Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Kuraklık sebebi yanlış çevre politikaları


Açıklama: Su havzalarımızı yok etmek üzereyiz
Kategori: Çevre
Eklenme Tarihi: 21 Ocak 2014
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 23:14
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=16750


Kuraklik sebebi yanlis çevre politikalari

Türkiye’de kuraklik haberleri yaklasik 2 haftadir gündemin bir kismini isgal ediyor. Pek göze batmiyor gibi gözükse de su sikintisi çeken ve yagmur duasina çikan il sayisi her geçen gün artiyor. Kizilirmak nehrinin debisi azaldi, Yuvacik Baraji’nin 15 günlük suyunun kaldigi açiklandi, Batman Sason çayi neredeyse kurudu. Türkiye’de yasanan su sikintisina çözüm ise Orman ve Su Isleri Bakani Veysel Eroglu tarafindan ‘Agva’ya iki dev baraj’ açiklamasiyla duyuruldu. ITÜ’den Prof. Selahattin Incecik, gelecege yönelik yasanacak iklim risklerine karsi uyarilarin tümünü yapmistik simdi çözüm, su havzalarini korumak ve artik akilli politikalar üretmek derken; Akgün Ilhan ise tasarruf etmeliyiz, bunu bireysel çabalarla degil, kâr odakli enerji alanindaki degisikliklerle çözmeliyiz diyor. Ömer Madra’ya göre ise kuraklik; ülkeleri iç savasa kadar sürükleyebilecek kadar ciddi bir mesele, simdiye kadar önlem alinmadi acilen önlem alinmasi gerekiyor.

ITÜ Meteoroloji Mühendisligi Bölümü Ögretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Incecik:

‘Su havzalarimizi yok etmek üzereyiz’

1990′li yillardan itibaren iklim degisikligi dünyanin her bölgesinde bir sekilde kendini hissettirmeye basladi. Iklim degisikliginin sonucunda ise beklenmedik bir zamanda beklenmedik bir hava olayiyla ya da uzun süren kuraklik ve isi dalgalariyla karsilasabiliyorsunuz. Bir ayda gelmesi gereken yagisin bir günde geldigini görebiliyorsunuz. Bunlar hep iklim krizleri olarak göze çarpan sonuçlar. 1990′li yillarin basindan itibaren Birlesmis Milletler Hükümetler Arasi Iklim Degisikligi Paneli’nde (IPCC) bunlari raporlarda dile getiriyoruz. Bu konu, kendini bütün dünyada hissettirirken IPCC ile dünyaya su mesaj verildi: Iklim riskleri giderek artacak, buna karsi bütün ülkeler tedbirlerini alsin. Bahsi geçen iklim risklerinin en çok hissedildigi yerlerden biri güneydogu Avrupa ve bizim de içinde oldugumuz cografya. Dolayisiyla bizim bu konudan etkilenme ihtimalimiz had safhada.

Bir sene önce Türkiye iyi yagis aldi deyip, bundan sonra iyi yagis alacak hayaline kapilirsak tökezleriz. Iste bu sene tökezleme senemiz, bunun da göstergelerini izleyerek önceden belirlemek de mümkün. Kuzey Atlantik osilasyonu diye bir döngü var. Bu osilasyon Türkiye’nin yagislarinin baslama dönemi olan sonbahardan itibaren pozitif olarak ortaya çikmaya basladi. Bu da içinde yasadigimiz cografyada dinamik hareketlerin meydana gelemeyecegi anlamina geliyor. Akdeniz ve güneydogu Avrupa’da bu tür dinamik hareketler engellendi, Kuzey Atlantik osilasyonu Aralik ayindan itibaren çok siddetlendi ve Ocak ayinda da devam ediyor. Bu su demek, artik bu süre içerisinde biz yüksek basinçli günleri daha fazla görecegiz, Istanbul genelinde lodosu daha fazla hissedecegiz, bunun sonucunda da yagis getirecek hava sistemleri olan dinamik hareketler bizim bölgemizde kendini ortaya koyamayacak.

Kaynaklar sonsuz olmadigi gibi bundan sonra da avantaj saglamayacak. Kaynaklari çok iyi yönetecek sistemleri oturtmak gerekiyor. Ülkeler kaynaklarini rasyonel bir sekilde kullanmali. Gelecege yönelik bu iklim risklerini karsilamak üzere akilli yönetimler olusturmali. Su havzalarinin çok iyi korunmasi gerekirken biz su havzalarimizi yanlis politikalar yüzünden elden kaçirmak üzereyiz.

Su Hakki Kampanyasi Koordinatörlerinden Akgün Ilhan:

‘Kurakligi önlemenin yolu tasarruf’

Türkiye’nin yari kurak bir iklimi oldugu için baraj yapilmasi yangina körükle gitmektir. Ülkenin yüzde 100 su varligini kullanmak istiyorlar. Fakat yüzde 100 su varliklarini kullanamazsin. Çünkü topragin, hayvanin ve bitkinin de suya ihtiyaci var. Ayrica kuraklikla mücadele etmek istiyorsak; elektrik ve su tasarrufu yapmaliyiz. Sadece kentlerde degil; sanayi ve endüstriyel tarim sektörününde tasarruf yapmasi gerekli. Türkiye’de endüstriyel tarim yüzde 74, sanayi sektörü ise yüzde 11 oraninda su kullaniyor. Sanayi sektörünün kullandigi sular çevreyi çok fazla kirletiyor malesef ki. Sehirde yasayan insanlara dislerini firçalarken suyu az kullansinlar demeye haklari yok. Su ayni zamanda enerji malzemesi olarak kullaniliyor. Ülkemizde HES’lerle enerji karsilanmamali. Birileri fazla enerji elde edecek diye yasam hakkimiz gasp edilmemeli. Türkiye’de yüzde 70′e yakin termik santral yapilmasi planlaniyor. Çok fazla termik santral açarsak; hem su hem toprak hem de halk sagligi tehlike altina girecek.

Bizler kurakligi önlemek istiyorsak; enerji ve suyu daha tasarruflu kullanmaliyiz. Su krizini sadece su mecrasindaki degisikliklerle degil, kar odakli enerji alanindaki degisikliklerle çözebiliriz. Bu durum bireysel degil, toplumsal ve siyasi bir meseledir. Esasinda su ve enerjiyi fazla tüketen sermaye gruplaridir. Ayrica az enerji veren günes ve rüzgar santrallerini kullanmaliyiz. Elbette, her yere RES yapilsin demiyorum; yasam için ihtiyaç duyulan yerlere yapilmali.

Ömer Madra Yazar, akademisyen, gazeteci ve Açik Radyo’nun kurucularindan

‘Bir yani seller götürürken, bir taraf yagmur görmeyecek’

Mezopotamya’da dünyanin en önemli medeniyetlerinin kuruldugu bir yerde Akad Imparatorlugu, göz açip kapatilabilecek bir zaman içinde tamamen yok olup gitmisti, sebebi de yillarca çözülememisti. Sonradan ortaya çikanlara göre ise sebebin kuraklik ve (onlara göre) barbar kavimlerinin saldirisi oldugu ögrenildi. Uygarliklarin birbirlerini yemeye varana kadar önce kurakliktan yok olmuslar. Bunun da tarihte de tarih öncesinde de sayisiz örnegi var. William Polke, The Atlantis dergisinde çok ayrintili bir analiz yazmisti ve o yazida Suriye’deki iç savasin sebebini kuraklik sikintisina baglamisti. Bu çikarim içinde NASA ölçümlerinden faydalanmisti. Suriye’de kirsal bölgelerde su eksikligi sebebiyle tarim sistemi çöküyor ve sehirlere gidiyorlar. Issizlik ve mültecilikle ilgili de sorunlar ve sayilari çok. Onlarla da rekabet halindeler. Ve böyle çöpçülük isportacilik yaparken zor sartlar altinda kaliyorlar. Dara kasabasinda ayaklaniyorlar. Esad’da bu ayaklanmayi halki kiliçtan geçirerek bastirmaya çalisiyor ve hersey büyüyor, iç savasa dönüyor. Ikinci sebep ise Suriye’de önce tahil fiyatlari artiyor ve bu arada can alici bir hata yapiliyor. Suriye’nin depolarinda tuttuklari tahillari ve onlari satmaya basliyorlar. Yükselen fiyatlar katlaninca ve kuraklik da devam edince iç savas büyüyor. Tarih öncesinden baslayarak günümüze gelen bütün örnekler böyle oldugunu gösteriyor. Kuraklik canlilarin önündeki en büyük tehlike. Örnegin Kaliforniya eyaleti kuraklik ilan etti.

Küresel iklim degisikligi de iste bu demek. Bir yani seller götürürken bir taraf yagmur görmeyecek. Türkiye’nin her yerinden yagmur duasi haberleri görüyoruz. Üstelik Karadeniz’in de bir bölümü dahil her yerde kuraklik haberleri var. Hiç süphe yok ki bu is degisti. Türkiye’nin en büyük nehri Kizilirmakta debinin 7 kat azaldigi haberleri var. Yuvacik’in 15 günlük suyunun kaldigi söyleniyor. Batman’da Sason Çayi kurumus. Çok ciddi tedbir alinmasi gerekiyor oysa Tarim Bakani bundan kaçip ‘fiyatlarin yükselmesi gerçek degil, kaos lobisi devam ediyor’ diye açiklama yapiyor.

‘BARAJ ÇÖZÜM DEGIL’

En çok barajin yapildigi ülke Amerika’da bu politikasindan artik vazgeçiliyor. Çin’de Üç Bogazlar Baraji yaptilar ve tüm ekolojik dengeyi mahvetti. Avustralya’da tarihin gördügü en büyük sicakligi geçiriyor orman yanginlari her yerde. Türkiye’de kuraklik sikintisi basladi. Bu, barajlarla degil iklim degisikligine dair hükümetlerin almasi gereken önlemlerle çözülebilir. Kömür, petrol ve dogalgazin terkedilmesi gerekiyor. IPCC tüm gerekenler ya yapilir ya da çok agir ekonomik bedel ödenir diyor.

Birgün Gazetesi


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster