Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Karadenizli Aleviler Tarihçesi


Açıklama: Güvenç Abdal Tarihçesi
Kategori: Toplum-Yaşam
Eklenme Tarihi: 05 Ocak 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 07:52
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=16536


Karadenizli Aleviler Tarihçesi

Güvenç Abdal Tarihçesi

Coskun KÖKEL / GAZI ÜNIVERSITE ÖGRETIM ÜYESI

http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&v=0QgrKnnt7uY#t=10

ÖZET
Bu çalismada bir Türkmen dedesi olan Güvenç Abdal ve Güvenç Abdal'in adiyla anilan Güvenç Abdal Ocagi'na ait bilgiler sunulmaktadir. Ayrica 2005 yilinda Düzce, Ordu, Gümüshane, Trabzon illerinde yerlesik Güvenç Abdal Ocaklilari üzerine yapilan alan arastirmalariyla derlenmis bilgiler degerlendirilmektedir. Özellikle Karadeniz Bölgesinde yerlesik Alevi-Bektasi Çepni Türkmenleri ile Güvenç Abdal Ocagi arasindaki tarihsel ve inançsal baglar belirtilmeye çalisilmaktadir.

ABSTRACT
13. yüzyil, Anadolu'da Haci Bektas Veli merkezli düsüncenin etkinlik gösterdigi ve bu hümanist söylemin aktif nitelik kazandigi dönemdir. Türkistan'da Hoca Ahmet Yesevi'nin ögrencisi Haci Bektas Veli'ye ilettigi su sözlerinde de belirttigi gibi:
Döndü Hoca didi Ya Bektas isit
Her ne dir isem sana sen ani it
Rum erenlerine bas kildik seni
Var iris talipleri eyle gani
Suluca karayöge var mesken it
Yurt verdik durma var anda git (Noyan, 1996: 163).
Haci Bektas Veli önderliginde Anadolu'ya tasinan bu hümanist söylem, Anadolu'da yurt, ocak tutmus gönül elleriyle köklenir. Bu süreç Haci Bektas Veli Vilayetnamesi'nde söyle öykülenir:
Rum kurbuna gelince ol hümam
Rum erenlerine virdi hos selam
Nakildir ol vakti Rum'un pirleri
Elli yedi bin temam Rum elleri (Noyan, 1996: 168).

13. yüzyilda tarihsel kimligini Haci Bektas Veli ile ifade eden bu düsünce gelenegi, Haci Bektas Veli ile beraber hareket eden onlarca tarihsel kisilikle temsil edilir. Haci Bektas Veli Vilayetnamesi'nde adi geçen Tapduk Emre, Yunus Emre, Karadonlu Can Baba, Sari Saltik, Ahi Evren, Karacaahmet Sultan, Kolu Açik Hacim Sultan, Seyyid Cemal Sultan gibi birçok Türkmen dedesi Anadolu'nun hatta Balkanlarin dört bir yaninda bu felsefenin temellenmesini saglar. Haci Bektas Veli ile beraber adi anilan Türkmen dedelerinin en önemlilerinden biri de Güvenç Abdal'dir. Güvenç Abdal, Haci Bektas Veli Vilayetnamesi'nde, tasavvufi bir menkibede adi geçen, taninan bir Alevi-Bektasi erenidir. Haci Bektas Veli Vilayetnamesi'nde Güvenç Abdal'in adi, Alevi-Bektasi inanç terminolojisinde ve metin literatüründe siklikla islenen seyhlik, müritlik, muhiblik, âsiklik kavramlarinin betimlendigi felsefî bir menkibe ile anilir.

Seyhlik, müritlik, muhiblik, âsiklik Alevi-Bektasi inanç literatüründe felsefî kavramlar olarak yer alirlar. Bu kavramlar ayni zamanda Alevi-Bektasi düsüncesinde dört kapi kirk makam süreci ile olusan düsünsel yükselisi de ifade eder. Insan-i kâmil olgusu, Alevi-Bektasi düsüncesinin temel amacidir. Alevi-Bektasi düsüncesi bu temel amacin araçlari olarak bireyin düsünsel, inançsal, psikolojik gelisimi için belli kategoriler belirlemistir. Bu gelisim kategorilerinin basinda asiklik, yükselisinin son asamasinda ise seyhlik (mürsid-i kâmil) yer alir. Haci Bektas Veli Vilayetnamesi'nde bu düsünsel evrimin asamalari Güvenç Abdal'in isminin yer aldigi menkibede söyle anlatilir:

"Hünkâr'in hizmetinde Güvenç Abdal adli bir dervis vardi, er terbiyesi görmüs bir zatti. Birgün, erenler sahi dedi, gönlümde bir sorum var, izin verirseniz söyleyeyim. Hünkâr, söyle buyurdu: Güvenç, acaba dedi, seyh kimdir, muhib kimdir, âsik kimdir? Bize lütfedip bildirseniz. Hünkâr, hemen, Güvenç dedi, yerinden kalk, tez git, bir sarrafta bin altin nezrimiz var, al gel, dedi. Güvenç Abdal, sarraf kimdir, hangi sehirdedir demeden hemen belini bagladi, Hünkâr'in elini öptü, yola revan oldu. Gide-gide vardi, bir sehre yetisti. Gördü ki pek büyük bir sehir. Kendi kendisine, bizim ülkede böyle büyük bir sehir yoktu, acaba bu sehir, hangi sehir, dedi. Kal'anin içi adamlarla doluydu. Gezerken bir adama, kardes dedi, bu il, hangi il, bu sehir hangi sehir? O adam dedi ki: Burasi Hindistan ülkesi, bu sehre de Delli (Delhi?) derler. Güvenç, bu sözü duyunca sasirdi, kendi kendine, Rum ülkesi nerede, Hindistan nerede, dedi. Sehrin içinde yürümeye basladi. Sokak sokak gezerken pazara ulasti, o yana, bu yana bakinip giderken gördü ki, karsida bir sarraf oturmada. Sarraf da bunu görünce hemen kalkti. Beri gel dervis diye elini salladi. Dervis, dükkana girdi, selâm verdi. Sarraf, Güvenç'e, hangi ildensin dedi. Güvenç, Rum ülkesinden, dedi. Kimin hizmetindesin deyince Güvenç, Sultan Haci Bektas Hünkâr'in hizmetindeyim, bir gün bana, bir sarrafin bize bin altin nezri var, al gel buyurdu, üç gün oluyor, bu sehre geldim, dedi.

Sarraf, Hünkârin adini duyunca hemen dükkanini kapadi, Güvenç Abdal'i aldi, evine geldi. Agirladi, oturttu. Üç gün çesitli yemekler verdi. Sonra dervis dedi, nezri olan sarraf benim. Hindistan denizinde bir vakitler ticarete giderken bir yavuz muhalif yel çikti, az kaldi gemimiz batacakti. Hemen vilayet erenlerini çagirdim, beni kurtarin, bin altin nezrim olsun dedim. O anda erenler yetisti, gemiyi mübarek eliyle tuttu, kiyiya çikardi. Adini sordum. Adim Hünkâr Haci Bektas'tir, Rum ülkesindenim dedi. Rum ülkesine nezrimizi nasil ulastiracagiz dedim, ben birisini yollarim, buyurdu. Ben, o gönderecegin adam ne sekilde dedim, senin seklini tarif etti. Iste seni dükkanda gördüm, elimle çagirdim. Hamd olsun ki hata etmemisim. Su bin altini al, erenlere götür. Sonra bin altin daha saydi, bu da dedi, erenlerin hizmetinde bulunanlara, onlara ver, yesinler, içsinler. Bin altin daha saydi, yanimizdan bos gitme dedi, bu bin altini da sen harca. Güvenç Abdal, o üç bin altini bir kese içine koyup koynuna saldi. Sarrafla vedalasip yine yola revan oldu. Sehir içinde giderken bir çardak gördü. Bir de bakti ki çardagin penceresinde, gün yüzlü bir güzel kiz bakmada, kizi görür görmez bin canla âsik oldu. Sabri-karari kalmadi, akli basindan gitti. Pencereye gözünü dikti, tam üç gün üç gece öylece kaldi. Kiz,dervisin hâlini görünce sasirdi, halk görürse kötüye yorar dedi, halayigini çagirdi, hâli anlatti, git dedi, ögüt ver de çeksin gitsin buradan. Kiz, bir tacirin kiziydi, babasi ticarete gitmisti. Halayik, gidip dervis dedi, umdugun eline geçmez senin, vazgeç bu olmaz sevdadan. Bu kiz, ulu bir tacirin kizidir. Kullari, adamlari duyarsa basina is açarlar. Öyle bir avi elde etmek isteyen kisinin bol altini olmali. Güvenç Abdal, halayigin sözlerini isitince alinma, ne oldu ki, dedi, üç bin altin, kesesiyle koynundan çikarip halayiga gösterdi. Halayik bunu görünce kostu, kiza geldi, bu dervis dedi, tekin adam degil, koynundan üç bin altinlik bir kese çikarip gösterdi. Hasili kelam, altina tamah ettiler, bir yolunu bulup dervisi içeriye aldilar. Güvenç Abdal, keseyi çikarip sevgilisinin önüne koydu. Tam seytan yoluna gideceklerdi ki, Güvenç, sevgilisinin ayak ucuna otururken bir de baktilar, duvar yarildi, bir el çikti, Güvenç'i, gögsünden bir kakti, yere yikti, aklini basindan aldi. Kiz, bu hâli görünce kalkti, oturdu. Güvenç'in akli basina gelince bu ne hâl diye sordu. Güvenç Abdal, Seyhimiz Haci Bektas Hünkâr'in vilayetinden oldu dedi, böylece beni bu kötü isten kurtardi. Bunun üzerine, Rum ülkesinden nasil çiktigini, oraya nasil geldigini, hasili o ana kadar basindan geçenleri bir bir anlatti.

