farkinda olunmasi gereken sey, AKP’nin bu kitle iliskisinin kimyasidir; bu kitlenin büyük hayal kirikliklari yasamadikça RTE’nin her despotlugunun, anti-demokratikliginin arkasinda duracagi, bunun için gerekirse sokaga da inecegi, paramiliter kadrolasmaya gidecegi bir gerçektir. Bu güç gösterisinin, yeni kararsiz ve ümitsiz kitleleri de pesine takabilecegini unutmamak gerekiyor.
RTE için de, rejimin eksik kalan insasi sürecinde her hukuksuzlugu yapabilmenin sigortasi, bu kitleyi arkasinda tutmaktir. Bunun için de onu hosnut kilmak, onun istedigi seylere direnmeyip vermektir.
KAYIRMA…
Ekonomik türbulanslarin tek basina AKP kitlesini eritecegini ummak, bos bir hayaldir. RTE, dünya gerçegi ile hareket etmeye çalisan Babacan, Simsek gibi bakanlarina ragmen, ekonomiyi de “biz ve onlar” seklinde dizayn etmektedir ve edecektir. Son örnek, faizleri indirin, talimatidir. Burada önemli olan, ekonominin tümüne böyle bir kararin etkisinin ne olacagi degil, RTE’ye biat etmis basta insaatçilar olmak üzere diger is dünyasinin beklentileri ve çikarlaridir. Onlara iyi gelen, partiye iyi gelecektir ve gerisi teferruattir. Keza, yasanabilecek bir türbülansta da “bizden olanlara” maliyenin kaynaklari öncelikle kullandirilirken “onlar”a zirnik koklatilmayacak ya da kaosun yükünü “onlara” ödetecek politikalar izlenecek, AKP’li kitle yine ayakta tutulacaktir.
VE KÜRT KARTI…
Yakin gelecekte RTE’yi bekleyen önemli bir satranç hamlesi, Kürtlerin talepleriyle ilgilidir. AKP’nin muarizlarinin ekonominin yani sira ikinci umutlari, RTE’nin Kürtlere istediklerini (her neyse o, anlamak kolay degildir) vermeye kalkarken kitle kaybetmesidir. Kürt siyaseti bunca yasananlara ragmen, geçen yil umdugu “Kazan-kazan mümkün” beklentisini koruyor mu, bilmiyorum. Açik olan su ki, mesele, bir kiymik kayip bile olacaksa, buna RTE’nin hiçbir sekilde yanasmayacagi, gerekirse Kürt siyaseti ile sicak savasi göze alacagi ve bunu da kitlesini yeniden konsolide etmenin araci olarak kullanmaya çalisacagidir.
***
Bütün bu durumdan elbette ümitsizlige kapilmamak, ama yanlista da israr etmemek gerekiyor. Öncelikle aynayla yüzlesmek, yapilmis hatalarla ve karsi karsi karsiya oldugumuz resim ile yüzlesmek gerekiyor. Bu yapilabilirse, dogru bir mücadele hattinin yakalanmasi, AKP’nin oyunlarinin bozulmasi, hâlâ mümkündür. Çünkü Tarzan hâlâ zor durumdadir…