Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat |
Resimleri Göster
Türkiye neden savaş istiyor?
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 16 Eylül 2013
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 07:37
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=15492
Türkiye neden savas istiyor? - Melisa Kohen
Suriye'ye yönelik emperyalist müdahale konusunda savas cigirtkanliginin basini çeken iki ülke Türkiye ve Israil. Israil'in bunun için kendince tutarli sebepleri olsa da Türkiye neden savas istiyor buna mantikli bir açiklama getirebilecek kimse yok, devletin basindakiler dahil.
Pekala orada yandas medyanin sundugu sekilde muhalif bir halk hareketi olmadigini, Esad'a karsi savasanlarin Batinin besledigi teröristler oldugu apaçik ortadayken akli basinda herkes oraya yapilacak müdahalenin ''insani'' hiç bir amaci olmadigini biliyor. Savas çigirtkanligini yapanlar da bunu biliyor ama hesaplari farkli. Türkiye'nin ufak tefek pürüzler disinda hiç bir sorunu olmayan Suriye ile hesabi ne gerçekten de bilmiyoruz ama bu hesaplarin Türkiye'nin çikarlarina olmadigi gün gibi ortada . Israil'in Suriye ile çok fazla sorunu oldugu açik; bunlardan biraz bahsetmekte fayda var.
Öncelikle bu sorunlari daha iyi anlamak için Israil ve Amerika'nin Esad rejiminden isteklerine bir bakalim:
1. Katar'dan gelecek dogal gaz hattinin Suriye'den Türkiye'ye,oradan da Avrupa'ya aktarilmasi projesine destek vermesi
2.Su an 400 bin kisi olan Ordunun 50 bine indirilmesi
3. Yillardir Suriye halkinin paralariyla alinmis binlerce füze ve diger silahlarin derhal Ürdün'e teslim edilmesi
4. Atatürk barajindan Israil'e yollanacak suyun Suriye'den geçmesine izin verilmesi
5. Israil'in yillar önce isgal ettigi Suriye topragi olan(ve önemli su kaynaklari barindiran) Golan Tepeleri için Israil'le masaya oturulmasi daha dogrusu Israil'in isteklerini kabul etmesi
Simdi de Amerikan resmi dis isleri sitesinde Suriye rejimiyle ilgili çikan raporlari ana basliklariyla ele alalim:
1) ÖZELLESTIRME PROGRAMINI UYGULAYAMAMASI
2) LIBERAL EKONOMIYE GEÇEMEMESI
3) KÜRESELLESMEYE ENTEGRE OLAMAMASI VE DEVLETCILIKTEN KURTULAMAMASI
Sözü simdi de Esad'a birakalim:
1) Suriye’ye hakim olmak,bölgedeki siyasi kararlarin önemli bir kismina hakim olmak demektir. Suriye su anda direnisten yana durusunun bedelini ödüyor
2) Sorunun dis faktörleri emperyalist olan Batili devletlerle ilgilidir.Bu devletler hala isgal ya da diger yollarla kendi bakis açilarini dayatma pesindeler.
3) Sorunun iç faktörlerine gelince,Suriye’de tipki diger ülkelerde oldugu gibi olumlu ve olumsuz seyler var,ancak bu sorunlar bir kesimin diger kesimleri öldürmesine neden olacak seyler degiller.Içerdeki bazi bilinçsiz unsurlar para karsiligi kargasa kaos çikarttilar.
4) Reformlara gelince,biz çok zor sartlar altinda reformlara basladik hala da devam ediyoruz, ancak teröristlerle onlari destekleyen diktatörlükler için reformlarin bir önemi yok,onlar gerçekte kargasa ve kaos pesindeler.
Sorunu yukarida verdigim bilgiler isiginda ele aldigimizda meselenin iç yüzünün ne özgürlük, ne reform ne de demokrasi ile uzaktan yakindan ilgisi olmadigi çok net ortada. Isin özü Suriye'nin bölgede küresel kapitalizme direnmesi ve emperyalist barbarliga direnisin sembolü olmasi ve bu yüzden emperyalizm ve taseronlarinin ana hedefi olmasi.
Israil açisindan Suriye'nin bir baska önemi daha var Hafiz Esad öncesi dönemden bugünlere kadar Suriye, gerek silah, gerek kamp gerekse lojistik destegiyle Filistin direnisinin en önemli müttefiki. Bununla birlikte Israil'in bugüne kadar kaybettigi tek fiziksel savas olan 2006 Lübnan saldirisinda, Hizbullah'in Israil'i hezimete ugratmasinin ana etkeni Suriye ve Esad rejimiydi. Bu savas sadece Israil'in hezimetiyle sonuçlanmadi ayni zamanda bölge için bir milat da oldu. Israil'in yenilmez olmadigini gösterip, Israil karsiti cepheyi hem güçlendirdi hem cesaretlendirdi. Bu tarihten sonra Israil asla taviz vermeyecegini açikladigi meselelerde taviz vermek zorunda kaldi. Iste bu basarida aslan payi Suriye'nindi bunu bizzat Hasan Nasrallah da küresel haydutlara karsi Esad'a destek konusmasinda söyle ifade etmisti:
''Arap ülkeleri Gazze'ye giden ekmege bile amborgo koyarken Suriye hem ekmek hem de füze verdi bize.Sadece Lübnan'daki direnise degil Gazze'ye de füze verdi Suriye. Iste bunun bedelini ödüyor simdi. 2006'da Israil'i biz Suriyenin verdigi füzelerle vurmustuk. Herkesi Suriye halkini ve devrimci ordusunu desteklemeye çagiriyorum.''
Göründügü üzere siyonist barbarligin, Israil'in Suriye rejimiyle düsman olmasi fazlasiyla tutarli ancak bunun yaninda Türkiye'nin Esad rejimine düsman olmasinin tutarli hiç bir yani yok.
Insanlik onuru için emperyalist saldirganliga karsi takinilmasi gereken tavir kosulsuz olarak Suriye halkinin ve Esad rejiminin yaninda yer almaktir. Bunun amasi ya da karsiti siyonist barbarligin tarafidir.
Unutmayalim ''savasa karsiyim ama Esad da söyle böyle...'' söylemlerinin benzeri Irak'ta milyonlarca insanin hayatina, iskencelere, tecavüzlere zemin hazirladi onun için emperyalizm gözünü bu kadar karartmisken tavrimiz net olmali!
Ciddiye alinmayan AKP ortada kaldi...
Kimyasal silah iddiasinda bulunarak Suriye'ye karsi savas çigirtkanligi yapan AKP, Obama-Putin uzlasmasindan haberdar edilmedigi için saldiridan vazgeçme karari sonrasi ortada kaldi.
Sam’daki kimyasal saldiri iddiasinin ardindan Suriye’ye karsi istekli yabanci devletlerin saldirmasini en fazla isteyen ülkeler Türkiye, Israil ve Suudi Arabistan’di. Bu üç ülke de saldirida basi çekmesi beklenen ABD’yi ikna etmek için yogun faaliyet yürütüyordu.
Saldiri seçeneginin masadan kaldirilmasi, geçen hafta Rusya’nin St. Petersburg kentinde düzenlenen G-20 zirvesinde sekillendi. Zirve sirasinda Rusya lideri Vladimir Putin, ABD Baskani Barack Obama’yla görüstü. Görüsmede, Suriye’nin elindeki kimyasal silahlari uluslararasi örgütlere teslim etmesi karsiliginda bu ülkeye saldirilmamasi konusunda görüs birligine varildi.
Bu uzlasma, günler sonra kamuoyuna duyuruldu. Kapali kapilar ardinda karar baglanmisti. Aradan geçen günlerde ABD ve müttefikleri, müdahale yanlisi tavirdan adim adim vazgeçerek, kendi kamuoylarini yeni duruma hazirladilar.
Bugünden geriye bakildiginda, saldiridan vazgeçilmesi kararinin, savas yanlisi ülkelerden Israil’e de mustulanmis oldugu görülüyor. Israil’in Haaretz gazetesi, G-20 zirvesi günlerinde Obama-Putin arasinda Suriye konulu bir gizli toplanti yapildigini haberlestirmisti. Ardindan Israil Savunma Bakani Mose Yalom, “Suriye’ye müdahale olsa da, olmasa da Israil’in avantaji korunur” demisti.
AKP’liler ise belli ki Obama-Putin uzlasmasi sonrasi bilgilendirilmedi. Bu nedenle günlerce ABD’nin yönelimiyle örtüsmeyecek biçimde savas çigirtkani bir söylemi sürdürdüler ve sonunda köseye sikistilar.
(soL - Haber Merkezi)
Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat |
Resimleri Göster