Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat |
Resimleri Gizle
Rusya Suriye'yi sattı,İran cesaret verdi...
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 27 A?ustos 2013
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 06:12
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=15272
Rusya Suriye'yi satti,Iran cesaret verdi...
Olagan süpheliler dügmeye basti.
Kimler bunlar? Sözde NATO, özde ABD, Fransa ve Ingiltere...
Tarihi, katliam ve savas suçlariyla dolu “Uygar Bati”, ayni Ergenekon Davasi’nda oldugu gibi adalet, BM filan tanimiyor, uluslararasi hukuku sakiz gibi çigniyor.
Olagan Süpheliler dedik ama bir de asil failler var. Bunlar son kimyasal saldiri dahil, Suriye’de öldürülen 100 binin üzerinde insanin kanini ellerinde tasiyan, Suudi Arabistan, Israil, Katar ile bunlarin planlarina lojistik destek saglayan AKP hükümeti, Ürdün; tetikçileri El Kaide ve Müslüman Kardesler ile diger terör örgütleridir.
Iddialara göre, bu persembe gecesi ABD, Ingiltere ve Fransa, Suriye’deki hedeflere “sinirli” füze saldirilari düzenleyecekmis. Bunun için ABD savas gemileri Suriye kiyilarina konuslanirken, Ingiliz savas uçaklari da Kibris’taki üssü kullanacakmis.
Mis-mis diyorum çünkü bizim Hürriyet ve hatta Sözcü gibi gazeteler bile agizlari sulanarak savas planlari grafikler filan yayinliyor. Israil etkisi büyüktür bizim basinda. Yandaslari da asar bu etki. Iddia onlara ait.
Peki ne oldu da, bu açikça bir Suudi-Israil tezgahi oldugu belli olan kimyasal silah saldirisi sonrasi, BM denetçilerini bile beklemeyip acilen Sam’i vurma karari gündeme geldi?
Suriye Cumhurbaskani Besar Esad’in verdigi denetim izninden bile korkup, denetçi heyetin üzerine ates açan Suudi-Israil ajanlari nereden kuvvet aldilar sizce?
Rusya ve kismen Iran’dan cesaret aldilar.
OBAMA DA IKNA ODASINA ALINDI MI
Özellikle Rusya, çok daha belirleyici bir güç olarak Suriye’yi resmen satisa getirdi.
ÖSO’nun basina bir Suudi ismi getiren ve son saldirilarin tertipleyicisi olarak görülen Suudi Istihbaratinin basi Bender Bin Sultan’in Moskova temaslari ile Rus Disisleri Bakani Sergey Lavrov’un ABD ve Israilli muhataplariyla dönen yogun pazarliklari sonucu bu asamaya gelindi.
Ve Lavrov’a, bir açik çek anlamina gelen su sözleri söylettiler: “Suriye için kimseyle savasmak niyetinde degiliz”
(Bu arada bu kritik ifadeleri haberinde kullanmayan Aydinlik Gazetesi’ni de ayipladim. Yalan makinasi yandaslari kaale almasak da Aydinlik çok degerli ve önemli. Haber senin olmasini istedigin degil, gerçekte olan bitendir. HV)
ABD’nin Ortadogu’daki “Öz” evlatlari Israil ve Suudi Arabistan’in baskilari, Rusya dogalgaz ve petrolünün fiyatlandirildigi OPEC’in tutumu (savas olursa petrol/dogalgaz degerlenir; Moskova kazanir) ve söz konusu ikilinin diger olasi tehdit/rüsvet trafigi Rusya’nin son tutumunda etkili oldu.
Hatta bu noktada benim sahsi düsüncem, Israil ve Suudi Arabistan lobisinin tehdit ve rüsvetleriyle Putin kadar Obama’nin da ikna odasina alindigi yönünde.
Barack Obama, açik seçik bir savas suçlusu olan selefi George W. Bush’un konumuna düsmekten çekiniyor. BM karari olmadan sahte delillerle tecavüz edilen Irak ve Afganistan’da yasananlarin gün gelip tarihi bir davanin konusu olmaya yatkin oldugunu biliyor.
Onun için sinirli bir müdahale diye, “acimayacak bak bi vurup gidecegiz” demeye getiriyorlar. Ama ne yaparlarsa yapsinlar, Fransa’nin sözde sosyalist Baskani Hollande da selefi fasist Sarkozy (Libya’daki saldiriya ön ayak olan) ile ayni savas suçlari sandalyesinde yerini alacaktir. Ingiltere’nin “yumusak” yüzlü Basbakani David Cameron da öyle.
Rusya’nin hesaplarinda ABD’nin olasi bir Suriye saldirisinda daha da çok güç kaybina ugrama beklentisi de olabilir. Ancak Bati kapitalizmine, Rus tipi bir “tek adam” otoriterligiyle baglanmaya çalisan Vladimir Putin, daha önce Libya’da oldugu gibi, Suriye’de de kagittan kaplan rolüyle giderek daha çok güven kaybina ugrayacak gibi görünüyor.
Çin için de Rusya kadar olmasa da benzer elestiriler getirilebilir. Sanghay Isbirligi Örgütü ve diger Avrasyaci olusumlar, olasi bir Suriye saldirisi ile büyük yara alacaktir.
Uluslararasi iliskilerde sadece maddi çikarlar mevzu bahis degildir. Güvenilir, tutarli ve güçlü olmak orta ve uzun vadede çok önemlidir.
Iran’i ele alirsak, yeni molla Devlet Baskani “ilimli” Hasan Ruhani’nin ilk açiklamasinda kimyasal saldiri konusunda adres vermekten kaçinmasi da Bati cephesine güç kazandirmis olmali.
Yine de Rusya ve Iran’in bir B planlari olma olasililigini bir kenarda tutmak lazim.
Mesela Suriye’ye füze ve hava savunmasi yardimi yaparak, Hizbullah’in Lübnan’da Israil’e ilk yenilgisini tattirdigi 2006’ya benzer bir sonuç hesabi yapmalari mümkün.
Ama su asamada eldeki veriler aksini gösteriyor.
TÜRKIYE HER HALÜKARDA KAYBEDER
Ankara’nin tutumuna bakarsak…
AKP Hükümeti 3 seneden beri Suriye’deki iç karisikliginin en güçlü aktörlerinden biri. Israil ve ABD adina (ve kendi aleyhine) yapmadigi kalmadi. Yarim milyon mülteci, El Kaide ve diger terörist lejyonlara hamilik, silah ve mühimmat sevkiyati vb.
800 kilometreden fazla sinir kalbura döndü. Esad gitse, El Kaide ya da PKK ile komsu olacagiz. Suriye’ye bir saldiriya TSK’nin da müdahil olmasi, Türkiye’yi çok daha beter bir duruma sokacaktir.
NATO saldirisi olarak gerçeklesecek bir tecavüzde “Gavur Izmir”deki NATO Komuta Merkezi’nin yönetici rol almasi AKP’nin hiç sevmedigi bu kenti de hedef yapacaktir. (Bir tasla iki kus mu?)
Iran’in 4 bin km. menzilli Sahap füzelerine kimyasal baslik yerlestirilip Izmir’in vurulmasi Türkiye’yi uzun ve acili bir savasin esas tarafi bile yapabilir.
Belki Ruslar bunu da hesapliyordur. Suriye’ye karsi NATO’nun ileri karakolu Türkiye piyon degisimi.
Türkiye zaten agir bir ekonomik krizin esiginde. Dolar 2 lirayi asti. Dogusu PKK isgali altinda. Askerlerin kaymak tabakasi hapiste, uslu masabasi komutanlarla nereye varilir bilinmez.
Savas olmasa da Türkiye çalkantili bir sürecin içinde.
Savasa girerse daha da çok kaybeder. Kazanan sadece koltuklarinin derdindeki hükümet olur. Savas bahanesiyle muhalefeti tamamen ezmek için yeni bahaneye kavusur.
Mevcut polis devleti, olur sana askeri bir sikiyönetim ülkesi.
Alevi – Sünni çatismasi riski de tasiyan bu hengamede, 12 Eylül’de Yunanistan’a verilen tavizler gibi Kürdistan da kurulmus olur.
Ama sonunda Alevisi de Sünnisi de, Türkü de Kürdü de kaybeder.
Son bir not…
ABD’nin öz evlatlari belki tüm bu günahlarinin bedelinden kaçmayi basarir ama “üvey evlatlar”a kaçis lüksü verilmez, inanmayan Vietnam’a, Iran’a, Filipinler’e baksin.
Hüseyin Vodinali
Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat |
Resimleri Gizle