Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Bunlar mı solcu hadi canım sen de...


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 01 Kasym 2013
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 09:20
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=15972


Bunlar mi solcu hadi canim sen de... 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri sonrasi yasanilan kisisel travmalardan oldukça etkilendigini düsündügüm, yeni bir solculuk türü çikti piyasaya.Merkez medyanin sevdigi türden, sermayeyle kavga etmeyen, ulus devlete karsi post modern bir solculuk. Ekonomik sorunlardan, gelir adaletsizliginden, bölgelerarasi dengesizliklerden, Banglades’te adi fabrika olan yerlerde, insanlik disi sartlarda çalismaya çalisirken yanan insanlarin acilarindan, topraksiz köylüden, aga tahakkümünden, felsefeden, sanattan konusmuyorlar. Solcu olmayi ulusalcilik, Kemalizm karsitligina indirgeyen,“sol”un antikapitalist, antiemperyalist olma niteliklerini, emekten yana hedeflerini, emek sermaye çeliskisini yok sayan/görmezden gelen yeni bir “sol”. Neo-liberalizmin, sermayenin küresel kuruluslarinin kavramlariyla konusuyor ancak kendilerini sosyalist olarak tanimliyorlar. Ulus devlete karsi olduklarindan, ancak güçlü bir merkezi yönetim eliyle gerçeklestirilebilecek bütüncül planlamaya da karsi olduklarini, anti demokratik bulduklarini varsaymak yanlis olmasa gerek. Planlama “out”olunca, piyasa da “in” oluyor dogal olarak. Solun temeli sinif kavramini kullanmamaya özel bir özen gösteriyor, dini ve etnik kimliklerin ifade hakkini, demokrasinin ve bireyin özgürlesmesinin temeli olarak görüyorlar. Ortak düsmanlari, antiemperyalist ve laik nitelikleriyle ön plana çikan ulus devlet. Ulusal bagimsizlik, ulusal kalkinma gibi kavramlari kullanmaktan özellikle kaçiniyor. Sinif kimligi/aidiyeti yerine etnik dini kimlikler/aidiyetler üzerine insa edilmis, çok hukukluluga göz kirpan post modern bir “sol”söylem olusturma çabasinda olduklari görülüyor. Agizlarindan düsürmedikleri sözcükler; “özgürlük” ve “demokrasi”. Dini ve etnik kimliklere, sermayenin tahakkümüne bagimlilik üzerine insa edilmis garip bir özgürlük ve demokrasi anlayisi. Bu açidan bakildiginda, açikça söylemeseler de, devletin “laik” niteligiyle de barisik olmadiklarini laikligi, dini kimliklerin ifade özgürlügü olarak düsündükleri anlasiliyor. “Özgün”/kendine has diye tanimlayabilecegimiz söylemlerini, hiçbir ideolojik ve bilimsel referansa gerek duymaksizin büyük bir sertlikle dille getiriyorlar. Ulusal bagimsizliktan yana olduklarini ölüme giderken dahi agizlarindan düsürmeyen, Deniz Gezmis ve arkadaslarini dahi, bu “özgün” düsüncelerine gerekçe yapma yolunda imkansiz bir çaba içerisindeler. SÖYLEMLERINE KARSI ÇIKTIGINIZ ANDA SIZI KIZIL ELMACILIKLA SUÇLAMAYA HAZIRLAR Bir yandan her görüse saygili olduklarini, bu güne kadar kimseyi alçaltici nitelemelerle tanimlamadiklarini söyleseler de, söylemlerine karsi çiktiginiz anda sizi irkçilikla, fasistlikle, laikçilikle (ne demekse), kizil elmacilikla suçlamaya hazirlar. BDP’nin, Türkiye cografyasinin bütününde örgütlenme çabasinin ürünü oldugu söylenen HDP’ye büyük çogunlukla olumlu baktiklari, bir kisminin, BDP’nin “sol” kavrami kullanilarak Kürt olmayan kesimler nezdinde de HDP adi kullanilarak mesrulastirilmasi sürecinde fiilen yer aldigi anlasiliyor. Herkes istedigini yapabilir, istedigini söyleyebilir süphesiz ki. Amacimiz, bizce hiçbir ideolojik, bilimsel temeli olmayan bu söylemi veya bu kisilerin politik arenada yer alma çabalarini tartismak degil. Daha temel bir soruyu tartismak gerektigi kanisindayiz. Ekonomik iddialarindan, birakiniz sinif temelli örgütlenmeyi, sosyal devletten dahi vazgeçerek, “sol”/”solcu” hatta “sosyal demokrat”olmak mümkün olabilir mi? Birilerinin uzun süredir bu rüyanin pesinde kostugu, kosmakla da kalmayip epeyce de yol aldiklari herkesin malumu. Ismini bilip kullanmaktan hoslandigimiz ancak içinde ne oldugunu merak etmedigimiz“Avrupa solu”, “Maastricht ve Kopenhag Kriterleri” adi altinda yillardir önümüze sürülen sey tam da bu aslinda. Özgürlük ve demokrasi kavramlarini, “girisim hakki” ve “sözlesme hürriyeti” ile “etnik ve dini kimliklere saygi” noktasina indirgeyen yeni bir sol. AB üyesi ülke vatandaslarini yüzde ellilere varan issizlikle, daraltilan sosyal haklarla, iflas eden belediyeler, bölge yönetimleri hatta devletlerle tanistiran, halk adina karar verme hakkini fiilen uluslararasi finans kuruluslarina devretmekte beis görmeyen, piyasa haklari, sermaye haklarinin uluslararasi ölçekte garanti alinabilmesi için seferber olmus, ekonomiye “ideolojik” bakmamak lazim diyen bir “sol”. Sag gibi sol. Ekonomik politikalari siyasetin etki ve denetim alanindan çikarip, serbest piyasayi anayasal koruma altina alma, etnik ve dini kimlikleri ön plana çikararak sinif temelli örgütleri yok etme/güçsüzlestirme politikalarinin altinda hep bu rüya yatiyor. Emegin haklarina degil, sermayenin küresel ölçekli çikarlarina duyarli bir“sol”. Ahmet Müfit Odatv.com

Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster