Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Sanatın da "soL'a ihtiyacı var


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 03 Ocak 2014
Geçerli Tarih: 25 Nisan 2026, 15:12
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=16523


Sanatin da ‘soL’a ihtiyaci var - Ahmet Mümtaz Idil  

     

2013, Haziran Direnisi’nin yüreklerde yarattigi umutla, büyük bir kazanim olarak kapanmak üzereydi ki, kimsenin öngörüde bulunamadigi “17 Aralik” depremiyle bir kez daha uyandi.

Herkes sundan emindi: Haziran Direnisi bitmemisti ve enerjisini topladigi an yeniden harekete geçecekti. Üstelik bu hareket, yillardir burnumuza dayatilan “enflasyon canavari, trafik canavari, faiz lobisi, dis mihraklar vb.” gibi sanal bir kavram da degildi. Müthis bir zamanlamayla Türkiye’nin gelecegine damga vurmus, sonra yarattigi umut isiginin ortaligi ne kadar aydinlattigina bakmak için bir adim geri çekilmisti.

Direnisin iktidar üzerinde yarattigi hasar öylesine büyük oldu ki, daha baslarinda bu isin önemini kavrayamayan birçok siyasi olusum daha sonra sahip çikmak istediyse de, kabul görmedi.

Ama bu da büyük bir sorunu beraberinde getirdi: Örgütsüzlük.

Tarihte örgütsüz hiçbir ayaklanma, kalkisma, isyan basarili olamadi. Zapata-Panço Villa, Stenka Razin, Pugaçev, Spartacus ve benzeri ayaklanmalar baslarda elde ettikleri muazzam basariyi sonlandiramadi. Haksizliklara ve yoksulluga baskaldiri her zaman bir taban bulsa da, bunu iktidara tasimak yeterli olmuyordu. Üstelik bu tür kalkismalar sinif mücadelesini de baltaliyor, zayiflatiyordu.

Haksizliga bas kaldiran herkesin “solcu” sayildigi bir dünyada yasadigimizi kabul etmemiz gerekli. Elbette haksizliga, yolsuzluga, siyasi ahlaksizliga bas kaldirma öz suyunu “sol” dünya görüsünden alir ama bu “sosyalist” olmak için yeterli degil. Dikkat edin, köylü ayaklanmalarinin hepsinde bir süre sonra amaca ulasmak bir kenara birakilir ve intikam atesinin körükledigi yagmalama devreye girer ve hareket kendi kendini yok eder. Örgütsüz ayaklanmalar karsisinda iktidarlar basit polisiye tedbirler alarak hareketin sogumasini ve yok olmasini rahatlikla saglayabilirler. Zira, hareket ilerledikçe yönetim sorunu çikar, genisledikçe ipin ucu kaçar ve bir süre sonra kitle kendi kendini sorgular hale gelir.

Burada sorunlarin en önemlilerinden biri, yaratilmak istenen “sol” dünyanin kendine ayni zamanda bir de “sol” sanat olusturmasidir. Sanatin pespaye biçimde popülarizme kaçmasi, dünyayi dönüstürmeye çalisan bilinçli kitleleri “kizgin adamlar” düzeyine çekerek, bir çesit “ajanlik” görevini üstlenir. Bu tehlikenin farkina varildiginda çogu kez is isten geçmis olur.

Sosyalist gerçekçilik uzun süredir hiç dile getirilmeyen, anilmayan ve hatta “sekter” bulunan bir sanat olarak tipki Haziran Direnisi gibi geri çekilmis, beklemektedir. Insanlarin kendini ifade etme veya anlatimlarda kendini bulma gibi basit duygularin geri dönüslerle sunulmasindan öte bir çaba gerektiren sosyalist gerçekçilik, her türlü toplumsal çekincede, itirazi gerçeklestirenlerin elinde birer “manifesto” olmak zorundadir.

Sosyalist gerçekçilik, Anatol Luna-çarski’nin de belirttigi gibi, neyin iyi neyin kötü oldugunu belirlemede önemli bir kriterdir. Hangi güçlerin ilerlemeyi engelledigini, hangi güçlerin büyük amaca yönelmeyi kolaylastirdigini saptar. Sosyalist gerçekçilik, bir zamanlarin kati anlayisindan uzaklasip, “devrimci romantizmi” en iyi sekilde kullanmakla yükümlüdür. Romantizmden korku, duygulardan da uzaklasmayi getirdiginden, yaratilarin duygusalligini da yok eder. Bu nedenle belki de Plehanov, Zola’nin gerçekligi oldugu gibi eserlerine yansitmaya kalkismasini agir biçimde elestirir. Gerçekligin oldugu gibi bir sanat eserine yansitilmaya çalisilmasi, o eserdeki tüm duygularin adeta küçümsenmesini de beraberinde getirdiginden, son derece tehlikelidir.

Sol sanat gerçegin üzerinde olmak, gerçegi günlük yasama indirgemek için onu bilmek zorundadir (M.Gorki). Gerçegin arkasindan gelip gelmedigine elbette bakacaktir ama o, her zaman toplumsal olaylarin bir adim önündedir ve asla egemen ideolojiyle ortaklik kurmayacaktir.

2014 yili, sol düsüncenin sanat anlayisini da kitlelere aktaracagi bir yil olmak zorundadir. Giderek yozlasan, popülist hale gelen ve hiçbir toplumsal içerik tasimayan sanatin yayginlastirilmaya çalisilmasi, tüm diktatoryal rejimlerde görülen bir yaklasimdir. Bunu kirmanin tek yolu, sol bir sanat anlayisini yayginlastirmaktan geçer.

Belki de bu nedenle Fazil Say gibi devrimci ve üretken sanatçilara kol kanat germek, onlari asla yalniz birakmamak ve bu alanda kuramlar gelistirerek yollarini temizlemek gerekir. Sol Cephe’nin siyasi yapilanma içinde sosyalist bir kültür sanat politikasini da gelistirmesi önceliklerinden biri olmalidir.

Örgütlü mücadelenin olmazsa olmaz sartlarindan biridir sol sanat.


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster