Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle


Saygıyla anıyoruz...


Açıklama: Komünal bir hayat için kendi hayatını ve ailesinin de hayatını feda eden adam
Kategori: Güncel
Eklenme Tarihi: 15 Mart 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 07:56
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=17224


Saygiyla aniyoruz...

Karl Marks - Feuerbach Üzerine Tezler

1845 ilkyazinda Marx, tarafindan yazilmistir; Özgün basimi Engels tarafindan 1888'de, kendi yazdigi Ludwig Feuerbach ve Klâsik Alman Felsefesinin Sonu'nun, ayri basiminin Ek'inde yayinlanmistir.

"Feuerbach Üzerine Tezler", Marx tarafindan, kendisine ait tarihsel materyalizm teorisini, esas olarak tamamlamis ve materyalizmi insan toplumunu kapsayacak biçimde genisletmis oldugu 1845 ilkyazinda Brüksel'de yazilmistir. Engels'e göre bu "yeni dünya anlayisinin dahiyane tohumunun atilmis oldugu ilk belge" idi. (Bkz: K. Marx, F. Engels, Felsefe Incelemeleri, Sol Yayinlari, Ankara 1975, s. 9.)

"Feuerbach Üzerine Tezler"inde, Marx, Feuerbach'in ve ondan öncekilerin materyalizmlerinin temel kusurlarini -edilgin, sezgisel yaklasimlarini ve insanin devrimci eyleminin, "pratik-elestirel" eyleminin önemini anlayamamalarini- ortaya koymaktadir. Marx, dünyanin kavranmasinda ve degistirilmesinde devrimci pratigin oynadigi belirleyici rolü vurguluyor.

"Tezler", Marx'in 1844-47 tarihli ve "Feuerbach'a Iliskin" baslikli "Notdefterleri"nde yer almaktadir. Engels "Tezler"i 1888'de yayinlarken, Marx'in yayinlamayi düsünmedigi bu belgeyi okur için daha anlasilir hale getirmek üzere bazi degisiklikler yapmisti. Bu metin, Engels'in baskiya hazirladigi metindir; su farkla ki, 1888 baskisinda bulunmayan italikler ve tirnaklar -Marks'in el yazmasina dayanilarak- buraya konulmustur. "Feuerbach Üzerine Tezler" basligi Marksizm-Leninizm Enstitüsü tarafindan konulmustur.

1.Feuerbach'inki de dahil olmak üzere simdiye kadar varolan tüm materyalizmin baslica eksigi, seyin [Gegenstand], gerçekligin, duyusalligin duyusal insan faaliyeti, pratigi olarak degil, öznel olarak degil, yalnizca nesne [Objekt] ya da sezgi [Anschauung] olarak kavranmasidir. Böylece etkin yön, materyalizme karsit bir biçimde, idealizm tarafindan gelistirilmis oldu - ama yalnizca soyut olarak, çünkü idealizm, bu biçimdeki gerçek, duyusal eylemi elbette bilmez. Feuerbach, düsünce nesnelerinden gerçekten farkli duyusal nesneler istiyor, ama insan faaliyetinin kendisini nesnel [gegenständliche] faaliyet olarak kavramiyor. Böylece Hiristiyanligin Özü'nde teorik tutumu, biricik gerçek insan tutumu olarak görüyor, oysa pratik yalnizca igrenç, Yahudice görünüm biçimi içerisinde kavraniyor ve sabitlestiriliyor. Böylece "devrimci" faaliyetin, "pratik-elestirel" faaliyetin önemini anlamiyor.

2.Nesnel [gegenständliche] hakikatin insan düsüncesine atfedilip atfedilmeyecegi sorunu -bir teori sorunu degil, pratik bir sorundur. Insan, hakikati, yani düsüncesinin gerçekligini ve gücünü, bu dünyaya aitligini [Disseitigkeit] pratikte kanitlamalidir. Pratikten yalitilmis düsüncenin gerçekligi ya da gerçeksizligi konusundaki tartisma, tamamiyla skolastik bir sorundur.

3.Ortamin degistirilmesine ve egitime iliskin materyalist ögreti, ortamin insanlar tarafindan degistirilmedigini ve egiticinin kendisinin de egitilmesi gerektigini unutur. Bu yüzden de, toplumu, biri toplumdan üstün olan iki kisma ayirmak zorunda kalir. (Örnegin Robert Owen'da.)

Ortamin degistirilmesi ile insan faaliyetinin ya da kendi kendini degistirmenin çakismasi, yalniz devrimci pratik olarak kavranabilir ve ussal biçimde anlasilabilir.

