Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle
Açıklama: Kölelik Kalkmadı
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 03 Aralyk 2013
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 04:58
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=16176
Kölelik Kalkmadi
BM 2 Aralik’i köleligin kaldirildigi gün olarak kabul ediyor. Ancak milyonlarca isçi, köle kosullarinda çalisiyor. Kapitalist modernite sadece isçileri degil, çocuklari, kadinlari, kimlikleri ve inançlari da sömürerek kölece yasami dayatiyor.
Resmen kalkti fiilen sürüyor
Resmen kaldirildigi belirtilse de kölelik fiili olarak sürüyor. Dünyada milyonlarca isçi, güvencesiz ve agir çalisma kosullarinda sömülürüyor. Türkiye’de ise her yil yüzlerce isçi çalisma kosullari sonucu yasamini yitiriyor. Taseronluk ve güvencesiz çalisma egemen sistem durumunda.
Tek çikis yolu birlesmek
Kapitalist modernite, isçilerin yani sira, issizleri, kadinlari, çocuklari, kimlikleri ve inançlari da sömürü degirmeninde ögütüyor. DISK-AR Müdürü Serkan Öngel, köleligin modern bir yüzle yeni bastan hayatimiza girdigini belirtiyor. Tek çikis yolu ise demokratik modernitede birlesmek.
Kadinlardan isçiye destek
Kadin Emegi Platformu, Hacettepe Üniversite Hastanesi’nde isten atilan 40 isçi için baslatilan direnise destek için üniversite kampüsünde açiklama yapti.
Kölelik kalkti kölece çalisma geldi
BM 2 Aralik’i köleligin kaldirildigi gün olarak kabul ediyor. Ancak dünyada 20 milyon isçi kölece çalisma kosullarinda çalisiyor. Kapitalist modernite sadece isçileri degil, çocuklari, kadinlari, kimlikleri ve inançlari da sömürerek kölece bir yasam dayatiyor.
DISK Arastirma Enstitüsü (DISK-AR) Müdürü Serkan Öngel de, 2 Aralik’in yildönümünde, kölelik kosullarindaki çalisma biçimlerini degerlendirdi. Dünya genelinde 20 milyona yakin kölece çalisan insanin oldugunu söyleyen Öngel, “Bunlarin 1.6 milyonu Türkiye’nin de içinde bulundugu bölgede bulunuyor. Türkiye’de özellikle sokaklarda zorla çalistirilan çocuklarin varliklari biliniyor. Uluslararasi alanda Türkiye yeterince veri üretmedigi için elestiriliyor” ifadesinde bulundu.
Kadinlar ve çocuklar agirlikta
Agirlikla kadinlar ve çocuklarin bu sartlarda çalistirildigi belirten Öngel, “Özellikle seks isçiliginde bu tür çalistirma biçimlerinin oldugunu görüyoruz. Türkiye’de ne yazik ki bu tür örneklere rastlamak mümkün. Dolayisi ile olayin aslinda çok boyutlu bir tarafi var. Ama imalat sektöründen insaat sektörüne, hizmet sektörüne bu kosullarda çalisan insanlarin oldugunu biliyoruz” diye belirtti.
Taseronluk yayginlasiyor
Taseronluk sisteminin yayginlastirilmasi, kölelik bürolari denilen özel istihdam bürolarinin açilmasi gibi uygulamalarin yayginlastigini söyleyen Öngel, kidem tazminatinin kaldirilmasi çabalarinin da bununla birlikte ele alinmasi gerektigini ifade ederek, “Çünkü is yeri ile isçi arasindaki bagin kidem tazminati oldugunu biliyoruz, bu bagin ortadan kaldirilmasi düsünülüyor. Isçinin emegini satma özgürlügünün ticaret konusu oldugu bir döneme dogru gidiyoruz. Dolayisi ile aslinda bu da bir tip kölelik olarak adlandirilabilir” dedi.
Sendikalasma orani düsüyor
“Dünya genelinde köleligin kaldirilmasinin yildönümü olan bir süreçte aslinda köleligin yeni bastan baska biçimlerde hayatimiza girdigini söylemek mümkün. Gerçekten insanlarin edindigi vasiflarin bile bir anda yok sayildigi bir süreçten geçiyoruz. Insanlar giderek daha agir kosullarda çalismaya zorlaniyorlar” diyen Öngel, kölece kosullara karsi isçilerin örgütlenme hakkinin elinden alinmasina da dikkat çekti. Öngel, “Türkiye en yogun sendikal hak ihlallerinin yasandigi 20 ülke arasinda. Sendikalasma oranlari da giderek asagi dogru düsüyor. 1986’da her 4 isçiden biri sendikaliysa, bugün bu yirmide biri sendikali. Örgütlenme az oldugu için isçiler de bu kosullara boyun egmek sorunda kaliyorlar. Biz de bu kosullara karsi ‘diren isçi’ diyoruz DISK olarak” seklinde konustuç
Cezaevinde 7 liraya çalisiyorlar
Öngel, kölece çalismanin görüldügü bir baska alanin ise cezaevleri olduguna isaret ederek, “Yine cezaevlerinde kölelik sartlarinda çalisan insanlarin varligindan haberdariz. Cezaevlerinde isliklerde rizalari çok fazla alinmadan, günlük 7 liraya çalismanin zorunlu oldugu çalisma biçimleri var. Bu ‘egitim’ adi altinda yapiliyor ve ciddi problemli bir alan. Dolayisi ile Türkiye bu anlamda, yani kölelik sartlarinda çalistirma kosullari bakimindan, problemli bir alan” dedi.
Kölelik yasaklandi
Ingiltere’de 19’uncu yüzyilin ilk çeyreginde, 1807 yilinda köleligi yasaklayan yasalar çikarildi. Daha sonra ise diger Avrupa devletleri onu izledi. Amerika Birlesik Devletleri’nde 1873 yilinda “Özgürlük Bildirgesi” ile kölelerin özgürlügüne kavusmasi saglandi. Osmanli Imparatorlugu’nda ise kölelik, Sultan Abdülmecit döneminde 1847’de bir fermanla yasaklandi. 1926’da Milletler Cemiyeti bütün dünyada köleligi yasakladi, daha sonra Birlesmis Milletler ise bu hükmü teyit etti. Ingiltere’de çikan yasalar nedeniyle dünyada 2 Aralik köleligin yasaklandigi gün olarak kabul edilirken, 10 Aralik haftasi ise Insan Haklari Haftasi olarak kabul ediliyor.
Kadinlardan direnisçi isçilere destek eylemi
Kadin Emegi Platformu, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde isten atilan 40 isçi için baslatilan direnisin 20’nci gününde üniversitenin tip fakültesi kampüsünde destek açiklamasi yapti. Açiklamada, “Güvencesizlestirmeye karsi kadinlar örgütleniyor direnisi büyütüyor” pankarti açilirken, “Yasasin kadin dayanismasi”, “Direne direne kazanacagiz”, “Zafer direnen emekçinin olacak” sloganlari atildi. Eylemde konusan DISK Genel Sekreteri ve Dev Saglik-Is Genel Baskani Arzu Çerkezoglu, Hacettepe’de 20 gündür süren direnisin en önünde kadinlarin oldugunu belirtti.

Sevdiye Ergürbüz – DIHA
Kölelik Gerçekten Kaldirildi mi?
‘Köle’ ticaretiyle baslayan süreç, ‘beyaz kadin’ ticaretine, ardindan ‘kadin ve çocuk’ ticaretine ve sonunda kapsami daha da genisleyerek ‘insan ticareti’ne dönüsmüstür. Bu durum, magdur profilinde meydana gelen degisimi de ortaya koymaktadir. Köle ticareti döneminde Afrikali kadin ve erkekler dogal köleler olarak kabul edilirken, daha sonra fuhus amaçli ticarette sanayilesmis ülkelerin beyaz kadin ve kizlari potansiyel magdur kitlesini olusturmus, ardindan gelismekte ya da gelismemis ülkelerin erkek, kadin ya da çocuklari insan ticaretinin en temel potansiyel magdurlari olmuslardir.
“Köleligin Kaldirilma Günü” olarak seçilen 2 Aralik, bundan tam 60 yil önce (2 Aralik 1949) BM Genel Kurulu’nda görüsülen “Insan Ticareti ve Baskanlarinin Cinsel Amaçli Suiistimaline Karsi Sözlesme”nin kabul edildigi gündür. 25 Mart günü ise, Transatlantik Köle Ticaretinin Kaldirildigi gün olarak anilmaktadir. Bundan tam 202 yil önce (25 Mart 1807) Ingiliz Parlamentosu Köle Ticaretini kaldiran yasayi kabul etmistir. Dolayisiyla köleligin kaldirilmasi kavramiyla köle ticaretinin kaldirilmasi ayni anlama gelmemekte; ülkeler arasinda alinip satilmasa da kölelik statüsü var olmaya devam etmistir. (Tikla-1) Ancak, ticaretinin yasaklanmasi, köleligin kaldirilmasi tartismalarini da beraberinde getirmis ve insan onurunu agir biçimde zedeleyen bu statü, bu ticaretten azami fayda saglayan ülkelerce 19. yüzyilin ortalarinda resmi olarak kaldirilmaya baslanmistir.
Afrika kitasi, Avrupali güçlerce uzun deniz seferlerine dayanabilen gemilerin insa edilmesiyle karanlik bir devre adim atmis; 16. yüzyildan 19. yüzyila kadar milyonlarca Afrikali, köle tüccarlarinin gemilerine doldurularak yeni kitaya kaçirilmis ve satilmistir. Bu ticaretin öncülügünü Ingiltere, Hollanda, Portekiz, Danimarka, Fransa yapmistir.
Afrika’dan Amerika kitasina dogru yapilan ve insanlik onurunun agir biçimde zedeleyen bu hadiseyi Afrika kökenlilerin ve bu ticareti yapanlarin unutmasi elbette mümkün degildir. Liverpool’daki Uluslararasi Kölelik Müzesi’nin varligi da bunun küçük bir göstergesidir.
Kölelik, insan haklari baglaminda elestirilen ve karsi çikilan ilk kavramlardan birisi olmustur. Köleligin kaldirilmasiyla insanlarin alinip satilmasi yani ticarete konu olmasi engellenmis degildir. Kölelik günümüzde, modern kölelik olarak tabir edilen ancak en ilkel siddet ve baski uygulamalarina mazur kalan magdurlarin ticaretine dönüsmüs durumdadir. Arasindaki tek önemli fark bu magdurlara, kanunlar geregi ‘köle’ denememesidir.
Kisisel ve toplumsal trajedilere sebebiyet veren bu uygulama, suç örgütlerince en karli bir yatirim alanlarindan birisi olarak kabul edilmektedir. Günümüzde, adeta bir köle gibi alinip-satilan; beden gücünden ve cinselliklerinden rizalari disinda istifade edilen milyonlarca insan bulunmaktadir. Magdurlarinin profiline baktigimizda; bunlarin yüzde 66’sinin kadin, yüzde 12’sinin erkek, yüzde 22’sinin ise çocuk oldugu tahmin edilmektedir.(Tikla-2)
Bu suç türünün temel özelligi bireyin baski, cebir, siddet, hile, aldatma, nüfuzu kötüye kullanma gibi yollarla bu insanlarin istismar edilmesidir. Bu istismar köleligin yaygin olarak uygulandigi dönemlerde daha çok cinsel suiistimal ve emek sömürüsünü kapsarken günümüzde bunlara, ileri tip teknolojisinin de etkisiyle yasadisi organ ve doku ticareti de dâhil olmustur. Köle ticaretinde maddi çikarin yaninda sosyo-kültürel, etnik, dini ve siyasi unsurlar da bulunmaktaydi. Oysaki insan ticaretinde temel saik maksimum maddi kazanç elde etmektir. Bu amaçla insan ticareti örgütleri, kölelikte oldugu gibi magduru bir defa degil, defalarca satmakta ve maksimum kar elde etmektedir.
Insan ticaretiyle mücadele çabalarinin kisa tarihine bakacak olursak, 19. yüzyilin son dönemlerinde ve 20. yüzyilin baslarinda uluslararasi toplumu harekete geçiren kavram ‘beyaz kadin ticaretiyle’ mücadele olmustur. O tarihlerde Londra’da, Budapeste’de ve Paris’te çesitli uluslararasi konferanslar düzenlenmistir. Bu Konferanslar agirlikli olarak Avrupa ülkelerinin girisimleriyle ve Avrupali ve Amerikali kadinlarin alinip satilmasinin önüne geçmek üzere toplanmistir.
Resmi olarak ilk defa 1902’deki Paris Konferansinda kullanilan ve Türkçeye ‘beyaz kadin ticareti’ olarak giren ‘white slavery’ kavrami aslinda kurbanlarin renklerinden ziyade, 19. yüzyilin basina kadar yasal ve yaygin olarak uygulanan siyahî köle ticaretinden ayri bir durumu ifade etmek amaciyla kullanilmistir. (Tikla-3)
Bu girisimlerin sonucunda 1904 ve 1921 tarihlerinde beyaz kadin ticaretinin önlenmesine iliskin iki ayri uluslararasi belge imzalanmistir. Bu uluslararasi belgelerde beyaz kadin ticareti suç haline getirilmis ve ardindan Avrupa’nin büyük sehirlerinde beyaz kadin ticaretiyle mücadele etmek üzere özel polis birimleri kurulmustur. (Tikla-4)
Bu noktada sunu da ifade etmek gerekir ki, bu dönemdeki uluslararasi çabalarin arkasindaki itici güç, ülkeler arasinda kadinin cinsel sömürü amaciyla alinip satilmasina karsi yükselen ahlaki ve moral tepkiydi. Örnegin 1904’de imzalanan uluslararasi antlasmada beyaz kadin ticareti, ‘kadin ve kizlarin gayri ahlaki amaçlarla yurtdisinda pazarlanmasi’ olarak tanimlanmistir.
1921’de toplanan Uluslararasi Konferansta, ‘beyaz kadin’ tabirinin irkçi bir anlayisi çagristirdigi düsüncesiyle bu tabirin kullanilmasinda vazgeçilmis ve yerine ‘yasadisi ticarete konu olan kadin ve çocuklar’ ifadesi kullanilmaya baslanmistir. Sonraki yillarda özellikle Avrupa ülkeleri ve ABD’nin konu üzerindeki çalismalari devam etmis ve nihayetinde Birlesmis Milletlerin 1949 tarihli “Insan Ticareti ve Baskanlarinin Cinsel Amaçli Suiistimaline Karsi Sözlesme” devreye girmistir. Yaklasik 50 yil boyunca bu alandaki temel uluslararasi belge hüviyetini tasiyan Sözlesme, 2003 yilinda yürürlüge giren “Insan Ticaretinin, Özellikle Kadin ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasina ve Cezalandirilmasina Iliskin Protokol” (Insan Ticareti Protokolü) ile vazifesini tamamlamistir. (Tikla-5)
Dolayisiyla, ‘köle’ ticareti kavramiyla baslayan süreç, ‘beyaz kadin’ ticaretine, ardindan ‘kadin ve çocuk’ ticaretine ve sonunda kapsami daha da genisleyerek ‘insan ticareti’ne dönüsmüstür. Bu durum, magdur profilinde meydana gelen degisimi de ortaya koymaktadir. Köle ticareti döneminde Afrikali kadin ve erkekler dogal köleler olarak kabul edilirken, daha sonra fuhus amaçli ticarette sanayilesmis ülkelerin beyaz kadin ve kizlari potansiyel magdur kitlesini olusturmus, ardindan gelismekte ya da gelismemis ülkelerin erkek, kadin ya da çocuklari insan ticaretinin en temel potansiyel magdurlari olmuslardir.

(Ömer Ersoy,Arastirmaci) - SDE
YKP-Fem'den Köleligin Kaldirilmasi Günü bildirisi...
YKP-Fem, 2 Aralik Köleligin Kaldirilmasi Uluslararasi Günü nedeniyle bir bildiri yayimladi. Bildirinin tam metni söyle:
"Köleligin yüzyillar önce kinanmasina ve on yillardir birçok insan haklari belgeleri tarafindan yasaklanmasina ragmen, bu gün hala kölelik ve kölelik benzeri uygulamalarin var oldugu bir dünyada ve cografyada yasiyoruz. Günümüzde milyonlarca kadin, erkek ve çocuk köle gibi yasamaya ve çalismaya zorlanmakta. Modern kölelik olarak adlandirilan bu sömürünün sartlari kölelik ile ayni: insanlar mal gibi satilmakta, çok az bir kazanca ya da ücretsiz olarak çalismaya zorlanmakta ve ‘isverenlerinin’ insafina birakilmaktalar.
Modern köleligin bir yüzü ise insan ticaretidir. Insan ticareti, kuvvet kullanarak veya kuvvet kullanma tehdidi ile veya diger bir biçimde zorlama, kaçirma, hile, aldatma, nüfuzu kötüye kullanma, kisinin çaresizliginden yararlanma veya baskasi üzerinde denetim yetkisi olan kisilerin rizasini kazanmak için o kisiye veya baskalarina kazanç veya çikar saglama yoluyla kisilerin istismar amaçli temini, bir yerden bir yere tasinmasi, devredilmesi, barindirilmasi veya teslim alinmasi anlamina gelir.
Uluslararasi Çalisma Örgütü (ILO)’ya göre, dünya çapinda, yaklasik 12.3 milyon insan çalismaya zorlanmaktadir. Bu sayinin yaklasik 2.4 milyonu ise insan ticareti magdurudur. Kadinlar ve kiz çocuklari ise hem cinsel sömürü hem de emek sömürüsü nedeni ile insan ticareti magdurlarinin çogunlugunu olusturmaktadirlar ki bu oran yaklasik yüzde 80’ine tekabül etmektedir.
Kibris’in kuzeyinde ise insan ticaretinin yasaklanmasina iliskin yasal bir mevzuat bulunmamaktadir. Üstelik insan ticareti seks isçiligi ve ev/insaat isçiligi gibi ucuz is gücü sahalari üzerinden devlet tarafindan çesitli politikalarla cesaretlendirilmektedir.
Kibris’in kuzeyindeki yüzlerce kadin seks isçiligi alaninda gece kulüplerinde kölelik sartlarinda çalismaya ve yasamaya zorlanmaktadirlar. Gece kulübü patronlari tarafindan borca baglanan ve kendilerini cinsel hastaliklara karsi koruyamadan zorla çalistirilan kadinlarin pasaportlari devlet tarafindan alinmakta ve devlet hastanesinde dahi kilit altinda tutulmaktadirlar.
Yasada sadece kamu sagligi ve alacagi vergileri düzenleyen devlet, yaptigi ender baskinlarda fuhustan geçimlerini sagladiklari gerekçesiyle kadinlari yargilamakta çogu zaman da sinir disi etmektedir. Ancak bir yandan fuhus iddiasiyla kadinlari tutuklayan otoriteler kadinlarin çalisma kosullari ya da maruz kaldiklari muameleye iliskin herhangi bir sorusturma baslatmadigi gibi köle tacirlerini serbest birakmaktadir.
Yine Kibris’in kuzeyinde, ucuz isgücü kapsaminda birçok kadin insan tacirleri tarafindan istismara ugramaktadir. Çogunlugu ev emekçisi ve yabanci uyruklu olan kadinlar, internet üzerinden ya da turizm acenteleri araciligi ile seçilip adaya getirilmekte ve karin tokluguna 24 saat çalistirilmaktadirlar. Bu kadinlarin yasam sartlari ve durumuna da devlet gözlerini kapamaktadir. Ev isçiligi yapmasi için adaya getirilen bazi kadinlarin emek sömürüsüne ilaveten isverenleri tarafindan tecavüze ugradigi bildigimiz bir gerçekken, insan ticaretini suçlastiran yasal dayanaklarin eksikligi ve sorumlu kisilerin yabanci düsmanligi hesaba katilinca, bu tecrübelerin açiga çikip suçlularin cezalandirilmasi neredeyse imkânsizlasmaktadir.
YKP-fem modern köleligin önlenmesine iliskin insan ticaretini yasaklayan etkin yasalarin geçirilmesi, konu ile ilgili görevlilerin egitilmesi ve magdur kadinlar için destek mekanizmalarinin kurulmasini talep eder.
YKP-fem ayrica 2 Aralik Köleligin Kaldirilmasi Uluslararasi Günü’nde yüzyillar önce sona erdirilen köleligin ülkemizde normallestirilerek devam ettirilmesine sessiz kalmama çagrisi yapar"
www.gorelesol.com olarak,Köleligin Kaldirilmasi Gününü Kutluyoruz.

Haber : Ali Dursun www.gorelesol.com