Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama: Eğitim-İş Trabzon Şube basın açıklaması
Kategori: Eğitim
Eklenme Tarihi: 12 ?ubat 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 00:26
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=16970
TORBA YASAYI PROTESTO ETTIK!
AKP EGITIMDE ÇÖZÜM DEGIL KAOS ÜRETIYOR
Bugün egitimde yasanan basta ögretmen yetistirme problemleri olmak üzere, personel istihdam sorunlari, derslik açiklari, fiziki ortam yetersizlikleri, kalabalik siniflar, ögretmensiz okullar, bilimsellikten, sanattan, spordan uzak programlar ve birçok plansiz uygulamalar sonucunda egitim sistemimiz çökertilmistir. AKP’nin 12 yillik iktidari süresince Milli Egitim Bakanlari orta ve yüksek ögretime geçiste eleyici, ezbere dayali, elit bir geçis sistemini desteklemis, dershanecilik tesvik edilmis ve çözüm olarak ortaya atilmistir. Artik egitim temel bir insan hakki ve önemli bir gereksinim olmak niteliginden çikarilmis, milli yapisindan da uzaklastirilmistir. Dün cemaatle kol kola olusturdugu bu ucube sistemi, simdi yasadiklari rant ve iktidar kavgasinin hesaplasma araci olarak kullanan iktidar, yeni torba yasa ile egitimdeki kaosu derinlestirecektir. Bu durum egitimde sebep-sonuç iliskisini göremeyen AKP iktidarinin temel çeliskisini olusturmaktadir. Egitim-Is buna sessiz kalmamis ve 7 Subat günü Bakanlik önünde gerçeklestirdigi kitlesel protesto eylemi ile özellestirme karsiti verecegimiz mücadelenin isaret fisegini atesleyerek göstermistir.
MEB dershanelerin kapatilmasina iliskin düzenleme yapacakken firsat bu firsat diyerek kadrolasmaya yönelik düzenlemeleri de taslaga sokmustur. Birçok kanunda degisiklik öngören MEB, henüz iki yil önce degisen bakanlik kadrolarinin tamamini degistirmeyi hedeflemektedir. Bakan DINÇER döneminde görevine son verilen otomatik pilotlarin yerine getirilenleri de begenmeyen bakan ve basbakan destekli müstesar, Türkiye Cumhuriyetinin egitimini degil kendi egitimini dizayn etmeye çalismaktadir. Taslagi ana basliklar altinda inceleyecek olursak;
Kadrolasma:
Isi o kadar ileri götürüyorlar ki yüz binleri bulan okullarimizdaki müdür ve yardimcilarinin da tamamini görevden almayi hedefliyorlar.
Daha önce 13 Nisan 2007’de bakan Hüseyin ÇELIK’in hayali olarak yürürlüge giren ve istedigimi atarim seklinde düzenlenen yönetmelikle ilgili Egitim-Is’in kararli durusu sonucu yargi duvarina toslayan zihniyet, simdi de kanunla ayni yolu seçiyor.
Hiçbir bilimsel gerçege ya da gerekçeye dayanmayan bir yaklasimla 4 yilini dolduran okul yöneticilerinin görevine son verip hiçbir objektif kistas olmadan kendi kadrosunu atamaya yönelik kanun çikariyor.
Bununla da yetinmeyen bakanlik, il müdürlerini ve bakanlik teskilatindaki tüm kadrolari da görevden aliyor. Alinan bu kadrolar daha önce oldugu gibi oturduklari yerden maas alacaklar. Bu sekildeki kadroya verilecek maaslarin toplami her ay milyon TL leri bulacaktir.
Tüm kadro görevden aliniyor fakat bir tek kisi muaf tutuluyor, o da müstesar Yusuf TEKIN. Daha önce Ömer DINÇER döneminde yapilan düzenlemede müstesarlik makami dahi KHK’da yer alirken bu kanun taslaginda yer almiyor. Çünkü sayin müstesar kendini her seyin üstünde görmektedir.
Talim ve Terbiye Kurulu:
Bu da yetmezmis gibi Bakanin baskani oldugu Talim ve Terbiye Kurulu da dizayn ediliyor.
Egitim tarihimizle özdes Talim ve Terbiye Kurulunun içini bosaltan hükümet, simdi de vesayet olarak tanimladigi kurulun yetkisini daraltiyor ve Müstesar’in “onlar benden degil bakandan emir aliyorlar, benden habersiz karar alabiliyorlar” serzenisinin önüne geçilmek isteniyor.
Bu cümleler bize ait degil. Kanunun gerekçesinde var olan cümleler:
Bakin ne diyor kanunun gerekçesinde;
“Bilindigi üzere bakanliklarin hiyerarsik yapisinda en üst amir ve dolayisiyla karar mercii Bakan ve ardindan Müstesardir.
Bir kurulun karar organi olarak öngörülmesi bakanlik organizasyonundan ziyade sirket organizasyonu yapisina uygundur.
Sirketlerde karar organi kurul formunda (genel kurul ve yönetim kurulu olarak) olusturulurken bakanliklarda kanunla verilen karar alma yetkileri Bakan, Müstesar ve yetki devri yoluyla alt hiyerarsik kademeler tarafindan kullanilir.
Hal böyle iken, bakanlik hiyerarsisinde Bakana bagli bir kurulun karar organi olarak tasarlanmasi, 652 sayili Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinin birinci fikrasinda yer alan "Müstesar, Bakandan sonra gelen en üst düzey kamu görevlisi olup Bakanlik hizmetlerini, Bakan adina ve onun emir ve yönlendirmesi dogrultusunda, mevzuat hükümlerine, Bakanligin amaç ve politikalari ile stratejik planina uygun olarak düzenler ve yürütür. Bu amaçla, Bakanlik birimlerine gereken emirleri verir, bunlarin uygulanmasini gözetir ve saglar. Müstesar, bu hizmetlerin yürütülmesinden Bakana karsi sorumludur." hükmüyle de uyum arz etmemekte, Bakanlikta iki baslilik, adeta fiilen iki müstesarli (idari müstesar-teknik müstesar) bir yapi ortaya çikarmakta, bu ise Bakanligin isleyisinde muhtelif sorunlar dogurmaktadir. Bu durum ayrica, Bakanlik görevlerinin icrasinda etkinligi ve esgüdümü ciddi biçimde aksatmakta, karar alma sürecini sekteye ugratmaktadir.
Diger taraftan, kuruldugu dönem ve kurulus amaci dikkate alindiginda Talim ve Terbiye Kurulu esasen egitim alaninda faaliyet gösteren bir vesayet kurumu niteligindedir.”
Iste bu nedenledir ki egitim birileri tarafindan yeniden dizayn edilmektedir.
Ögretmenlige Mülakat:
Bir taraftan 300.000’den fazla atama bekleyen ögretmen varken, diger taraftan dershanelerde çalisan ögretmenleri sinavsiz kadroya almayi düzenleyen bakanlik, Ögretmen atamalarindan da rahatsizdir. Üniversitelerden verilen diplomalari hiçe sayan bakanlik, ögretmenlerin emek ürünü olan KPSS basarilarini da yok sayarak, kadroya geçiste bir de sözlü sinavi kanunlastirmak istemektedir.
Böylece egitimde tüm kadrolari degistiren bakanlik ögretmenlik noktasinda da kendi kadrosunu olusturmaya çalismaktadir.
Dershanelerin dönüstürülmesi nedeniyle kadroya alinacak dershane ögretmenlerini mülakatla almayi düsünen, issiz biraktigi insanlari yandas diye siniflandirabilen bir zihniyetle karsi karsiya bulunmaktayiz.
Dershanelerin Dönüsmesi:
Dershaneleri okula dönüstürmek suretiyle bir taraftan bina yapmaktan, yatirim yapmaktan kaçinacak olan bakanlik diger taraftan da egitimi özellestirmenin hazirligini yapmaktadir. Egitimi devlete yük olarak algilayan zihniyet, bu yükten kurtulmanin yolunu bilimselligi hiçe sayarak gerçeklestirmeye çalismaktadir. Hiçbir alt yapisi, bahçesi, laboratuari, spor alani, olmayan binalari özel okula dönüstürmek suretiyle on binlerce derslik kazanmanin pesinden kosanlar egitime ihanetle karsi karsiyadirlar.
Bu da yetmezmis gibi her türlü tesviki de kanuna koyarak okullarimizin dahi özel sektöre tahsisini öngörmektedirler. Kaldi ki, arsa tesvikinin yani sira okutulacak ögrencilerin parasini da bütçeden karsilamaya çalismaktadirlar.
Okullarimiza ödenek göndermeyerek, yöneticileri kaderleri ile bas basa, velilerle karsi karsiya birakan zihniyet, özel okul tesvikine gelince cömert kesilmektedir. Okullarimizda büro hizmetleri, güvenlik, temizlik, donanim, bakim… gibi harcamalara ödenek ayrilmazken ve çogu zaman bütçemiz yok denilirken, özel okula karsi bu bonkörlügün sebebi egitimin özellestirilmesi, ticarilestirilmesi ve yerellestirilmesi projesinin sonucudur.
Uzman Ögretmenlik:
Uzman ögretmenlik hakkini yargi karari sonucu alan ögretmenlerimiz, Danistay IDDK karari sonrasinda bu haktan mahrum birakilmakta ve geçmise dönük ödeme talebinde bulunulmakta iken, sendikamizin uyarilari ve açiklamalari dogrultusunda tedbir alinmasina yönelik bir düzenleme de kanunda vardir. Bu bizim için yeterli degildir. Egitim Is ögretmenlik mesleginin uzmanlik meslegi oldugunu her platformda belirtmekte ve apoletleri kabul etmedigimizi, kaldirilmasini, tüm ögretmenlerimize ayni ödenegin ödenmek suretiyle uygulamanin tarihe gömülmesini talep etmektedir. Adinda egitim olan bakanligin ögretmenlerin Yüksek Lisans ve Doktora egitimi almalarini tesvik etmesi vazgeçilmez beklentimiz olup en azindan geçmiste oldugu gibi ek derslerin Yüksek Lisans yapan ögretmenlere %25, Doktora yapan ögretmenlere ise %40 arttirilarak ödenmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak; dershaneler diye çikilan yolda, firsatçilik yapmak suretiyle birçok kanunda degisiklik öngören bakanligin amaci dershaneleri dönüstürmek degil egitimi tamamiyla dönüsüme ugratmaktir. Özel sektör tesviklerinin yanina devlet okullarini dibe vurdurmak suretiyle devletin egitimden el çekmesi, özel sektöre devredilmesi amaçlanmaktadir.
Daha düne kadar el ele kol kola gezdikleri kadrolari tasviye etmek suretiyle egitimi yeniden sekillendirmenin pesinden kosulmaktadir. Egitim-Is için su anki kadrolarda görev yapanlarin önemi yoktur. Egitim-Is için önemli olan kadro degisimi degil, zihniyet degisimidir. Bunu da mevcut iktidar yapisinda görmemiz maalesef mümkün görülmemektedir.
Egitim Is olarak; tüm milletvekillerini, kanunun meclisten geçmemesi noktasinda duyarli olmaya ve bir kisinin ya da partinin degil milletin vekili olduklarini ispatlamaya davet ediyoruz. Ulusumuzun gelecegini belirleyen egitim gibi önemli bir konuda, böyle bir oldubittiyi kabul etmemiz mümkün degildir. Egitim planlanmasinin toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir konu olmasi nedeniyle; tüm sendikalarin, tüm demokratik kitle örgütlerinin, kisacasi tüm Türkiye’nin bu soruna sahip çikmasi gerekmektedir. Ayrica bu sorun, egitim çalisanlarini dogrudan ilgilendirdigi için; “demokratik, laik, bilimsel, kamusal ve herkes için ” egitim hakkini savunan, egitim iskolunda örgütlü tüm sendikalari birlikte mücadeleye çagiriyoruz. Egitim iskolunda örgütlü bir sendika olmanin sorumlulugu geregi, yasa teklifi TBMM Genel Kuruluna geldigi gün, basta üretimden gelen gücümüz olmak üzere, her türlü mesru mücadele araçlarini kullanacagimizdan da kimsenin süphesi olmasin.

Tamer ÖZLÜ
Egitim-Is Trabzon Sube Adina ( Sube BASKANI)
egitimistrabzon@gmail.com