Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama: Sevra Baklacı yazdı
Kategori: Güncel
Eklenme Tarihi: 12 Nisan 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 01:29
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=17477
AKP’nin yargilanmaktan baska sansi yok..
Uluslararasi güçlerin Suriye’yi sikistirma hamlelerinden biri de “kimyasal saldiri” meselesiydi.
21 Agustos 2013’te Sam yakinlarindaki Dogu Guta’da gerçeklestirilen kimyasal saldirida yüzlerce insan hayatini kaybetmis; saldiri sonrasina iliskin çogunlugu çocuk olan cesetlerin fotograflari yayinlanmis ve Suriye’ye karsi müthis bir provokasyon ortami yaratilmisti. Türkiye, derhal Suriye’ye müdahale çagrisinda bulunmus; Amerikan yönetimi kimyasal silah kullanilmasi nedeniyle ‘kirmizi çizgi’sinin ihlal edildigini bildirerek Suriye’ye karsi askeri müdahale için dügmeye basmisti. Tüm dünya Amerika’nin saldirisini beklerken Obama, Kongre’ye basvurma karari alip harekâti ertelemis ve Rusya’nin da araya girmesiyle Suriye kimyasal silah stokunu eritme sözü vermis ve bu plan geçici süreligine de olsa ertelenmisti.
Dünyaca taninan gazeteci Seymour M. Hersh ise, birkaç gün önce London Review of Books sitesinde yayinlanan ‘The Red Line and the Rat Line’ baslikli makalesinde Suriye’de düzenlenen kimyasal (sarin gazi) saldirinin, bizzat Basbakan Tayyip Erdogan’in bilgisi dahilinde Türkiye tarafindan yaptirildigini ileri sürdü.
Sarin gazi sonrasi yapilan provokasyon aklima geldikçe öfkeme hakim olamiyorum. Basbakan Dogu Guta’daki kimyasal saldiri sonucu Rize’de yaptigi konusmada aynen sunlari söylüyordu: “Özellikle evvelki sabah o yavrularin cansiz bedenlerini gördük degil mi? Orada kan, kursun izi yoktu. Çünkü o yavrular maalesef kimyasal silahlarla sehit edilmislerdi. Ama suna inaniyoruz ki bu Besar Esad’in son çirpinislaridir. Çünkü muntakim olan Allah’a inaniyorum ki bunun hesabini en kisa zamanda ondan soracaktir. Bu yavrularin intikamini onlardan alacaktir.”
Davutoglu ise “Bu bir insanlik suçudur ve bu insanlik suçu karsiliksiz birakilamaz. Müeyyidesi ne ise onun geregi yapilmali. Yoksa uluslararasi hukuktan, yoksa insanlik vicdanindan bahsetmenin anlami kalmaz” demis ve Suriye’ye askeri müdahale için elinden gelenin fazlasini yapmisti.
Geçtigimiz günlerde sosyal medyaya sizan ortam dinlemelerinde Suriye’ye savas açabilmek için nasil gerekçeler bulunabilecegini tartisan ve aralarinda Disisleri Bakani Davutoglu’nun da isimlerin “Gerekirse Suriye’ye dört adam gönderirim. Türkiye’ye 8 füze attirip savas gerekçesi üretirim, Süleyman Sah Türbesine’de saldirtiriz” demesi de, “savas halindeyiz” dedigi bir ülkenin insanlari bir yana ülkeyi savasa sokmak için kendi insanlarini da öldürebilecek kadar çigirlarindan çiktiklarini gösteriyor.
Tüm bunlar birçok insan gibi benim de aklima ister istemez Reyhanli patlamasini getiriyor. 11 Mayis 2013’te, Hatay’in Reyhanli ilçesinde meydana gelen ve resmi rakamlara göre 52 kisinin yasamini yitirdigi patlama konusunda daha önce El Kaide’yi aklayan açiklamalar yapilmis geçtigimiz günlerde ise AGIT toplantisinda Büyükelçi Tacan Ildem Reyhanli saldirisini El Kaide’nin yaptigini itiraf etmisti.
Yaklasik iki hafta önce Reyhanli saldirisi suçlamasiyla içeride bulunan Antakyali bir gencin ailesini ziyaret ettim. Annesi patlamanin ardindan enkazin basinda kollarini iki yana açan kadin gibi kollarini açmis agliyor ve beddua ediyordu. Reyhanli Patlamasindan El Kaide sorumlu ise su anda o insanlar neden hala ceza evinde?
Tüm olanaklarini devreye sokup komsu ülke ile savas halinde olan radikal Islamci teröristlerin katliamlarina ortak olarak Suriye’ye karsi üst üste savas suçu isleyen AKP hükümetinin yargilanmaktan siyrilma sansi kalmamistir.
Seymour Hersh kimyasal saldiri haberinin arkasinda Pulitzer ödüllü ABD’li gazeteci Seymour Hersh, "The Red Line and The Rat Line" (Kirmizi Hat ve Gizli Hat) adli makalesinde yer verdigi, geçen yil Agustos ayinda Suriye’de düzenlenen kimyasal saldirinin arkasinda Türkiye hükümetinin oldugu bilgisinin arkasinda duruyor.
BBC Türkçe'den Çagil Kasapoglu'nun haberine göre, Amerikali istihbarat yetkililerinin ifadeleri ve istihbarat belgelerine dayandirilan yazida, saldirinin Milli Istihbarat Teskilati (MIT) ve jandarmanin bilgisi dahilinde El Kaide baglantili El Nusra Cephesi tarafindan gerçeklestirildigi iddia ediliyor.
LRB’de (London Review of Books) yayimlanan haberdeki iddialara göre Türkiye’nin amaci, kimyasal silah kullanimini ‘kirmizi çizgisi’ olarak belirleyen ABD’yi, “Suriye’ye askeri harekât düzenlemeye zorlamakti.”
BBC Türkçe’nin sorularini yanitlayan Hersh, makalesinde referans verdigi belge disinda da belgeler oldugunu ve bu belgelerde ‘El Nusra’nin egitimine MIT ve jandarmanin dâhil olduguna’ iliskin bilgiler yer aldigini da su sözlerle ifade etti:
“Türkiye’de MIT ve jandarmanin, [El Nusra’nin] egitilmesine, bu kimyasal silahlari nasil kullanacaklarini ögrenmelerine yardimcisi olduklarindan süphelenmek için bazi sebepler oldugu belirtiliyor.”
Hersh söyle devam etti: “Bu belge Agustos ayinda geldiginde gaz saldirisi gerçeklesti. Tek süpheli Suriye ordusuydu. Ama normal, standart bir düsünce yapisinda diger tarafin da gaza sahip oldugu bilgisi varken, diger tarafin da yapmis olabilecegi düsüncesi de olmaliydi. Ama tek süpheli Besar Esad’di.”
Seymour Hersh, “Makalede yer alan iddialar ABD yönetimindeki karar mercilerin görüsü mü, yoksa kaynaklarin bireysel görüsleri mi?” sorusuna da su yaniti verdi:
“Ben,ABD Baskani’na giden ve Guta’nin dogusunda elde edilen sarinle, Suriye ordusunun mühimmat deposundaki sarinin ayni olmadigini söyleyen ABD Genelkurmay Baskanligi’ndaki isimler hakkinda yaziyorum. Dolayisiyla bunlarin yalnizca ‘disaridakiler mi’ yoksa ‘içeridekiler mi’ olduguna siz karar verin. Tabi ki bunun hakkinda konusmayacagim.”
'Savasi Esad kazanir'
BBC'nin 'The World Tonight' adli radyo programina da katilan Hersh, savasin 'uzun dönemde sonuçlarinin ne olacagi' sorusuna ise "Savasi Besar Esad kazanir ve Türkiye dahil bölge büyük bir karmasaya sürüklenir" cevabini veriyor.
ABD’nin Suriye’ye askeri müdahaleye yanasmamasi üzerine, Ankara ve Washington arasinda gerginlik yasandigi algisi olusmustu.
ABD’nin, Suriye’nin elindeki tüm kimyasal silahlari uluslararasi topluma devretmeyi kabul etmesini ‘askeri operasyonu önleyecek bir gelisme’ olarak nitelemesini Disisleri Bakani Ahmet Davutoglu, ‘kozmetik bir yöntem’ olarak elestirmis ve su yorumu yapmisti:
“Bugün böyle kozmetik bir yöntemle eger geçmiste uygulanan o büyük suçu unutturmak adina nerede oldugunun tespit edilmesi bile aylar alacak olan bir kimyasal silahlar envanterinin çikarilmasi veya devri gibi bir konuyla zaman kazandirilmaya çalisilirsa, Besar Esad’in bundan sonraki katliamlarina yesil isik yakilmis olur”

Sevra Baklaci - soL Haber