Kiz, bu kerameti gözüyle görünce erenlere âsik oldu, ziyaretine varmak istedi. Üç bin altini aldilar, beraberce aksam saatinde yola çiktilar. Gece yarisi, yürüdüler, issiz bir yerde yattilar. Uyaninca baktilar ki sabah olmus, ama bulunduklari yer yattiklari yer degil, kekikli, yavsanli bir yer, Arafat daginin yanindaki Kizilcaöz'den gelen yolun yanindalar. Kalkip yola düstüler. Halifeler karsi çiktilar. Görüsüp Hünkâr'a götürdüler. Güvenç Abdal, erenlerin ellerini öpüp ayaklarina yüz sürdü. Basindan geçeni bir bir anlatti.

Hünkâr, Güvenç Abdal dedi, bu islerdeki hikmeti bildin mi? Güvenç buyurun Erenler Sahi dedi. Hünkâr, sen, bizden seyh kimdir, mürit kim; muhib kimdir, âsik kim diye sormustun, biz de sana cevap verdik. Mürid odur ki, senin yaptigini yapar. Biz seni hizmete gönderdik, nereye gidecegim, kimi görecegim demeden yola düstün; muhibligi sarraf gösterdi. Bir kerecik denizde helak olayazdi, erenler diye çagirdi, bin altin nezretti, vardik, imdadina yetistik, gemisini kurtardik, adimizi, yerimizi sordu, haber verdik, seni yolladik, söyle böyle demeden nezrimizi sana teslim etti. Seyhligi biz yaptik; seni kolayca götürüp getirdik, seni o yüz karasindan da kurtardik. Âsikligiysa o kiz yapti, bir vilayet görmekle âsik oldu bize; buraya gelmedikçe karar etmedi. Sonra emretti, o kizi Güvenç Abdal'a nikahladilar. Dügün dernek oldu, murad alip murat verdiler (Gölpinarli, 1995: 76)."

Güvenç Abdal'in adi birçok Alevi-Bektasi kaynaginda Haci Bektas Veli Vilayetnamesi'ne atif yapilarak Dünya Güzeli Menkibesi ile beraber anilir. Birçok tarihî metinde Güvenç Abdal, Haci Bektas Veli'ye en yakin Türkmen dedelerinden biri olarak anlatilir:

"Hünkârin tatari idi. Bir yere name iletmek dilerse, Güvenç Abdal giderdi. Hindistan, Delhi sehrinde gördügü alem güzeline âsik oldi. Hünkâr'a dediler, iki âsigu izdivaç eyledi. Hünkâr'in dergahinda bir haymada yatarlar. Keramatlari saymakla dile gelmez (Altinok, 2003: 188)."

Güvenç Abdal'in adi birçok Alevi-Bektasi metninde on iki hizmet, on iki post sistematigi ile beraber anilir. On iki hizmet ve on iki post, Alevi-Bektasi düsünce evreninde dört kapi, kirk makam anlayisina bagli olarak bireyin insan-i kâmil olgusu baglaminda düsünsel gelisimini tanimlar. Alevi-Bektasi metinlerinde on iki hizmet ve on iki postun birer manevi önderi vardir. On iki hizmetin, on iki postun bu manevi temsilcileri metinlerde adlari siklikla geçen Türkmen dedeleridir. Yaygin olarak on iki post ve on iki hizmetin kategorik düzenlenisi su sekildedir:

On Iki Post
1. Mürsid Postu: Hünkâr Haci Bektas Veli
2. Rehber Postu: Habib Emircem Sultan
3. Türbedar Postu: Hizir Lale Cüvan
4. Ahçi Postu: Karadonlu Can Baba
5. Ekmekçi Postu: Seyyid Mahmut Hayrani
6. Serbetçi Postu: Kizil Deli Sultan
7. Nakib Postu: Sari Saltuk Sultan
8. Meydanci Postu: Seyyid Cemal Sultan
9. Atçi Postu: Boz Geyikli Dede Karkin
10. Kurbanci Postu: Sah Ibrahim Haci Sultan
11. Ayakçi Postu: Abdal Musa Sultan
12. Mihmandar Postu: Kolu Açik Hacim Sultan (Altinok, 2003: 189)

On Iki Hizmet
1. Tarikatçi: Hz. Hasan Mücteba
2. Davetçi: Hz. Hüseyin Desti Kerbela
3. Saki: Hallac.i Mansur
4. Zakir: Seyyid Nesimi
5. Ibriktar: Sari Ismail
6. Gözcü: Karaca Ahmet
7. Çeragci: Kara Pirabat Sultan
8. Sofraci: Garip Musa Sultan
9. Meydanci: Barak Baba
10. Ferras: Resül Baba Sultan 11. Pervane: Taptuk Emre
12. Kapici: Güvenç Abdal (Altinok, 2003: 189)

On iki hizmet, on iki post örgüsünde tarihsel kimlikleri baglaminda ön plana çikan Türkmen dedelerinden birisi de Güvenç Abdal'dir. Güvenç Abdal, Alevi-Bektasi nüfus içerisinde saygi ve takdir görmüs bir Türkmen erenidir, ayni zamanda adiyla anilan Alevi inanç ocaginin da kurucusudur. Güvenç Abdal Ocagi, onlarca Alevi inanç ocagindan biridir. Güvenç Abdal Ocagi, Alevi-Bektasi inancinda bir dede ocagi olarak kabul edilir.

Güvenç Abdal Ocagi genel olarak Anadolu'nun kuzeyinde, Bati'da, Izmit'in, Kandira ilçesine bagli Ballar köyünden, Dogu Karadeniz'de, Trabzon'un, Akçaabat ilçesine bagli Eskiköy'e kadar uzanan genis cografyada örgütlenmis bir ocaktir. Güvenç Abdal Ocagi, özellikle Karadeniz Bölgesi'nde yerlesik Alevi-Bektasilerce adi siklikla anilan bir ocaktir. Karadeniz Bölgesi Alevi-Bektasilerinin ocak aidiyeti açisindan baskin oranda dahil olduklari ocak da Güvenç Abdal Ocagi'dir.

Karadeniz bölgesinde, Trabzon, Gümüshane, Giresun, Tokat, Ordu, Samsun, Düzce, Zonguldak, Izmit illerine bagli köylerde Güvenç Abdal Ocagi'na bagli Alevi-Bektasi nüfus yasamaktadir. Bu köylerde yapilan saha çalismalari sonucunda özellikle Gümüshane ili, Kürtün ilçesi Taslica köyü; Trabzon ili Akçaabat ilçesi Eskiköy; Düzce ili Gölyaka ilçesi Yunusefendi köyü; Izmit ili Kandira ilçesi Ballar köyünde yerlesik Güvenç Abdal ocaklilarinin kendilerini Güvenç Abdal Ocagi'na bagli Çepni Alevisi olarak tanimladiklari tespit edilmistir.

Oguzlar'da boy teskilati 24 boyun birligiyle olusmustur. 24 boyun sematik yapilanisi su sekildedir:

"Oguz Destani'na göre Oguz Han'in Günhan, Ayhan, Yildizhan, Gökhan, Daghan ve Denizhan adli 6 çocugu vardi. Bunlardan her birinin dörder çocugu oldu. Oguz boylarini olusturan bu 24 çocugun adlari sudur: Günhan ogullari: Kayi,Bayat, Alkaevli, Karaevli; Ayhanogullari: Yazir, Döger, Dodurga, Yaparli; Yildizhanogullari: Avsar, Kizik, Begdili, Kargin; Gökhanogullari: Bayindir, Peçenek, Çavuldur, Çepni; Daghanogullari: Salur, Eymür, Alayuntlu, Yüregir; Denizhanogullari: Igdir, Bügdüz, Yiva, Kinik (Büyük Larousse, 1986: 8793).
Çepni boyu, Oguz boy teskilatlanisi içinde 24 boydan biridir. Anadolu'nun Türklesmesi ve Islâmlasmasi bu 24 Oguz (Türkmen) boyu ve bu boylarin siyasi ve manevi önderleri konumundaki Türkmen dedeleri araciligi ile olmustur. Çepni boyu da Horasan cografyasindan Anadolu'ya göç ederek özellikle Karadeniz Bölgesi'nin Türklesme ve Islâmlasmasinda birincil rol oynamistir. 13. yüzyildan baslayarak Karadeniz Bölgesi'nin sosyal, siyasi, askeri, kültürel hayatinda Çepni Türkmenlerinin etkisi tartisilmaz yogunluktadir. Çepnilerin Anadolu'daki tarihleri ile ilgili önemli çalismalari olan Prof. Dr. F. Sümer sunlari aktariyor:

"Çepniler, Giresun'dan Batum'a kadar uzanan Dogu Karadeniz Bölgesi'nde yurt tutarak bu bölgede Türklügü hâkim kilmislardir…

1486 (Hicri 891) tarihli bize kadar gelmis en eski defterdeki Çepniler'e ait bölümün yayimlanmasi ile bu büyük Oguz boyunun Dogu Karadeniz Bölgesi'nin Türklügünde ne kadar önemli bir mevki'ye sahip oldugu, çok daha iyi anlasilmis bulunacaktir; ancak bazi önemli açiklamalar yapmak gerekiyor:

1. Trabzon Sancagi'nda Türkler yogun bir sekilde sancagin bati kesiminde yani Eynesil-Kürtün, Dereli, Giresun-Tirebolu arasindaki genis yörede yasamaktadir.

2. Bu Türkler, daha önce de söylendigi gibi, Osmanlilar gelmeden önce bu yurtlarinda oturmakta idiler. Onlar 16. yüzyildan itibaren bu yöreye gelip orayi yurt edinmislerdi. Bu yurtlari kuzeyde Karadeniz'e kadar ulasmisti. Çepniler, Kürtün'den hareket ederek Harsit Vadisi yolu ile Karadeniz'e erismisler ve bu vadinin iki yanindaki güzel topraklari yurt edinmislerdir.

3. Sinirlari çizilmis olan bu yöredeki Türklerin ezici çoklugu Çepni boyuna mensuptur. Bazi yer adlari yadigârlari, bu Türk yerlesmesinde Çepnilerin yaninda Yüregir (Üregir), Alayuntlu, Döger ve Eymür boylarina mensup obalarinda rol oynamis olduklarini açikça gösteriyor (Sümer, 1992: 45).

Prof. Dr. Osman Turan da Çepniler'in Anadolu'da özellikle Karadeniz Bölgesi'nin Türklesmesindeki önemini su sekilde ifade eder:

"Sarki Karadeniz Bölgesi'ne yaylalardan, geçitlerden ve Harsit Vadisi'nden inen Türkmenler mevcut olmakla beraber bu havali daha ziyade Samsun'dan itibaren sahili takip eden Oguz Çepni boyu tarafindan Türklestirilmis; Canik Bölgesine adini veren yerli Hristiyan Çan kavmi tedricen kaybolmustur. Türkmenler 1302'de Giresun'a kadar ilerlemis ve birtakim küçük beylikler kurmuslardir (Turan, 1969: 233)."
Karadeniz Bölgesi'nin Türklesmesinde Çepni boyu o kadar etkin görev alir ve önem tasir ki Osmanli belgelerinde Karadeniz Bölgesi'nin bir bölümü Vilayet-i Çepni olarak tanimlanir.

"Çepni Ili'ne (Vilayet-i Çepni) gelince, bu il Giresun'un merkez kazasi ile Kesap ve Dereli kazalarinin topraklarini içine almaktadir. Çepni Ili'nde 59 köyün varligi tespit edilmistir (Sümer, 1992: 62)."
Tarihî veriler ve yapilan bilimsel çalismalar, Karadeniz Bölgesi'nde, bugünkü Gümüshane ili, Kürtün ilçesi merkez olmak üzere Harsit Vadisi'nin Çepni iskâninin yogunlastigi bölge oldugunu göstermektedir. Prof. Dr. F. Sümer, bu tarihsel gerçegi su sekilde ifade eder:

"Çepniler'den kalabalik bir kol da Yukari Kelkit Vadisi'nde yasiyordu. Görmüs oldugumuz gibi bu Çepniler, Trabzon Rum Imparatorlugu'na güneyden yapilan seferlere katildilar. Bununla ilgili olarak 1380 yillarinda onlarin (Çepnilerin) kisliklarinin Yukari Harsit Vadisi'ne kadar gitmis oldugunu kesin olarak biliyoruz. XV. yüzyilin birinci yarisinda ise onlarin Eynesil-Kürtün-Dereli-Giresun arasindaki genis bölgenin tamamen kendi tasarruflarinda oldugu görülmüstür (Sümer, 1992: 130)."

Bu baglamda Çepniler'in, Anadolu'nun Türklesmesi açisindan tasidiklari askeri ve siyasi önemin paralelinde genel hatlariyla düsünsel ve felsefi dünyalarinin karakterini belirlemeye çalisirsak, 13.yüzyil Anadolu aydinlanmasinin karizmatik lideri Haci Bektas Veli ile Çepni boyu arasindaki düsünsel, sosyal iletisim temel ölçüt olarak kabul edilmelidir. Haci Bektas Veli, 13. yüzyilda Anadolu'ya gelip Sulucakarahöyük'ü düsüncesinin merkezi yapmaya karar verince, o yörede yerlesik bir Türkmen obasi ile diyalog kurar. Ilginçtir ki bu oba, bir Çepni obasidir. Haci Bektas Veli Vilayetnamesi'nde bu Çepni obasi hakkinda su bilgiler verilir:

"Çepni boyunun ulularindan Yunus Mukri adli birisi vardi. Bilgin, üstün, olgun ve hafizdi. Çepni boyundan ayrilip Karaöyük'ün yakininda Mikail adli bir yere gelip yerlesmisti. Bu zat, bir müddet sonra ordan da ayrilmis, yukari tarafta Kayi denen yere gelmisti. Kayi ile Karaöyük'ün arasi iki mil kadardi. Karaöyük'ü, Sultan Aliyyüddin'in Yunt bendesi mamur etmisti. Çepni boyunun ulularindan Gevherves de üç komsusuyla bu Yunt-bende'yi Sulucakaraöyük'e getirmisti. Yunt-bende, orda öldü, oranin mezarligina gömüldü. O vakit, o civarda bilgin olarak yalniz Yunus Mukri vardi. Hatta Gevherves'in yakinlarindan biri ölmüstü. Yunus Mukri de tesadüf bu ya, evinde yoktu, bir is için bir yere gitmisti. Ölüyü üç gün gömmediler. Nihayet Yunus Mukri geldi de ölü gömüldü. Gevherves, bunun üzerine Yunus Mukri'ye yalvardi, biz, siz olmadan bir is yapamiyoruz,lutfet de burda bizimle otur dedi.Yunus Mukri, Gevherves'in bu sözleri üzerine Konya'ya gitti, Sultan Aliyyüddin'e kendisini tanitti, Sulucakaraöyük'ü yurt olarak vermesini istedi. Sultan Aliyyüddin, orasini Yunus Mukri'ye yurt olarak verdi.Yunus Mukri beratini alip köye geldi,yerlesti, bir müddet sonra da öldü.

Yunus Mukri'nin, Ibrahim, Süleyman, Saru ve Idris adinda dört oglu kaldi. Idris, babasi gibi bilgin ve üstün bir kisiydi. Saru da okumustu,fakat ikisi, okuma yazma bilmezdi. Idris'in ahiret Hatunlarindan bir karisi vardi. Adina Kutlu Melek derlerdi, ayni zamanda kendisini sayip agirlarlar, Kadincik diye hitap ederlerdi. Yunus Mukri'nin ölümünden sonra ogullari, evleriyle barklariyla Kayi'dan göçüp Sulucakaraöyük'e geldiler (Gölpinarli, 1995: 26-27)."

Çepni boyunun düsünce dünyasinin çerçevesini belirlerken önem tasiyan bir diger ölçüt, Alevi-Bektasi kültürü içerisinde son derece önem tasiyan karizmatik bir Türkmen dedesi olan Sari Saltik ile Çepniler arasindaki diyalogu ve temasi dile getiren degerlendirmelerdir. Sari Saltik ve Çepni boyunun adi 1263 yilinda Dobruca yöresinde yasanan Türkmen iskani ile beraber anilmaktadir. Prof. Dr. Z. V. Togan, bu süreç ve diyalog ile ilgili su degerlendirmeleri yapmaktadir:

"Anadolu'dan dahi Sari Saltik ismindeki Türk seyhi de, 1263 yilinda 12.000 hane kadar Türkmen ailesi (belki de çogu Çepniler) ile birlikte Kirim ve Dobruca'ya yani Sehzade Nogay'in bulundugu yerlere gidip yerlesti ve Islamiyet'in nesri ugrunda çalisti (Togan, 1981: 268)."

Alevi-Bektasi sözlü kültüründe Güvenç Abdal ve Sari Saltik'in musahip kardes olduklari ve iki erenin adiyla anilan Alevi inanç ocaklarinin birbirleriyle musahip ocak olduklari belirtilmektedir. Yapilan saha çalismalari baglaminda sözlü ve yazili bilgiler degerlendirildiginde Alevi-Bektasi Çepni Türkmenlerinin inanç evrenlerini belirleyen iki karizmatik Türkmen dedesi karsimiza çikmaktadir. Bu iki eren, Güvenç Abdal ve Sari Saltik'tir. Bu baglamda Haci Bektas Veli düsüncesinin Alevi-Bektasi Çepni Türkmenlerine ulastirilmasinda Güvenç Abdal ve Sari Saltik'in ayni misyonu tasidiklari, Alevi-Bektasi Çepni Türkmenlerinin sosyal ve düsünsel tarihlerinde ayni oranda kalici izler biraktiklari görülmektedir.

Çepnilerin Haci Bektas Veli ve Sari Saltik ile temaslarini, diyaloglarini dile getiren bu degerlendirmeler, Çepnilerin düsünsel dünyasinda Alevi-Bektasi düsüncesinin önemli bir yer tuttugunu göstermektedir. Yapilan bu açiklamalar isiginda Güvenç Abdal, Karadeniz Bölgesinin Türklesme ve Islâmlasma sürecinde Çepni boyunun manevi önderlerinden biri olarak karsimiza çikmaktadir. 2005 yilinda yapilan saha çalismalari isiginda tarihsel yurtlari Harsit Vadisi, Kürtün yöresi olup zaman içinde buradan göçle farkli cografyalara dagilan Düzce ili Gölyaka ilçesi Yunusefendi köyü; Izmit ili Kandira ilçesi Ballar köyü; Trabzon ili Akçaabat ilçesi Eskiköy ve Gümüshane ili Kürtün ilçesi Taslica köyü gibi yerlesim birimlerinde yerlesik topluluklarda Çepni kimligi ile Alevi-Bektasi kimliginin Güvenç Abdal Ocagi aidiyeti ile beraber devam ettigi tespit edilmistir.

Böylece çogu arastirmacinin Balikesir tarafindaki Çepniler tamamen Alevi olduklari hâlde, Trabzon taraflarinda Harsit Deresi boyundaki Çepni köylüleri külliyen Aleviligi unutmuslardir (Eröz, 1990: 22) seklindeki degerlendirmeleri geçerliligini yitirmektedir. Yapilan çalismalar sonucunda Gümüshane ili, Kürtün ilçesi, Taslica köyünün Güvenç Abdal Ocagi'nin tarihsel merkezi oldugu tespit edilmistir. Kürtün yöresinin Türklesmesi sürecinde tarihsel kisilik olarak Güvenç Abdal'in adi yöre insaninin toplumsal belleginde günümüzde de önemini korumaktadir. Kürtün yöresinin en önemli yaylasi Güvendi Yaylasi olarak adlandirilmaktadir. Ayrica Güvendi Yaylasi'nda asil kabri Haci Bektas Veli Zaviyesi'nde bulunan Güvenç Abdal'in bir de makam mezari yer almaktadir. Kürtün'de her yil Güvenç Abdal, Güvendi Yaylasi törenleri ile anilmaktadir. Kürtün yöresi Çepnileri içerisinde sadece Taslica köyü Çepnilerinde Alevi-Bektasi kimlik ve Güvenç Abdal Ocagi aidiyeti ile beraber devam etmektedir. Taslica Köyü, Güvenç Abdal Ocagi'nin tarihsel merkezi, dede ve ocak köyü olarak yüzyillarca bu misyonunu sürdürmüstür. Günümüzde de Taslica Köyü Alevileri arasinda Güvenç Abdal Dede ve esi Topal Emine Ana'nin adi siklikla anilmakta ve ikisi ile ilgili sözlü menkibeler anlatila gelmektedir. Güvenç Abdal Ocagi'na ait secere ve daha birçok tarihi belge Taslica köyünde yerlesik Güvenç Abdal Ocagi'nin son dönem dedelerinden olup 1990'li yillarda vefat eden Ilyas Güvendi(Küçük Ilyas Halife)'nin ailesi tarafindan korunmaktadir. Özellikle Ordu, Giresun, Samsun, Trabzon, Düzce, Zonguldak, Izmit illerinde yerlesik Güvenç Abdal Ocagi dedeleri de asil yurtlarinin ocak köylerinin Taslica Köyü oldugunu belirtmektedirler. Özellikle Eskiköy, Yunusefendi, Ballar Köylerinde yerlesik Güvenç Abdal Ocaklilari 19. yy. in son çeyregi içerisinde bugünkü yerlesik olduklari yerlesim birimlerine Kürtün, Harsit Vadisi yöresinden göç ile gelerek yerlesmislerdir.

Güvenç Abdal Ocagi'ni inanç ritüelleri açisindan degerlendirecek olursak, Güvenç Abdal Ocagi, Erdebil Süregini kabul eden, tarik (erkan) ile ayin-i cemlerini yapan musahipligi ocak talipliginin temeli kabul eden bir ocaktir. Ordu, Samsun, Zonguldak illerinde yerlesik Güvenç Abdal Ocaklilarin da ise tarik (erkan) uygulamasi yerine pençe-i ali-i aba uygulamasi temel alinmakta ve müsahiplik kurumu ocak talipliginin baslangici sayilmaktadir. Trabzon, Gümüshane, Düzce, Izmit illerinde yerlesik Güvenç Abdal ocaklilarinda tarik (erkân) gelenegi, müsahiplik ritüeliyle beraber devam etmektedir. Özellikle Yunusefendi, Eskiköy, Ballar köylerinde ayin-i cem pratikleri düzenli olarak devam etmektedir. Bu üç yerlesim biriminde âsiklik gelenegi, nefes, deyis kültürü canliligini korumaktadir. Yunusefendi, Eskiköy ve Ballar köylerinde uzun dönemden beri cemevleri bulunmakta olup bu cemevleri köylülerin kültürel baglarini devaminda birincil önemde sosyal birimler olarak karsimiza çikmaktadir. Özellikle Yunusefendi köyünde ayin-i cemlerde müsahiplik kurumu, tarik (erkân) gelenegi ve on iki hizmet ritüelleri tüm otantikligini koruyarak devam ettirilmektedir. Yunusefendi köyünde ayin-i cemlerde gerçeklestirilen el hizmeti, katar çekme, semah ritüelleri, Alevi-Bektasi inanç ritüellerinin temellendirilmesi ve tanimlanmasi açisindan son derece önem tasimaktadir. Nevruz, Muharrem Orucu uygulamalari düzenli olarak devam ettirilmektedir.

Yunusefendi, Eskiköy ve Ballar köylerinde gözlemlenen Dede-Halife-Çelebi Postnisin yapilanisi Güvenç Abdal Ocagi içerisindeki yetki piramidi açisindan önemlidir. Yunusefendi, Eskiköy ve Ballar köylerinde talip grup içerisinden seçilerek görevlendirilmis dedeler vardir. Bu dedeler köyün ayin-i cem hizmetlerini düzenli olarak yönetirler.Bu dedelerin bir üst makaminda Halife olarak tanimlanan Güvenç Abdal Ocagi dedeleri yer alir. Güvenç Abdal Ocagi dedeleri her yil bu köyleri düzenli olarak ziyaret ederler.Güvenç Abdal Ocagi dedelerinin bir üst makaminda da Efendi olarak tanimlanan Haci Bektas Çelebi Postnisini bulunur. Yunusefendi, Eskiköy ve Ballar köyleri Güvenç Abdal ocaklarina ait bu yetki piramidi genel anlamda Alevi ocak hiyerarsisini örneklemesi açisindan önemlidir.

Sonuç
Oguzlarin önemli bir boyu olan Çepniler'in düsünsel hayatinda Türkmen dedesi Güvenç Abdal'in etkisi büyüktür. Alevi-Bektasi düsüncesinin Çepni Türkmenleri içerisindeki yeri tespit edilirken daha çok Balikesir, Manisa, Izmir illeri köylerinde yerlesik olan Köse Süleyman Ocagi'na bagli onlarca Alevi-Bektasi Çepni köyü örnek verilmektedir. Günümüze kadar yapilan çalismalardaki genel tez; Karadeniz Çepni Türkmenlerinde Alevi-Bektasi kimliginin görülmedigi seklindedir. Fakat Düzce, Izmit, Gümüshane, Trabzon illerine bagli Çepni kimlikli köylerde yapilan saha çalismalarinda bu köylerde Çepni kimliginin, Alevi-Bektasi kültürü ve Güvenç Abdal Ocagi mensubiyetiyle beraber devam ettigi tespit edilmistir.

Yeni bilimsel çalismalarla Balikesir, Manisa, Izmir köylerinde yerlesik Köse Süleyman Ocagi mensubu Alevi-Bektasi Çepni Türkmenleri ile Karadeniz Bölgesi'nde yerlesik Güvenç Abdal Ocagi mensubu Alevi-Bektasi Çepni Türkmenleri hakkinda karsilastirmali olarak yapilacak sosyolojik, sosyal-antropolojik çalismalar Türk kültür tarihi ile ilgili yeni bilgiler ve açilimlar kazanilmasini saglayacaktir.

Güvenç Abdal Arastirma Egitim ve Tanitma Dernegi

Karadenizli Aleviler çalistayda bulustu

Çogunlugunu Karadenizli Alevilerin olusturdugu Güvenç Abdal Arastirma, Egitim, Kültür ve Tanitma Dernegi’nce ocaga mensup Alevileri bir araya getirmek için düzenlenen ve iki gün sürecek ‘1. Uluslararasi Güvenç Abdal Çalistayi’ basladi. Çalistay sonunda derlenecek verilen dogrultusunda bir arastirma merkezi kurulmasi için Ordu Üniversitesi’nde basvurulacak.
Ümraniye Belediyesi Cemil Meriç Gençlik ve Kültür Merkezi’nde yapilan çalistayin açilis konusmasini yapan Güvenç Abdal Dernegi Genel Baskani Mustafa Yilmaz, dernegin 2007 yilinda kuruldugunu, amaçlarinin onlarca ildeki Alevi derneklerini bir araya getirerek birlik ve bütünlük saglamak oldugunu söyledi. Yilmaz, Güvenç Abdal’in da Haci Bektas Veli’nin verdigi görev üzerine Karadeniz’e giderek burada Kizilbas ve Alevi inancini 750 yildir yayip temsil ettigini anlatti.
Alman Konstanz Üniversitesi’nde görev yapan ve Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Haci Bektas Veli Arastirma Merkezi görevlilerinden olan Coskun Kökel, Güvenç Abdal’in Haci Bektas Veli’nin dervislerinden oldugunu söyledi. Kökel, bütün sikintilara ragmen Alevi inancinin bu zamana kadar geldigini ve bu inanci gelecek nesillere aktarmanin borç oldugunu belirtti.
Haci Bektas Dedesi Veliyettin Ulusoy da “Alevi ocaklari birbirleriyle devamli iliski içinde olmali. Yolumuz hem siyasi hem de maddi çikarin üstüne üstüne çikmaktir. Yolumuza sahip çikmamiz lazim” dedi.
Dünkü oturumda, ‘Anadolu Aleviligi’nin Temel Dinamikler’ ve ‘Güvenç Abdal Ocagi ve Çepni Türkmenleri’ konulu panel ve sunumlar yapildi. Ilk oturum, cem töreni ile asure ve lokma dagitimiyla son buldu.

Üniversitede merkez hedefi
Güvenç Abdal’in tarihsel kisiligi ve ocak ile ilgili bilimsel projenin yapilacagi çalistayda, proje sonunda toplanacak verilerin degerlendirilecegi bir arastirma merkezinin Ordu Üniversitesi’ne kurulmasi üzerine görüs bildirilecegi ve Ordu Gürgentepe Belediye Baskani Halis Baykara’nin 23 Temmuz’da valilikten gerekli izni alarak bilimsel kurultay gerçeklestirecegi ögrenildi. Çalistayin bugünkü bölümünde ise ocak mensuplari arasindaki inançsal ve sosyal irtibati artirici çalismalarin tespiti yapilacak.

CAN AKBULAK- Radikal

ÇEPNILER VE ALEVILIK

Çepni irki ve Alevilik

Oguz boyundan bir boy olan Çepni irkina ülkemizin degisik bölgelerinde rastlamaktayiz. Yogun olarak karadeniz bölgesinde yasayan çepniler doguda Agasar, Harsit vadisi ve  batida canik irmagina kadar olan genis bir alanda mukim dirler.Rize dolaylarinda az sayida da olsa çepni vardir. Yazin yaylalara göçen, neseli,inat, horon ve kemençeyi seven geleneklerine siki sikiya bagli bir millettir Çepniler. Benim baba tarafim da çepnidir.Hanefi_müslümaniz.

Benim merak ettigim konu su;"Siz çepnisiniz, kizilbassiniz" gibi hakaretimsi sözlerin muhatabi oluyoruz zaman ,zaman. Buna karsin ben Salpazarinda hiç alevi çepni tanimadim yok çünki. Trabzon-çarsibasi- Mersin beldesinde  Çepni olduklari söylenen bir alevi köyü varmis. Bir de Ordu'nun yükseklerinde alevi köyleri oldugunu biliyorum.

Dün, Ekin nikli üyemiz, Pasalioglu  nikli üyemize  "siz alevi çocugusunuz zannedersem" diye yazdi. Pasalioglu bunu yalanlamadi! Bildigim kadar Pasalioglu Kesap'li. Kesapta alevi varmi? Karadeniz bölgemizin daha baska hangi yörelerinde alevi hemserilerimiz var? Bilgi sahibi arkadaslardan yorumlamalarini rica ediyorum. Saygilarimla...

Karalahana


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster