Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama: Bir 24 ocak sabahında...
Kategori: Güncel
Eklenme Tarihi: 24 Ocak 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 04:57
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=16784
BIR 24 OCAK SABAHI..1993'de
24 Ocak 1993 tarihinde,Ankara'da evinin önünde bulunan aracina bomba yerlestirilen Atatürkçü, Cumhuriyetçi,Arastirmaci yazar-Cesur gazeteci Ugur MUMCU hunharca katledilmistir..
Ne yazik ki ;...
Evinin bulundugu alana yakin 100 metre ilerde bir elçiligi koruyan polisler ve güvenlik bu bomba yerlestirilirken kimseleri görmemislerdir..,
Ne yaziktir ki..
caniler bunu karanlikta yapmislardir,yani karanlikta kapiyi açmislar,el yordamiyla kontak anahtarina bombayi yerlestirmislerdir.
Zamanin iç isleri bakani ve diger siyasiler katilleri bulmaya and içmislerse de söylemden öte gidememistir.Piyonlar yakalanmis...Kimi içeriye tikilmis,kimi serbest birakilmistir..
Ugur Mumcu yasiyor olsaydi karanliklara girmeden dünyanin bir çok gizliliklerini ve kirliliklerinide anlatacakti,yazacakti Ugur Mumcunun konusmasini,yazmasini istemeyen karanlik odaklar,mafya,irtica onu hunharca katletmislerdir..!
Seni unutmayacagiz.Cesur yürek.Bir keskin kalemini ve kirik gözlügünü de ve bunu yapanlari da...
Görele soL olarak,Ugur Mumcu'yu saygiyla ve özlemle aniyoruz.
Isiklarda yat..!
UGURLAR OLSUN...
https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=j_2NNl20TMM#t=2
Haber : Ayla Gürel www.gorelesol.com
UGUR MUMCU HAKLI ÇIKTI
Ocak 1993'te evinin önünde ugradigi bombali suikast sonucu hayatini kaybeden Ugur Mumcu, ölümünün 21. yildönümünde aniliyor. Arastirmaci gazeteciligin duayen ismi olarak hafizalarda yer edinen, bombali saldiri ile yasamini yitiren Mumcu, faili meçhul cinayetlere kurban giden ne ilk ne de son isim oldu.Ugur Mumcu cinayetinin tam olarak kimler tarafindan gerçeklestirildigi sorusu bugün de yanit bulabilmis degil.
Cumhuriyet yazari Alev Coskun’un hazirladigi yazi dizisinde 20-25 yil öncesinden bugünü aydinlatmasi açisindan tarihsel bir içerik tasiyan Mumcu’nun su sözleri sanki neden hedef seçildiginin yaniti gibi…
ONLAR BIR GÜN SAVCI OLACAKLAR
Mumcu, “Hukuk fakültesinde okuyup da daha önce imam hatip mezunu olanlara burs veriyorlar. Burs verilen ögrenciler de sinavsiz yargiç ve savci oluyorlar. 2000 yilina dogru baktigimizda, vali ilahiyat fakültesi mezunu, emniyet müdürü Islam enstitüsü mezunu, kaymakam imam hatip mezunu olacak” diyordu.
Hangi iktidar din sömürüsüne dayanmis, mutlaka yikilmistir. CHP iktidari, ‘49 yilinda din derslerini kabul etti. Yikildi, kurtaramadi bu ödün. DP, 1957’de Said-i Nursi’nin cüppesini bayrak yapti. Ne oldu? Yikildi. Süleyman Demirel 1960’larin ortasinda Nurcularin, tarikatlarin, Süleymancilarin sakallarini oksadi. Ne oldu? Yikildi. Hac seferleri düzenleyen ANAP ne oldu, yüzde 20’ye indi. Halka güvenmek gerekiyor. Her kim ki din sömürüsünü kullanir, bir süre yararli olur belki, ama sonunda mutlaka seçim sandiginda yenilgiye ugrar. Halk affetmiyor, din sömürüsünü affetmiyor halk. Bu son derece önemli bir sonuç, olgu ve gerçektir.
Köy Enstitüleri üretim içinde egitim, egitim içinde üretim ilkesini benimsemisti ve köy çocuklarini Atatürk devrimlerinin ve Kemalizmin toplumsal yapisini kurmakla görevlendirmislerdi. Ancak simdi ne oluyor? Ayni köy çocuklari kapanan Köy Enstitüleri yerine imam hatip okullarina gidiyorlar. Gidiyorlar da ne oluyor? 1983 rakamlarina göre Diyanet Isleri Baskanligi’nda 46 bin personel var. Bu 46 bin personelin 23 bini ilkokul mezunu. O zaman bu ilahiyat fakülteleri, Islam enstitüleri ne ise yariyor? Bu imam hatip okullari ne ise yariyor? Ne ise mi yariyor? Bunlar imam, hatip olmuyorlar, hukuk fakültelerine gidip yargiç ve savci oluyorlar. Siyasal bilimler fakültelerine gidip kaymakam oluyorlar. Yapilan bir arastirma, kaymakam yetistiren bölümlerin ögrencilerinin yüzde 41’inin ilahiyat kökenli oldugunu ortaya koyuyor. Hukuk fakültesinde okuyup da daha önce imam hatip mezunu olanlara burs veriyorlar. Burs verilen ögrenciler de, sinavsiz yargiç ve savci oluyorlar. 2000 yilina dogru baktigimizda, vali ilahiyat fakültesi mezunu, Emniyet müdürü Islam enstitüsü mezunu, kaymakam imam hatip mezunu olacak.
Yurttasin oyuyla bu iktidari degistirmek ve devleti tepeden tirnaga ilerici düsüncelerle donatmak, ancak o kosulla Köy Enstitüleri de kurulabilir. Bugün çesitli siyasal rejimler depremler yasiyor. Bu depremler düsünceleri, inançlari yeniden degistiriyor. Ama biz su 21. yüzyila girerken görüyoruz ki, Türkiye’de bugüne kadar sonuç almis en güçlü örgüt Kuvayi Milliye örgütüdür, Mustafa Kemal ve arkadaslaridir. Kuvayi Milliye, toplumun en önemli sivil örgütlenme modelidir. Ikincisi 40’li yillara rastlayan Köy Enstitüleridir. Ikisi de sivil toplumun vazgeçilmez kurumlaridir. Ideolojide Kuvayi Milliye tam bagimsizlik ilkesi, egitimde Köy Enstitüleri. Iki hedef bu.
YA LAIKLIK YA ISLAMCILIK
Biliyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devrimi yapti. Italya’dan ceza yasasi aldik, Fransa’dan idare hukuku ilkeleri aldik, Isviçre’den medeni hukuku aldik, Almanya’dan ceza yargilamasi hukukunu aldik. Bir gülmece dergisindeki su tanim olaylari yeterince sergiliyor: Türk vatandasi tanimi. Diyor ki, “Türk ne demektir? Türk kimdir? Türk vatandasi Isviçre medeni kanununa göre evlenen, Italyan ceza yasasina göre cezalandirilan, Alman ceza muhakemeleri usulüne göre yargilanan, Fransiz idare hukukuna göre idare edilen ve Islam hukukuna göre gömülen kisidir.”
O dönemde böyle yasalarin alinmasi zorunluydu, çünkü toplum bir yol agzindaydi. Ya Batili laik sistem, ya seri hukuk. Mustafa Kemal ve düsün arkadaslari Batili ve laik sistemi benimsediler. 1928 yilinda anayasadan devletin Islamci devlet oldugunu belirten madde kaldirildi, 1930 yilinda da okullardan din dersleri. 1939 yilinda da köy okullarindan din dersleri kaldirildi. Bunlar ne için yapildi? Laiklik için yapildi. Çünkü, dünyada ya olaylari teokratik açidan göreceksiniz, böyle bir egitim anlayisiniz olacak ya da laik anlayisiniz olacak. Karma ekonomi gibi hem Islamci hem laik anlayis olmaz. Ya laiklik ya Islamcilik. Egitim bu. Mustafa Kemal ve düsün arkadaslari, laisizmi benimsediler. Köy Enstitüleri olayini bu süreç içinde degerlendirmek gerekir. Köy Enstitüleri 40’li yillarin basinda çikti, ortalarina ve sonlarina dogru yikildi. Niçin? Çünkü Türkiye 40’li yillarda da bir yol ayrimindaydi. Dünyada büyük bir savas yasanmaktaydi. Nasyonal sosyalist rejimlerle Marksist rejimler ve burjuva demokrasileri arasinda, bunlarin ordulari arasinda sicak savas yasaniyordu. Türkiye bu sicak savasta, bu savasa katilmama siyaseti gütmekteydi. Bir çesit duyarli siyasetle iki tarafin gelisimini de izlemekteydi ve bir denge politikasi izliyordu. Cumhurbaskani Ismet Inönü, Köy Enstitülerini destekledi. Köy Enstitüleri fikri bugün önemi daha çok anlasilan Tonguç Baba’nin çalisma, düsünce ve ideolojisiyle ortaya çikmisti. Saffet Arikan’in bakanligi döneminde genel müdürlüge getirilen Hakki Tonguç, daha sonra Hasan Âli Yücel’le birlikte çalisti. Hasan Âli Yücel, bugün bakiyoruz, yeniden degerlendiriyoruz, oglu Can Yücel’in siirinde yazdigi gibi “çagin en güzel gözlü maarif müfettisi”, gerçekten bu toplumun özledigi, hümanist ilerici bir aydin.
INSANLAR NIÇIN HAPIS YATAR?
Insanlar niçin hapis yatar, niçin aci çeker? Niçin Ziverbey Kösklerinden, Otag-i Hümayun denen iskence karargâhlarindan geçer. Niçin? Bunun bir nedeni var. Daha iyi dünya, daha iyi demokrasi, daha iyi sosyal adalet, ekmek ve özgürlük için. Birtakim insanlara niçin iskence yapiliyor? Birtakim insanlar 5 yildan 15 yila kadar niçin hapsedilirler? Iste bugünkü düzen gibi bir düzen sürsün diye. Bugün Türkiye’de bazi sözcükler yasaktir ve sakincali çagrisimlara yol açarlar. Bir tanesi ‘baris’, bir tanesi ‘örgüt’, bir tanesi “sinif”. Simdi biliyorsunuz ‘derslik’ deniyor okullarda sinif yerine. Dikkat ediyor musunuz? Derslik! Ne olur, siniftan sinif mücadelesi çikar, sinif mücadelesinden proletarya diktatörlügü, sinif tahakkümü çikar. Peki, bu sinif tahakkümü ne biçim seydir isadamlari, sanayi odalari, ticaret odalari kurmaz? Onlarin siniflari yok mu? Onlar sinif egemenlikleri kurmazlar mi? Kurmazlar efendim. Aile terbiyeleri müsaade etmez. Nasil kurmaz? Bugün aslinda kurulu olan düzen, isadamlarinin, toprak sahiplerinin, komprador burjuvazinin egemenligindeki düzendir. Nedir bir sosyal sinifin öteki üzerindeki tahakkümü? Küçükken hatirlarsiniz, bir tekerleme vardir. “Bir berber bir berbere gel beraber bir berber dükkâni açalim demis” diye. Bir sosyal sinif öteki sosyal sinifa nasil tahakküm kurar? Örnegin Ankara’nin Dikmen semtinde bir küçücük dernek sinif tahakkümü kurmak suçundan mahkûm oluyor. Üç bes kisilik dernek sinif tahakkümünü nasil kurar? Ceza hukukunun temel kurali vardir, tahakkümü kursa kursa egemen siniflar kurar, ticaret odasi kurar, Sakip Sabanci kurar, Vehbi Koç kurar. Sakincali sözcüklerden biri bu; Sinif, sinif tahakkümü.
MUMCU ANILIYOR
Aracina yerlestirilen bombanin patlamasi sonucu 24 Ocak 1993’te yitirdigimiz Cumhuriyet yazari Ugur Mumcu, yurt genelinde aniliyor. Mumcu için düzenlenen anma etkinliklerinden biri de CHP Maltepe Gençlik Kollari tarafindan düzenleniyor. 'Devrim ve Demokrasi Paneli Sehitlerini Anma' adi verilen panelde “Ugur Mumcu’nun sütununda yaziyorum. Onun yerini doldurmak için degil, bayragi yerde birakmamak için” diyen CHP Izmir Milletvekili ve Cumhuriyet gazetesi yazari Mustafa Balbay konusmaci olarak katilacak. Saat 19.00’da Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan panele Odatv Genel Yayin Yönetmeni Baris Pehlivan ve Haber Müdürü Baris Terkoglu da katilacak.
Muhalif Gazete