Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 15 Ocak 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 07:52
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=16697
Türkiye'den s.ktir olup gitmek
Bunu isteyen insanlardan biri de benim.
Baslamadan önce söylemek istiyorum,Türkiye'nin hemen her sehrini dolastim,her bölgesinde yasadim, her yöresinden insan tanidim ve Türkiye'ye dair çok seyi biliyorum.Sadece Istanbul Türkiye'sinden bahsetmiyorum. o bir masal bence.
(bkz: memur çocugu olmak)
Eger hiç yurt disina çikmamissaniz çok da koymaz Türkiye'de yasamak çünkü bildiginiz tek gerçeklik Türkiye'dir.Geri kalan ülkeler/oradaki hayatlar sadece televizyonda gösterilen ya da birilerinden duyulan ve bir çok insan için gerçekçiligi film kadar olan bir durumu teskil eder.
Ve bu durumun iyi ya da kötü oldugunu anlamaniz için kiyas yapabilmeniz gerekir.
Türkiye nasil? Diger ülkelerde yasayan insanlar nasil?
Içinde yasadiginiz süre boyunca bir çok olayi yadirgamaz ya da yargilamazsiniz ve bu nedenle alisirsiniz.
Sürekli elma verdiginiz tavsaninizin armut isteyememesi ve elma ile yasamaya,cir cir da olsa devam etmesi ve elmasini beklemesi gibi.
Mesela yaya geçidinin sadece dekor amaçli olduguna emin olmussunuzdur,ehliyet almak için girdiginiz trafik sinavinda ya da yazili bir sürü kuralin aksine dekordur iste yaya geçidi,sonra bir gün size yesil yaya isigi yanarken araba çarpar,hastanede gözünüzü açip,hayatinizin hakkini aramaya çalistiginizda, polisin olay için tutanak bile tutmadigini ögrenirsiniz ve size utanmadan "orada haftada 5 kaza oluyor, hangisinin tutanagini tutayim" diye cevap verir.Polis ki görevi halki,yasayi,ülkeyi yani bu durumda beni de korumak olan kisi.
Bu olaydan sonra sadece yaya geçidinin degil,yaya isiginin ve polisin de dekor oldugunu fark edersiniz, günleriniz böyle devam eder.
Bir gün erasmus sayesinde ilk kez yurt disina çikar,slovenya gibi avrupanin çok da parlak olmayan, minicik, küçücük,çogu kisinin yerini bile bilmedigi bir ülkeye gidersiniz.
Disari çikmis arkadaslarinizla bulusacaksinizdir,yolun karsisina geçip biraz yürümeniz gerekir yurttan çikinca tam karsiya geçilecekken karsidan bir arabanin hizla geldigini fark edersiniz ve trafik kazasi sonucu olusan korkunuzla yolun basinda beklemeye baslarsiniz.Araç sizin geçeceginiz yola bir iki metre kala durur.Siz durursunuz,araç durur. "Niye geçmiyo mina kodugumun" diye düsünürken sürücüye bakarsiniz ve onun da ayni bakislarla size baktigini görürsünüz.
O an yaya bir insan olarak arabali bir insandan daha degerli oldugunuzu anlarsiniz.Dahasi gerçekten varmis ya lan trafik kurallari dersiniz.Oha dersiniz,sonra böyle artist artist yavasça geçersiniz,soföre minnettar bakarak tabi bir yandan çünkü Türkiye'de büyüdüm ben ve soför yaya geçidinde yol veriyorsa bu minnet duyulmasi gereken bir davranisi teskil eder.
Sonra ilk kez kadin olarak istediginiz seyleri rahatça giyebilmenizin keyfi.Mini etek giyersiniz kimse bakmaz,gece tek basiniza ve biraz sarhos bardan dönmeye kalkarsiniz ve kayboldugunuzda insanlar size gerçekten sadece yol tarif eder.Iyi geceler diler tabi bir de.
(bkz: türkiye'de kadin olmak)
Ders aldiginiz ögretmenler size kendi ülkenizdeki ögretmenleriniz gibi iskence etmezler,proje kagitlarinizi yirtmaz ve size hakaret etmezler.Sizi mesleginiz için yetistirmeye çalisirlar,ayni zamanda iyi bir insan olmaniz için. yaptiginiz projeyi begenmediginizde sizi cesaretlendirirler,iyi bir meslekdas olacaginizi söylerler,bunu yaparken size projenizdeki olumlu yönleri gösterir,bunun bos oldugunu degil, sizin dolu oldugunuzu anlatirlar ve hatanin tümünün sizde olmadigini anlarsiniz ve bunun ne yazik ki ilk kez anlarsiniz.
Size ögretmenlerinizin çignemis oldugu özgüveninizi geri verirler.Çok sey eksildigini görüp gene de mutlu olursunuz.
Ilk kez gerçek özgürlügü yakalarsiniz.Hem de yurdunuz bile olmayan bambaska,size yabanci bir ülkede.Bu nedenle o ülke "kendinizi evinizde hissettiginiz son yer" olarak kalir yüreginizde.
Sonra aylar geçer,mevsimler geçer yaz gelir ve ülkenize dönersiniz.
Bunu söyledigim için üzgünüm,Türkiye'de gerçekten de çok güzel denizler,daglar,ormanlar ve belki içlerine inilse çok da iyi olabilecek insanlar var ama ben Türkiye'ye döndügüm için üzülmüstüm.
Okulunuza devam edersiniz,bir seyin degismedigini görüp,insanlarin egolarindan siyrilip okulu bitirmeye odaklanirsiniz.Sonra sartlarinizi daha iyilestirmek için yüksek lisans yaparsiniz.
Ilk ise basladiginizda size önerdikleri maas tek basiniza sizin bir eve çikip geçinmenize olanak saglamadigi gibi iki arkadasinizla sikindirik bir eve çiktiginizda dahi karninizi doyurmakta zorlanacaginiz bir para olur.
Gene de bir yerden baslamak lazimdir ve ise baslarsiniz.
Konusulan mesai saatlerinin disinda da çalisirsiniz ek ücret almadan,patronun azarlarini da dinlersiniz, zam almaniz gereken zamanda bunu söylediginizde atilma raddesine de gelirsiniz.
Bir yerde tak eder yeni bir ise baslarsiniz.Sartlariniz biraz daha iyidir,artik 3 kisilik çalisan evinizde istediginiz tüm zamanlar olmasa da arada disarida para harcamaya da baslarsiniz.
Aradan uzun yillar geçmistir,eviniz dediginiz yeri özlersiniz ama artik o da bir hatiradan baska bir ise yaramaz.
Sonra bir gün mühendislik denklik sinavi gibi bir sey duyarsiniz.Biraz arastirirsiniz ve teknikerlere bir sinavla mühendislik yetkisi verilecegini ögrenirsiniz.Sinavin sorulari yayinlanir,bakarsiniz,LGS sinavlarindan biraz hallice.
Sonra düsünürsünüz ben neredeyim diye.Ne yaptim ve neden yaptim diye.Küçüklügünüzden beri en basarili ögrenci olmaya çalisip,bir çok sinavi atlatip,dersanelere gidip,hayatinizi okullastirdiniz.Ne için? Daha iyi bir gelecek,daha iyi bir is,daha çok para; bu sayede hayatinizi harcadiginiz yillarin karsiliginin degerini düsünürsünüz...
ÖSS günlerinden bahsetmiyorum bile,kullandigim antidepresanlardan,uykusuz gecelerimden,hayatsiz yasanmisligimdan bahsetmiyorum bile.
Sonra sorarsiniz neden bunlar oluyor,nerede yanlis yaptim...
Yanlis olan,bu ülkede dogmak sanirim ve bu benim seçimim bile degil.
Issizlik maasiyla dünyayi gezmeye çikan Isveçli gençler var.Bizzat tanidim.Ben maasimla taksime bile zor çikiyorum.
Güzel ülkemin en güzel yerleri zaten o yabancilar için tutulmus,en iyi koylar onlara satilmis,en karli yatirimlari onlar yönetiyor,en iyi araziler onlarin,en iyi lokantalarda onlar yemek yiyor,isimleri Türkçe bile olmayan tatilköylerinde tatil yapiyorlar.
Ben hiç gidemedim o tatil köylerine çünkü 4 günlük ücretleri benim bütün maasima denk.
Bunlar olup biterken gezi parki olaylari baslar,ülkemin polisleri,ülkemin güzel insanlarina insanlik haklarina aykiri bir sürü sey yapar.Ülkem polisleri kahraman ilan eder.Karsit her görüse basin yasagi koyar.
O an böyle büyük bir olayi bile saklayan ülkenin sizden daha neler saklamis olabilecegini düsünürsünüz.
Inanir misiniz,ben düsündüm ve yok oldum.
Brezilya'da ise benzer propogandalarda polisler direnisçilerle samba yapar.
Tayland'da benzer propogandalarda polis yetkisini * birakir.
Yakin zamanli olaylar bunlar.
Ama benim daglari,denizleri,ovalari ve içlerine belki biraz çokça inilse iyilik olan insanlarla dolu ülkemde polis günlerce nedensiz yere siddet uyguladi.
Ekmek almaya giden çocugu öldürdü Türkiye.
Ailesine basin yasagi koydu konusamasinlar diye.
Iste o an hatiralariniz geri teper,insan oldugunuz günleri animsarsiniz ve umarim da o geri tepis size bir seyleri degistirme gücünü katar.
Ben artik bunu söyleyebilirim ki,bu ülke benim ülkem degil.
Hayatimin sonuna kadar yersiz yurtsuz olurum belki,ama insan kalirim.
Eksi Sözlük