4.Feuerbach, dinsel kendine-yabancilasma olgusundan, dünyanin biri dinsel, biri yersel dünya olarak ikilesmesi olgusundan hareket ediyor. Yaptigi is, dinsel dünyayi layik temeline oturtmaktan ibarettir. Oysa bu layik temelin kendi kendisinden kopmasi ve kendisini bagimsiz bir diyar olarak hayal alemine yerlestirmesi olgusu, ancak bu layik temelin kendi kendisini bölmesi ve kendi kendisiyle çelismesi ile açiklanabilir. Dolayisiyla bu sorunun kendisi, ilkin, kendi çeliskisi içerisinde anlasilmali ve, ardindan da, bu çeliskinin ortadan kaldirilmasiyla pratik içerisinde devrimcilestirilmelidir. Su halde, örnegin, dünyasal ailenin, kutsal ailenin gizemi oldugu bir kez kesfedildikten sonra, dünyasal ailenin kendisi de teorik ve pratik olarak yok edilmelidir.

5.Soyut düsünme ile yetinemeyen Feuerbach, sezgiye basvuruyor; ama duyusalligi pratik-duyusal faaliyet olarak kavramiyor.

6.Feuerbach, dinsel özü insansal öze indirgiyor. Ama insansal öz, tek tek her bireyin dogasinda bulunan bir soyutlama degildir. Gerçekligi içerisinde, bu, toplumsal iliskilerin bütünüdür.

Bu gerçek özün elestirisine girmeyen Feuerbach bunun sonucu olarak:

1. Tarihsel süreçten uzaklasmak ve dinsel duyguyu [Gemüt] kendi basina bir sey olarak saptamak ve soyut -yalitilmis- bir insan bireyini varsaymak zorunda kalmistir.

2. Dolayisiyla insansal öz, onda ancak bir "tür" olarak, birçok bireyi salt dogal olarak birlestiren içsel, dilsiz bir genellik olarak anlasilabilir.

7. Bunun sonucu olarak Feuerbach, "dinsel duygu"nun kendisinin bir toplumsal ürün oldugunu, ve tahlil ettigi soyut bireyin de gerçekte belirli bir toplum biçimine ait oldugunu görmüyor.

8. Tüm toplumsal yasam, özünde pratiktir. Teoriyi gizemcilige saptiran bütün gizemler, ussal çözümlerini insan pratiginde ve bu pratigin anlasilmasinda bulurlar.

9. Sezgisel materyalizmin, yani duyusalligi pratik faaliyet olarak anlamayan materyalizmin ulastigi en yüksek nokta tek tek bireylerin ve burjuva toplumun sezgisidir.

10. Eski materyalizmin bakis açisi burjuva toplumdur, yeni materyalizmin ise insan toplumu, ya da toplumsallasmis insanliktir.

11. Filozoflar dünyayi yalnizca çesitli biçimlerde yorumlamislardir; oysa sorun onu degistirmektir.

En sonunda, insanin ayrilmaz parçasi olan her seyin alisveris ve pazarlik konusu oldugu zaman gelip çatti. Bu, o zamana kadar el degistiren fakat ticaret konusu olmayan, erdem, duygu, kanaat, bilgi ve bilinç gibi seylerin de ticaret konusu oldugu bir zamandir. Tek kelimeyle her sey ticaret konusu oldu. Bu genel kokusma ve evrensel ölçekli alisveris dönemidir.

"Insani insan olarak, dünyayla iliskilerini de insani iliskiler olarak kabul ederseniz, sevgiyi yalniz sevgiyle, güveni yalniz güvenle degis-tokus edebilirsiniz...

Karsiliginda sevgi uyandirmadan seviyorsaniz, yani sevgi olarak sevginiz karsilikli sevgi yaratmiyorsa, seven bir birey olarak disavurumunuzla kendinizi sevilen bir birey yapamiyorsaniz,sevginiz bir talihsizliktir."

KARL MARX

https://www.facebook.com/CanikaMaviUmutPitoreskUtopia

Karl Heinrich Marx - (5 Mayis 1818 Trier - 14 Mart 1883 Londra)

Komünal bir hayat için kendi hayatini ve ailesinin de hayatini feda eden "büyük insanligin" büyük kura...Devamini Gör 

Karl Marx Kimdir?


BiyografisiKomünizm'in ilk ve en büyük temsilcilerinden birisi olan Alman filozof ve ekonomistçi.

Komünizmin kurucularindan olan Karl Marx, 5 Mayis 1818’de Almanya’nin Trier kentinde dogdu. Babasi avukat Hirschel Marx, annesi Henrietta Marx idi.

Ailesi Karl henüz bir çocukken Yahudilikten vazgeçip, Protestanligi seçti. Trier’de klasik egitimini tamamlamis olan Karl Marx, daha sonra Bonn Üniversitesinde hukuk okudu ama felsefeye olan ilgisi onu bu disiplinden uzak tuttu. Bes yil boyunca "Aydinlarin metropolü" Berlin’de yasadi.

Berlin'den ayrilmasinin ardindan, bonn’da Rheinische Zeitung adli bir gazetenin editörlügünü yapti. Sonralari radikal bir gazete, Franco-German Annals'i çikarabilmek için 1843’te Paris’e gitti. Paris’e gitmeden önce Jenny Von Westphalen’la evlenmisti. Bir yil sonra yasam boyu hem arkadasi hem ortagi olacak Fredrick Engels’le tanisti. Engels de çalismalarini sanayi isçileri hakkinda yapmaktaydi. O dönemde ikisi de devrimci gruplara dahildiler. Bu sirada Marx, kendini siyasal ekonomi ve Fransiz Devrimi tarihini çalismaya adadi.

Paris’te çikardigi gazetedeki yazilarindan itibaren Marx, isçi sinifinin toplumu özgürlügüne kavusturacagini savundu. Bu gazeteler Almanya’da derhal yasaklanmislardi. 1844’te yayinladigi Ekonomi ve Felsefe Yazmalari’nda dislanma kavramini sundu ve açikladi.

1845’te tehlikeli bir devrimci oldugu için Paris’ten atildi ve Brüksel’e gitti. 1847’de Proudhon’un eserinin elestirisini yaptigi Yoksulluk Felsefesi’ni yayinladi. Yine 1847’de burada Engels’le birlikte Komünist Manifesto’yu hazirladi. Bu manifesto 1848’de Londra’da Komünist Parti Manifestosu olarak, Subat devriminden hemen önce isçi sendikalarinca benimsendi.

Belçika’dan da sürülen Marx, çalismalarini arka plana itip harekete katilmak üzere bir süre Fransa’ya gitti. Oradan Almanya’nin Cologne kentine gelerek Engels’le birlikte Neue Rheinische Zeitung Gazetesini çikarmaya basladi. 1848 basin özgürlügü’nden en iyi yararlanan gazete bu oldu. 1849’da hayatinin kalanini geçirecegi Londra’ya gitti. Gazeteyi çikarmaya burada bir süre daha devam etti. Ayni zamanda Avrupa politikasi editörü olarak New York Tribune gazetesine düzenli olarak yazmaya devam ediyordu, bu is Amerikan sivil savasinin patlak vermesine kadar sürdü.

2 Aralik darbesi onu Louise Bonaparte’in 18. Brumaire’ini yazmaya sevk etti. 1859’da siyasal ekonomi çalismalari ilk meyvesini verdi: Ekonomi Politikasi Elestirilerine Bir Katki, Ilk Bölüm. Bu çalismasi yeni bakis açilari getirdi. Nihayet 1967’de Kapital: Bir Ekonomi Politikasi Elestirisi, Ilk Bölüm yayinlandi. Hayatini adadigi çalismalari bu eserde bir araya gelmisti.

Bu güne kadar yapilmis ve bu günden sonra yapilacak tüm sosyalizm çalismalarinin kaynagi ve mücadele edilmesi gerek bir metin olan Kapital, isçi sinifinin siyasal ekonomisinin bilimsel arastirmalar ve bulgularla desteklenmis halidir. Sermaye ve emek arasindaki iliskiyi inceleyen ilk çalismadir, isçilerin sanayinin bir parçasi olarak sunulmasi, fazla mesai, kadin ve çocuklarin emekleri ilk defa bu eserde konu edilmistir.

Karl Marx, yillarca Alman yazarlar arasindaki "en iyi alçak" olarak görüldü. Marx, çalismalarinin yani sira isçi hareketlerine katildi. Uluslararasi Isçi Dernegi’nin kurucularindandi. Fransa’daki 1871 seçimlerinde hareketinin bozguna ugramasiyla daha da kötüye giden sagligi, Marx’in Kapital’in kalan iki bölümünü tamamlamasina engel oldu.

Marx ailesinin hayati kirayi zor ödeyecek sekilde geçti. Jenny ve Karl Marx’in alti çocugu vardi. Jenny ve kizlari Eleanor, Karl’a çalismalarinda yardim ediyorlardi. Zaten Karl’da günlerini British Museum’daki kütüphanede çalisarak geçiriyordu. Daha sonra bir ögretmen olmak üzere evden ayrilan Eleanor, 1881’de ikisine hasta olan anne ve babasina bakmak için eve döndü. Karl Marx, 14 Mart 1883'de Londra’da öldü.


Karl MARKS



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle