Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Hayır, Hayır, Yüzbin Kere Hayır!


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 05 Eylül 2010
Geçerli Tarih: 03 Mayys 2026, 17:22
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=1669


Hayir, Hayir, Yüzbin Kere Hayir!

 

Önümüzde 1980’in degil, 2010’un 12 Eylül'ü var ki, bilindigi gibi “Evet – Hayir”in oylanacagi referandum tarihi. Yani sunun surasinda pek bir sey kalmadi. Her kimse birileri 12 Eylül ile darbe anayasasiyla hesaplasacakmis. Nasil hesaplasma ise bu anlasilir gibi degil.

Aslinda bu darbe anayasasinin degismesini isteyenlerden birisiyim. Ancak, açikça görmek gerekir ki, darbe anayasasi, AKP’nin banayasasindan daha insafli gibi geliyor. Yani al birini vur ötekine…

12 Eylül 1980’in ürünü olan 1982 anayasasi zaten birçok kere degisiklige ugradi. Yaklasik 20 defa degistirildi çesitli nedenlerle. Takribi olarak 9-10 civarinda AKP tarafindan degistirildi ki, ortada pek de bir darbe anayasasi kalmadigi asikâr! Yani zaten degismis! Biraz da yamali bohça gibi olmus.

Simdi darbe anayasasiyla hesaplasacak olan diyor ki, rahat çalisamiyoruz, yasama organi meclis yasayi yapiyor, yürütme olarak hükümet yürütecekken, yargi hayir yürütemezsin karariyla, çalismalarimizi engelliyor, diyor.

Bu düsünce isiginda, degisim için evet demek lazim, hiç hayir demek degisim yapmak olur mu? Konseptinde bu ve benzeri yuvarlak, amaçsiz, saptirmacali ifadelerle, biyik altindan sahte gülücüklerle evet denilmesi isteniliyor ve yine kandirmaca sürüyor…

Insan bir sekilde düsünür, niye yargidan dönüyor diye!

Yasama, yürütme ve yargi genel anlamiyla Kuvvetler Ayriligi anlamina geliyor. Peki nedir bu kuvvetler ayriligi?

Kuvvetler ayriligi, demokratik devlet yönetimini düzenleyen bir uygulama biçimi, bir olgu, bir modeldir. (Nedense bu tür seyleri ortaya atanlar hep Fransizlar oluyor.) Yani yasama, yürütme ve yargi ayri ayri ve birbirinden bagimsiz güç ve sorumluluk alanlarina sahiptir.

Kuvvetler Ayriligi ilkesinin amaci, demokrasiyi korumak, diktatör, zorba, totaliter hükümetlere, yönetimlere engel olmaktir. Yani amiyane tabirle Padisahligi engellemektir. Padisah olma hayalindekilere tabiî ki bu ilke uymaz.

12 Eylül 2010’daki referandumda neye evet neye hayir denilecegini yüce halkim bilmiyormus.

Halkim bilmiyormus, kafasi karisikmis, kararsizmis gibi vesveselere inanmak istemiyorum, inanamiyorum. Hayret verici bir durum ve çok üzülüyorum, endiseyle izliyorum.

Kimse kusura bakmasin diyecek gibi oluyorum ama sözlerimde bir kusur olmadigindan böyle bir sey söylemeyecegim.

Halkim bilmiyorsa, neden okumaz, neden iletisim araçlarini kullanmaz, en önemlisi neden sorgulamaz? Anlasilir gibi degil.

Öyle çok fazla, karmakarisik bir oylama yok ki! Birkaç madde oylanacak sadece. Halkim artik okusun, arastirsin, iletisim araçlarindan faydalansin. Halk ciddi anlamda cahillik etmesin.

En basit anlamiyla bir sorgulayalim. YÖK-Yüksekögretim Kurulu 1982 anayasasiyla olusturulmus bir kurul. Üniversitelerin üzerinde Demokles’in kilici gibi duruyor. 1982 darbe anayasasiyla hesaplasacak olan AKP hükümeti neden YÖK’ü kaldirmaz, lagvetmez? Bu nasil hesaplasmadir?

Anayasa Mahkemesi üye sayisi 11’den 17’ye çikartiliyor. Öyle bir oyun var ki burada, anlamak için çok fazla ugrasiya gerek yok. 3 üyeyi TBMM seçecek, kalan 14 üyeyi Cumhurbaskani belirleyecek. Cumhurbaskani seçimini, YÖK’ün (3), Yargitay’in (3), Danistay’in (2), Askeri Yargitay’in (1), Askeri Yüksek Idare Mahkemesi’nin (1) gösterecegi adaylar arasindan yapacak. Meclis çogunlugu sende, Cumhurbaskani senden. Yani sen neyi ve kimi istersen, onu atayacaksin. Olmaz böyle sey!

HSYK-Hakimler ve Savcilar Yüksek Kurulu’nun asil üye sayisi da 7’den 22’ye çikarilacak. Bu da benzer bir uygulama…

Asil anlasilmasi gereken, referandumun basit bir evet-hayir oylamasi veya yarismasi olmadigidir.

Ülkemizin, yurdumuzun, yurttaslarimizin birligi, bütünlügü ve özgürlügü için “hayir” demek gerekiyor bu referandumda. Darbe anayasasiyla hesaplasma adi altinda, koftiden sözlerle millet uyutuluyor. Uyuma ey halkim, uyursan suçlu sensin.

Güçlü olan hakli olmamali, hakli olan güçlü olmali… Buradaki evet oylamasi, güçlüyü her zaman hakli yapacak. Buna engel olmak için “hayir” denilmeli!

Baris Manço’nun sarkisiyla evet’çilere cevap vereyim ve referandumdaki oyumu belirteyim;

“Hayir, Hayir, Yüzbin Kere Hayir, Inanmiyorum Sana!”


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster