Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama: Ünlü isimler kadın ruhuna girmeye çalıştılar
Kategori: Kültür-Sanat-Edebiyat
Eklenme Tarihi: 08 ?ubat 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 11:01
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=16932
16 erkek 2011 yilinda Hürriyet’in yilbasi ekinde bunu baslatti. Kadin kiligina girmediler. Kadin ruhuna girmeye çalistilar. Yumrukla gözü karartilmis kadinin, asil karartilan yaninin ruhu oldugunu, insanligi, sahsiyeti oldugunu anlatmaya çalistilar. Onlar birkaç iyi insan, birkaç cesur erkek. Kirilan kolun içine saklandigi yeni çikarip attilar. “Bakin iste, tam buraya vurdular!” dediler. Anlamaya çalismak, anlamanin yarisindan ilerisidir.
Projenin fikir annesi Sermin Terzi ve fotograflari çeken sanatçi da Sebati Karakurt.

EMRE ALTUG
Isverenlerin emziren anneye anlayisi vicdani sorumluluk
Emzirmek bir annenin bebegiyle paylastigi en özel an. Belki de, dogumdan sonra babanin bebekle tek paylasamadigi, annenin ise Allah tarafindan kutsal kilindigi, kiskanilasi bir mucize. Annenin ve bebegin bu dönemi en saglikli sekilde yasamasini saglamak, bir insanlik görevidir. Isverenlerin, bu süreçte çalisan kadina gereken anlayisi göstermesi ve pozitif ayrimcilik uygulamasi, her seyden önce vicdani bir sorumluluktur.
Almanya ve Isveç’te dogum sonrasi ücretli izin süresi 47, Norveç’te 44, Yunanistan’da 34 hafta. Türkiye’de ise bu süre sadece 16 hafta. Bebegin bir yil anne sütü emmesi tavsiye edilse de, anneler dört aylik bebegini evde birakip ise dönmek zorunda kaliyor. Birçok isyeri sahibi ise süt izni kullanimini neredeyse yok sayiyor.

Kadinin olmadigi yerde erkek olmaz
Bu yil Adiyaman’da 16 yasinda bir genç kiz ailesi tarafindan diri diri topraga gömülerek töre cinayetine kurban gitti. Bu kizin dramini hiçbir zaman unutamayacagim. Böyle bir sey ne dine, ne vicdana, ne insanliga sigar. Sadece bu olay bile, Türkiye’de kadina gösterilen siddetin en büyük göstergesidir. Kadinlarimiz töre cinayeti adi altinda katliama ugruyorlar. Öldürülmediklerinde de, özellikle esleri tarafindan her gün dövülerek yeryüzünde cehennemi yasiyorlar. Bu bir insanlik dramidir. Kadinin olmadigi bir yerde erkek olmaz, erkek dogmaz.
GÜRSEL TEKIN
Kadinlarin yüzde 41.9’u siddet görüyor ve yüzde 48’i bunu kimseye söyleyemiyor. Çalisan kadinlarin yüzde 44.1’i, çalismayan kadinlarin 41.1’i siddet magduru. En az bir kez hamile kalmis her 10 kadindan biri gebeligi sirasinda dayak yiyor.

KEREM TUNÇERI
Kadin sürücüleri taciz etmekten keyif aliyorlar
Her gün binlerce kadin, trafikte birçok tatsiz olayla karsilasiyor. Trafikte kabalasan bazi erkek sürücüler, bazen sözle, bazen de hareketleriyle kadin sürücüleri taciz ediyor. Bir de ‘Kadinlar iyi sürücü degildir’ kanisi yüzünden, hatali olsalar da olmasalar da kadin sürücülerin üzerine fazla gidiliyor. Özellikle, geceleri yalniz kadin sürücüleri taciz etmekten büyük keyif alan erkek sürücüler var ne yazik ki. Temennim tüm bunlarin tamamen ortadan kalkmasi ve kadin-erkek ayriminin her alanda tarihe gömülmesi.
Türkiye’de 21 milyon sürücünün dört milyona yakini kadin. ‘Trafikte taciz öldürüyordu’, ‘Trafikte taciz korkusu’ basliklari, gazetelerin üçüncü sayfalarinin degismezi. Anketlere göre bir kadin sürücü, hayati boyunca en az bes kez trafikte ciddi manada tacize ugruyor.

VOLKAN KONAK
Kadin bir seviyedir hep yüksekte tutalim
Türkiye’de kadin olmak zor zanaat. Feodal yapi, örf ve ananeler yüzünden üzerlerinde asiri baski var. Ekonomik özgürlükleri yok. Kadinin duygularini anlayan, kadina kiymet veren erkeklerin ruhu terbiye olur. Asklar, evlilikler ve kadin, agaca benzer; kadin kurursa, kirilirsa o agaç bir daha yesermez. Kirilmis dallar da ölüdür. Hem bedenen, hem ruhen öldürülen kadinlarin oldugu toplum, itici gücünü kaybeder. Mustafa Kemal, Cumhuriyet’i kurar kurmaz kadini ayaga kaldirdi. Kadin pilot, kadin ögretmen, kadin mühendislere yol açti. Kadinsiz bir toplumun ilerleyemecegini çok iyi biliyordu. Devrimci insan bunu yapar. Zeki, akilli, cesur insan, kadini öne çikarir ve kadini daima el üstünde tutar. Kadin bir seviyedir, o seviyeyi hep yüksekte tutalim. Kadife giyilmis elle kadini oksayalim. Kadinin oldugu tüm ortamlarda varim. Çünkü kadin bir kültürdür.
100 kadindan 62’si isgücüne katilmama sebebini ‘ev kadini’ olmasina bagliyor. Ev kadinlarina istege bagli sigortalilik olanagi saglaniyor ama primlerin yüksekligi ve ese bagimlilik yüzünden sigorta yaptiramiyorlar.

UZM.DR.NURI SOYSAL
Kadinlar yuvasini korumak için estetik ameliyati zorunlu hissediyor.
Türkiye’de kadin olmak zor zanaat. Erken yasta evlenmek, çok dogum ve geleneksel fazla kilolar, kadinin biyolojik deformasyonuna neden oluyor. Erkeklerden güzel olmak sadece kadinin isiymis gibi bir yaklasim hakim. Hele hele ilerleyen yaslarda maddi olanaklara sahip oldukça, genç kadinlara ilgisi daha da artiyor. Bu durum özellikle ev kadinlari üzerinde bir baski olusturuyor ve kendini estetik ameliyat olmak zorunda hissediyor. Estetik ameliyat yaptiran kadinlarin birçogunda ana problem, özgüven eksikligi ve kadinin yuvasini koruma içgüdüsü.
Modern dünyada kadinin yaslanma ve çirkinlesme hakki yok. Güzellik çogu zaman lanet gibi kadinlarin pesinde. Bazi akademisyenler, kadinin güzel olma zorunlulugunu ‘örtülü terör’ olarak adlandiriyor.

MEHMET TURGUT
Egitimsizlik vahsilestiriyor
Kadin-erkek esitliginin sadece lafta oldugu bir cografyada yasiyoruz. Iste bu yüzden, hâlâ töre cinayetleri ve kadin istismarlari yasaniyor. Birçok konuda oldugu gibi, bu konuda da sürekli konusuyoruz ama is bir seyler yapmaya geldiginde kilimizi bile kipirdatmiyoruz. Bunun sebebi tamamen egitimsizlik ve maddi sorunlar. Insanlarin egitim düzeyi ve maddi durumu kötülestikçe, içlerindeki kötü dürtüler daha fazla ortaya çikiyor ve vahsilesiyor. Türkiye’nin yoksulluktan siyrilip, tam anlamiyla refaha kavusmasi için daha çok zaman oldugunu düsünürsek, en azindan egitim konusunda acil harekete geçilmeli. Hemen!
2006 yilinda yapilan arastirmaya göre 2000-2005 yillari arasinda bin 190 genç kiz ve kadin töre cinayetine kurban gitti. Her yil yaklasik 200’ü askin kadinimiz töre cinayetine kurban gidiyor. Aile tarafindan öldürülmeyen ama kendini öldürmeye zorlanan vakalar ise kayitlara töre cinayeti degil intihar olarak geçiyor.

FURKAN KIZILAY
Kizlarin küçük yasta zorla evlendirilmesinden utanç duyuyorum
Ülkemizde hâlâ gencecik ve daha resit bile olmamis genç kizlar, baslik parasi karsiliginda aileleri tarafindan zorla evlendiriliyor. Bu bir kara cahillik ve geri kalmisliktir. Ben modern bir Türk genci olarak, ülkemin bazi yörelerinde kiz arkadaslarimizin bu sekilde evlendirilmesinden büyük utanç duyuyorum. Küçük yastaki genç kizlarin evlendirilmesi onlari hem fiziksel hem de ruhsal olarak çökertiyor. Bazi yerlerde kiz çocugu dogdugunda, insanlar “Olsun bir sonraki erkek” olur diyebiliyor. Kadin olmadan erkegin de var olmayacagini niye unutuyorlar?
Türkiye’deki her üç evlilikten biri zorla ya da erken evlilik. Bazi yörelerde evlilik yasi 12’ye kadar iniyor.

ERDIL YASAROGLU
Her seyi veremiyorsan bari okuma hakkini ver.
Türkiye’de kadin olmak zor. Kiz çocugu olmak ise, çok daha zor. Çocuklar her seyi ister. Okumayi da ister. Onlara her seyi veremiyorsan, bari okuma hakkini ver. Hiç degilse büyüyünce birseylere ulasma sansi olsun.
Türkiye’de 4 milyona yakin kadin okuma yazma bilmiyor. 6-24 yas grubunda okuma yazma bilmeyen 220 bin kadin var. Ilkögretimde kiz çocuklarinin okula gitme oraninin en düsük oldugu iller söyle siralaniyor: Bitlis yüzde 84.27, Van yüzde 84.57, Hakkari yüzde 85.05.

METIN AROLAT
Basarili olurlar diye mi kadinlara firsat verilmiyor?
Çevreme bakiyorum, birçoguna hiç firsat taninmamis, bastirilmis, engellenmis, küçümsenmis, dövülmüs, istismar edilmis... Bu kadinlarin gözlerine baktigimda, gördügüm sadece küskünlük ya da nefret degil. Her seye ragmen sevgi de var o gözlerde. O bakislarin kiminde basarili bir müzisyen, bir ressam, bir doktor, bir basbakan, bir sporcu var. Türkiye’de kadin sporcu sayisi, erkek sporculardan o kadar az ki. Belki de günün birinde bizi dünya çapinda basarilara götürecek bir kadin sporcu, su an yeteneginin bile farkinda olmadan bir kösede istismar ediliyor. Belki de baslik parasina satiliyor... Düsünüyorum da, kadinlari küçümseyip sadece kadin olduklari için firsatlar vermemek, onlarin basarilari karsisinda bir korku mu aslinda?
Nüfus dagiliminda kadin-erkek sayisi neredeyse birbirine esit. Ancak, bu esitlik hayatin diger alanlarinda kendine hemen hiç yer bulamiyor. Mesela ülkemizde lisansli aktif sporcu sayisi 1 milyon 720 bin 84. Bunlarin sadece 478 bin 16’si kadin.

JOST LAGENDJIK
Bu ülkenin kadinlari arasindaki derin fark beni çok sasirtiyor
Türkiye’de kadinlar arasindaki derin farkliliklar beni hep çok sasirtti ve sasirtmaya da devam ediyor. Bir bölüme baktiginizda, Hollanda’dakinden bile fazla sayida kadin doktor ve akademisyen görüyorsunuz. Hepsi egitimli, kültürlü ve basarili. Ancak öte yanda, hâlâ birçok kadin, erkek egemen bir toplumda, ortaçagda rastlanacak cinsten bir ayrimciliga maruz kaliyor. Bununla mücadele etmek yetmiyormus gibi, bir de fiziksel siddet görüyorlar. Türkiyeli kadinlar arasindaki bu uçurum, en kisa zamanda giderilmeli. Toplumun hangi kesiminden gelirlerse gelsinler, basörtülü ya da degil, hepsine ayni haklarin taninmasi ve hayatlarini diledikleri gibi planlama özgürlügüne sahip olmalari gerekiyor.
Bazen bir sokak kösesi, bazen bir otobüs, bazen bir isyeri; Kadinlarin hepsi, hayatinda en az bir kez mutlaka tacize ugruyor. Çogu bunu her gün yasiyor. Buna ragmen, sadece çok küçük bir bölümü sikayetçi oluyor. Çünkü, ülkemizde tacize ugrayan kadinin kuyruk salladigi fikri hakim oldugu için, sikayetçi olan kadin da yetkililerin tacizine ugrayabiliyor.

AHMET ÜMIT
Kadin yasamin sürekliligini saglar ödülü dayak ve küçümsenmedir
Türkiye’de kadin, sadece kagit üzerinde özgür ve esit bir yurttastir. Kadin, sosyal, ekonomik, politik yasamda her zaman ikinci sinif vatandas olarak yer alir. Isyerindeki çalisma biter, evdeki bitmez. Yine de, erkek her zaman ondan degerlidir. Köydeki kadinin durumu ise daha da vahimdir. Hem tarlada çapa sallar, hem evdeki yasamin sürekliligini saglar. Buna karsin aldigi ödül, çogunlukla asagilanmadir, dayaktir, küçümsenmedir. Hâlâ ülkenin birçok yöresinde genç kizlarimiz bakire olmadigi için öldürülür. Tecavüze ugramissa bile suç mutlaka onundur; töre karar verir, cani alinir. Birakin kirsal bölgeleri, metropollerde bile hunharca öldürülen kadinlarin davalarinda hakimler, ‘namus’ indirimi yaparlar. Demokratik bir cumhuriyet oldugu savlanan ülkemizin parlamentosunda kadin üyelerin sayisi, erkeklerin onda biri bile degildir. Erkegi yetistiren, lafa geldi mi ülkemizin temel diregi sayilan kadinlarimiza duyulan bu güvensizlikle, gelismis, çok sesli, demokratik bir toplum kurmak nasil mümkün olabilir?
Kadinlarin sadece yüzde 22.3’ü çalisiyor. AB ülkelerinde bu oran yüzde 60. Kirsal bölgede yasayan 100 kadindan 84’ü tarim isçisi ama yüzde 77’si herhangi bir ücret almadan aile isçisi olarak çalisiyor.

MURAT DALKILIÇ
Kadin üstünde egomuzu tatmin ediyoruz
Kadinlik yüzyillardan beri zor. Hele Türkiye’de! Kadinlari, erkeklik egomuzu tecrübe ettigimiz varliklar olarak görüyoruz ve onlarin sahibiymis gibi davraniyoruz. Esit imtiyazlara sahip olsak da, bunu ne sosyal ne de özel hayatlarinda hissettirmiyoruz. Türkiye’de kadin oldugunu hissedebilen kadinlar ne yazik ki azinlik. Halbuki erkekler, kadini mutlu ettiklerinde kendilerinin de mutlu olacagini çoktan kesfetmis olmaliydilar. Eyyy erkekler! Onlarsiz hayatin anlamsizliginin hep beraber farkina varalim. Ve kadini salt bir cinsel meta olarak görmekten vazgeçelim.
Reklam kampanyalarinda estetige gönderme yapmak için kullanilan ana tema genellikle kadin. Kadin estetiginin kullanilma siniri ile meta olarak kullanilma siniri arasindaki biçak sirti denge çogu zaman tartisma konusu.

GÜVEN KIRAÇ
Dogum kontrolü yapiyorlar diye dayak yiyorlar
Türkiye’de çocuk yasta genç kizlar, zorla evlendirilerek, bazen de tecavüze ugrayarak, daha kendileri çocukken çocuk dogurmak zorunda kaliyorlar. Geçenlerde, 16 yasinda tecavüze ugrayan bir genç kiz, tecavüz bebegini aldirmak isteyince, yasal kürtaj süresini astigi için ne yapacagini bilemez vaziyette çaresiz birakildi. Türkiye’de hamileligi boyunca bir kez bile jinekologa gidemeyen yüzbinlerce kadin var ve çogu sagliksiz bebekler dünyaya getiriyor. Birçogu da kocalarindan habersiz dogum kontrolü yapiyor diye ya dövülüyor ya terk ediliyor. Kadinin adinin olmadigi bir toplum yarimdir. Asla tamamlanamaz.
Türkiye’de her yil 1 milyon 900 milyon gebelik gerçeklesiyor. Bu gebeliklerin 550 bini (yüzde 30’u) istenmeyen gebelik. Bazi yörelerde kadinlar, hamileligini hiç jinekologa gitmeden tamamliyor, evde dogum yapiyor ve hem annenin hem de bebegin hayati tehlikeye giriyor.

KEMAL DOGULU
Hani onlar çiçekti?
Siddetin yeri ve zamani yok. Sadece kadin olmak yeterli siddete maruz kalmak için! Yeri gelir anne, yeri gelir ofiste is kadini, yeri geldiginde ise karanlik ve issiz bir sokakta fahise... Bu ülkede kadinlarin maruz birakildigi durumlara hâlâ akil sir erdiremiyorum. Oysa hani onlar çiçekti ve özen istiyordu!
Seks isçilerinin sayilarinin 100 bin civarinda oldugu saniliyor. Fuhusun ilk nedeni, yüzde 91.4’le ekonomik kosullar. Erken yasta veya zorla evlilikler, cinselligin günah ve ayip kabul edilmesi, evlilik öncesi cinsel iliskinin kabul edilmemesi ve bekaretin önemi, fuhusu artiran nedenler.
mynet